YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dünyada vicdani ret uygulamaları
Dünyada vicdani ret uygulamaları
16 Kasım 2011 11:44
AİHM tarafından vicdani retle ilgili tazminata mahkum olan Türkiye, konuyla ilgili Avrupa'daki örnekleri incelemeye aldı. Avupa Konseyi'ne üye 47 ülkeden sadece Türkiye ve Azerbaycan, vicdani reti yasal bir hak olarak kullanmıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından birçok kez vicdani retle ilgili tazminata mahkum edilen Türkiye, bu konuyla ilgili düzenleme yapmaya hazırlanıyor. Konuyla ilgili Avrupa örnekleri ve AİHM kararlarını inceleyen Türkiye, kısa süre içinde vicdani retle ilgili karar alacak.

Birçok Avrupa ülkesinde vicdani ret bir hak olarak tanımlanıyor, vicdani retçilere belirlenen sürelerde, anakolları, hastaneler, huzurevleri gibi kurumlarda kamu hizmeti yaptırılıyor.

Basit olarak ''bir bireyin kendi ideolojik, ahlaki veya dini görüşlerine dayanarak askerlik hizmeti yapmayı, silah tutmayı ve savaşmayı reddetmesi'' olarak tanımlanan ''vicdani ret'', Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in konuya ilişkin Milli Savunma Bakanlığının çalışma yaptığını söylemesi ve ''Bu hafta içinde olmazsa önümüzdeki hafta içinde karar aşamasına gelinmiş olacak. Çok kısa süre içinde bunu Bakanlar Kurulunda görüşeceğiz'' sözleri üzerine tekrar Türkiye gündemine geldi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da konuyla ilgili düzenleme yapmak üzere, AİHM kararları ve Avrupa örneklerini incelediklerini açıkladı.

AİHM tarafından vicdani ret konusunda birçok kez tazminata mahkum edilen Türkiye, bu konuyla ilgili ilk defa 2006 yılında Osman Murat Ülke adlı vatandaşın açtığı davada, 11 bin Avro tazminata mahkum edildi. Osman Murat Ülke, ''felsefesine aykırı'' olduğu gerekçesiyle askerlik yapmayı reddetmiş ve bu nedenle defalarca hapis cezasına çarptırılmasını AİHM'e taşımıştı. AİHM, 2006'da verdiği kararda, ''askerlik yapmayı reddeden bir kişiye karşı insan onurunu küçük düşürücü muamelede bulunulduğunu, bunun da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi tarafından güvence altına alınan 'kötü muamele ve işkenceyi önleme' maddesinin ihlal edilmesi anlamına geldiğini'' kaydetmişti.

Mahkeme, felsefi görüşlerinden ötürü askerlik yapmayı reddedenlerle ilgili Türk ceza yasalarının yetersiz olduğunu ve konunun sadece askeri kanunlarla çözümlendiğini tespit ederek, Türkiye'nin bu konuda yasal bir düzenleme yapması gerektiğini vurgulamıştı.

Türkiye'de ''vicdanı retçi'' olduğunu belirterek askerlik görevini yerine getirmeyenler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 318. maddesinde düzenlenen ''halkı askerlikten soğutma'' hükmü uygulanıyor. Bu hükümde, ''halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası'' öngörülürken, eylemin basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılıyor.

Vicdani reddin Avrupa'daki uygulamaları

Avrupa Konseyine üye 47 ülke arasında yalnızca Türkiye ve Azerbaycan'da vicdani ret yasal bir hak olarak kullanılmıyor. Avrupa Birliğine üye 27 ülkenin 14'ünde de zorunlu askerlik hizmeti bulunmuyor. Geri kalan 13 ülkede ise vicdani retçiler için alternatif hizmetler uygulanıyor.

Askerlik konusunda farklı uygulamalar bulunan bazı Avrupa ülkelerinde, zorunlu askerlik uygulamasının yanında vicdani ret bir hak olarak düzenleniyor, bazı ülkelerde ise zorunlu askerlik uygulanmıyor.

Vicdani ret konusunda 1920 yılında ilk hukuki düzenlemeyi yapan İsveç'te, zorunlu askerlik uygulaması devam ediyor, vicdani retçiler için de zorunlu kamu hizmet süresi öngörülüyor. İsveç'te vicdani retçiler için öngörülen zorunlu kamu hizmet süresi, 7,5 aylık zorunlu askerlik süresiyle eşit tutuluyor.

Askerlik görevini anayasal olarak düzenlenen Almanya da vicdani ret hakkını vatandaşlarına tanıyor. İlk vicdani ret düzenlemesini 1949 yılında İkinci Dünya Savaşının ardından yapan Almanya'da, ilk başlarda vicdani retçiler için öngörülen hizmet süresi, askerlik hizmetinden uzun olsa da, 2004 yılında yapılan yasal değişikliklerle bu süre 9 ay olarak düzenlendi. Almanya'da vicdani retçiler sivil hizmetlerini genelde anaokulları, hastaneler, rehabilitasyon merkezleri ve huzur evleri gibi kurumlarda yerine getiriyor. Bu kişiler Kızıl Haç gibi birçok kuruluşun başlıca personelleri arasında yer alıyor.

Finlandiya'da vicdani ret bir hak olarak 1931 yılında düzenledi. Ortalama 8,5 ay askerlik yapan Finlandiyalılar, vicdani ret talebinde bulunmaları halinde de muadil hizmet süresi olan 395 gün kamu hizmetlerinde çalışıyor.

Sadece ''dini ve ahlaki'' değerlere dayanan vicdani ret

Sadece ''dini ve ahlaki'' değerlere dayanan vicdani ret başvurularının kabul edildiği Danimarka'da ise politik nedenlere dayanan vicdani ret başvuruları reddediliyor. Ortalama 9 ay askerlik yapılan Danimarka'da vicdani retçiler için öngörülen hizmet süresi de askerlik hizmeti için öngörülen süreyle aynı. Danimarka'da vicdani retçiler muadil hizmet kapsamında müze, tiyatro, sinemalarda ve hastanelerde çalışıyor, engellilerin bakımlarına yardımcı oluyor.

Vicdani ret Avusturya'da da bir hak olarak tanımlanıyor. Zorunlu askerlik süresinin 6 ay olduğu Avusturya'da, vicdani retçiler için öngörülen hizmet süresi 9 ay. Bu ülkede vicdani retçilerin hizmetleri İçişleri Bakanlığına bağlı Muadil Hizmet Komisyonunca yürütülüyor. Vicdani ret başvurusu reddedilen kişi Komisyonun üst organına itirazda bulunabiliyor. Devlet ise bir başvurunun kabul edilmesine itiraz edemiyor. Başvurucu anayasal bir hükmün ihlal edildiğini ileri sürerse konuyu Anayasa Mahkemesine de götürebiliyor. Avusturya'da da vicdani retçiler hastanelerde, yaşlı, engelli ve mültecilere yardım hizmetlerinde çalıştırılıyor.

Estonya, Litvanya, Ukrayna ve Güney Kıbrıs Rum kesiminde de zorunlu askerlik hizmetinin yanı sıra vicdani ret de bir hak olarak uygulanıyor. Belçika, Hollanda, Fransa, İspanya, Slovenya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Malta, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, İtalya, Letonya, Makedonya, Portekiz, Romanya ve Slovakya'da da zorunlu askerlik uygulaması bulunmuyor. Bu ülkelerin bazılarında vicdani ret bir hak olarak tanımlanıyor.

''Türkiye için zorunluluk''

Konuyu değerlendiren Karadeniz Teknik Üniversitesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, AİHM'nin vicdani reddi bir hak olarak kabul ettiğine işaret ederek, Türkiye'nin de imzaladığı uluslararası sözleşmeler gereği AİHM kararlarını yerine getirmek zorunda olduğunu vurguladı. Hakyemez, Anayasanın iç hukuk normlarıyla uluslararası hukuk normlarının çakıştığı yerde uluslararası hükümlerin uygulanacağına ilişkin 90. maddesi gereği Türkiye'nin vicdani reddi mevzuatına dahil etmek durumunda olduğunu ifade etti.

Anayasanın ''Vatan Hizmeti'' başlıklı 72. maddesinde ''Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir'' hükmünün yer aldığını anımsatan Prof. Dr. Hakyemez, Anayasada askerlik hizmetinin ne şekilde yerine getirileceği konusunun kanunla düzenlenebileceğine vurgu yapıldığını belirtti. Hakyemez, ''Vicdani ret için anayasada değişiklik yapmaya gerek yok, bu konu kanunla düzenlenebilir'' dedi.

Türkiye'nin yavaş yavaş profesyonel askerliğe geçtiğini ve profesyonel askerliğin hayata geçirilmesiyle vicdani ret düzenlemesine de gerek kalmayacağını dile getiren Hakyemez, ''Türkiye'de insanlar ömürlerinin en verimli dönemlerinde askere gidiyorlar. Basit, temel askeri eğitimden geçen kişilerin de askeri olarak yeterli olması mümkün değil. Üniversite mezunları, nitelikli insanlar, akademisyenler askerde atıl işlerde çalıştırılıyor. Bu insanlar askere gitmeyip kamu hizmetlerinde görevlendirilirse ekonomiye de katkı sağlayacaklardır'' diye konuştu.

''Askerlik yükümlülüğü bir anayasal ödev değil''

Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sabahattin Nal da Avrupa ülkelerinin büyük kısmında vicdani reddin bir hak olarak tanındığını belirterek, Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosunun üye ve taraf ülkelere vicdani reddin tanınması yönünde tavsiye kararları olduğunu anımsattı.

Avrupa'daki vicdani ret uygulamasının örneklerinde, insanlara alternatif hizmetler sunulduğunu, kişinin eğitim durumuna göre kamu hizmetlerinde çalıştırıldığını ifade eden Doç. Dr. Nal, AİHM kararlarına göre de vicdani retçinin en fazla askerlik süresinin iki katına kadar kamu hizmetlerinde çalıştırılabileceğini söyledi.

Türkiye'de Anayasanın 72. maddesininde düzenlenen ''vatan hizmeti'' başlıklı maddede askerlik sözünün geçmediğine işaret eden Doç. Dr. Nal, ''Nelerin vatan hizmeti olacağı kanuna bırakılmış. Anayasada askerlik hizmetinden bahsedilmiyor, vatan hizmetinden söz ediliyor. Askerlik yükümlülüğü bir anayasal ödev değil, amir hüküm değil. Vatan hizmetinin de ne olacağı kanun koyucuya bırakılmış. Tamamen vatan hizmetinden muaf tutulma yok, yasa koyucu bir alternatif hizmet getirdiğinde de anayasal hüküm yerine getirilmiş olur. Açıkça söylemek lazım, vicdani retçilere alternatif hizmet tanınması anayasaya aykırı düşmez'' diye konuştu.

''Türkiye'de kanun koyucu, Anayasa'daki vatan hizmetinden askerlik hizmetini anlamış ve bu yönde düzenleme yapmış'' diyen Sabahattin Nal, silah altına alınmayı reddedenler için de Türk Ceza Kanunu ve Askeri Ceza Kanununda çeşitli hapis cezalarının öngörüldüğünü belirtti.

Doç. Dr. Nal, AİHM'nin Türkiye'ye ''açıkça vicdani reddi tanıyacaksın'' demediğini, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan ''hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz'' hükmü uyarınca tazminata mahkum ettiğini hatırlatarak, ''Vicdani ret konusunda yasal düzenleme yapılmazsa, vicdani retçiler hapis cezalarına mahkum edilmeye devam edilirse, bu kişiler AİHM'e giderek, Türkiye'yi zor duruma düşürmeye devam ederler'' dedi.

Nal, ''Avrupa Konseyinin içindeysek, sözleşmeye tarafsak, AİHM'in yargı yetkisini kabul ettiysek, vicdani ret gerekçesiyle insanları cezalara çarptırmanın mantığı yok. Vicdani ret hakkını tanımazsak Türkiye savaş zamanında bile askıya alınmayan insanlık suçundan, insanlık dışı kötü muameleden mahkum olmaya devam edecektir'' değerlendirmesinde bulundu.

Vicdani reddin ilk defa bu kadar yoğun şekilde ve sorumlu kişiler tarafından Türkiye gündemine getirildiğini ifade eden Doç. Dr. Nal, ''Bundan sonra geri dönülmesi problem olacaktır. AİHM ile uğraşmamak için bunun bir biçimde çözülmesi gerek'' diye konuştu.

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler