YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Edepsizlik tartışması için kim ne dedi?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Danıştay'ın yıldönümü törenini terketmesine çeşitli kesimlerden farklı tepkiler geldi.
Edepsizlik tartışması için kim ne dedi?
11 Mayıs 2014 / 08:43 Güncelleme: 11 Mayıs 2014 / 08:54

Danıştay’ın kuruluş yıldönümü törenine Başbakan Tayyip Erdoğan ile TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ‘edepsizlik’ tartışması damga vurdu.

Feyzioğlu’nun eleştirilerine öfkelenen Başbakan Erdoğan, yerinden kalkarak, “Edepsizlik yapıyorsun.” dedi. Feyzioğlu, “Edepsizlik yapan ben değilim.” diye karşılık verince Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül’ü de yanına alıp salonu terk etti. Erdoğan'ın, Danıştay'ın yıldönümü törenini terketmesine çeşitli kesimlerden tepkiler geldi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu: Erdoğan, devlet yönetme ehliyetini kaybetti

Danıştay töreninde ortaya çıkan tablo, devlet yönetme ehliyetini kaybetmiş birinin tutum ve davranışlarının topluma yansımasıdır.

Yalçın Akdoğan: Hukukçu şovmenlik yapmamalı

Danıştay toplantısında yaşananlara, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı ve AKP Ankara MilletvekiliYalçın Akdoğan da, "Hukukçu'nun siyaset yapması da, şovmenlik yapması da yanlıştır" sözleriyle tepki gösterdi.

Akdoğan, Twitter'dan paylaştığı mesajlarda şöyle dedi;

"Milletin emanetine sahip çıkmak da, siyaset kurumunun izzet ve onurunu korumak da siyasetçinin görevidir.
Nezaket , üslubun yumuşaklığıyla değil, saygılı, ölçülü ve adaletli olmasıyla ölçülür."

Yargıçlar Sendikası: Başbakan’ın tahammülsüzlüğüne şahit olduk

“Danıştay’ın kuruluş yıldönümü törenlerinde Başbakan’ın yargının asli ve kurucu unsuru olan savunmanın sesine ve eleştirilere tahammülsüzlüğüne bir kez daha tanık olduk. TBB Başkanı’nın konuşmasına karşı verdiği nezaketsiz tepki kabul edilebilir değildir.

Danıştay Başkanı’nın, töreni saygısızca terk eden Başbakan’ın arkasından giderek konuklarını yalnız bırakması yargının bağımsızlığı ilkesine uygun düşmemiştir. Koruma görevlilerinin Danıştay binasında vaziyet almaları, içlerinde yüksek yargıçların bulunduğu topluluğun salona hapis olunması, yargıya bakışın ve verilen değerin kötü bir tezahürü olmuştur.”

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik: Feyzioğlu, vesayet partisinde yer alma yarışına girdi

Barolar Birliği Başkanı, hukuk adına değil, yargı vesayeti adına bir konuşma yaptı. Yargısal aktivizmin vahim bir örneği. Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken eski Türkiye zihniyeti yargı üzerinden sistematik bir saldırı gerçekleştiriyor. Bu konuşmalar hukuk adına yapılmıyor. Sivil siyaseti kuşatmak için yapılıyor. 

Vesayet zihniyeti "silahsız kuvvetler göreve" talimatı veriyor, birileri cübbelerini giyerek "emredersiniz" diyor. Türkiye'de sivil siyasete karşı bir tür "vesayetin silahsız kuvvetleri partisi" kurulmaya çalışılıyor. Bu yapılan konuşmalar "vesayet hareketi partisi"nde yer kapma yarışının ürünleri.

Ankara Barosu Başkanı Sema Aksoy: Feyzioğlu’nun sözlerinin altına biz de imza atıyoruz

Sayın Başbakan’ın konuşmasından sonra Sayın Barolar Birliği Başkanı’na göstermiş olduğu tepki de hatırlanacak olursa burada esas olan demokrasiye tahammülsüzlüktür. Cumhurbaşkanı’nın ve çok sayıda yargı mensubunun olduğu bir ortamda, Sayın Başbakan’ın bireysel çıkış niteliğindeki müdahalesini devlet geleneği içinde üzüntüyle karşılıyoruz. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu’nun tüm konuşma içeriği barolar ve avukatlar başta olmak üzere hâkim, savcı, yargı çalışanı ve vatandaşları, yani tüm toplumu ilgilendiren sorunlara ilişkindir. Söylenilen her sözün altına Ankara Barosu olarak biz de imzamızı atıyoruz.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop: TBB Başkanı, siyaset yapmak istiyor

Anayasa Mahkemesi Başkanı, siyasi içerikli bir konuşma yapmıştı. Şimdi de Barolar Birliği Başkanı, Danıştay programında siyasi parti başkanı gibi değerlendirmeler yapıyor. Yakışıksız bir tavırdır, tutumdur. Barolar Birliği Başkanı kendisi bir program yapsa, o programda konuşsa, o davetliler o programa gitmez. Cumhurbaşkanı’mız da o programda bulunmaz, Başbakan’ımız da o programda bulunmaz. Barolar Birliği Başkanı’nın siyaset yapmak istediğini biliyoruz. Bir siyasi partinin genel başkanlığı için adı telaffuz edilen bir kişi.

İstanbul Barosu: Başbakan olmak kimseye saygısızlık hakkını vermez

TBB Başkanı, konuşmasını yaparken Başbakan'ın müdahalesine ve hakaretamiz sözlerine maruz kalmıştır. Birlik Başkanı'nın konumunun ve sıfatının gereği olarak yaptığı konuşmaya Başbakan'ın bu şekilde müdahale hakkı yoktur. Esasen yapılan bir müdahale olmaktan ziyade tahammülsüzlüğün de ötesinde bir saldırı, taciz ve saygısızlıktır. Bu saldırıyı tüm barolara ve avukatlara yapılmış kabul etmekte ve şiddetle kınamaktayız. Başbakan olmak kimseye, hele savunma makamını temsil eden Birlik Başkanı'na, üstelik konuk olduğu bir ortamda böyle bir saygısızlık yapma hakkını vermez. 

Emekli Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel: Bu tavır, düşünce ve ifade özgürlüğüne darbe

Feyzioğlu’nun konuşmalarının önemli bir bölümünü ben de paylaşmıyorum; ama aykırı görüşlere karşı tahammül göstermek lazım. Herkes Başbakan gibi düşünmek zorunda değil. Başbakan’ın bu tavrını düşünce ve ifade özgürlüğüne darbe olarak görüyorum. Bu davranış Türkiye’yi hem içeride hem de dışarıda kötü yapıyor. Başbakan’ın bugünkü tavrı, tahammülsüzlüğünün geldiği fizikî durumu gösteriyor. Eğer Feyzioğlu orada ekonominin ne kadar iyi olduğunu, Kürt açılımının ne kadar iyi gittiğini söyleseydi 2 saat da konuşsa Başbakan bir şey demezdi. Ayrıca Başbakan bu davranışıyla Danıştay’a da saygısızlık yapmıştır.

Cumhurbaşkanı'na saygısızlık

Zeynep Gürcanlı'nın Hürriyet'te yer alan haberine göre, MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Başbakan Erdoğan'ın "Cumhurbaşkanı'nın bulunduğu bir yerde bu şekilde davranmasının, Cumhurbaşkanı Gül'e saygısızlık" olduğunu söyledi.

 Vural, Hürriyet'e yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanı'nın bulunduğu bir yerde Başbakan'ın bu şekilde davranması, bizzat Cumhurbaşkanı'na saygısızlıktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de, Başbakan Erdoğan'la birlikte salondan ayrılmasını "devlet geleneğimize uygun olmayan davranışlar" olarak nitelendiren Vural, şöyle dedi:

"Devletin ve milletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı'nın, Başbakanın talimatı ya da yönlendirmesiyle hareket etmemesi lazım.  Cumhurbaşkanı'nın hazır bulunduğu yerde, tüm protokol Cumhurbaşkanı'na göre düzenlenir. Cumhurbaşkanı'nın bu tip tepkisel davranışlarla yönlendirilmesi, AKP'nin seçimle ilgili girdiği bir hesap denkleminin sonucudur. Makamları ve mevkileri kendi gelecekleri ve parti geleceği için düşündükleri için düştükleri akıbet budur." 

Vural, Cumhurbaşkan'nın bulunduğu bir ortamda, Başbakan Erdoğan'ın kürsüdeki konuşmacı ile oturduğu yerden polemiğe girmesinin de uygun olmadığını vurgulayarak, "Bu tavır, Cumhurbaşkanı'na saygısızlıktır. Cumhurbaşkanı'nın da, Başbakan'la birlikte ve onun yönlendirmesiyle salonu terk etmesi Cumhurbaşkanlığı makamına yakışmamıştır."

Bakan Çelik: Yargı vesayeti adına konuştu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşmasına kızıp, Danıştay toplantısını terk etmesine hükümetten ilk tepki,  Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'ten geldi.

Feyzioğlu'nun, "hukuk adına değil, yargı vesayeti adına" konuştuğunu vurgulayan Bakan Çelik, "Türkiye'de sivil siyasete karşı bir tür "vesayetin silahsız kuvvetleri partisi" kurulmaya çalışılıyor. Bu yapılan konuşmalar "Vesayet Hareketi Partisi"nde yer kapma yarışının ürünleri" dedi.

Çelik, Twitter'dan yaptığı açıklamada, Feyzioğlu'nun konuşmasını "yargısal aktivizmin vahim bir örneği" olarak nitelendiren Bakan Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken eski Türkiye zihniyeti yargı üzerinden sistematik bir saldırı gerçekleştiriyor. Bu konuşmalar hukuk adına yapılmıyor. Sivil siyaseti kuşatmak için yapılıyor. Vesayet zihniyeti "silahsız kuvvetler göreve" talimatı veriyor, birileri cübbelerini giyerek "emredersiniz" diyor. Siyaseti GDO'lu ürün haline getirmek için yargı kürsülerini, genetik laboratuvarı gibi kullanmaya kalkıyorlar.

Bilmedikleri şudur: Artık vesayet zihniyeti bir "mumya zihniyet"tir. Her dirilme hamlesi daha çok çürümesini sağlayacak".

‘Yargı'nın en büyük meselesi’

"Yargı kürsülerinin, sivil siyasete taarruz odağı olması, yargının en büyük meselesidir" diyen Çelik, yargının kendini sivil siyasetin rakibi konumuna sokmak isteyen bu kişilere karşı "net duruş sergilemesi gerektiğini" de vurguladı. Çelik şöyle konuştu;

"Türkiye'de sivil siyasete karşı bir tür "vesayetin silahsız kuvvetleri partisi" kurulmaya çalışılıyor. Bu yapılan konuşmalar "Vesayet Hareketi Partisi"nde yer kapma yarışının ürünleri. Fakat ne yapılırsa yapılsın, halk kazanacak, sivil siyaset galip gelecek..."

CHP'li Tanrıkulu: Otoriter eğilimin dışa vurumu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu,  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Yargıtay'ın geçen yılki kuruluş yıldönümünde de TBB Başkanı Feyzioğlu'nun konuşma yapmasına tepki gösterdiği hatırlatan Tanrıkulu, "Belli ki Başbakan, TBB Başkanı Feyzioğlu'nun kendi huzurunda konuşmasını istemiyor" dedi.

Yargının on yıllar içinde oluşturduğu gelenek içinde, TBB Başkanı'nın, yüksek yargı organları törenlerinde "yargılamanın parçası olan savunma adına" konuşma yaptığını vurgulayan CHP'li Tanrıkulu, "Yargının, on yıllardır oluşturduğu bir gelenek var. O geleneğe göre yargılamanın parçası olan savunma ve savunmanın meslek örgütü olan TTB, Danıştay, yargıtay gibi yüksek yargı organlarının törenlerinde konuşma yapar. Bu Başbakan Erdoğan'dan önce de böyleydi, Başbakan'dan sonra da devam edecek, oturmuş bir yargı geleneğidir" dedi.

‘Savunma mesleğini, yargının parçası olarak görmüyor’

Tanrıkulu, Başbakan Erdoğan'ın "savunma mesleğini, yargının parçası olarak gören anlayışta olmadığını" da belirterek, "Başbakan savunma mesleğine karşı tahammülsüz. Başbakan, demokrasinin en temel kuralı olan düşünce özgürlüğüne, bu kapsamda eleştiriye açık değil. Bu, giderek artan otoriter eğilimin dışa vurumu" diye konuştu.  
Daha önce TC tarihinde hiçbir Başbakan'ın bir yargı kuruluşu yıldönümünde, kendisi eleştiriye uğradığı için toplantıyı terk etmediğine de dikkat çeken Tanrıkulu, "yakınlarına tavsiyem, Başbakan'ı ikaz etmeleri" dedi.

‘Cumhurbaşkanı'nın tavrı da yakışıksız’

Tanrıkulu, Cumhurbaşkanı Gül'ün de Başbakan'la birlikte salondan ayrılmasını ise, "Cumhurbaşkanı'nın tavrı da yakışıksız" sözleriyle yorumladı. 

CHP Genel Başkan Yardımcısı, şöyle konuştu;

"Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın gitmesini engellemesi gerekirdi. Bunu yapamıyorsa, kendisinin gitmemesi gerekirdi."

CHP’li Hamzaçebi: Başbakan'ın gerçek fotoğrafı budur

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi de, Başbakan'ın Danıştay toplantısını terketmesini, "Başbakan'ın gerçek fotoğrafı budur" sözleriyle yorumladı. Hamzaçebi, "Başbakan, yine bağımsız yargıya, farklı ve aykırı seslere tahammülü olmadığını gösterdi" dedi.Hamzaçebi şu ifadeleri kullandı:

‘Feyzioğlu, eleştirince kötü çocuk oldu’

"Başbakan, 17 aralık operasyonundan kendisini ve bakanlarını kurtarmak için, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ile ittifak kurmakta sakınca görmemişti.

Feyzioğlu o zaman, önerileriyle Başbakan için iyi çocuk olmuştu. Şimdi eleştiri yaptığı için kötü çocuk oldu. Başbakan'ın gerçek fotoğrafı budur. Bağımsız yargı istemiyor.
‘Cumhurbaşkanı son kozlarını oynuyor’

Cumhurbaşkanı Gül'ün de toplantıdan, Başbakan Erdoğan ile birlikte ayrılmasını ise Hamzaçebi şöyle yorumladı;

"Cumhurbaşkanı, öyle anlaşılıyor ki, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Başbakan ile işbirliği içerisinde. Bu işbirliğinden kendisine bir sonuç çıkacak gibi bir düşünce içerisinde. O nedenle Başbakan'la birlikte hareket ediyor. Cumhurbaşkanı, son kozlarını oynuyor. Belki Recep Tayyip Erdoğan bana birşey verir diye düşünüyor. İkisinin de tutumu yanlıştır. Cumhurbaşkanı ve Başbakan, bir yüksek yargı organının töreninde, TBB Başkanı'nın konuşmasına katılmasa bile, tahammül etmek, onu dinlemek zorundadır."

Gürsel  Tekin: Terk etmesine değil, toplantıya gitmesine şaşırdım

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ise, Başbakan'ın tavrını "son derece doğal" olarak nitelendirdi. Tekin, "Kendilerinin bir dönem ilah olarak kabul ettiği, bugünkü iktidarın varlık sebebi olan, AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın eleştirisine tahammül edemeyen bir Başbakan, TBB'nin eleştirisine tahammül edebilir mi? Son derece doğaldır. Bunu doğal karşılıyorum. Geç bile kalmış. Ben toplantıyı terketmesine değil, o toplantıya gitmesine şaşırdım" dedi.
‘Bu tavırlar, Abdullah Gül'ü tekrar cumhurbaşkanı yapmaz’

Cumhurbaşkanı Gül'ün de, Başbakan ile birlikte salondan ayrılması konusunda ise Tekin, "bunu da apayrı bir şaşkınlıkla izledim. Bu tavırlar onu tekrar Cumhurbaşkanı yapmaz .Sayın Gül'ün tavrını şaşkınlıkla izledim" dedi.

Hasip Kaplan: İktidar olan, daha sabırlı olmalı

HDP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan da, Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi yüksek yargı organlarının yıl dönümlerinde genellikle konuşmaların "eleştiri dozu sert" yapıldığına dikkat çekerek, "İktidarlar da buna alışık olmalı diye düşünüyorum" dedi. 
Kaplan, "Sayın Başbakan her zaman buna cevap verme imkanına sahip. Önce Anayasa Mahkemesi, sonrası bu da eklenince, demek ki, bazen sinirler yay vaziyetinde boşalıyor" diye konuştu.

‘Gül'ün böyle bir durum içinde olması hoş olmadı’

Kaplan, Cumhurbaşkanı Gül'ün de Başbakan'la birlikte salondan ayrılması konusunda ise, "Sayın Gül'ün de böyle bir durum içinde olması, hoş bir fotoğraf olmadı. Ancak demokratik toplumlarda eleştiriler sert olabilir, iktidar olanların biraz daha sabırlı olması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

 

Basbakanin Yapisi
 // Süleyman Mutlu
Basbakanin cikisini kisisel olarak degerlendirmek lazim. Insan vardir, yanlis sözlere göz yumar, insan vardir her söze 'evet' diyemez; hak olmayan sözlere karsi susamaz, misalen Basbakan gibi. Tamam, belki orada o müdahaleyi yapmayip sonradan bir aciklama ile isi halledebilirdi, fakat yanlisa tahammül edemedigi icin orada öyle bir cikis yapti; kimilerine göre yaptigi 'yiğitliktir' kimine göre de 'saygisizliktir' veya şöyle söyleyelim: 'uysal koyunluktur'. Cumhurbaskanida 'dava arkadasim...
11 Mayıs 2014 12:25
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler