18 Ekim 2017 Çarşamba
  • Altın151,567
  • BIST106.991
  • Dolar3,6762
  • Euro4,3196
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8378
  • İstanbul17 °C
  • Ankara8 °C
  • İzmir19 °C
  • Konya12 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya19 °C
  • Diyarbakır18 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri7 °C
  • Kocaeli8 °C
  • Şanlıurfa17 °C
  • Gaziantep16 °C
  • İçel23 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Demokratik açılım ABD projesi mi?
Demokratik açılım ABD projesi mi?
01 Eylül 2009 15:39
PKK terörüne harcanan bu 360 Milyar Dolar’ın bu ülkeye yatırım olarak kullanıldığını tahayyül edebiliyor musunuz?
1984 yılından bu yana devam eden PKK terörüne Türkiye’nin harcadığı para konusunda telaffuz edilen rakamlar 55 Milyar Dolar ile 1 Trilyon Dolar arasında değişiyor. Ama güvenilir bir araştırmaya göre PKK’nın 1984’ten 2008 sonuna kadar ülkeye verdiği zarar 209 Milyar Dolar. PKK terörü nedeniyle fazla asker istihdamından kaynaklanan masraflarla, şehit yakınları ve gazilere verilen paralar da eklendiğinde PKK sebebiyle harcanan para, toplamda 360 Milyar Doları buluyor.


Hükümetin 2009 yılı bütçesinde yatırımlara ayırdığı pay yaklaşık 8 Milyar Dolar. Bu demektir ki Türkiye’nin son 25 yılda sadece PKK terörüne harcadığı para yaklaşık 45 yıllık yatırımın karşılığı bir rakama tekabül ediyor.


PKK terörüne harcanan bu 360 Milyar Dolar’ın bu ülkeye yatırım olarak kullanıldığını tahayyül edebiliyor musunuz?


Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek bir defasında “Eğer PKK terörüne para harcamasaydık dünyanın en büyük ilk beş ülkesi arasında olurduk” demişti. Son derece doğru. Ancak hadi para kaybedilir, kazanılır. Paradan daha önemlisi kaybettiğimiz insanlarımız. Bunlar geri getirilebilir mi? Anaların akıttığı gözyaşlarını hangi parayla telafi edebilirsiniz, kalplerindeki volkanları hangi suyla söndürebilirsiniz.


Ne kadar şehit verdik?



Milli Savunma Bakanlığı'nın hazırladığı verilere göre Türkiye, bugüne kadar asker, polis ve korucu dahil ülke genelinde 8 bine yakın şehit vermiş. Ben bu rakamın daha fazla olduğunu düşünüyorum. Son 20 yıl içindeki 17 500 faili meçhulü de hesabın bir yerine ilave etmek gerekiyor.
Tempo Dergisi’nin Milli Savunma Bakanlığı'nın hazırladığı verilere dayanarak verdiği rakamlara göre, 4 bin 828 sivil de terör nedeniyle hayatını kaybetti. 7 bin 946 şehidimizin 5 bin 821'i TSK mensubuydu. Emniyet teşkilatı 775, geçici köy korucuları da bin 350 şehit verdi.


Şırnak en fazla şehit veren il


1984'ten bu yana terörle mücadele veren Türkiye'de şehit cenazesi çıkmayan ilimiz yok. MSB'nin verilerine göre, bugüne kadar PKK terörüne en fazla şehit veren ilimiz Şırnak. Şırnak, 1984–2008 yılları arasında asker ve köy korucusu olmak üzere toplam 335 şehit ve 490 gazi vermiş. Şırnak'ı 284 şehitle İstanbul, 264 şehitle de Hakkâri takip ediyor. İlçeler ve köyler dahil Şırnak ilinin 2008 yılı nüfusu 416 bin, Hakkari’nin nüfusu 240 bin, İstanbul’un nüfusu ise yaklaşık 12 milyon. İstanbul’u nüfus yönünden diğer iki vilayetle mukayese edersek nüfuslarına oranla Şırnak ve Hakkâri’nin ne kadar çok şehit verdiğini de görmüş oluruz. Yanlış anlaşılmasın; bu rakamlar Şırnak ve Hakkâri’de şehit olanları göstermiyor. Şehit olan Şırnaklı ve Hakkârili vatandaşlarımızı gösteriyor.



Son bir yılda 100’den fazla şehit



TSK Mehmetçik Vakfı’nın yayınladığı Mehmetçik Dergisi bu Ağustos ayında son bir yıl içinde şehit düşen erlerin listesini yayınladı. 9 Ağustos 2008-22 Temmuz 2009 arasında şehit olan erlerimizin sayısı 89. Bu listeye son Ağustos ayı içinde şehit olan erler dahil değil. Ayrıca bu rakama şehit olan uzmanlar, subaylar ve astsubaylarla, polisler ve korucular da dahil değil. Sadece erlerin sayısı 89.
PKK terörünü Türklerle Kürtlerin savaşı gibi göstermeye çalışanlar iyi niyetli değiller. Kürtleri, sadece bazı teröristlerin üzerinden ya da provokatör bazı siyasetçilerin konuşmalarından tanıyanlar Kürtlerin hepsini isyancı veya bölücü görebiliyorlar. Bu büyük bir haksızlık ve bilgisizlik olur. Unutmayalım ki bu vahşi terör döneminde Kürt vatandaşlarımız da en az Türkler kadar zarar gördüler.
Şimdi Türkiye, devlet olarak makul bir noktaya geldi. Asırlık düğümlerin çözülmesi için adımlar atılıyor. Türkiye’nin etrafında bir barış kuşağı oluşturuluyor. Bu kuşağın oluşturulması ülkemizin daha güvenli bir bölge olmasını da sağlayacak. Bunun ardından güvenlikten ziyade kalkınmayı ve bölgede ve dünyada sözü dinlenen bir ülke olmanın yollarına ağırlık vereceğiz.



Türkiye ayağa kalkıyor



Kıbrıs’ın uluslar arası camiada önümüze konan bir problem olmaktan çıkarılmış olması, Ermenistan’la aramızdaki anlaşmazlıkların çözüm noktasına getirilmesi, Suriye ve Irak’la ilişkilerimizin normalleşmesi, içerde ise vatandaşlarımızı huzura kavuşturulacak adımların hızla atılması bu maksatla yapılmaktadır. Alevi vatandaşların problemlerini çözmeye dönük gelişmeler, Nazım Hikmet’in itibarının iadesi, Patrikhane ve Ruhban Okulu konusundaki ilerlemeler ve son olarak da Demokratik açılım veya Kürt açılımı denilen hadise Yeni Türkiye’nin inşasının temellerini sağlamlaştıran/sağlamlaştıracak gelişmeler. Türkiye, düştüğü yerden kalkmanın yollarını arıyor.



Devlet kararı



Kürt sorununun çözümü konusunda Cumhurbaşkanlığı, hükümet, MGK, MİT anlaşmış vaziyette. Yani demokratik açılım süreci bir devlet kararı. DTP ve PKK ise artık örgütün, yolun sonunda olduğunun farkında ve anlaşmaktan başka çare kalmadığını görüyorlar.
Ancak DTP içindeki radikal bir kesimle, PKK içinde çok küçük bir grup çözüm istemiyor. Çünkü bu kesimler sermayelerini çözümsüzlükten kazanıyorlar.


Bu süreçte atılan adımları kadük etmek için mücadele verenler var. Bunlar pireyi deve yaparak ve hadiseleri çarpıtarak süreci sabote ediyorlar. En fazla bel bağladıkları yer ise TSK. O kesimler Genelkurmay’ın Zafer Bayramı açıklamasını tersinden göstererek kendilerine destek hevesine girdiler. Halbuki o açıklamada Genelkurmay, bölünüyoruz, üniter devlet parçalanıyor paranoyası yaşayan kesimlere, “panik yapmayın bölünmeyiz” mesajı verdi. Nitekim 30 Ağustos kutlamaları ve resepsiyonunda verilen mesajlar da askerin, demokratik açılım sürecine destek verdiğini gösteriyor.


Kaldı ki Türkiye’de orduyu nihai karar mercii gibi göstermek, artık hem bir haksızlık hem de bir yanılgıdır.


Birkaç gün önce önemli bir partinin grup başkan vekili, açılım süreci konusunda beni şaşırtan bir açıklama yaptı. Türkiye’nin gündeminin bu olmadığını, ekonomi ve işsizlik olduğunu ifade etti. Son 25 yılda on binlerce insanımızın canına mal olan, ülkeye yüz milyarlarca Dolar kaybettiren, ülke insanına hayatı kabus eden bir konunun çözümü nasıl olur da gündem kabul edilmez. Anlamak mümkün değil.


Bu ülkeyi seven herkesin bu demokrasi sürecine destek olması gerekir. Hayata geçirilmeye çalışılan projeleri ABD veya AB projesi olarak göstermeye çalışmaksa bilgisizlik değilse iyi niyetle açıklanamaz.


Topu taca atma alışkanlığından vazgeçmeliyiz.



01.09.2009


Alper TAN
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler