YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Diyanet: Asla kabul edilemez
Diyanet: Asla kabul edilemez
06 Nisan 2012 21:32
Diyanet İşleri Başkanlığı, Suudi Arabistan Baş Müftüsü'nün açıklamalarına tepki gösterdi.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Suudi Arabistan Baş Müftüsü'nün ''Arap Yarımadası'ndaki kiliselerin yıkılmasıyla'' ilgili açıklamalarına ilişkin, ''Kiliseleri yıkma düşüncesi hem İslam'ın temel kaynaklarına hem de 14 asırlık medeniyet tecrübesine yabancı ve aykırı bir düşüncedir. Asla kabul edilemez'' değerlendirmesinde bulundu.

Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, başta yurt dışında bulunan dini kurumlar olmak üzere, Başkanlığa ve Din İşler Yüksek Kurulu Başkanlığı'na yöneltilen sorular üzerine açıklama yapılması zorunluluğunun doğduğu belirtildi.

Açıklamada, Suudi Arabistan Baş Müftüsü'nün Arabistan Yarımadası'ndaki ''İslam dışı dinlere ilişkin dini mekanların yıkılması konusundaki beyanatının'' Müslüman kamuoyunda ve başkanlıkça ''çok talihsiz bir açıklama'' olarak değerlendirildiği bildirildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Farklı dinlere karşı gösterdiği tolerans ve hoşgörüyle, diğer inanç mensuplarının hak ve hürriyet alanlarının güvence altına alınması gibi konularda emsalsiz bir din olma özelliğini asırlardır koruyan İslam'ın mensuplarının böyle bir beyanatı kabullenmesi mümkün değildir.

Kiliseleri yıkma düşüncesi hem İslam'ın temel kaynaklarına hem de 14 asırlık medeniyet tecrübesine yabancı ve aykırı bir düşüncedir. Asla kabul edilemez. Her şeyden önce bu görüş, sevgili Peygamberimizin başta Necran Hıristiyanları olmak üzere Suud ve Yemen Hıristiyanları ile bizzat imzaladığı sözleşmelerin hem metnine hem de ruhuna aykırıdır. Asırlarca farklı dinleri, farklı kültürleri ve farklı mabedleri ahlak ve hukuk temelinde birlikte yaşatabilmiş bir medeniyetin mensuplarının böylesine yanlış ve yabancı bir görüşü kabul etmeleri mümkün değildir.''


-Din İşleri Yüksek Kurulu kararı-


Din İşleri Yüksek Kurulu'nun da konuyla ilgili aldığı karara yer verilen açıklamada, İslam'ın temel bir ilke olarak din özgürlüğünden yana olduğu ifade edildi.

Açıklamaya göre kararda, Kur'an-ı Kerim'de açıkça yer alan ''Dinde zorlama yoktur'' ilkesinin  her insanın kendi özgür iradesiyle, kendi dinini seçme ve özgürce yaşama hakkını verdiği belirtildi.

Dini ve kültürel farklılıkların, bazı ayetlerde ilahi iradenin bir sonucu olarak ifade edildiği vurgulanan kararda, bu sebeple gerek Kur'an gerekse onu duyuran İslam Peygamberinin, din ve düşünce hürriyetini teminat altına alacak hükümler getirdiği vurgulandı.

İslam'ın din özgürlüğüne bakışındaki gerçekçi yaklaşımın, mabetlerin korunması ve onlara saygı duyulmasını da beraberinde getirdiği işaret edilen kararda, Kur'an'da da hangi dine ait olursa olsun mabetlerin koruma altında olduğunun çok açık bir şekilde belirtildiği kaydedildi.

''Bazı kaynaklarda Hz. Peygamber'e, bazı rivayetlerde ise bazı sahabilere izafe edilen 'Arap Yarımadası'nda iki farklı dinin bir arada bulunamayacağını' ifade eden rivayet ise oldukça zayıftır ve delil olmaya elverecek ölçüde değildir'' ifadesine yer verilen kararda, Hz. Muhammed'in hayatında görülen birçok uygulama ve buyruğun da bu rivayetin aksini gösterdiği belirtildi.

İslam'ın, din özgürlüğü çerçevesinde herhangi bir mabedin yıkılmasını, mabetlere saygısızlık yapılmasını dahi tasvip etmeyeceği vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi:

''Başta Hz. Peygamber döneminde olmak üzere Endülüs'ten Selçuklu'ya ve Osmanlı varıncaya kadar asırlardır İslam dünyasında görülen 'birlikte yaşama tecrübesi'nin yanı sıra global dünyadaki yaşanan tecrübeler dikkate alındığında medyaya yansıyan bir takım talihsiz ifadeler barış dini olan İslam'ın gerçek yüzünü yansıtmamaktadır.

Bir fetva olarak kayıtlara girmesinin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğu bu açıklamanın kısa zamanda düzeltilmesi Müslüman kamuoyunun en temel hakkı ve beklentisidir.'' AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler