YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
“Devletin resmi görüşüne uymayan görüşler açıkça tartışılabilmeli”
“Devletin resmi görüşüne uymayan görüşler açıkça tartışılabilmeli”
“Devletin resmi görüşüne uymayan görüşler açıkça tartışılabilmeli”
26 Aralık 2008 / 13:53 Güncelleme: 26 Aralık 2008 / 00:00

Mehmet Toprak/kanalahaber.com




“TRT 6(Kürt)’nın bölge halkı nezdinde inandırıcı olması için nasıl bir yayın politikası izlemesi gerektiği”ni aydınlara sormaya devam ediyoruz. “TRT Kürt” dosyamızın ikinci bölümünü sunuyoruz.


“KANAL PROPAGANDA AMAÇLI KULLANILMAMALI”


Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu


Öncelikle TRT’nin yaptığı bu Kürtçe yayını çok anlamlı buluyorum. Doğru ama geç kalınmış bir iş yapıyorlar. Kürt meselesinin birçok boyutu var. Bu sorunun temelinde Kürt kimliğinin inkâr edilmesi var. Bu da dille ifade ediliyor. O nedenle devlet kanalının böyle bir yayına başlaması aslında sorunu kabullenmek ve çözümü için de ilk adımı atmak anlamına geliyor. Bu amaca ulaşması için nasıl bir yayın yapması gerekiyor? En azından TRT’nin Türkçe kanalları nasıl yayın yapıyorsa o şekilde yayın yapması gerekir. Bu ne demek? TRT’nin yayınları çok mükemmeldir anlamında söylemiyorum. Bu şu demek, bu kanalı propaganda amaçlı kullanmamalı. Yani TRT, devletin tezlerini Kürtlere Kürtçe anlatmak için bir yayın kuruyorsa, bu doğru değil. Bunun ötesine geçmesi gerekiyor. TRT diğer kanallarında nasıl yayın yapıyorsa Kürtçe yayınını da aynı şekilde yapması gerekiyor. Bu şekilde davranırsa bu ilk adım anlamlı olur, diğer açılımlara da fırsat verir diye düşünüyorum.


 


“BÖYLE BİR KANALA KÜRTLERİN DEĞİL DEVLETİN İHTİYACI VAR”


Prof. Dr. Yasin Aktay


İnandırıcı olması için propaganda ağırlıklı olmaması gerekiyor. Kürt halkını ikna etmeye çalışmayan, belirli bir çatışma içinde kaba mesajlar vermeyen bir üslup içinde olması gerekiyor. Çok mesaj verme kaygısını taşımamalı. Aksine olabildiğine objektif bir kanal olmalı. Bölgeye uydu üzerinden yayın yapan 10’un üzerinde kanal var. Bunlar içerisinde kaliteli yayınlar yapanlar da var. Bunlar rekabet yapabilmesi için kaliteden ve objektiflikten ödün vermemesi lazım. Bölge halkı şu anda eğlenmek için veya haber dinlemek için TRT’ye çok ciddi bir ihtiyaç duymuyor. Aslında bu kanala ihtiyaç duyan toplumu bir arada tutma kaygısı taşıyan Türkiye’nin kendisidir. Kürt halkıyla biraz daha duygusal bütünleşmeyi sağlama ve ulusal bütünlüğü tekrar tesis etme ihtiyacında olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Dolayısıyla bölge halkını nezdinde inandırıcılığını koruyabilmesi için objektif yayın yapması ve mesaj verme kaygısı içinde olan bir kanal olmaktan kaçınması gerekiyor.


“YAPILACAK AÇIK OTURUMLARA DTP’LİLER DE ÇAĞRILMALI”


Hüsnü Mahalli


İnandırıcı olması için devletin sözcülüğünü yapmamalı. PKK ve Güneydoğu’daki çatışmalarla ilgili haber sunma şekli ve buna bağlı olarak TRT’de yapılan programlar doğal olarak bölgede inandırıcı bulunmuyor. TRT’deki genel programlara, özellikle açık oturumlara farklı düşünceden insanlar da çağrılmalı. Örneğin şu anda TRT’de yapılan açık oturumların hiçbirinde DTP’liler çağrılmıyor. Bu şekli ile inandırıcı olması mümkün değil. Diğer kültürel programlarda da aynı şey geçerlidir. Bölge halkının içeride ve dışarıda severek dinlediği sanatçılara ambargo uygulanırsa inandırıcı olamaz. Devletin sözcülüğü yapmazsa bölge kamuoyunun ilgisini kazanabilir. Kaldı ki orada homojen bir kitle de yok. Son seçimlerde insanların yarısı Ak Parti’ye, diğer yarısı da DTP’ye oy verdi. “Oradaki insanlar” deyince biz hangisini hedef seçiyoruz? O da net değil. DTP’ye oy verenleri kast ediyorsak, zaten onlar kapalı bir kutu gibi DTP ne derse ona inanıyorlar. Ortada olan insanları inandırmak için ise yukarıda söylediğim kriterler geçerlidir.


 


“DEVLETİN RESMİ GÖRÜŞÜNE UYMAYAN GÖRÜŞLER DE AÇIKÇA TARTIŞILABİLMELİ”


Alper Tan


Bu konuda TRT, öncelikle Kürtçe yayın yapan ve çok izlenen kanalların özelliklerini iyi analiz etmeli. Bu analizi TRT memurlarına değil bağımsız akademisyenler, yayıncılar ve uzmanlara yaptırmalı. Soğuk savaş döneminin resmi yayın organı anlayışını tamamen terk edip, küçülen dünyanın, küçülme sebeplerinin ulaşım ve iletişim olduğu gerçeğinin ışığında hareketi tercih etmelidir.

Unutmayalım ki sizin belli bir görüşünüz olsa ve bunu vermeye çalışsanız da bunu almasını beklediklerinizin de haber almak için başka imkân ve kabiliyetleri var. O sebeple TRT'nin Kürtçe yayınları resmi görüşün empoze edildiği bir organa dönüşürse yazık olur. Kendimiz çalıp, kendimiz oynarız. Dünya da bize güler. Kürtçe haber de olmalı, Kürtçe dizi de, Kürtçe belgesel ve sinema da olmalı. Bu konuda bir kompleks yaşamanın gereği yok. Bu kanal özgür düşüncenin sesi olabilmelidir. Hatta devletin resmi görüşüne uymayan görüşler de açıkça tartışılabilmeli, Kürtçe yayınları takip edenler açısından bir çekim alanı oluşturmalıdır. Bu yayın diğer işlerin yanında kenardan yürütülen maksat "Kürtçe yayın olsun" türünden bir iş gibi kesinlikle düşünülmemelidir.

Bakınız şu konuda iyi anlaşalım. Biz gizlesek ve söylemesek bile birileri o gerçeği bulacak ve söyleyecek. Biz  sadece gerçeği gizlemek ve halk nazarında güven kaybetmekle kalmış olacağız.

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin bu göreve yayıncılık mesleğinden gelmedi ama, cesur ve TRT'de çığır açan bir yayıncı olma yolunda hızla ilerliyor. O sebeple TRT'nin Kürtçe yayınlarının mantıklı ve başarılı olacağına inanıyorum.


“DEVLETTEN TOPLUMA BİR KANAL OLMAKTAN ÇOK,


TOPLUMDAN DEVLETE UZANAN BİR KANAL OLMALI”



Doç. Dr. Ahmet Yıldız


TRT Kürt’ün inandırıcı olabilmesi için gerçekleştirilen kültürel açılımın sahici olduğuna ilişkin bir kanaat vermesi gerekiyor. Şimdiye kadar “araçsal” yaklaşımlarla yürütülen politikalar bir sonuç vermedi. Kürt kimlik sürecinin siyasallaşma ve kültürel boyutları süreci yönetiminin yürütülebilir olmaktan çıktığı açık bir durum. Türkiye’nin sorunların uluslararasılaştığı bir ortamda Kürt kimlik meselesinin siyasi boyutuna dahil olabilmesi doğrudan kültürel açılım derecesine bağlı. O açıdan karşılaştırmalı olarak baktığımızda kültürel haklar açısından hem bireysel, hem gurup hakları düzeyinde Türkiye’nin çok da parlak bir noktada olmadığı söylenebilir.


Bu açıdan gerçekleştirilen kültürel açılımın Kürt kimliğinin en önemli gösterenlerinden biri olan Kürtçe’nin bir dil olarak önemsendiği, değer verildiği, kabul edildiği ve insanların bu kimliklerinin bir parçasıyla kabul edilerek onlarla bu şekilde ilişki kurulabildiği, bu yapılırken de araçsal herhangi bir siyasi veya başka bir amacın güdülmediği kanaatinin verilmesi gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında bunun önemli bir girişim olduğunu, başlı başına Kürtçe’nin bir dil olarak varlığının ve öneminin devlet tarafından tescil edilmesinin bir göstergesi olduğunu, Kürt meselesinin çözümünde de kültürel açılım boyutunu çok daha sahici hale getirdiği söylenebilir.


Böyle bir programın araçsal bir takım mesajlara yer vermekten çok halk kültürel birikiminin de, değerlerinin ve geleneklerinin taşındığı ve yansıtıldığı bir ayna haline getirilmesi, devletten topluma bir kanal olmaktan çok toplumdan devlete uzanan bir kanal olması ve bunun gösterenleri olarak geleneksel Kürt kültürünün yaşayan verilerine yer verilmesi sanırım hedef kitle ile samimi, sıcak ve güvenilir bir köprü kurmanın en önemli ön şartları olarak görünüyor.


"TRT KÜRT DOSYASI" 1. BÖLÜM İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ


kanalahaber.com

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler