YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Emine Erdoğan ‘TİKAD Sevgi Yolu Kampanyası’nın gala yemeğine katıldı
Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan, Türkiye İş Kadınları Derneği, TİKAD’ın ‘Sevgi Yolu Kampanyası’ gala yemeğine katıldı. Terör mağduru ailelere yardım amacıyla düzenlenen gecede Erdoğan bir konuşma yaptı.
Emine Erdoğan ‘TİKAD Sevgi Yolu Kampanyası’nın gala yemeğine katıldı
01 Mayıs 2016 / 02:00 Güncelleme: 01 Mayıs 2016 / 00:35

Dünyanın sevgi kıtlığı yaşadığı bir çağda, 'Sevgi Yolu Kampanyası'nın insanın içini ısıttığını söyleyen Emine Erdoğan, 'Sevmek, sorumluluktur, fedakarlık gerektirir' dedi. Aslolanın sevgiyi dilden kalbe indirmektir olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, 'Allah'ın verdiği nimetlere şükrün yolu, elimizde olanı paylaşmaktır. İnsanlığın yaralarına pansuman yapabilmektir.' dedi. Terör mağduru ailelerin acılarını biraz olsun dindirmek ve şehitlerin emaneti çocukları geleceğe hazırlamak için seferber olmak gerektiğini söyledi.

Programa Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare Davutoğlu'nun yanısıra Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, milletvekilleri, iş, sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı. TİKAD Sevgi Yolu Kampanyası' kapsamında toplanacak yardımlar, terör mağduru ailelerin ihtiyaçları için kullanılacak.

Erdoğan'ın konuşmasının tam metni şöyle;

Türkiye İş Kadınları Derneği 'nin çok değerli başkanı ve mensupları,

Kıymetli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, bu güzel buluşmanın hayırlara vesile olmasını diliyorum. TİKAD çatısı altında, ülkemiz demokrasisine güç katan siz gayretli kadınlarımızı takdirle takip ediyorum. Emekleriniz için, ülkem adına hepinize şükranlarımı sunuyorum. Terör mağdurları için başlattığınız 'TİKAD Sevgi Yolu Kampanyası'nın, duyarlı vatandaşlarımızın da desteğiyle, katlanarak büyüyeceğine gönülden inanıyorum.

Dünyanın sevgi kıtlığı yaşadığı bir çağda, 'Sevgi yolu kampanyası', insanın içini ısıtıyor. Terör gibi karanlık düşünceler, dünya başkentlerini hedef alırken, yapılabilecek en güzel şey, sevgi yolunda buluşmaktır. Türkiye zaten bu yolun kavşak noktasıdır. Sevginin büyük ismi Mevlana'nın öğretisi, ülkemizin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiştir. Şimdi bütün mesele, onu dolaşıma sokmak, hayatımıza gerçek anlamda hakim kılmaktır.

Değerli Dostlarım,

Kainatın mayası, sevgidir. Sevgi nereye girerse, oraya hayat verir. Fakat sevmek, aynı zamanda sorumluluktur. Fedakarlık gerektirir. Aslolan, onu sözden kalbe indirebilmektir. Bu konuda, tasavvuf büyüklerinden rivayet edilen güzel bir hikaye var. Sizlerle onu paylaşmak istiyorum. Bir ermişe sormuşlar; 'Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşatanlar arasında ne fark var?' diye... 'Bakın göstereyim' demiş. Bir sofra hazırlamış ve önce, sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları davet etmiş. Herkes gelip, oturmuş. Davetlilere, sıcak çorba ile birlikte, sapı bir metreyi bulan uzun derviş kaşıkları verilmiş.

Ermiş, 'kaşıkların ucundan tutup öyle içeceksiniz' diye şart koşmuş. Kaşıklar uzun geldiği için, misafirler döküp saçmaktan çorbayı içememiş ve sofradan aç kalkmışlar. Sonra ermiş, sevginin anlamını gerçekten bilenleri davet etmiş. Bu sefer, yüzleri aydınlık, bakışları sevgi dolu insanlar gelip, sofraya oturmuşlar. Uzun saplı kaşıkları çorbaya daldırıp, karşılarında oturan kardeşlerine uzatarak çorbaları afiyetle bitirmişler. Böylece, herbiri diğerini doyurmuş ve şükürle sofradan kalkmış. Kıssadan hisse; Kim ki sofrasında yalnız kendini doyurmayı düşünürse, aç kalır. Kim ki, kardeşini düşünür, onu doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulur. Hakikat aleminde, alan değil, veren daima kazançtadır.

Dünyaya hepimiz farklı özelliklerle geliyoruz. Allah kimine güzelliği, kimine malı, kimine evladı, kimine gücü, kimine de merhameti daha çok veriyor. Ve bizlerden, onların şükrünü bekliyor. Şükrün bir yolu da, elimizde olanı paylaşmaktır. Başkasının acısına ortak olmaktır. İnsanlığın yaralarına pansuman yapabilmektir. Emin olun, elimizdekini paylaştıkça Allah onun bereketini artırıyor.

Bildiğiniz üzere Türkiye, gayri safi milli hasılaya göre dünyanın en cömert ülkesi. Dünyanın tüm mağdur ve mazlum coğrafyalarına el uzatıyoruz. Peki bu kadar çok verirken, dünden daha mı fakiriz? Hayır! Aksine daha zengin bir ülkeyiz. Çünkü, tüm bunları, dünyanın en zengin ülkesi olduğumuz için değil, insani sorumluluğumuz için yaptık. Allah da, ülkemizin yolunu açtı. IMF'ye olan borcumuzu kapattık. Dünyanın sayılı ekonomileri arasına girdik. Bereket dediğimiz şey, tam da bu değil mi?

Üstelik son beş yıldır, 3 milyona yakın Iraklı ve Suriyeli kardeşimizi ülkemizde misafir ediyoruz. Batılı ülkeler, birkaç bin mülteci almak için, nice siyasi pazarlık yapıyor. Oysa biz, devletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve milletimizle hiç düşünmeden, kar-zarar hesabı yapmadan gönüllerimizi açıyoruz. Ülkemizde doğan 150 bin Suriyeli çocuğa vatan oluyoruz.

Kıymetli Misafirler,

Ne yazık ki, gerek ülkemizde, gerekse dünyada terör, öncelikli gündem maddesi. Hergün nice canlar yanıyor. Ülkemiz son 35 yılda, 40 bin insanını teröre kurban verdi. Nice ailenin ocağına ateş düştü. Nice yetim ve dul geride kaldı. Ne yaparsak yapalım, onların sevdiklerini geri getiremeyiz. Fakat acılarını belki biraz dindirebiliriz, çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlayabiliriz. İşte şimdi onlar için seferber olma zamanı! Sevgiyi, eyleme dökme zamanı!

Devletimiz terörle mücadele adına gereken herşeyi yapıyor. İnşallah artık yolun sonuna geldik. Terör kendi karanlığında yok olmaya mahkumdur. Şimdi bizler, vatandaşlar olarak terörün acılarını sarıp, evlatlarımızı geleceğe hazırlamakla mükellefiz. Şehitlerimizin emanetlerine karşı en büyük sorumluluğumuz, onların yüküne omuz vermektir.

TİKAD Sevgi Yolu Kampanyası, Doğu ve Güneydoğu illerimiz başta olmak üzere, terörden zarar gören illerimizdeki aileler için samimi bir eylem planıdır. Gerek ailelerimizin acil ihtiyaçlarını karşılamak, gerekse eğitim yuvaları açmak için bir sevgi hareketidir.

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,

Yüreklerimizdeki sevgiyi diriltmenin tek yolu, başkalarına yardım etmektir. Çünkü, sevginin tartısı fedakarlıktır.

Unutmayalım, bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından birşey kaybetmez. Burada oluşturduğumuz birlik ve beraberlik, terör mağduru kadınlarımızı, çocuklarımızı daha güçlü kılacağı gibi, teröre karşı da bir duruş olacaktır. Mayasında birlikte yaşama tecrübesi ve kardeşlik olan bir coğrafyada terör asla hedefine ulaşamaz.

Bu duygularla sözlerime son verirken, ruhlarımızın sevgiyle yücelmesini, terör mağduru şehirlerimizin kardeşlikte yeniden dirilmesini umud ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler