YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Deniz Fener'i savcıları yargılanıyor
Deniz Fener'i savcıları yargılanıyor
04 Mayıs 2012 19:50
Deniz Feneri sanıkları tahliye oldu ancak bu kez de savcıları hakim karşıısndaydı. Deniz Feneri e.V soruşturmasında görevden alınan savcıların Yargıtay'da yargılanmalarına bugün başlandı...

Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmayı yürütürken ''resmi belgede sahtecilik ve görevde yetkiyi kötüye kullanma'' iddiasıyla soruşturmadan alınan cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz hakkındaki davanın ilk duruşması yapılıyor.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin baktığı davanın Yargıtay Genel Kurul Salonu'ndaki duruşmasına, sanıklar ve avukatlarıyla müdahil avukatları katıldı. Bazı CHP ve MHP milletvekilleri, YARSAV üyeleri de duruşmayı izledi.

Duruşmada ilk olarak sanık Savcı Mehmet Tamöz'ün, yargılamanın kapalı yapılmasına ilişkin dün Yargıtay 11. Ceza Dairesi'ne gönderdiği dilekçe okundu. Tamöz dilekçesinde, Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmanın kamuoyunda yakından takip edildiğini, bunun, hakkındaki yargılamaya siyasi nitelik kazandıracağı ve yargılamanın önüne geçeceği kaygısı taşıdığını savundu. Halen cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığını hatırlatan Tamöz, mesleğinin onuru için duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti.

Diğer sanıklar, sanık avukatları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve müdahil avukatları, bu talebin reddedilmesini istedi. Heyet de Tamöz'ün ileri sürdüğü nedenler yerinde bulunmadığından duruşmaların kapalı yapılması talebini oy birliğiyle reddetti.

Duruşmada avukatı bulunmayan Mehmet Tamöz, avukat istemediğini, savunmasını kendisinin yapacağını belirtti.

''Kimsenin hakkını ihlal etmemeye hep özen gösterdim''

Nadi Türkaslan, 1 saatlik savunmasına sözlerinin yalnızca kendisini bağlayacağını belirterek başladı. Mesleğini titizlikle, hukuk kuralları içinde, tarafsız yaptığını, bugüne kadar bir disiplin cezası bile bulanmadığını ifade eden Türkaslan, ''Kamuoyuna da mal olan binlerce soruşturma yürüttüm. Kimsenin hakkını ihlal etmemeye hep özen gösterdim'' dedi.

Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmanın uluslararası alanda yürütüldüğü için olağandan daha fazla özen gerektirdiğini kaydeden Türkaslan, şunları söyledi: 

''Maksimum özenle hareket ettik. Gizliliğe riayet ettik. Bu nedenle zaman zaman medyada soruşturmayı örtmekle, korumakla itham edildik. Soruşturma sırasında gözaltı ve tutuklama olmasa bu dava açılmazdı. Soruşturma boyunca zor ve kritik yerlerden geçtim. Dava da bunlarla ilgili. Kamuoyu da bunları bilmek istiyor ama bunların anlatılmasının ne yeri ne zamanı.''

Türkaslan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca (HSYK) hakkında verilen soruşturma ve kovuşturma kararlarının da hukuksuz olduğunu ileri sürdü.

''Kararın kapatarak gönderilmesi zaman zaman yapılıyor''

Nadi Türkaslan, ''resmi belgede sahtecilik'' suçundan yargılandığını hatırlatarak, mal varlıklarına el konulmasına ilişkin mahkeme kararında ''zerre kadar oynama, değişiklik yapmadığını'' savunarak, kararın (b) ve (c) bentlerini kapatıp fotokopisini çektiğini söyledi.  

Fotokopiyi tapu sicile gönderdiğini belirten Türkaslan, ''Kararda, gerçek kişilerin mal varlıklarına tedbir uygulanması vardı. 18 gerçek kişinin kimliklerine yer veriliyordu, şirket ismi yoktu. Çektiğim faksta 'aslının aynıdır' ibaresi yoktu. Tapu sicile gönderdiğim faksta şirket isimlerinden hiç bahsedilmiyor'' dedi.

Sonraki süreçte kararı infaz eden tapu sicil müdürlükleri, icra müdürlükleri gibi infaz yerlerinin, kararı sanki tüm bölümleri açık gibi yorumladıklarını öne süren Türkaslan, böylelikle şüphelilerin ortak olduğu şirketlerinin mal varlıkları üzerine de tedbir konulduğunu, gönderdiği faksta infaz makamlarını yönlendirecek bir ibare kullanmadığını savundu.

Kararın kapatarak gönderilmesi işleminin zaman zaman yapıldığını belirten Türkaslan, şunları söyledi:

''Yazının gönderildiği mercinin (b) ve (c) bentlerinde yazılanlarla bir ilgisi olmadığı ve o tarihte açık kimliği belli olmadığı için hakkında tedbir talebi reddedilen kişinin ismi yazıldığı için bu bölümleri kapatarak gönderdim. Sulh ceza mahkemesinin tedbir kararının üzerinde silinti, çizinti gibi hiçbir değişiklik yapmadım. Fotokopi hukuki bir belge olmadığına göre yüklenen suçun unsurları oluşmamıştır. Tapu sicile gönderdiğim faksta kapalılık açıkça belli.

Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onaysız bir fotokopinin nasıl suç oluşturduğu açıklanmalıdır. Faks yoluyla gönderilen onaysız yazılı kağıt resmi belge olamaz.''

''Görevi kötüye kullanma'' suçlamasıyla da karşı karşıya kaldığını söyleyen Türkaslan, HSYK tarafından kendisi hakkında verilen kovuşturma kararında ''görevi kötüye kullanma'' suçunun bulunmadığını ancak Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu suçtan da dava açtığını belirtti. Türkaslan, ''Bu suçtan HSYK tarafından verilmiş bir izin yoktur'' diyerek savunma yaptığını ancak Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce savunmasının kabul edilmediğini söyledi.

Nadi Türkaslan, her iki suçtan da beraatına karar verilmesini istedi.

DAHA ÖNCEKİ DÖNEMLERDEN SORUMLU DEĞİLİM

Mehmet Tamöz, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin baktığı davanın Yargıtay Genel Kurul Salonu'ndaki duruşmasında yaptığı savunmada, soruşturma açıldıktan belli bir süre sonra görevlendirildiğini, daha önceki dönemlerden sorumlu olmadığını söyledi.

Sanıkların mal varlıklarına tedbir konulmasına ilişkin sulh ceza mahkemesinin kararının anlaşılabilmesi için icra hukukunun bilinmesi gerektiğini savunan Tamöz, adalet başmüfettişinin bu nedenle yanıldığını öne sürdü.

Ortaklık payının şirketteki tüm hak ve yükümlülükleri kapsadığını ifade eden Tamöz, bir şirket ortağının şahsi borçları için ortaklık payının hacz edilebileceğini söyledi.  Tedbir kararının ortaklık payı için alındığını ve şirketin malvarlığına etki edeceğinin açık olduğunu savunan Tamöz, tedbir kararında şirket ismi bulunmadığını söyledi.

Tamöz, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ortaklık payına el koyma konusunun yer almadığını, bu nedenle ticaret hukukunun bilinmesi gerektiğini ifade etti.

''Yargısal denetimde bizim mütalaamızın hukuka uygun olduğu görülüyor'' diyen Tamöz, karar nedeniyle üçüncü şahısların zarar görmesinin imkansız olduğunu öne sürdü. 

 Bütün soruşturmaları, ''tarafsızlık, doğruluk ilkeleri doğrultusunda yürüttüğünü'' ifade eden Tamöz, ''Özel bir amacım asla olamaz, olmadı da'' diyerek beraatını istedi.

Savcı Yaren'in savunması

Savcı Abdulvahap Yaren de kendileri hakkında kovuşturmaya izin veren HSYK kararının yasaya aykırı olduğunu iddia etti.

Cumhuriyet savcısı olarak görevini yerine getirdiğini söyleyen Yaren, tedbir kararında şüphelilerle ilgili ''şu şirketteki payı şu kadardır'' şeklinde açıklamada bulunmadığını anlattı.

Savcıların savunmalarının ardından duruşmaya ara verildi. Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda heyet, müdahillik taleplerini değerlendirerek, tanıkları dinleyecek.

DAVAYA KATILMA TALEPLERİ DEĞERLENDİRİLDİ

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin baktığı davanın Yargıtay Genel Kurul Salonu'ndaki duruşmasında, heyet, suçtan zarar gördükleri iddiasıyla Hayat Görsel Yayıncılık, Zirve İletişim, Set Programcılık, Mepa Medya, Lapis Eğitim ve Yeni Dünya İletişim şirketleri ile Zekeriya Karaman'ın davaya katılma taleplerini değerlendirdi.

6 şirketin müdahillik talebini kabul eden heyet, Zekeriya Karaman'ın davaya katılma talebini ise ''doğrudan zarar görmediği anlaşıldığından'' reddetti.

Müdahil avukatı Hakan Yıldız, Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin tedbir uygulanması istemine ilişkin kararının retle ilgili bölümlerinin kapatılması sonucu, ilgili şirketlerin ortağı oldukları şirketlerin mallarına da tedbir koyulduğunu belirtti.

Yıldız, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca iki maddesi kapatılarak gönderilen mahkeme kararı nedeniyle yanlış uygulamaların ortaya çıktığını savcılara ilettiklerini anlattı. Savcılardan, ''hukuka aykırı bir durum olmadığı'' yanıtını aldıklarını belirten Yıldız,''Savcıların bir mahkeme kararını yanlış yorumlayarak işlem yapma hakkı var mı'' diye sordu.

Tapuların kendilerine gönderilen mahkeme kararı doğrultusunda işlem yaptığını söyleyen Yıldız, ''Tapu kayıtlarında 1 ya da 2 işlemde mahkeme kararı var. Diğerlerinde 'savcılık yazısı gereğince' diyor. Eylem bir değil. Bir karar var ama ısrarla çeşitli yerlere yazı yazılmış'' dedi.

Yıldız, avukat Ersan Şen'in tanık olarak dinlenmesini talep etti.

''Karar kapatılmış haliyle bir kez fakslandı''

Olay tarihinde Türkaslan'ın zabıt katibi olarak çalışan Zeynep Erciyes, tanık olarak, mahkeme başkanı Hüseyin Eken'in sorularını yanıtladı.

Erciyes, mahkemenin tedbir kararını aldıktan sonra Türkaslan'ın kendisinden bir fotokopi istediğini, ardından da getirdiği fotokopi üzerindeki bir bölümü kapatarak tekrar fotokopi çekmesini talep ettiğini anlattı. Erciyes, elindeki fotokopiyi, yazılan müzekkere kadar çoğaltıp ilgili yerlere faksladığını belirtti.

Zeynep Erciyes, sorular üzerine, soruşturmayla görevli 3 savcının zaman zaman Nadi Türkaslan'ın odasında toplanıp çalıştığını kaydetti.

Bir başka soru üzerine de Mahkeme kararının kapatılmış haliyle bir kez fakslandığını belirten Erciyes, kararın açık tam metnini de ilgili yerlere gönderdiklerini bildirdi

''Yargılama şartı gerçekleşmemiştir''

Nadi Türkaslan'ın avukatı Cevat Balta, HSYK'nın en az 5 üyeyle toplandığını ve kararlarını en az 4 oyla aldığını belirterek, ilk toplantıda kovuşturma için gerekli 4 oya ulaşılamadığından yargılama şartının gerçekleşmediğini savundu ve davanın düşmesi gerektiğini söyledi.

Balta, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in Adalet Başmüfettişliği raporunu göndermeden yaptığı açıklamalarla adil yargılamayı etkilediğini öne sürdü.

Elinde, HSYK'nın, bir kısmını kapatarak, ''aslının aynı'' diye onayladığı iki belge bulunduğunu iddia eden Balta, ''Eğer savcılar belge kapattığı için yargılanıyorsa, cezalandırılacaksa, bu bir suçsa, HSYK bu suçu ağırlaştırılmış işlemiştir'' iddiasında bulundu.

Mahkeme Başkanı Eken, müşteki Zahit Akman'ın duruşmaya katılmamasına ilişkin mazeretinin kabul edildiğini, Akman'ın bir sonraki duruşmaya katılması için davetiye yazılmasına karar verildiğini bildirdi.

Avukat Ersan Şen'in bir sonraki duruşmada tanık olarak dinlenmesine karar veren Eken, davayı 29 Haziran'a erteledi.  (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler