YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dink kararına ne dedi?
Dink kararına ne dedi?
20 Ocak 2012 17:49
Başbakan Erdoğan 19 Mayıs tartışmalarına cevap verdi, "Kusura bakmayın beyler yönerge bizden önceki dönemde yapılmış, biz sadece uyguluyoruz" dedi... Erdoğan'ın gündeminde Dink davasında verilen karar da vardı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''19 Mayıs törenleriyle ilgili bize ağız dolusu hakaretlerle yükleniyorlar. Kusura bakmayın beyler. 19 Mayısla, milli bayramlarla ilgili yönergeyi bizden önceki dönemlerde yapmışlar. Biz aslına uygun şekilde sadece uygulanmasını istedik'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hakkari'de dün gerçekleştirilen bombalı saldırı ile ilgili olarak, ''Bu saldırı terör örgütünün nasıl bir gözü dönmüşlük içinde olduğunu, masum sivil vatandaşları,gençeleri, çocukları, kadınları nasıl insafsızca katlendiğini gözler önüne serdi. İşinden evine giden insanların arasında bomba patlatan alçakça zihniyeti bir kez daha lanetliyorum, milletimizin takdirine havale ediyorum'' dedi.

Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu'nda, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap konutlarının hak sahipleri kura çekimi törenine katıldı.

Yaptığı konuşmada, bugünden itibaren, 5 gün boyunca yapılacak kura çekimleri ile yaşayacakları evleri belirlenecek hak sahiplerini tebrik etti. ''Allah, hayırlı etsin. İnşallah, artık bu yeni konutlarınızda ağız tadıyla, sağlıkla, saadetle geçireceğiniz, mutlu ve huzurlu bir hayatı Allah hepinize, hepimize nasip etsin diyorum'' diyen Başbakan Erdoğan, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na (TOKİ), Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na ve projede emeği olan herkese teşekkür etti.

Dün Hakkari'de yapılan bombalı saldırıya değinen Erdoğan, bunun adeta bir ihanet olduğunu söyledi. Erdoğan, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi. Erdoğan, ''Bu saldırı terör örgütünün nasıl bir gözü dönmüşlük içinde olduğunu, masum sivil vatandaşları, gençleri, çocukları, kadınları nasıl insafsızca katlendiğini gözler önüne serdi. İşinden evine giden insanların arasında bomba patlatan alçakça zihniyeti bir kez daha lanetliyorum, milletimizin takdirine havale ediyorum'' dedi.

''Bu proje, tüm dünyada gıptayla, ilgiyle izleniyor''

Yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en büyük kentsel dönüşüm projelerinden birinin önemli bir etabını artık geride bırakıldığını belirten Erdoğan, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi ile bizzat ilgilendiği, takip ettiği ve sık sık da ziyaret ederek çalışmaları yerinde incelediği bu projenin, sadece Türkiye'ye değil, tüm dünyaya örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu proje, tüm dünyada gıptayla ilgiyle izleniyor ve benzeri projeler arasında farklılığını ortaya koyarak ödüllere layık görülüyor. Dile kolay... Tam 7,5 milyon metrekarelik bir alanda biz bu projeyi gerçekleştiriyoruz. 2005 yılında, 4 milyon metrekarelik 1. etaba başladık. Kamulaştırma sürecini hızla tamamladık ve şu anda kamulaştırmada, bu birinci etapta yüzde 99 oranına ulaştık. 2005 Temmuz�2006 Aralık döneminde, yani 1,5 yıllık bir süre zarfında, burada 6 bin 500 gecekondunun yıkımını gerçekleştirdik. Bu gecekondularda yaşayan 30 bin kişinin tahliye çalışmalarını tamamladık. Sağolsunlar, burada oturan vatandaşlarımız zorluk çıkarmadılar. Karşılıklı anlayış dairesinde, sulh ile, uzlaşmayla, diyalogla süreci ilerlettik ve işte bu aşamaya getirdik.

Proje kapsamında toplam 8 bin 152 konut inşa edeceğiz. Bu konutlardan şu anda 3 bin 436 tanesi tamamlanmış durumda. 4 bin 716 konutun da inşası devam ediyor. Yine, konutlarla birlikte, 2 tanesi 32 derslikli, 1 tanesi 24 derslikli 3 ilkokulu; 1 anaokulu ve 3 ticaret merkezinin de inşaatları tamamlandı.

Bu büyük projeye finansman sağlamak üzere, Havaalanı yolu kenarına, villa, dubleks konut, apartman ve teras evlerden oluşan, Osmanlı ve Selçuklu mimarisine, mahalle yapısına uygun toplam 925 konutun da yapımına başladık. Bu devasa boyuttaki proje tamamlandığında, toplamda 9 bin 77 yeni konut üretmiş olacağız. 5 ilköğretim okulu, 2 lise, 5 ticaret merkezi, 2 anaokulu, 1 sağlık ocağı, 5 cami yine bu bölgede halkımızın hizmetine girmiş olacak. Bu bölgenin ihtiyacını karşılamak üzere, iki adet, asgari 5 bin kişilik cami inşa etmiş olacağız. Suni göller, göletler, restoranlar, tanıtım ve sergi salonları, spor tesisleri, nikah salonları, kültür merkezleriyle, Ankara içinde adeta yeni bir Ankara'yı, Ankara içinde yeni bir şehri imar etmiş, inşa etmiş olacağız. Protokol yolunda, yani Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki yolda düzenleme yapıyoruz. 2 köprülü kavşak, 2 viyadük ve 1 tünelden oluşan yaklaşık 3,5 kilometrelik yeni bir yolla, Ankara'nın imajını, Ankara'nın manzarasını, Ankara'nın görüntüsünü değiştiriyoruz. Havaalanı-Kızılay arasındaki metro için çalışmalar da devam ediyor.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Sayın Kılıçdaroğlu, sayın Bahçeli... Siz 19 Mayıs törenlerini bu kadar severdiniz de, ya neden o Samsun'daki hatıralara bugüne kadar bir el atmadınız?'' dedi.

Erdoğan, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap konutlarının hak sahipleri kura çekimi töreninde yaptığı konuşmada, dünya üzerinde bugüne kadar 100'e yakın ülkeye ziyarette bulunduğunu hatırlatarak, gittiği birçok ülkede, havaalanı ile şehir merkezi arasında, yol kenarlarına kilometrelerce uzunluğunda perdeleme yapıldığına şahit olduklarını anlattı.

''Dünyanın her ülkesinde, her şehrinde, hava yoluyla gelen ziyaretçiler, ilk önce havaalanı ile şehir merkezi arasındaki yolu görürler. İlk imaj orada belirir, ilk izlenim orada edinilir'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''İşte birçok ülke, birçok şehir, havaalanı yolundaki o çirkin görüntüleri, böyle perdeleme yaparak, yol kenarına duvarlar inşa ederek, büyük bloklar asarak kapatmaya çalışıyor.

Ankara'daki manzarayı hatırlıyorsunuz değil mi? Esenboğa ile Kızılay arasındaki o içler acısı tabloyu hatırlıyorsunuz değil mi? Bazı yabancılar bilmiyordu bu işi gece geldikleri zaman güzel oluyordu. Çünkü yeşillikler arasında adeta villa gibi duruyordu. Ne güzel bir şehriniz var diyorlardı. Hal buydu. Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentine böyle giriyorduk. Allah aşkına, o manzara, o dar ve virajlı yollar, o gecekondular, bir dünya başkentine yakışıyor muydu? Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentine, öyle bir tablo hiç yakışıyor muydu? Ama biz, perdelemedik, örtmedik, gizlemedik, fırça darbeleriyle görüntüyü düzeltme, vitrin düzenleme peşinde olmadık. Biz, meseleyi kökünden hallettik. Gücümüz yeter dedik, imkanımız var dedik, biz burayı yıkarız, yerine çok daha iyisini yaparız dedik ve işte yaptık, yapıyoruz.''

''Atatürk'ün Ankarasına ne kazandırdınız?''

AK Parti hükümetinin laf değil iş ürettiğini kaydeden Başbakan Erdoğan, eserlerle konuştuklarını, hamaset değil, eserler ürettiklerini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bazıları Ankara'yı, belli yıl dönümlerinde hatırlarken; bazıları Ankara'yı marşlara, sloganlara hapsederken, biz, Ankara'yı, dünyanın gururlu bir başkenti, bu millete yaraşır, yakışır bir dünya başkenti haline getiriyoruz. On yıllar boyunca bunlar ne dediler? 'Ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak'... Ya bırakın bunları... Gazi Mustafa Kemal, Gazi Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı, Anadolu'yu örgütledi. 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi, meclisi açtı, Kurtuluş Savaşı'na başkumandanlık yaptı. 13 Ekim 1923'te Ankara'nın, meclis iradesiyle bu ülkenin başkenti olmasını sağladı. Peki siz bunun üzerine ne kattınız? Gazi Mustafa Kemal'in, şehitlerimizin, gazilerimizin emaneti olan başkent Ankara'ya siz ne kazandırdınız? 1940'larda tek parti idaresi altında hem Ankara'yı hem ülkeyi yönettiniz. Çeşitli tarihlerde Ankara'da belediye başkanlığı, büyükşehir belediye başkanlığı görevi üstlendiniz? Peki Ankara'ya ne kazandırdınız, Atatürk'ün Ankarasına ne kazandırdınız, nerede bir eseriniz var, Allah aşkına bize gösterin... Gazi Mustafa Kemal, bu millete, Ankara'dan, buradan, muasır medeniyetler seviyesini bir hedef olarak gösterdi. Hayatı boyunca, Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesine ulaşması için gayret sarf etti. Peki siz ondan devraldığınız emaneti ne yaptınız, nereden aldınız, nereye taşıdınız?''

19 Mayıs kutlamalarıyla ilgili tartışmalara da değinen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şimdi çıkmışlar, bize 19 Mayıs törenleriyle ilgili ağız dolusu hakaretlerle yükleniyorlar. Kusura bakmayın beyler... 19 Mayısla, milli bayramlarla ilgili düzenlemeyi bizden önce yapmışlar. Biz yönergenin aslına uygun bir şekilde sadece uygulanmasını istedik. Bunu farklı yerlere çekmenin hiç anlamı yok, milleti de, milliyeti de, vatan ve millet sevgisini de biz sizlerden öğrenecek değiliz. Bizim 81 vilayetteki eserlerimiz, bu millete olan sevdamızın göstergesidir. 780 bin kilometrekare üzerindeki yollarımız, okullarımız, barajlarımız, şantiyelerimiz, bu topraklara olan aşkımızın tezahürüdür. Rekor seviyede büyüttüğümüz ekonomi, Türkiye'nin dünyada artan itibarı, bizim Türkiye davamızın en somut ifadeleridir.

Sayın Kılıçdaroğlu, sayın Bahçeli... Siz 19 Mayıs törenlerini bu kadar severdiniz de, ya neden o Samsun'daki hatıralara bugüne kadar bir el atmadınız? Samsun'da 1989-1999 arasında CHP 10 yıl belediyeyi elinde tuttu. Neden oradaki eserleri onarmadınız, neden 19 Mayıs'ın izlerine sahip çıkmadınız? Sayın Bahçeli, bu ülkede başbakan yardımcılığı yaptınız, Samsun'da, Sarıkamış'ta, Çanakkale'de, Sakarya;da milli mücadelenin hatıralarını, şehitliklerimizi neden öyle metruk, öyle mahzun halde, kendi kaderlerine terk ettiniz?''


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ne Uludere'deki 34 vatandaşımızın, ne de İstanbul'da sokak ortasında hunharca katledilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hrant Dink'in davası, hiç kimsenin endişesi olmasın, geçmişte olduğu gibi, Ankara'nın derin dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz. Türkiye artık eski Türkiye değil. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Hiçbir tezgah, hiçbir komplo, hiçbir provokasyon gizli kalamaz'' dedi.

Erdoğan, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap konutlarının hak sahipleri kura çekimi töreninde yaptığı konuşmada, AK Parti Hükümeti'nin diğer hükümetlerden farkını anlattı.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Biz gideriz, Moğolistan'da Türklerden kalma ilk yazılı anıtlara sahip çıkarız. Biz gideriz, Saraybosna'da, Prizren'de, Priştine'de, Üsküp'te, Kudüs'te atalarımızın mirasına sahip çıkarız. Biz, Diyarbakır'da, Edirne'de, İstanbul'da, Mardin'de, 81 vilayette vakıf eserlerini, tarihi eserleri bulur, ortaya çıkarır, tamir ederiz. Herkesin unuttuğu, Ankara'nın Hacı Bayram Veli'sini biz hatırlar, hayırla yadeder, şanına yaraşır bir türbeye kavuştururuz. Aynı şekilde, Samsun'da 19 Mayıs'ın hatırasına, Çanakkale'de, Sakarya'da, Sarıkamış'ta şehitliklere biz sahip çıkarız. Biz eser üretiriz, biz eser ortaya koyarız ama onlar sadece işin edebiyatını yapar, sadece istismarını yaparlar. Ankara'nın taşına bak gözlerimin yaşına bak... Bunlar bu. Siz, birileri gibi göz yaşı dökmeye devam edin. Biz Gazi Kemal'in işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine doğru yürümüyor, koşuyoruz. Farkımız bu. Hatta koşmuyor, bir cazibe merkezi haline getirdiğimiz Ankara'dan Türkiye'ye artık yüksek hızlı trenlerle, saatte 250 kilometreyle adeta uçuyoruz.

Böyle anamuhalefet partisi genel başkanı olur mu ya, nasıl genel başkan bu? Kendi ülkesinin, bu milletin çıkarlarını gözetmeyen, yurt dışında kendi ülkesini şikayet eden, ekonomiyi kötüleyen, karalayan bir anamuhalefet partisi genel başkanı olabilir mi? Maalesef Türkiye'de var... Bakın Brüksel'de, Avrupa Sosyalist Partiler Kongresi'nin panelinde konuşuyor ve aynen şu ifadeleri kullanıyor; 'Dünyada cari açıkta bir numarayız' diyor. Doğruyu söylemediği gibi, bunu Brüksel'de yabancılara ifade ediyor. 'Hapisteki gazeteci sayımız Çin'den fazla, medya özgürlüğü yok' diyor. Bunu da Brüksel'de söylüyor. 'Bizim yöneticilerimiz Arap ve Ortadoğu yöneticilerine özeniyor' diyor. 'Türkiye'de ekonomik iyileşmenin abartıldığını' söylüyor. Tekrar ediyorum, bunları CHP grup toplantısında değil, Brüksel'de, yabancıların önünde söylüyor.

Allah aşkına, Türkiye ile ilgili cahilce açıklamalar yapan, ABD Cumhuriyetçi başkan aday adayı Rick Perry ile bizim anamuhalefet partisi genel başkanı arasında ne fark var? Fark şu; birisi Teksas'ta yaşıyor, diğeri Ankara'da. Birisi Teksas'tan Türkiye'ye Fransız, diğeri Ankara'dan Türkiye'ye Fransız...''

Hrant Dink Davası

Ankara'nın, Türk milletinin kalbinin attığı başkent olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, Ankara'nın, dünyaya gururla bakan, ekonomisiyle dünyada takdirleri toplayan, kahraman bir ülkenin, aziz bir ülkenin, hakkı ve hukuku en güçlü şekilde savunan Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyadaki sesi ve nefesi olduğunu dile getirdi.

Ankara'yı bu anlayışla bugünlere taşıdıklarını ve geleceğe taşıyacaklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Biz Ankara'yı dönüştürüyor, sadece bu milletin, 74 milyonun değil, adaletin, hukukun, kardeşliğin, uluslararası dayanışmanın, uzlaşmanın başkenti konumuna yükseltiyoruz. Biz Ankara'da sadece çöp dağlarına son vermedik. Biz Ankara'da sadece kirli havaya son vermedik. Biz Ankara'da sadece kentsel dönüşüm projeleri gerçekleştirmedik. Biz, Ankara'nın sadece çehresini değil, altını çizerek ifade ediyorum, köhnemiş ruhunu, sağır, dilsiz, tepkisiz hantallığını, ağır bürokratik havasını değiştirdik.

74 milyonun Ankara'dan umutlarının tükendiği bir anda, biz Ankara'yı bu milletin, bu coğrafyanın umudu haline getirdik. Ankara'nın derinlerine, kılcal damarlarına işlemiş olan suç örgütlerini, derin ilişkileri tek tek deşifre ettik. Biz Ankara'daki o hantallığın bizi dönüştürmesine müsaade etmedik; tersine, Ankara'yı milletin iradesi doğrultusunda dönüştürdük, dönüştürmeye de devam ediyoruz. Şunu herkes bilsin ki, Ankara'nın gözü, kulağı, bütün benliği şu anda Van'daki kardeşlerinin üzerinde, onlarla birliktedir. Ankara'nın yüreği Uludere ile birliktedir. Ankara artık, kendi sınırlarının ötesini göremeyen bir miyop değil. Ankara, sadece Gazze'yi, Kudüs'ü, Şam'ı, Somali'yi görüp, yanı başındaki illere tepkisiz bir hipermetrop da değil.


Ne Uludere'deki 34 vatandaşımızın, ne de İstanbul'da, sokak ortasında hunharca katledilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hrant Dink'in davası, hiç kimsenin endişesi olmasın, geçmişte olduğu gibi, Ankara'nın derin dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz. Türkiye artık eski Türkiye değil. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Hiçbir tezgah, hiçbir komplo, hiçbir provokasyon gizli kalamaz.

Bir kere şunu herkes bilsin; 6 farklı dilde, aynı ezgiyle, aynı duyguyla söylenen Sarı Gelin türküsünü, Şişli'de sıkılan bir kurşun susturamaz. Hükümet olarak yürütme olarak bugüne kadar bizim sorumluluğumuz neyse biz onu hakkıyla yerine getirmenin gayreti içinde olduk. Bundan sonra da aynı samimi gayreti göstereceğiz. Bakınız olay olmuştur ve 32 saatte faili yakalanmıştır. Bu, yürütmenin bu konu üzerinde ne kadar hassas olduğunu, ne kadar bu işte işi sıkı tuttuğunun bir ifadesidir. Dolayısıyla şu anda sağda solda köşelerinde yazı yazanlar yürütmeye konuşurken, hükümetimize konuşurken önce kendilerine şöyle bir çeki düzen versinler de ondan sonra konuşsunlar. Bu bir faili meçhul olmamıştır. Anında işin üzerine gidilmiş ve 32 saatte neticelendirilmiştir. Bunların bağlantıları şu, bu, vesaire... Bu ülkede yargı yürütmeye neyi bu noktada isterse, yürütmeden isterse yürütme onu yapar. Yapmıyorsa o zaman bütün bu sorumluluğun altına bizzat imzamızı atarak biz gireriz ama bu ülkenin bir yasama yürütme, yargı erki olduğun da herkesin bilmesi lazım.

Yeri geldiği zaman 'diktatörlük', yeri geldiği zaman 'demokrasi' diyeceksin. O zaman demokraside biz bileceğiz ki kuvvetler ayrılığı prensibi var. Bunun gereği neyse onu yapacağız. İşte biz, bunu yapıyoruz ve yaptık. Hiç kimse ama hiç kimse sanki hükümet yargılama yapıyormuş gibi faturayı hükümete kesme yanlışına düşmemelidir. Yargılama süreçlerini hükümetten bilenler de hata yaparlar. Hükümetin süreçlere müdahale etmesini isteyenler de yanlış yaparlar. AK Parti'nin aklığına temizliğine kimse leke süremez gölge düşüremez. Kaldı ki Dink davasında da dosya kapanmamış süreç tamamlanmamıştır. Devam eden bir süreç var. Temyiz aşamasında umuyorum ki yargı şüpheleri giderecek kamu vicdanını rahatlatacak adımları atacaktır.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz burada olduğumuz sürece, biz nefes alıp verdiğimiz sürece, bu ülkede sivil dikta, PKK, BDP ve diğerlerinin faşizm özlemleri, ırkçılık özlemleri, ayrımcılık özlemleri karşısında bizi ve aziz milleti bulacaktır'' dedi.

Erdoğan, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap konutlarının hak sahipleri kura çekimi töreninde yaptığı konuşmada, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum öncesinde CHP, MHP ve BDP'nin, koro halinde ''Bunlar 12 Eylül müdahalesinden hesap soramaz, kandırmaca, aldatmaca, yalanların en büyüğü...'' dediklerini söyledi. Türk milletinin 12 Eylül referandumunda evet diyerek yolu açtığını kaydeden Başbakan Erdoğan, şu anda yargının 12 Eylül müdahalesinin hesabını sorduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Bunların yüzü kızarmıyor... Yıllardır 12 Eylül müdahalesinin istismarını yapan, oradaki idamları, işkenceyi, baskıyı kendileri için siyasi ranta çeviren bu partiler, bugün utanmasalar, neredeyse 12 Eylül'e, onun faillerine sahip çıkacak, kol kanat gerecekler. AK Parti'nin kapatılması gündemde... Anamuhalefet, 'Ankara'da hakimler, savcılar varmış' dedi. Adeta AK Parti'nin kapatılması için neredeyse sokaklara dökülüp tencere, tava dolaşacaklardı. Neyle yargılanıyordu AK Parti, ne demişlerdi? Ama bumerang gibi bütün oyunları bozuldu, geldi kendilerini buldu. Çünkü millet Allah'tan sonra en büyük güçtür. Hiç bir suç karanlıkta kalmayacak; hiç bir cinayet faili meçhul kalmayacak. Hiç kimse hesabını sormasa, biz milletimizle el ele, kalp kalbe, gönül gönüle bu ülkeyi tertemiz yarınlara taşıyacağız.

Biz burada olduğumuz sürece, biz nefes alıp verdiğimiz sürece, bu ülkede sivil dikta, PKK, BDP ve diğerlerinin faşizm özlemleri, ırkçılık özlemleri, ayrımcılık özlemleri karşısında bizi ve aziz milleti bulacaktır. Millet, demokrasiden geriye gidişe asla müsaade etmeyecektir. Tek parti döneminin CHP zihniyeti bu ülkede tekrar yeşerme imkanını bulamayacaktır.

Bakıyorsunuz, PKK ve onun uzantısı olan BDP, her hadisede, her fırsatta hükümeti ve partimizi itham ediyor. Aynı şekilde MHP, hemen her olayda faturayı hükümete kesiyor. CHP, parmağına kıymık batsa hükümeti sorumlu tutuyor. Medyaya bakıyorsunuz, aynı tavır. Bunlar, en başta kendileri demokrasiyi özümseyemediler. Bunlar, demokraside, yasama, yürütme ve yargı ayrımını kabullenemediler. Yargı kararıyla operasyon yapılır, hükümet eleştirilir. Tutuklama kararı verilir, hükümet eleştirilir. Tutukluluk süresi uzar, hükümet eleştirilir. Ya bununla ilgili yasal düzenlemeler AK Parti döneminde mi yapıldı? Neden? Çünkü bize kadar bu işler böyle gelmiş... Bizim hükümetimize kadar, yargı birilerinin arka bahçesi olmuş. İşte 12 Eylül'de millet buna son verdi, yargı birilerinin değil, milletin bahçesi haline geldi, bunu hazmedemiyorlar.''


''Bu ülkede CHP, darağacına sadece ve sadece bir nedenden dolayı çıkmıştır; yağlı ipi masum insanların boynuna geçirmek için''

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı fezlekeye değinen Başbakan Erdoğan, gerek CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, gerek CHP grubunun, bu fezlekeden bir kahraman çıkarmak için kumpanya düzenlediklerini belirterek şunları kaydetti:

''Silivri'ye tiyatro diyorlar... Ya tiyatro Silivri'de değil, tiyatro CHP grubunda. Bakın, bu son fezlekeden, yani, Sayın Kılıçdaroğlu'nun adeta Malkoçoğlu olup yeri göğü inletmeye çalıştığı fezlekeden önce tam 13 fezleke hazırlanmış. 3 taksim 73 nolu dosya... 15 Temmuz 2011 tarihli... Suç isnadı; görevi suistimal. 3 taksim 123 nolu dosya... Aynı tarihli. Madde-i mahsusu suretiyle hakaret. 3 taksim 305 nolu dosya... Yayın yoluyla hakaret. Bir başka dosya... Tehdit, hakaret. Bir başka dosya, iftira... Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet, kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret. Hakaret, basın yoluyla iftira, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs... Bu şekilde tam 13 fezleke... Bu son hazırlanan fezlekedeki suç isnatlarının benzerinden daha önce 4 tane hazırlanmış.

Sayın Kılıçdaroğlu, bu fezlekelerden haberiniz yok muydu? O zaman neden kahraman kesilmediniz? O fezlekelerden dolayı CHP grubunda neden kükremediniz? Muvakkat kahramanlık olmaz, part time kahramanlık yapılmaz sayın Kılıçdaroğlu. Bir fezlekeden yola çıkıp, ta darağacına kadar gidiyor. Böyle engin bir hayal dünyası... Sayın Kılıçdaroğlu, bir kere şunu lütfen öğrenin; bu ülkede Cumhuriyet Halk Partisi, darağacına sadece ve sadece bir nedenden dolayı çıkmıştır; yağlı ipi masum insanların boynuna geçirmek için. Sizin geçmişiniz bu.

İstiklal Mahkemelerine bakın, Üç Aliler Divanı'na bakın, Yassıada'ya bakın. Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'nin adalet anlayışını görmek istiyorsanız, bir otomobil farıyla aydınlatılan sokak mahkemesinde idama mahkum edilen Seyit Rıza'ya bakın. Eğer taraflı yargı görmek istiyorsanız, CHP tarihinde bunu ziyadesiyle görürsünüz. Ama bugün taraflı yargı yok.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''12 Eylül 2010'da yargı, birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkmış, milletin yargısı olma yolunda önemli bir aşama kaydetmiştir'' dedi.

Erdoğan, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap konutlarının hak sahipleri kura çekimi töreninde yaptığı konuşmada, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan halk oylamasının, yargı için bir milat olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan, ''12 Eylül 2010'da yargı, birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkmış, milletin yargısı olma yolunda önemli bir aşama kaydetmiştir'' diye konuştu.

Hükümet olarak, sorumluluk içinde, milletin verdiği kararı kendilerinin fiiliyata geçirdiğini kaydeden Erdoğan, CHP'ye yönelik eleştirilerde bulundu. Erdoğan, ''Bakıyorsunuz bütün grup hurra TBMM Başkanlığına yürüyor. Hepsi dokunulmazlığının kaldırılmasını istiyor. Bunlar hukuk da bilmiyor. Hakkında fezleke olmadan dokunulmazlık kalkmaz ki. Bunlar şimdi grubu da TBMM başkanlığının oraya, bahçeye doğru genişlettiler. Açık hava tiyatrosu...'' dedi.

Yaptığı konuşmada, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in açıkladığı yargı reformu paketine de değinen Erdoğan, 2009 yılından bu yana çok yoğun şekilde yargı reformu üzerinde çalıştıklarını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Günübirlik, palyatif, geçici bir çalışma içinde değiliz. Adaletin hızlı ve güvenilir şekilde tecelli etmesi için, milletin, ülkenin, zamanın gerekleri doğrultusunda adım adım bir dönüşüm gerçekleştiriyoruz. Şimdi yeni hazırlanan reform paketiyle, yargıdaki bu dönüşümü yüzde 70 oranında artık gerçeğe dönüştürüyoruz.

Bu yılın Eylül ayından itibaren, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurular artık fiilen başlıyor. Benim vatandaşım ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeyecek. HSYK, daha katılımcı, geniş tabanlı, kürsüdeki hakim ve savcılardan teşekkül eden, demokratik ve etkin bir yapıya kavuştu. Yargıtay, Danıştay fiziki olarak, personel olarak, hakim ve savcı sayısı açısından güçlendirildi. Daire ve üye sayıları artırıldı. Hakim, savcı açığını hızla kapatıyoruz. Avukatlardan hakim savcı alımını başlattık. Kısa süre içinde inşallah bu noktada ileri standartları yakalayacağız.

Vatandaş, artık basit suçlar için hakim önüne çıkmak zorunda kalmayacak. Molotofkokteyli kullananlar, patlayıcı madde kullanma suçundan cezalandırılacak. Artık hiç kimse, ömür boyu sabıkalı sayılmayacak. Hem molotofkokteylini at, yavrularımızı öldür, bütün ticarethanelerin cam çerçevelerini indir, sonra elini kolunu sallayarak git. Molotof atanlar artık cezasını alacak.

Tutuklamanın alternatifi olarak, adli kontrol tedbirinin kapsamını genişletiyoruz. Tutuklama kararının verilmesini zorlaştırıyoruz. Kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tedbirin ölçülü olup olmadığı artık güçlü şekilde gerekçeli olacak. Yolsuzlukla mücadeleyi daha da etkinleştiriyoruz. Özel yetkili mahkemelerde savunma hakkının kullanımını genişletiyoruz. Artık çek borcundan dolayı kimse cezaevine girmeyecek. Cezaevine girmeyecek ama 10 yıl süreyle hiçbir yerden çek karnesi alamayacak. Artık öyle doğrudan icra takibi olmayacak. İcra dairelerinde para ile temas kesilecek. vatandaşın evinde kullandığı lüzumlu eşyalar haczedilmeyecek. Yargının iş yükünü azaltacak, işlemleri hızlandıracak, vatandaşı adliye koridorlarında hayatından bezdirmeyecek yeni uygulamalar getiriyoruz.''

''Sürpriz yapar, şöyle gelir bir çorbanızı içebilirim. Sağım solum pek belli olmaz''

İfade ve yayın özgürlüğünün önündeki mevcut engelleri de kaldıracaklarını belirten Başbakan Erdoğan, yayın durdurma cezasını kaldırılacağını ve daha önceden verilmiş tüm toplatma kararlarını hükümsüz hale getirileceğini söyledi.

Adli para cezasının ya da üst sınırı 5 yıldan fazla olmayan hapis cezası gerektiren bir suçtan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi uygulamasının getirileceğini anlatan Erdoğan, bu sayede, şu anda hakkında dava açılmış olan onlarca gazetecinin davasının da işlemden kalkmış olacağını ifade etti.

Bunların, yeni reformun bazı başlıkları olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ''milletimizin, ülkemizin, geleceğimizin önünü açacak, Türkiye'de demokrasinin standartlarını daha da ileri seviyelere taşıyacak bu uygulamaların da hayırlı olmasını diliyorum'' dedi.

Bugün, ustalık eserlerinden biri olan Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi'ni yeni bir aşamaya taşıdıklarını vurgulayan Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'e seslenerek, ''Peyzaj düzenlemelerini süratle bitirmeniz lazım, süratle... Artık Ankara rengarenk o binaları değil, onun yanında yeşilleri de, göletleri de görmek istiyor'' dedi.

Konuşmasının son bölümünde konut sahibi olan vatandaşlara güle güle oturmaları temennisinde bulunan Erdoğan, ''Zaman zaman yine sürpriz yapar kahvaltıya gelebilirim. Sürpriz yapar, şöyle gelir bir çorbanızı içebilirim. Sağım solum pek belli olmaz. Hele hele tam da yol güzergahımda olduğunuz için çok daha rahat ulaşabilirim. Hepinize saygılarımı sunuyorum. Sevgilerimi sunuyorum. Dualarınızı bekliyorum'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının ardından projenin iki ayrı bölgesine sinevizyonla canlı bağlantı yapıldı. AK Partili milletvekilleri kurdele keserek projeyi hizmete açtı. Başbakan Erdoğan da kura çekerek bazı hak sahiplerine konutlarının anahtarlarını takdim etti.

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler