YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu: Saldırıya uğrarsak kartları kullanırız
Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin Ortadoğu’daki gelişmeler karşısında henüz kartını oynamadığını söyledi. Davutoğlu, “Türkiye doğrudan bir müdahalede bulunmadı ve bulunmayı da düşünmedi. Saldırıya uğrarsak kartları kullanmak durumunda kalırız" dedi.
Davutoğlu: Saldırıya uğrarsak kartları kullanırız
28 Ekim 2015 / 07:31 Güncelleme: 28 Ekim 2015 / 09:40

Seçime 5 gün kala,  2 saati aşan görüşmede gazeteciler sordu, Başbakan merak edilen pek çok soruya cevap verdi:

Davutoğlu'nun konuşmasından önemli satır araları:

1993'LE 2013 BİRBİRİNE ÇOK BENZİYOR

1993'te Özal'ın başlattığı barış projesi nasıl baltalandıysa 2013'de de bizim başlattığımız büyük proje öyle baltalanmaya çalışıldı. Hatırlayın. 93'te Uğur Mumcu ve Eşref Bitlis suikastları, Madımak ve Başbağlar olayları olmuştu. Böylelikle barış projesi rafa kaldırılmıştı. 2013'de de Gezi olayları, Alevi vatandaşlarımızı provoke etmek için devreye giren DHKP-C ve 17-25 Aralık darbe girişimi söz konusu oldu. Amaç aynıydı. Çözüm sürecini 'milli ve yerli' bir süreç olarak, bütünüyle Türkiye'nin kontrol ettiği bir süreç olarak planlayan taraf biziz. Masadan asla kalkmayan taraf biziz.
 
VATANDAŞIMIZI VURANIN MEZHEBİNE BAKMAYIZ

Vatandaşımıza kurşun sıkana acımayız. Alevi, Sünni, Kürt, Türk fark etmez. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hayatına kastedenin canına okuruz.

HDP KENDİNİ ATEŞE ATTI

Bizi ilgilendiren soru şudur: HDP siyaset mi yapacak yoksa teröre meşruiyet sağlamaya mı çalışacak? Bizim HDP ile ilişkilerimizi belirleyecek şey budur. Biz onlara uyarılarımızı yaptık. 'Kendinizi ateşe atmayın' dedik. Onlar, halka isyan çağrısı yapmayı seçtiler. Bu noktada HDP'nin içinde PKK ile ilgisi olmayan unsurların da sorumluluk almaları, bir karar vermeleri gerekiyor.

PARALELİN GÜCÜ OLSA MECLİS'E ONLARIN PARTİSİ GİRERDİ

HDP'nin 4. parti olarak Meclis'e girmesinin nasıl işletildiğine iyi bakmak gerekiyor. Paralelin gücü olsaydı Meclis'teki 4. parti onlar olabilirdi. Paralel yapı buna güç yetiremeyince HDP'ye destek verdi. HDP'nin barajı geçmesinin işe yaraması için çözüm sürecinin durdurulması ve AK Parti düşmanlığı yapması gerekiyordu. Açıkça ifade etmek gerekirse bu yeni HDP, böyle bir siyasi mühendisliğin ürünüdür.

İÇ SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI ALGI OPERASYONUDUR

Son günlerdeki iç savaş çığırtkanlığı sadece bir algı operasyonundan ibarettir. Bu kavramı kullanıp yaygınlaştırılması bile yanlıştır. Madrid'deki, New York'taki, Londra'daki saldırıların ardından iç savaş mı çıktı da Türkiye'de çıkacak? Türkiye'nin devlet geleneği de demokrasi geleneği de Amerika'ya, İspanya'ya, İngiltere'ye eşdeğerdir. Terörün üzerine kararlılıkla gideceğiz ancak Türkiye'de iç savaş çığırtkanlığı yapanlar büyük hayal kırıklığına uğrayacak.

PKK NEYSE DAEŞ DE ODUR

Bize göre DAEŞ, alçak bir piyondur. İçinde her türlü yabancı unsuru rahatlıkla barındırabilecek bir organizasyondur. PKK neyse DAEŞ de odur. Burada etnik ve mezhebi fay hatlarını birbirine yaklaştırarak Türkiye'de bir deprem oluşturmaya çalışmanın planları vardır. Türkiye'yi DAEŞ'le özdeş gibi göstermeye çalışan, DAEŞ'e destek verdiğimizi öne sürenlerin amacı bellidir. Bu, PKK'nın kendisine meşruiyet alanı açmak için yaptığı bir propagandadır.

PYD, YPG fark etmez. Bizim iki net tavrımız var. Silahlı unsurlar Fırat'ın batısına geçtiği anda vururuz. Silahlı unsurlar Kuzey Irak'a sızmaya çalıştıkları anda vururuz. PYD bu konuda tavrını değiştirmediği sürece bizim bu konudaki tutumumuz değişmeyecektir.

Başbakan Davutoğlu, kahvaltıda buluştuğu yazarımız İsmail Kılıçarslan ve bir grup gazeteciye gündemi değerlendirdi.

BİZSİZ DENKLEM KURULAMAZ

Türkiye'nin denklemde olmadığı bir konjonktürde Ortadoğu'da çözüm söz konusu olmaz. Açıkca söylemek gerekirse biz hangi yöne ağırlığımızı verirsek o yön ağır basar. Suriye'de Esed, ardından Hizbullah, ardından İran ve en son Rusya'nın oyuna girmesi, güçsüzlükten değil, güçten kaynaklanan bir durumdur. Esed yönetimi çok zayıfladı. Tabii, ülkemizde, bölgede Türkiye'nin mutlaka kaybetmesini isteyen aşağılık kompleksine sahip bir güruh var. Onlara şaşıyorum.
Esed'in 'erken seçime gidebiliriz' açıklamaları vakit kazanmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Suriye'nin sadece yüzde 14'ünü kontrolü altında tutabilen bir rejimin yapacağı seçimden nasıl bir sonuç çıkabilir ki? Biz kendisine 2011'de 'derhal erken seçime gitmelisin' tavsiyesinde bulunduğumuzda seçime gitseydi bugün çok farklı bir Suriye tablosu söz konusu olabilirdi.

ÜLKEMİZ KUŞATILMAYA ÇALIŞILDI

Bir sürü provokasyona rağmen Türkiye, Suriye sınırını fiili olarak hiç geçmedi. Ne bir uçağımız, ne bir helikopterimiz ne de tek bir askerimiz sınırı geçmedi. “Türkiye kartını oynamadı”dan kastım şu:
Bir, demokrasi kuşatıldı. İki, Türkiye kuşatılmaya çalışıldı. Demokrasinin Ortadoğu'da yükselmesinden en fazla istifade edecek olan Türkiye'ydi. Demokrasi rüzgârının Ortadoğu'da bastırılması, aslında Türkiye'nin kuşatılması anlamına geliyordu. Ve birçok çıkarları birbirleriyle çatışan İran ve Körfez ülkeleri, Ortadoğu'da demokratik hareketlerin söndürülmesi ve Türkiye'nin etkisinin daraltılması konusunda ortak menfaatlerde buluştu.

SALDIRIYA UĞRARSAK KULLANIRIZ

Şimdi “Türkiye kartını oynamadı”dan kastım: Türkiye doğrudan bir müdahalede bulunmadı ve bulunmayı da düşünmedi. Kendi içinde, o ülkenin kendi doğallığı içinde değişimine önem verdi. Ha zorlanırsak. DAEŞ'in 20 Temmuz'daki Suruç saldırısında, PKK'nın Ceylanpınar saldırısında olduğu gibi yani doğrudan saldırıya uğrarsak, işte o zaman kullanmadığımız kartları kullanmak durumunda kalırız. Elimizdeki gücü kullanmaya başlarız. Keza kullanmaya başladık da.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler