25 Eylül 2017 Pazartesi
  • Altın145,814
  • BIST104.123
  • Dolar3,4910
  • Euro4,1702
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7181
  • İstanbul19 °C
  • Ankara12 °C
  • İzmir15 °C
  • Konya16 °C
  • Adana18 °C
  • Antalya21 °C
  • Diyarbakır16 °C
  • Bursa13 °C
  • Kayseri12 °C
  • Kocaeli9 °C
  • Şanlıurfa18 °C
  • Gaziantep15 °C
  • İçel23 °C
Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu: Tek bir başarı hikayesi var o da...
Irak'ta, Suriye'de etnik çatışmaların yaşandığı bir dönemde Türkiye'nin çözüm sürecini başarıyla sürdürdüğünü belirten Başbakan Davutoğlu: Bugün Ortadoğu'da tek bir başarı hikayesi vardır, o da çözüm sürecidir. Sabote ettiler, yılmadık" dedi.
Davutoğlu: Tek bir başarı hikayesi var o da...
15 Eylül 2014 / 08:55 Güncelleme: 15 Eylül 2014 / 08:57

Başbakan Ahmet Davutoğlu, önceki gün Dolmabahçe'deki çalışma ofisinde gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleriyle görüştü. 

Bölgedeki sıcak gelişmeler, çözüm süreci, yeni anayasa ve gündemdeki birçok konuya ilişkin açıklamalar yapan Davutoğlu, yeni hükümetin vizyonuna ilişkin önemli ipuçları verdi.

İşte Davutoğlu'nun verdiği detaylardan önemli satır başları:

Temel hedef aidiyet

Çözüm süreci belli bir aşamaya geldi acaba uygulamada nasıl bir hâl alacak?

'Çözüm süreci 60 yılın en önemli sorunlarından birisi. Devleti devlet yapan önemli unsurlardan bir tanesi vatandaşlık kavramı ile o toplumu bir arada turan tarihdaşlık bilincinin benimsenmesidir. Tarihinizde Müslüman bir toplum olarak bilinmenize karşın ülkenizde başörtüsünü yasaklarsanız, ayrıca Diyarbakır Cezaevi'nde insanlara sadece Kürt kimlikleri dolayısıyla dışkı yedirmek dahil her türlü işkenceyi yaparsanız o kitleler devletten kopar ve psikolojik kopuş olur.

Dışarıda ve içeride birileri bunu istismar edip bir müddet sonra terör olgusunu karşımıza çıkartır. Biz AK Parti olarak bu kopuş sürecini ortadan kaldırıyoruz. Aidiyet meşruiyetin temelidir.'

Kritik karar: Dağlıca

'Sizi iç tehdit olarak görmüyoruz dedik ve birçok provokasyonla karşılaştık. Ben siyasi hayatımdan akademik hayata geri dönme kararı aldığımda kalmamı sağlayan olay Dağlıca baskınıdır. Bu baskın sonucunda biz yeni bir Türk-Kürt çatışması yaşanacağı analizini yaptık. Bir taraftan terör tırmanırken, bir taraftan Kuzey Irak'taki olaylar ve içeride -partimizi kapatılma sürecine kadar götürmeyi hedefleyen- iç siyasi türbülansa sokma girişimlerinde bulunuldu. O günlerden bugünlere geldiğimizde, Erdoğan'la Barzani el ele halka hitap edecek deseydik herkes bize gülerdi. Bugünlere geldik. Çözüm süreci dediğimiz şey budur.'

Operasyon vardı Bağdat'a gittim

'Biz 2008 Şubat'ında kara operasyonu yaparken ben Bağdat'a gittim, yarı uyarı yarı imza yarı bağ kurmak için... Çünkü çok ciddi bir şekilde Irak'a girmiştik. O ziyaretimde Neçirvan Barzani'yle, Talabani'nin ofisinin arkasında bir görüşme yaptım. Şimdi hatırlıyorum o görüşme basına yansımasın diye iki tarafta da yoğun tedbir alınmıştı.

Sonrasında Erbil'e gittim. Habur sürecinde çok ciddi sabotajlar oldu. Biz kararlı durduk. Dik durduk. Bir gün bu kalıcı barışı ve çözümü tesis edeceğiz inancıyla bunlardan yılmadık.

MİT Müsteşarımız Hakan Fidan'la ilgili 7 Şubat operasyonunun arkasında da çözüm sürecini engellemeye yönelik bir çaba vardır. Bunun için tepki verip karşı çıktık. Çünkü Hakan Fidan'a yöneltilen suçlama PKK içine girmiş bazı MİT elemanları üzerinden sanki MİT, PKK'yı yönetiyormuş gibi bir suçlamaydı. İstihbaratın görevi zaten onu yapmak... O günden bugüne aldığımız mesafe olağanüstüdür.'

Demokratik olsalardı...

'Bölgede çok derin bir etnik ve mezhebi bir çatışma yaşanıyor ancak biz çözüm sürecini ilerletiyoruz. Bugün Ortadoğu'da tek bir başarı hikayesi vardır, o da Türkiye'nin çözüm sürecidir. Bugün bölgede halkının her kesimiyle barışık ve yeni bir ülke kurma iddiasında olan tek siyasi iktidar biziz.

Mısır'da, Suriye'de, Libya'da ya da Irak'ta yönetimler bizim kadar demokratik ve içselleştirici bir siyaset takip etmiş olsalardı bugün orada yaşananlar olmazdı. Irak'ta, Suriye'de Kürtler dışlanırken, Türkiye'de Kürt hareketinin önemli bir ismi cumhurbaşkanı adayı oldu. Yani 'Kazanırsam ben tüm Türkiye'nin cumhurbaşkanı olacağım' dedi ki bu çok olumlu bir şeydir. Irak'taki ya da Suriye'deki bir Kürt bunu düşünemez bile.'

Derenin yarısını geçtik

'Çözüm sürecinin başlangıcından bugüne, çok hızlı akan bir derede karşıya doğru yüzmeye başlıyorsunuz. Derenin yarısını geçtik. Geri dönmek karşıya geçmekten daha mahiyetli olur. Attığımız adımları çekinerek atmıyoruz artık. Artık adım atma vakti.

Diğer yandan süreç yürüyor diye kamu düzenini bozacak davranışlara da müsamaha göstermeyiz. O bakımdan 15 günde bir süreci değerlendireceğiz. Bu yolu kolay katetmedik. Süreci bir provokasyona kurban vermeyiz.'

Bundan sonrası kolay

Kürt hareketinin de belli talepleri var siyasi ve mahalli özerklik gibi. Elbette devletin de yaklaşabileceği noktalar ve sınırları var… Bu konulara ne zaman gelinecek ya da gelindiğinde nasıl bir tavır alınır?

'Çözüm sürecinin başlangıcından bugüne kadar söylem bile ne kadar değişti... Örneğin şimdi siyasi konular konuşuyoruz. Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal bu konuda 'şunlar konuşulabilir' dediğinde neredeyse kıyamet kopacaktı ancak ülke bölünmedi.

TRT Şeş kurulduğunda ben başdanışmandım ve TRT Yönetim Kurulu'nda bu konuyu 5-6 saat konuştuk belli bir direnç vardı ancak herhangi bir olumsuzluk olmadı. Bu konularda iyi niyet olursa çok rahat mesafe alınacak noktadayız.

Milli Eğitim politikasını değiştirecek bir gerekçe görmüyoruz ancak Kürtçe eğitim konusunda bir sıkıntı yok. Kürtçe öğretmenler için ciddi kontenjan ayrıldı. Yani bu konular Türkiye'de belli eşikler aşıldığını ve konuşulabildiğini gösteriyor ancak konuşulmayacak şeyler de bellidir. Yani Türkiye'nin siyasal birliği, demokratik sistemin dayandığı temeller. Bu konularda bir tartışma sözkonusu olamaz. Ben çözüm sürecinde bundan sonraki aşamanın daha kolay işleyeceği kanaatindeyim.'

Yeni anayasa

'Belli anayasa maddelerinde mutabakat sağlandı. Gönül ister ki 2015 seçimlerinden sonra yepyeni bir anayasa yapalım. Şu anki anayasanın en büyük eksiği, halkına güvenmeyen 12 Eylül mantığının sonucu olarak her şeyi kuralla çözmeye çalışması. Hâlbuki kendi doğal seyri içinde zaten çözüme kavuşturulmuş ve teamül haline gelmiş uygulamalar anayasadan ve yasal metinlerden çok daha güçlü etki yapabiliyor.

Toplumun şu an doğal seyri içinde geldiği aşama bu anayasayı çoktan aştı. Ancak komisyonun üzerinde anlaştığı maddeler üzerinde bir değişiklik yapalım denirse biz buna da hayır demeyiz.'

Başkanlık sistemi

'Burada en önemli husus siyasal özgürlük alanları ve temel insan hakları noktalarında insan odaklı bir anayasa yapmaktır. Yani Anayasa 'Devlet nasıl korunur' diye başlamamalı. 'Bu devlet kendi insanının haklarını nasıl korur' olmalı. Amir millettir, memur devlettir. Siyasal sistem de, başkanlık sistemi de bu sistem içinde bütüncül bir şekilde tartışılır. Bu demokratik noktaya kolay gelmedik. Yani hesap sorulanla sorumluluk ve yetki sahibinin aynı kişi olması önemli burada.'

Sıfır sorun

'Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta dört yıldır uyardığı hususlar, yani sıfır sorun olsun diye gerçekleşmesini arzu ettiği hususlar bugün bir bir teyit ediliyor. Şu da görülüyor ki, sorun çıkaran Türkiye ile değil kendi halkıyla sorunlu olan Maliki idi, o gitti Abadi geldi. Şimdi o sıfır sorun istiyor.'

Yurt meselesi

'Kimsenin açıkta kalmaması için her türlü tedbir alınıyor, onun için atılması gereken adım atılır. Binanın tıkandığı yerde kiralama usûlüne geçeceğiz. 60 bin kadar yeni kiralama için çalışma yapıyoruz, daha da artacak. Her ilde tedbirler alacağız yani hiçbir öğrencinin açıkta kalmaması için elimizden gelen çalışmayı yürütüyoruz.'

Siyasi kutuplaşma

'Kutuplaştıran tavırlar kimlerden geldi bu süreçte? Sayın Cumhurbaşkanımızın yemin törenine kim katılmadı? Kim olay çıkardı? Kim kitap fırlattı? Cumhurbaşkanımız 'Ben herkesle konuşmaya hazırım' dedi. Kılıçdaroğlu 'Savaş olmadıkça konuşmam' cevabı verdi. Başbakan olarak göreve başladım, Kılıçdaroğlu aramadı. Kurultayda seçildi, ben onu aradım ve tebrik ettim.'

Ekonomik planlar

'Türkiye'de imalat sanayindeki duraksamayı aşacak tedbirler geliştirilecek. Finans sektörüyle reel sektör arasındaki gerilimi doğru görmüyorum. Bizim yapmamız gereken, Türkiye'yi üreterek tüketen bir ülke haline getirmek. Türk ekonomisi Arabistan, Katar, Rusya gibi doğal kaynağa dayanmıyor ya da bizim sömürge geçmişi dolayısıyla İngiltere, Fransa gibi birikimlerimiz yok. Bunları görmemiz lazım.'

ABD basını yazmıyor

'Biliyorsunuz iki Amerikalı gazeteciyi katlettiler. Halen ellerinde gazeteciler var. Neredeyse 2 yıldır onların elinde. Hiçbir ciddi Amerikalı gazete bunları yazmadı, aileleri çıkıp onların hayatını tehdit edecek şekilde provoke etmeye çalışmadı, Kongre'de Obama'ya karşı olanlar çıkıp da bu konuda Obama'yı açıklama yapmak zorunda bırakmadı.

Biz neden böyle bir önlem aldık? Bu sürecin başında rehinelerin durumu daha iyiydi ve bizler ne yapabiliriz diye düşünüyorduk? Yerlerini biliyorduk ve yer de uygun şartlardaydı. Ertesi gün bir gazete 'İşte kaldıkları yer' diye o yerin fotoğrafını yayınladı ve öğleden sonra o yer değiştirildi.

O yer değiştirme esnasında rehineler dağıtılsaydı bir kısmı başka yerlere gönderilseydi bizden hesap soracaklardı. Yani basın özgürlüğü üzerinden bir insanın hayatı riske ediliyor mu? Bunu düşünmek basını sınırlamak değil. Basının bunu düşünmesi lazım. ABD Dışişleri Bakanı Kerry bana kendi rehinelerinden bahsedeli 1 seneyi geçti.

Bu süre zarfında ABD ve Batı basınında hiçbir şey yazılmadı. Ancak biz bu uygulamayı devreye soktuğumuzda Batı basını Türkiye'de otoriterleşme eğilimi var ve basına yasak getiriliyor yorumunu yaptı. Hatta bizi de tahrik edercesine IŞİD'le işbirliği yapıyorlar diye yayın yapıyordu. Basın özgürlüğüyle basın ahlakını ortak noktada buluşturmak açısından sizin desteğinize ihtiyacımız var. Eleştiri bir haktır ancak bu eleştirinin sınırları konusunda hepimizin mutabık kalmamız lazım.'

 

YENİ ŞAFAK

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler