YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Demirel döneminde açıklar arttı
Demirel döneminde açıklar arttı
Demirel döneminde açıklar arttı
15 Mart 2008 / 15:42 Güncelleme: 15 Mart 2008 / 00:00

Gündem Ankara’da Sosyal Güvenlik Yasası’nın açıkları ve sorunları aşmaya dönük çözümler konuşuldu. Programa Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksoy ve (telefonla) KESK Genel Başkanı İsmail Tombul katıldı.


 Yapımcılığını ve sunuculuğun Kanal A Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan’ın yaptığı programda katılımcılar şu çarpıcı değerlendirmelerde bulundular.


 “YASA DEĞİŞİKLİĞİNDE SENDİKALARIN GÖRÜŞLERİ SORULMALI”



  • Sosyal Güvenlik Yasası değiştirilmeli mi?

Bircan Akyıldız: Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Türkiye’de 5 yıldır tartışılmaktadır. Kamuoyunda yeterince tartışılmıştır. 7 yıl önce dönemin Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, SSK’da yapılan değişikliklerle Türkiye’nin 50 yıllının kurtarıldığı iddia edilmişti. Ama 5 yıl geçmeden sistem iflas etmişti. Biz Kamu-Sen olarak Türkiye’de Sosyal Güvenlik ile ilgili değişikliğe ihtiyacın olduğuna inanıyoruz. 70 milyonu ilgilendiren bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Ama bu düzenlemeler toplumu temsil edenlerin görüşleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Ama siyasi irade bizi anlamamakta ısrar ediyor.


 “DEMİREL’İN DÖNEMİNDE AÇIKLAR ARTTI”



  • Sistem nasıl açık vermeye başladı?

Ahmet Aksoy: Türkiye’de yıllarca sürdürülen erken emeklilikle aktif pasif dengesi bozularak Sosyal Güvenlik’te açık verilmesine sebep oldu. Özellikle Sayın Demirel’in iktidarı döneminde bu açıklar büyüdü.


Dünyada aktif-pasif dengesizliğinden doğan açıklar devlet tarafından süspanse edilir.  Türkiye’de de açıklar çalışanlar üzerinden elde edilen tasarruflarla kapatılmaktan vazgeçilmeli, kayıt dışı çalışan 8 milyon kişi ve sosyal sağlık güvenlik kapsamında olmayan 15 milyon kişinin de sistem içerisine alınması ve aktif-pasif dengesinin daha üst seviyeye çıkarılmasıdır.


 TOMBUL: “BAŞBAKAN’IN TEKLİFİ ‘AHLAKSIZ’DIR”


·        Başbakan, yasa tasarısına karşı çıkanları “yalancılık”la suçladı. Bu konudaki düşünceniz nedir?


İsmail Tombul: Başbakan “hak kaybı olmayacak” diyor. Ama önemli oranda hak kayıpları söz konusu. Şimdi birçok hak kaybının olduğu bir yerde kimin doğru, kimin yalan söylediğini artık kamuoyunun takdirine bırakmak gerekir. Başbakan bir yandan bizi yalancılıkla suçlarken, diğer yandan ise “mevcut çalışanların hak kaybı olmayacak, bundan sonra çalışanların hak kaybı olacak” diyor. Başbakan’ın bize yaptığı bu teklif “ahlaksız” bir tekliftir. Yani teklifin kendisi ahlaksızdır. Bu “Siz kendinizi kurtarın, mücadeleyi bırakın, çoluğunuz-çocuğunuz, gelece kuşaklar için bir kaygıya kapılmayın” anlamına geliyor.


 Akyıldız: Sosyal Güvenlik Yasasından hepimiz rahatsızız. Tepkilerimizi dile getirerek kamuoyu ile paylaşıyoruz. Sayın Tombul’un Başbakan’ın sözlerine “ahlaksız teklif” yakıştırması yapmasına katılmıyoruz. Bize göre amacını aşmıştır.


 “İDEOLOJİK SÖYLEMLER EMEK PLATFORMUNU GÖLGELEYEBİLİR”


Aksoy: Sayın Başbakan’ın avukatı değilim. Ancak “ahlaksız teklif”, geçen programda da “hezeyan” lafları ideolojik duruşun bir sonucudur. Bu söylemler Emek Platformunun haklı davasını gölgeleyebilir. Onun için söz ve davranışlarımızda dikkatli olmak zorundayız.


 ·        Yasada sizi tatmin edecek değişiklikler yapılmazsa tavrınız ne olacak?


Tombul: Biz, Emek Platformu çatısı altında eylemlerin yapılmasından yanayız. Tasarı geri çekilmez de, Genel Kurula getirilirse Emek Platformu olarak Türkiye’deki bütün temsilci ve yöneticileri Ankara’ya davet edeceğiz. Meclis önünde taleplerimizi bir daha dile getireceğiz. Emek Platformunda önümüzdeki dönemde yapacağımız eylem ve etkinlikler üzerinde fikir alış-verişinde bulunacağız.


 ·        Yasa değişikliğindeki olumlu maddeler nelerdir?


Aksoy: Sosyal güvenliğin tek bir çatı altında toplanması, 18 yaş altı tüm vatandaşlara ücretsiz sağlık hizmetlerinin verilmesi.


 


Akyıldız: 18 yaş altı için ücretsiz sağlık hizmeti güzel. Ama bu hizmetin doğuracağı masrafı hangi bütçeden karşılayacaksınız? Sistemin içindeki çalışanların yükünü daha da ağırlaştırmaya sebep olacak bu değişim sorunları arttıracaktır.


 BİR EMEKLİYE DÖRT ÇALIŞAN BAKMALI


·        Kamu-Sen olarak çözüm önerileriniz nelerdir?


Akyıldız: Sosyal güvenlik sisteminde bir sosyal güvenlik oranı vardır. Bu oran “bir emekliye kaç kişi bakacak” şekildedir. 1940 yıllarda Türkiye’de Sigortalar Kanunu oluşturulduğu dönemde 24 çalışana, 1 emekli düşüyordu. Bugün ise 2 çalışana 1 emekli düşmektedir. 70 milyon nüfusa sahip Türkiye’de yaklaşık 52 milyon kişi çalışabilecek kabiliyete sahip. 29 milyon çalışanın 13.5 milyonu kayıt dışında.  6.5 milyon ise emekli bulunmaktadır. 52 milyonun hepsini sistem içinde çalışır duruma getirdiğinizde 1/7 oranına ulaşıyorsunuz. Yani 7 kişinin 1 kişiye bakabileceği bir sistem. Dünyada ideal olan sosyal güvenlik oranı ¼ olarak belirlenmiştir.  Getireceğimiz sistemde bu orana ulaşmak hedef alınmalıdır. Maalesef yapılan değişiklik sistemdeki çalışan sayısını arttırmaya yönelik değil. Aksine bu, sistem içindeki çalışanları da kaçıran bir sistem. Çünkü ödeyeceği prim gün sayısı fazla, emekli olup-olmama şüphesi çok, ödediği prim miktarı çok yüksek. Çalışanlar, “Artık prim ödemeyeceğim, primimi bana verin” noktasına geleceklerdir.


Kayıt dışı çalışanları kayıt içine aldığınızda sosyal güvenlik yasasındaki açıkları rahatlıkla kapatabilirsiniz. Sistem içi çalışanların sayısının arttırılmasıyla vergi ödeyecek olan insan sayısı artacak, işverenlerin vergi kaçırılmasının önü alınmış olacak, sosyal imkânlar genişleyecek, ekonomide ciddi bir hareketlilik sağlanacak, üretime yönelik hareketler ortaya çıkacak, yatırımlar artarak işsizlik sayısı düşecek. Biz prim ödemeyelim demiyoruz. Prim ödeyelim ama devlette sorumluluğu altında gerekenler yapılsın, kayıt dışı kayıt altına alınsın ve ¼ oranına ulaşmak için de özellikle yatırımların teşvik edilmesi, ekonomik tedbirlerin alınması suretiyle uygulamanın yapılması gerekmektedir.


 ASGARİ ÜCRETLİDEN VERGİ ALINMAMALI


·        Memur-Sen olarak çözüm önerileriniz nelerdir?


Aksoy: Fiili hizmet zammının verilmesinde belirli bir norm standardının getirilmesi lazım. Bu yasa ile birlikte bir vergi reformunun yapılmalı. Vergiler makul bir orana çekilerek işverenlerin, kayıt dışı işçi çalıştırması engellenebilir. Asgari ücretliden vergi alınmaması gerekir.


 


EMEK PLATFORMUNUN “SOSYAL GÜVENLİK YASASI” ELEŞTİRİLERİ: 


·        Bugün, emeklilik için kadınlarda 58, erkelerde 60 olan yaş sınırı kademeli olarak kadın ve erkeklerde 65’e, prim gün sayısı 7 binden 9 bine yükseltilmektedir.


·        Halen fiili hizmet zammından yararlanan çalışanların bu hakları bazı sektörlerde ellerinden alınmaktadır.


·        Malullük ve ölüm aylığı hak etmek için aranan 5 yıllık hizmet süresi 10 yıla, 900 günlük prim gün sayısı ise 1800 güne yükseltilmektedir.


·        Aylık bağlama oranı her 360 prim gün sayısı için %2’ye indirilmektedir. Emekli aylıkların hesaplanmasına ilişkin kazançların güncel erimesinde kullanılacak katsayının belirlenmesinde gelişme hızının %100’ü yerine, %30 dikkate alınacaktır.


·        İş hastalığı ve meslek hastalığı sonucu %25 ve daha yüksek oranda sakat kalan çalışanlara bağlanan sürekli iş görmezlik gelirinin alt sınırı kaldırılmaktadır.


·        Alt sınır aylığı düşürüldüğünden, özellikle mevsimlik, geçici süreli ve yarı zamanlı çalışanlar daha az aylık almakla karşı karşıya kalabilecektir.


·        Çalışan ve ölüm geliri aylığı alan çocuksuz dul eş aylığı %75’ten %50’ye düşürülmektedir.


·        Emekli aylıkların yükseltilmesinde yalnız enflasyon oranındaki artış dikkate alınacağından emekli, dul ve yetimlere refahtan pay verilmemektedir.


·        Asgari ücretin üçte biri tutarında, altı ay süreyle verilmesi kabul edilen süt emzirme yardımı, bir defaya mahsus olarak düzenlenmektedir.


·        Asgari ücretin üç katı tutarında verilmesi kabul edilen cenaze yardımı bir asgari ücret tutarına indirilmektedir. Yetim kız çocuklar için ödenmekte olan evlenme yardımı yetim aylığı tutarının 24 katından 12 katına düşürülmektedir.


·        Çalışanlar ile emekli, dul ve yetimlerin yararlanacakları sağlık hizmetlerine ilişkin tedavi yöntemleri, ilaç ve tıbbi malzemelerin miktar ve sürelerinin belirlenme yetkisi kurum yönetimine bırakılarak belirsizlik yaratılmaktadır.


·        Diş protezlerine yaş sınır getirilerek 18 yaşını doldurmamış veya 45 yaşından gün almamış kişiler protez bedelinin %50’sini cepten ödeyecektir.


·        Çalışanlarla, emekli, dul ve yetimler özel hastanelerden yararlanmak için sağlık hizmeti bedelinin % 20’sini cepten ödeyecektir.


·        SSK’nın oluşturacağı bir komisyonun belirleyeceği tedavi yöntemleri dışındakilere, üç katına kadar fark ücreti ödenmesi öngörülmektedir.


·        Muayene ve tedaviler için şimdilik 2 YTL; protez ve ortez ve ilaç bedelleri için %10 ve %20 oranında değişen oranlarda katılım payı ödenecektir.


·        Çalışması sona eren sigortalılardan, önceki yıl içinde 90 gün prim ödeyenlerin kendileri, 120 gün prim ödeyenlerin ise kendileri ile birlikte bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, 6 ay süreyle sağlık yardımlarından yararlanma hakkı kaldırılmaktadır. 


·        Genel sağlık sigortası primlerini devletin ödeyeceği kişiler için asgari ücretin üçte biri olarak belirlenen yoksulluk sınırı, nasıl elde edildiğine bakılmaksızın hanenin tüm gelirlerini dikkate alacağından, toplumun büyük bir bölümü sağlık sigortası primi ödemekle yükümlü tutulacaktır.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler