YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Ecnebi maşası örgütle mücadele ettim"
İstanbul merkezli yapılan Paralel Operasyon dosyasında çarpıcı ifadeler var.
"Ecnebi maşası örgütle mücadele ettim"
16 Aralık 2014 / 06:47 Güncelleme: 16 Aralık 2014 / 06:53

Tahşiyecilerin lideri Mehmet Doğan, Gülen’i eleştirince El Kaide, İBDA-C ve Hizbullah iddialarıyla teknik ve fiziki takibe alındı. Soruşturma başlatılıp sahte delil üretildi.

Mehmet Doğan: Ecnebi maşası örgütle mücadele ettim

Devlet egemenliğini ele geçirmek amacıyla örgüt kurduğu” iddiasıyla paralel yapıya yapılan operasyonun temelini oluşturan ‘Tahşiyeciler grubuna’ yönelik açılan davanın dosyasında şok bilgiler yer alıyor. Paralelcilerin, Gülen’e muhalif Mehmet Doğan Hoca ile arkadaşlarını tasfiye etmek için aldırdığı Teknik-fiziki takip kararları ve aramalar kumpası tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.  Bir numaralı şüphelisi Fetullah Gülen’in olduğu ve aralarında Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı ile Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın da gözaltına alındığı soruşturmada, şüpheliler 2009-2010 yıllarında yürütülen ‘Tahşiyeciler grubuna yönelik’ soruşturmada ‘sahte delil üretmekle’ suçlanıyor. 2009- 2010 yılında yürütülen ‘’Taşhiyeciler’’ soruşturması kapsamında rubun önde gelen ismi ‘’Molla Muhammet’’ adıyla bilinen emekli imam Mehmet Doğan’ın arasında bulunduğu bazı isimlere dava açılıyor. Halen devam eden davada Doğan ile birlikte 5 sanık 17 ay tutuklu yargılanıyor. Sanıklar Mayıs 2011 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tahliye edildi.

İsimsiz ihbarla operasyon

Soruşturma ‘Mehmet Doğan’ın da ses kaydının bulunduğu’ bir CD’nin emniyete isimsiz ihbar ile gönderilmesiyle başlıyor. İhbarın ardından bir süre teknik ve fiziki takibe alınan şüphelilere operasyon düzenleniyor. Ancak sanıklar ve avukatları ‘yapılan operasyonun’ hukuka aykırı olduğunu ilk duruşmadan itibaren ısrarla vurguluyor. İtiraz noktalarından biri ‘teknik ve fiziki takip kararları’... İddianamede sanıklar, terör örgütü kurmak ve üye olmak ile suçlanırken, ancak alınan dinleme ve izleme kararları ‘terör örgütü iddiasıyla’ alınmamış.  Avukatlar ve sanıklar, duruşmalarda teknik ve fiziki takip kararlarının yasaya aykırı olduğunu, bu yolla toplanan delillerin geçersiz sayılmasını istedi.

Parmak izleri polisin

İkinci bir itiraz ise ‘evrakta sahtecilik’ yapıldığı iddiası. Bu itirazın gerekçesi ise aramalarda polisler tarafından tutulan tutanaklar. Duruşmada tanık olarak dinlenen polislerden, bazıları aramalardan 10. 30 gibi ayrıldıklarını belirtti. Ancak dava dosyasında saat 11.00 ‘den sonra tutulan tutanaklar var. Avukatlar ve sanıklar, bu arama tutanaklarının sahte olarak hazırlandığını ve imzalandığını iddia ediyor. Davanın en kritik konusu ise aramalarda elde edilen bombalar...

ramalarda bulunan el bombalarına ilişkin ‘polis kamerası görüntülerinin eksik olması (bombanın bulunduğu anın olmaması) ve bombaların üzerinde sanıkların değil polislerin parmak izinin çıkması.

Mehmet Doğan: Maşa olan örgütle mücadele ettim

Tahşiyeciler kumpasında 17 ay hapis yatan Mehmet Doğan hoca yaşadıklarını STAR’a anlattı: “1971’de fitne İslam alemine girdi. Hoşgörü ile İslam sulandırıldı. Ecnebilerin maşası olan bu örgütle mücadele ettim. Bazı ülkelerin maşası olan bu örgütler Türkiye’de oluştu. Yapılan yanlışları ortaya koyduk. Kitaplarımda da bunları yazdım. Gizli maşanın İslam ülkesinde yaptığı tahribatı düzeltmeye çalıştım. Devletler arası diyaloğ var. Ama dinler arası diyaloğ olamaz.

Biz bunları yaparken bizim aleyhimizde çaba gösterdiler. Beyefendinin bu konuda şikayeti var. Ben İstanbul’da namaz kılarken yakalandım. Hiçbir suç unsuru bulunmadı. Yapılan aramada, silah, bomba ve hatta yasak bir kitap bile bulunmadı. O eve bırakılan üç bombada da polisin parmak izi çıktı. Hastayım, görme sorunum var. Gece hiç görmüyorum. Koluma takılmadan yürüyemiyorum.17 ay hapise girdim.”

M.Nuri Turhan: "Bizzat Gülen'den şikayetçiyim"

Tahşiye operasyonu başlatan şikayetin sahibi Tahşiye Yayınevi’nin kurucusu M. Nuri Turhan: “Hakkımızdaki dava süreci Fethullah Gülen’in 6 Nisan 2009’daki, Tahşiyecilerle ilgili bir konuşmasıyla başladı.  24 Nisan 2009’da Emniyet İstihbarat Şube Başkanı Ali Fuat Yılmazer, Emniyet Müdürlüğü’ne  bizim hakkımızda bir rapor verdi.’El Kaide’, ‘Hizbullah’ ve “İBDA-C”yi desteklediğimize dair bir rapordu bu. Alakasız üç örgüte bizi destekçi yaptı. Orada 20 kişinin ismi vardı. Bunlardan 7’si hakkında herhangi bir işlem yapılmadı.

Fakat 6 Mayıs 2009’da savcı Kadir Altınışık vasıtasıyla mahkemeden dinleme kararı alındı. Böylece soruşturma başladı ve büyütüldü. Hakkımızdaki ihbar mektubu da yine dosyayı güçlendirmek için Eylül ayında yazılmış. Çünkü ortada herhangi bir ihbar ve şikayet benzeri bir şey yokken bir soruşturma başlatılmış. Bombalardaki delil dedikleri parmak izleri polislere aitti.

Hüseyin Büyükfırat: "Gülen ölmesini istiyordu"

‘Tahşiye’ komplosunda örgütün finansörü olmakla itham edilen Hüseyin Büyükfırat: “Fethullah Gülen,  dinlerarası diyalogu başlatınca ipler koptu. Mehmet Doğan, Rumuz-u Kur’an-ı yazdı. Yani Gülen grubunu eleştirdi. Said Nursi’yi öven Mehmet Doğan, Gülen’i çok rahatsız etti. Rumuz-u Kur’an’da Gülen grubunun 2014 yılında biteceği anlatılıyordu. Hal böyle olunca Gülen onu bitirmek için harekete geçti. Tahşiye ve Rahle yayınevi önce hedefe konuldu.

Operasyonda evlerde bulunan yayınevlerine ait kitaplar, İmam Gazali’nin kitapları terör örgütüne delil yapıldı. Mehmet Doğan, aylarca camı kırık soğuk bir cezaevi koğuşunda yattı. Adli Tıp’ın ‘ilaçlarını kullanmazsa ölecek’ raporu iki kez yolda kaybedildi. Bu rapora rağmen ilaçları kendisine verilmedi. Cezaevinde ölüme terk edildi. Fethullah Gülen, onun ölmesini istiyordu. Mehmet Doğan 20 yıl Afganistan’da yaşadı dediler o da yalan çıktı.”

Mustafa Kaplan:  O savcı yargıtay üyesi oldu

Tahşiye operasyonu sonucu 16 ay cezaevinde kalan Gazeteci Mustafa Kaplan: “Hiçbir somut gerekçe ortaya koyamadan El- Kaide’nin Türkiye, Azerbaycan, Almanya, Ortadoğu sorumlusu yaptılar. Mantık diye bir şey yok. 2010’da içeri aldılar, emri Gülen verdi. Bizzat televizyon programı aracılığıyla. Bombalardaki parmak izlerinin polislere ait olduğu tutanaklara geçti. Buna rağmen mahkeme başkanı seyretti. Ne yapabilirim.

Bizi terör örgütü üyeliğine sokup, hakkımızda Türkiye çapında bir hareket yaptılar. Balyoz davasında içeri alınacak gazetecilerden biri de bendim. Hukuki süreç işliyor diye susmayı tercih ettik. Suç duyurusunda bulundum. İddianameyi düzenleyen savcı şu an Yargıtay üyesi K. A. Dosyayı sağlama almak için her halde Yargıtay’a gitti.”

 

STAR

..
 // Allah perişan etsin
bu kadar zulum yapan bir yapının yaptıkları artık gayretullaha dokunmuştur, yazıklar olsun...
16 Aralık 2014 Salı 09:46
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler