YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dilipak: Allah belanızı versin!
Gazeteci ve Yazar Abdurrahman Dilipak, “Küçük şahsi menfaatler uğruna ya da uçkur hesabı uğruna yetim malına el uzatan bir davanın önlenmesi için komplolara zemin oluşturan ahlaksızlara ‘Allah belanızı versin’ diyorum” dedi.
Dilipak: Allah belanızı versin!
20 Aralık 2013 / 20:51 Güncelleme: 20 Aralık 2013 / 21:00

Tokat Belediyesi ve Tokat Kent Konseyi tarafından düzenlenen “Sosyal Medya” konferansına konuşmacı olarak katılmak üzere yolcu uçağı ile kente gelen Gazeteci ve Yazar Abdurrahman Dilipak, Tower Otel’de basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

17 Aralık’ta İstanbul merkezli yapılan operasyonu Dilipak, ‘yolsuzluk ve rüşvet görünümlü siyasete ayar verme’ operasyonu olarak değerlendiren Dilipak, “Daha önce nasıl AK Parti’nin kapatılma davası da siyasi bir dava gibi gösterilmekle birlikte rejime bir müdahale ise bugünde daha önceden ordu içindeki derin yapılanmadan askerler kullanılarak siyasete müdahale ediliyordu. Şimdi paralel devlet diye bir şey çıktı. Paralel devlet polis operasyonu ile siyasete nizam vermeye kalkıyor. Böylece bir süreçten geçiyoruz. Bunları düşünerek, okuyarak anlamıyoruz. Yaşayarak anlayınca biraz pahalıya geliyor” dedi.

“Kaset iddiası”

Dilipak, basına yansıyan ‘AK Parti’den 40 milletvekilinin kaseti iddialarıyla ile ilgili sorulara, “Benim ilk defa ortaya attığım şeyler değil. Cem Uzan’ın çiftlik evinde bir arama yapılmıştı. Daha doğrusu muhtemelen kendi kendine ihbar ederek emniyeti ya da TMSF yetkililerini o adrese yönlendirdi ‘gizli kasada parası var’ diye. O kasanın içinde çıktığı söylenen kasetler var. O kasetler TMSF çevresindeki bazı kişiler, emniyet tarafından klonlandı. Bunların da piyasada dolaştığını biliyoruz. Söz edilen kasetler bunlar. Daha sonra emniyetin klonlandığına ilişkin iddialar var. Ya da abuk subuk iddialar ortaya çıkıyor. Hasan Karakaya’nın kızı, Numan Kurtulmuş’un kaseti ya da başka bir gazeteci arkadaşın kaseti diye. Bunlarında düzmece, montaj oldukları görülüyor zaten” dedi.

“Kasetler seçime kadar çıkar mı?” şeklindeki soruya Dilipak, “Bu dehşet dengesinden geçenler çıkar. Çünkü sen benim kasetimi açıklarsan, açıklayacak muhtemel çevrelere ilişkin sizin eliniz de başka bir kaset varsa o zaman çıkmayabilir. Ya da karşı taraf ellerindeki kozları nasıl kullanmak isteyecek. Bunu kullanıp karşı tarafı bitirmek mi teslim almak mı istiyor? Siyasette daha çok yok etmek değil teslim almak tercih edilen bir yoldur” diye cevap verdi.

“Yolsuzluk operasyonunda ortaya atılan isimler bunlarla sınırlı değil”

Yolsuzluk operasyonunda ortaya atılan isimlerin bunlarla sınırlı olmadığını ileri süren Dilipak açıklamasına şöyle devam etti:

“Ortaya atılan isimlerin bilardo da olduğu gibi vurduğu taşın vuracağı taşlar hesap edilerek ‘bak bunu yakaladım, sen sen anladın değimli? Ya benimle beraber olursun, ya da bundan sonra ben sana gelirim’ anlamında bunlar sembolik linklenen isimlere yönelik operasyonlardır diye düşünüyorum. Bu operasyon 3 ayrı dosya 3’de bir kısmı İran, bir kısmı Halk Bankası’na yönelik bir operasyon. Bana kalırsa bunların en ciddi olanı Halk Bankası’na yönelik operasyon. Özellikle Amerikan hazine müsteşarının da aynı tarihte Türkiye’ye gelmesi akıllara çok başka şeyler getiriyor. Halk Bankası fazla olmaya başlamıştı. HSCB’nin pazarında giderek artan bir paya sahipti. İran’a ambargo uygulanırken İran’ın açıkça kendi iç ekonomisinde kayıtlı hale getiremediği bir takım fonların Türkiye üzerinde değerlendirilmesi, nemalandırılması ve ihtiyaçların Irak üzerinden temini konusunda Türkiye’nin koridor olarak kullanılması batıyı rahatsız ediyordu.

Çünkü bu Türkiye’ye çok ciddi bir nakit girişi sağlıyordu. Şimdi Türkiye üzerine bu para girişlerini durdurmak için kızım sana söylüyorum sen dinle kabulünde çok tehlikeli bir komplo oynanıyor. Türkiye’ye para girişleri engellenmeye çalışılıyor. İsviçre’den, İsrail’den İngilizlerin kontrolünde Dubai’den yaparsanız bir şey yok. Türkiye bu kadar para girişi birilerini rahatsız ediyor.

Paranın kaynağı ne? Türkiye’den 7 milyar dolar da 110 ülkeye gidiyor. Bunlardan da çok ciddi rahatsızlık duyuyorlar. Çünkü hükümet, Kızılay, İHH, TİKA, 110 ülkede insani yardım faaliyetinde bulunuyor. Oradaki bizim eski tarihi beraberliğimiz olan kardeş halklara eğitim, kültür, sağlık hizmeti verilebiliyor. Şimdi bu elen adam diyor ki; ‘Bunlar terör örgütleri ile ilişkili olan Müslüman guruplar siz terör örgütlerine para aktarıyorsunuz. Onlara destek sağlıyorsunuz’ Yani Türkiye’nin kolu kanadı budanmak istiyor. Bu oyun görüldüğü gibi sadece iktidara değil, devleti hedef alan uluslar arası bir komplo. Amerikan, İngiliz, İsrail, Fransız ve Alman unsurlarında yer aldığı, Türkiye uluslar arası bir komplo ile karşı karşıya.”

“Bana tepki vermezler”

Cemaatle ilgili sert eleştirileri sonrasında tepki alıp almadığı yönündeki sorulara cevap veren Dilipak, “Bana tepki vermezler. Ben söylediğim şeylerin arkasındayım. Eğer daha fazla açıklama yapmam gerekiyorsa, daha fazla şey bildiğimi de onların bilmesi gerekir. Bilmiyorsa da öğrenilir” diye cevap verdi.

Bakanların istifası için öncelikle iddiaların net olarak ortaya çıkması gerektiğini ifade eden Dilipak, “Egemen Bağışla ile ilgili iddialar 5 madden ibaretse istifası gerekmez. Bir insanoğlu suç işledi diye kendi istifa edebilir? Bunu bir onur meselesi yapabilir, etmeyebilirde. Suç şahsidir. Gerçekten bir suç varsa o zaman hem kendileri ayrılabilirler hem onların görevlerine son verilebilir. Yarın çıkacak yazımın başlığı ‘Allah belanızı versin!’ Küçük şahsi menfaatler uğruna ya da uçkur hesabı uğruna yetim malına el uzatan, bir davanın önlenmesi için komplolara zemin oluşturan ahlaksızlara ‘Allah belanızı versin’ diyorum”

 

İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler