YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
DHKP-C PKK’nın yerine mi geçiyor?
Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkan Vekili Bülent Orakoğlu, DHKP-C terör örgütü ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
DHKP-C  PKK’nın yerine mi geçiyor?
20 Mart 2013 / 21:44 Güncelleme: 20 Mart 2013 / 21:47

Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkan Vekili Bülent Orakoğlu, Kanal A’da yayınlanan Osman Yılmaz’ın sunduğu Haber Merkezi programına katıldı.

 

İşte Orakoğlu’nun açıklamalarından satır başları:

 

Dikkat ederseniz Türkiye’de her zaman için ciddi anlamda birtakım demokratik özgürlükler, insan hakları konusunda ilerlemeler kaydedilmeye başlandığı anda ciddi anlamda provokasyonlar meydana geliyor. Bu saldırılara baktığınız zaman bunların birbiriyle bağlantılı olduğu açık. Yani birileri tekrardan bir düğmeye basmışlar diyebiliriz burada.

 

Olağan şüpheli DHKP-C

 

Olağan şüpheli son zamanlarda yapmış olduğu eylemlerden dolayı DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi) örgütü ile ilgili olduğu tahmin ediliyor. Şöyle de bir şey var; zaten DHKP-C’yi incelediğiniz zaman bu örgütün kuruluşunun PKK ile hemen hemen aynı zaman rast geldiğini de görüyorsunuz. Son mütalaada dünyanın her yerinde derin yapıların bir ülkedeki istikrarı bozmak adına, o ülkede kaos yaratmak adına bu tarz örgütleri kullandıkları görülüyor. Zaten PKK ile ilgili, Devrimci Sol ile ilgili hatta Hizbullah’la ilgili Ergenekon iddianamelerinde çok ciddi suçlamalar vardı.

 

70’li yıllarda THKP-C  kurulurken (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi) PKK da kuruldu. Bu örgütün en son genel sekreterliğini yapan Mihraç Ural ile Abdullah Öcalan arasında 17-18 yıllık bir dostluk vardır baktığınız zaman. DHKP-C isimli bu örgüt 1994 yılında Dursun Karataş tarafından esinlenerek Şam’da kurulmuştur. Merkezi Suriye’dir.

 

DHKP-C  PKK’nın yerine mi geçiyor?

PKK ile DHKP-C arasında baktığınız zaman ideolojik yönden farklılıklar olmasına rağmen bunların birbirini tamamlayan örgütler olduğunu görüyorsunuz. Dikkat edin PKK’nın aslında ilk kuruluş bölgesi hep (TAK kurulana kadar) hep kırsal alandı. Daha sonra bombalama, canlı bomba eylemleri, üst düzey görevlilere şehirlerde ve kırsal alanlarda eylem yapma amacıyla bu TAK dediğimiz örgüt kuruldu.

 

DHKP-C’ye baktığınız zaman bu örgütün kırsal alanda daha profesyonel olduğunu ciddi anlamda görüyorsunuz. Çünkü bu örgüt çok ciddi anlamda uluslar arası istihbarat servisleriyle ilişkisi birebir var. Bir kere bunu bilelim. PKK’nın da var ama eylem açısından DHKP-C daha profesyonel. Yani bu örgüt yurt dışında ciddi şekilde örgütlenmiş, yurt dışındaki birtakım gizli servisler tarafından Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak amacıyla kullanılıyor. Bunu hiç unutmayalım: Hatırlarsanız Emre Taner MİT Müsteşarlığı yaptığı dönemde, 90’lı yıllarda devletlerin soğuk savaş sürecini bıraktıklarını, küreselleşme sürecine gittiklerini, bu küreselleşme sürecinin yeni iç tehditler çıkardığını, buna göre Türkiye’nin organize olması gerektiğini söylemişti. Ben de Taner’in bu sözlerine destek verip çok geç kalındığını söylemiştim. Dünya’daki ülkeler devletler iç ve dış tehditlere karşı istihbaratlarını, ekonomisini, bütün sistemlerini yenilediler. Ve şöyle bir şey çıktı ortaya; mesela küreselleşmiş bir ülkenin bizim ülkeyi hedef aldığını düşünelim. O zaman bunlar DHKP-C gibi veya PKK gibi terör örgütlerini Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak amacıyla kullanıyorlar. Bu küreselleşmenin getirdiği bir tehdit.

 

DHKP-C’ye baktığınız zaman, bu örgütün devletin içinde çok ciddi anlamda sızmış olduğu görülüyor. Son zamanlarda Türkiye’de 30’a yakın ilde operasyon yapıldı. Mesela İzmir’de enteresan bir şekilde flaş disk çıktı. Bu diskin içerisindeki bilgilerin Yunanistan’da bir gizli servise verilmek istendiği iddia edildi medyada. Bu bakımdan örgütün faaliyetleri bir terör örgütünden ziyade bir gizli servis faaliyetleridir. Avrupa’daki ve Türkiye’deki örgütlenmeleri de böyledir.

 

DHKP-C dediğimiz örgüt PKK’dan boşalan, Türkiye’de istikrarı bozmaya yönelik alanı doldurmak için denemeler yapıyor şu an. Tabi hem Türk polisi hem bu ülkeyi idare edenler bunu gördüler ki bu örgüte yönelik ciddi operasyonlar yapıldı ve yapılmaya da devam edecek. Burada çok profesyonel bir örgütle karşı karşıyayız. Bu profesyonel oluş sebepleri de Türkiye’yi hedef alan, Türkiye’nin büyümesini, Türkiye’nin Ortadoğu’da bölgesel Dünya’da küresel güç olmasını istemeyen fakat bize dost gözüken birtakım ülkelerin kullandığı bir örgütle kaşı karşıyayız.

 

DHKP-C – Ergenekon ilişkisi

 

Ergenekon Davası’nda tanık olduğum süreçte söylemiştim. Ben Ergenekon’un tamamen çözüldüğü kanaatinde değilim. Bu örgütün hala devletin içerisinde, üst düzeyde temsil edilen, hem legaliteyi hem illegaliteyi birlikte kullanan mensupları olabilir. En büyük tehlike budur demiştim. O zaman mahkeme başkanı daha bitmedi bu süreç dedi. Bu yüzden iddianame çok önemlidir.

 

 

Kanalahaber.com

 

22:19
 // Kenan Akkuş
Uyanında balığa gidelim. Benim gibi sade bir vatandaş bunu 10 şubat 2013 de tesbit etmişti. Ahanda kanıtı GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU adlı yorumu okuyun derim.
http://www.kanalahaber.com/buyukelcilik-saldirinin-arkasindaki-2-ulke-haberi-116117.htm...
20 Mart 2013 22:19
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler