YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dışişleri'nde Facebook dönemi
Dışişleri'nde Facebook dönemi
03 Aralık 2009 21:29
Dışişleri Bakanlığı, ABD, İngiltere ve İsrail gibi pek çok ülke tarafından etkin şekilde uygulanan kamu diplomasisi yürütmeye hazırlanıyor. Bu çerçevede bakanlık, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım ağlarına girmeyi de planlıyor.

Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Namık Tan, kamu diplomasisi stratejisi çerçevesinde, kamuoyunu oluşturan geniş çevre ile daha yakın bir iletişim ilişkisi içerisine gireceklerini belirterek, "Bu iletişimin kurulmasında, dönemsel istişare toplantıları gibi klasik yöntemlerin yanı sıra, Facebook ve Twitter gibi modern iletişim platformlarından da yararlanacağız" dedi.

Dışişleri Bakanlığı, kamu diplomasisinin yapılandırılması çerçevesinde bugün ilk adımı attı. Bakanlık'ta gerçekleştirilen video-konferans ile Uluslararası Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (KSYÖ) Genel Direktörlüğü'ne seçilen Lahey Büyükelçisi Hüseyin Üzümcü, Dışişleri Bakanlığı Fatin Rüştü Zorlu Toplantısı Salonu'nda toplanan basın mensuplarına açıklamalarda bulunduğu ve soruları cevaplandırdı.

Üzümcü'den önce kamu diplomasinin yapılandırılması ilişkin yürütülen çalışmalar hakkında basın mensuplarına bilgi veren Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Namık Tan, günümüz sosyo-politik ortamda, dış politika yaklaşım ve icraatlarının, doğru iletişim kanalları üzerinden ve kapsamlı bir 'kamu diplomasisi stratejisi' çerçevesinde, yerli, yabancı ve uluslararası kamuoyuna layıkıyla izah edilebilmesinin önem ve öncelik kazandığını söyledi. Bugün gerçekleştirilecek olan video-konferans etkinliğinin, bir süredir bakanlıkta koordinasyonunu üstlendiği 'kamu diplomasisinin' yapılandırılmasının da bir parçasını oluşturduğunu vurgulayan Tan, şunları kaydetti: 

'FACEBOOK VE TWİTTER'DEN YARARLANACAĞIZ'  

'Kamu diplomasisi faaliyetlerinden kastımız, dış politikamızın ulusal çıkarlarımız çerçevesinde belirlenmesinde ve yürütülmesinde, yerli, yabancı ve uluslararası kamuoyunun eğilimlerini, hassasiyetlerini ve endişelerini de anlayacak iki yönlü bir iletişim stratejisi geliştirmek olacaktır. Bu yaklaşım çerçevesinde, bakanlığımız merkez ve dış teşkilat bünyesindeki kurumsal hazırlıklar devam ediyor. Birazdan kısmen ilk uygulamasını göreceğimiz teknik alt yapımızın da tamamlanmasını müteakip, basın kuruluşlarımızdan düşünce kuruluşlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan üniversitelere kadar, kamuoyumuzu oluşturan geniş çevre ile daha yakın bir iletişim ilişkisi içerisine gireceğiz. Bu iletişimin kurulmasında, dönemsel istişare toplantıları gibi klasik yöntemlerin yanı sıra, Facebook ve Twitter gibi modern iletişim platformlarından da yararlanacağız." 

Tan, kamu diplomasisi alanının, dış politikanın yürütülmesine yeni bir vizyon ve yeni bir çalışma penceresi olacağına işaret ederek, "Bu yeni çalışma penceresi, alışık olduğumuz klasik diplomasi uygulamalarının ötesine geçecektir" diye konuştu. 

- VİDEO-KONFERANS -

Tan'ın konuşmasının ardından Lahey Büyükelçisi Üzümcü, video-konferans aracılığıyla basın mensuplarına, Temmuz 2010'de devralacağı KSYÖ Genel Direktörlüğü hakkında ve yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. Örgütün hem kimyasal silahların imhasını, hem de buna kaynak olan kimya sanayinin denetimini yaptığını anlatan Üzümcü, dünyada kimyasal silahların yasaklanmasına ilişkin sözleşmeye 188 ülkenin taraf olduğunu, Türkiye'nin bulunduğu bölgede ise Mısır, Suriye ve İsrail'in sözleşmeye taraf olması için görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Üzümcü, bugüne kadar mevcut 70 bin ton kimyasal silahın yüzde 50'sinin imha edilebildiğini kaydetti.

ABD ve Rusya gibi ülkelerdeki kimyasal silah stoklarının imhasında karşılaşılan en önemli sorunun teknik sorun olduğunu vurgulayan Üzümcü, örgüt denetçilerinin Türkiye'de de denetimlerde bulunduğunu bildirdi.

'IRAK'TAKİ SİLAHLARIN BİR KISMINI ABD VE İNGİLTERE İMHA ETMİŞ' 

Üzümcü, bir gazetecinin sorusu üzerine, 11 ülkenin bildirdiği rakamlara göre kimyasal silah stokunun 70 bin tonun üzerinde olduğunu, bunlardan 4'nün imha çalışmalarını tamamladığını bildirdi. Bu 4 ülkenin Arnavutluk, Hindistan, Güney Kore ve Libya olduğunu belirten Üzümcü, Libya'daki çalışmalarda sona yaklaşıldığını söyledi.

Sözleşmeye son olarak Irak'ın taraf olduğunu ve yapılacak olan programla Irak'taki kimyasal silahlarında imha edileceğini ifade eden Üzümcü, imha işlemleri içinde ilk önce tesis kurulması gerektiğine belirtti. Üzümcü, Irak'taki kimyasal silahların bir kısmının ABD ve İngiltere tarafından imha edildiğini bildirdi.

Irak'taki kimyasal silah stokunun uzmanlarca tespiti ve nasıl imha edileceğine ilişkin yapılacak olan bir planın KSYÖ İcra Kurulu'nda onaylanması gerektiğine işaret eden Üzümcü, ancak bunun önümüzdeki dönemde mümkün olabileceğini kaydetti.  

'İRAN, ÖRGÜTÜN OLDUKÇA FAAL BİR ÜYESİDİR' 

Nükleer silahlara sahip olan İran'ın sözleşmeye taraf olmasına ilişkin bir soruya Üzümcü, Saddam Hüseyin'in İran ile savaşta kimyasal silah kullandığını ve buna maruz kalan İranlıların hala tedavi gördüğünü ifade ederek, "İran, örgütün oldukça faal üyelerindendir. Sözleşme gereği, kimyasal silaha maruz kalan ülkelere yardım yapılması kapsamında, İran'lı hastaların tedavilerine yardım edilmiştir" şeklinde konuştu. 

Üzümcü, kimyasal silaha sahip olmayan Türkiye'nin, KSYÖ'nün önemli ve aktif bir üyesi olduğunu vurguladı.  
Gazze'de kimyasal silah kullandığı iddia edilen İsrail'in sözleşmeye taraf olmadığını belirten Üzümcü, ancak söz konusu iddiaların başka yerlerde soruşturulduğunu kaydetti.

Üzümcü, örgütün bütçesine ilişkin bir soruya, KSYÖ'nün yıllık 75 milyon euroluk bütçesi olduğunu ve büyük bölümünü denetim harcamalarını harcağını söyledi. Üzümcü, bütçenin taraf ülkelerin katkılarıyla oluştuğunu, en büyük katkıyı ise ABD ve Japonya'nın yaptığını belirtti.

Üzümcü, bir gazetecinin 'Örgüte kişisel olarak ne gibi katkı yapacak sınız?' sorusuna, "Başarılı çalışmalar yürüten bu teşkilat kamuoyunda yeteri kadar tanınmıyor. Bu yönde katkı sağlamayı planlıyorum" karşılığını verdi.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler