YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Devlet kendini vatandaşın denetimine açmıştır
Devlet kendini vatandaşın denetimine açmıştır
24 Nisan 2014 17:35
Kamu Başdenetçisi M. Nihat Ömeroğlu, "Devlet kendine güvenin sonucu olarak kendini artık vatandaşın denetimine açmıştır" dedi.

Ömeroğlu, Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nde düzenlenen Türkiye'de Kamu Denetçiliği Konferansı'na katıldı.

Kamu Denetçiliği Kurumu'nun (ombudsmanlık) temel olarak, idari başvuru yollarının tüketilmesinin ardından yargı yoluna gidilmeden önce başvurulabilecek bir uzlaşma mercii olarak görevlendirildiğini belirten Ömeroğlu, bu kurumun tarihinin Osmanlı'ya dayandığını söyledi.

"Geçmişte kendi imparatorluğumuzda çok güzel müesseseler olduğu halde bunların hem kıymetini bilmemişiz hem uzun yıllar varlıklarını unutmuşuz" diyen Ömeroğlu, ombudsmanlığın 300 yıl aradan sonra tekrar Türkiye'de kurulmaya başlandığını dile getirdi.

Ömeroğlu, bu kurumun, idare ile birey ilişkisini, hukukun üstünlüğünü, demokratikleşmenin sağlanmasını, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması açısından Türkiye'de bir yenilik getirdiğini anlatarak, "Devlet kendine güvenin sonucu olarak kendini artık vatandaşın denetimine açmıştır. Bu kurumun en büyük özelliklerinden biri, artık bireyin direkt olarak hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan idarenin yönetişimine katılmasıdır" diye konuştu.

Kendilerine başvuru yapıldığında bunu 6 aylık sürede sonuçlandırmaya çalıştıklarını ifade eden Ömeroğlu, vatandaşa öngörülebilir bir süre verebildiklerini vurguladı.

Ömeroğlu, kendilerine 6 aylık süre tanınmasına rağmen, bu süreyi beklemeden de sonuçlandırdıkları şikayetler bulunduğunu söyledi.

"Türkiye'de ombudsmanlığın gelecekte Avrupa ülkelerindeki gibi yaptırım gücünün çok fazla olabileceğini düşünüyor musunuz?" sorusuna Ömeroğlu, ünlü bir filozofun dediği gibi ön yargıları yıkmanın atomu parçalamaktan zor olduğunu kaydetti.

Ömeroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de mahkeme kararlarının dahi uygulanmadığı, uygulanmasının tartışmalı olduğu bir yerde tavsiye niteliğindeki ombudsmanın kararının ne derece etkili uygulanabilirliğini takdirinize bırakıyorum. Örnek olması bakımından, geçen yıl uyulması oranı yüzde 20'lerdeydi. Bizim hedefimiz ilk aşamada yüzde 50 civarlarıydı. Yasal yetkilerimizin bu anlamda arttırılmasını istiyoruz. Kurumun tavsiye kararlarına uyulabilmesi, yani daha etkin olunabilmesi adına bu çok önemli. Bizim özel raporlar hazırlama yetkimiz de var. Ama bunu bu yasayla bunu yapmak mümkün değil. Ben gelecekte özel raporlar da hazırlayabilirim. Yargıya güven, askeriyeye güven ne kadardır gibi... Yargıda rüşvet var mı yok mu gibi kamuoyu yoklamaları da yapabilirim. Ama buna bütçem yetmediği gibi yasa da buna dair herhangi bir şey de yoktur."

Yetkilerinin artırılmasıyla kurumlarının kararlarına gelecekte uyulma oranının yükseleceğini söyleyen Ömeroğlu, bu durum gerçekleştiğinde 10 yılda bitecek bir davanın 3 yıla indirilebileceğini belirtti.

"En çok şikayet, kamu personel rejimiyle ilgili"

Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu'na en çok hangi konularda şikayetler geldiği sorulan Ömeroğlu, bu yılın ilk 4 ayında kendilerine 1607 şikayetin geldiğini ifade etti.

Şikayetlerde bir düşüş gözlediklerini anlatan Ömeroğlu, şöyle devam etti:

"Acaba biz toplumda farkındalığımızı yeteri kadar tanıtamadık mı diye düşünüyorum. Bu konuda gayret göstermemize rağmen daha çok eksiğimiz var. Bize en çok şikayet, 27-28'lik bir oranla kamu personel rejimiyle ilgili oluyor. Yani kişilerin atanması, derecelendirilmesi veya ihraç edilmesi gibi operasyonel rejimlerdir. İkinci konuyu yüzde 20'lerde eğitim öğretim konuları oluşturuyor. Yani YÖK ve ÖSYM konularında şikayetler geliyor. Üçüncüsü, yüzde 11-12'ik bir payla sosyal güvenlik kurumundan gelen şikayetleri inceliyoruz. Ondan sonra ekonomi, maliye, finans, adalet, güvenlik gibi konularda şikayetler sıralanıyor."

Ömeroğlu, son günlerde kamuda bulunan bazı görevlilerin birtakım bağlantıları nedeniyle görevlerinden alındığı iddiasının doğru olup olmadığı ve bu konudaki düşüncelerinin sorulması üzerine, şunları kaydetti:

"Şimdi bu konuların bir ucu siyasi içerikli veya bir çeşit algılara neden olabilecek mahiyette. Konumum itibarıyla siyasi tartışmalara girmiyorum. Ancak, gerek Anayasamızın 38. maddesinin 4. bendinde gerek mecellemizde şüphesiz beraet-i zimmet asıldır. Yani kişi herhangi bir isnattan yargılanıp mahkum olmadan o kişi suçsuzdur. Bu konuda kurumumuza bir şikayet gelmedi. Çünkü mahkemeye müracaat ediyorlar. Ama bize bu anlamda bir şikayet gelmiş olsaydı, bir değerlendirmede bulunabilirdik."

 

DHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler