YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu: İhlali kasti olarak değerlendirseydik farklı şeyler yapardık
Başbakan Davutoğlu Rusya'nın Türk hava sahasını ihlalin de kasıt olmadığını değerlendirdiklerini, kasıt olması halinde Türkiye'nin çok daha farklı şeyler yapacağını söyledi.
Davutoğlu: İhlali kasti olarak değerlendirseydik farklı şeyler yapardık
01 Şubat 2016 / 07:45 Güncelleme: 01 Şubat 2016 / 07:52

Başbakan Ahmet Davutoğlu Suudi Arabistan'da bazı gazetelerin Ankara Temsilcilerinin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.

Başbakan Davutoğlu, Rusya'nın Türk hava sahasını ihlalinde bir kasıt olup olmadığı yönündeki soruya' Öyle değerlendirseydik daha farklı şeyler yapardık.' şeklinde cevap verdi.

İşte Davutoğlu'nun gazetecilerle söyleşisinden bazı başlıklar:

'KASIT OLSAYDI DAHA FARKLI ŞEYLER YAPARDIK'

Uçak işi ne kadar ciddi?

Bu ihlalin olduğu yer bu sefer farklı. Bunu başka türlü değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Burada önemli olan NATO'nun öne çıkması ki çıktı. Eş zamanlı açıklama koydu.

İlk haber geldiğinde bu NATO sahası ihlalidir öyle muamele görecek. Bunu NATO genel sekreterine izah edin diye talimat verdik. Sayın Cumhurbaşkanımızla gece yarısı yaptığımız değerlendirme de bu yöndeydi. Bu konuda NATO'nun tavrı tatminkar. İhlalin olduğu Mare-Cerablus hattına yakın.

Şu anda Özgür Suriye ordusunun DEAŞ'a karşı başarı kazandığı yer. Burada Koalisyon güçleri DEAŞ'a karşı Özgür Suriye Ordusuna destek için operasyon yapıyor. Rusya'nın bulunmasına gerek yok. Aksine bulunması risk oluşturuyor. Orada bulunarak Suriye'nin bütün hava sahasında ben etkiliyim demeye çalışıyor. Bunu koalisyon çerçevesinde de değerlendireceğiz. Suriye'nin o bölgesinde bulunmaları bir mesajdır.

Bir kasıt mı var?

Öyle değerlendirseydik daha farklı şeyler yapardık. Uçak ihlali olduğu andan itibaren, çok yoğun diplomasi işlettik. Dışişleri Bakanları ile Mevlüt bey, yoğun temas içine girdi. İngiltere, ABD, Almanya, Fransa.. Bu bağlamda da diplomatik tempomuz hiç düşmeyecek.

Uçak olayının ardından Rusya'yı nasıl okumalıyız?

Rusya'nın açıklanmış bir askeri ve siyasi doktrini var. 90'lı yıllarda kaybettiğini düşündüğü bölgelerde tekrar nüfus kurmaya çalışıyor. Burada kimleri engel görüyorsa onlara dönük bir çaba içinde. Bizim ilişkilerimiz uçak düşene kadar iyiydi. Karşılıklı bir rasyonaliteye dayanıyordu.

Suriye'deki politikaları ile Türkiye'nin çıkarlarını göz ardı ettiği için ve yürüttüğü operasyonlarla Türkiye'nin hava sahasını ihlal dışında, Türkiye'ye müzahir bütün grupları hedef aldığı için... Burada 2 vizyon çarpışıyor. Bizim ekonomik ilişkiler üzerinden bölgeyi bütünleştirme vizyonu ile mezhep ve etnik çatışmalar üzerinden bölgeyi yeniden bölme vizyonuz. Türkiye'nin projelerini akamete uğratmak için yapılan hamleler bunlar.

'BEN DİYARBAKIRLIYIM DİYEREK GELDİ SARILDI'

Bu ziyaretiniz İran gerginliğinden ötürü Arabistan'a bir destek mi..

Türkiye'nin o kadar geniş bir dış politika perspektifi var ki her yerde olması gerekiyor. İçeri kapanırsanız, içe kapanıklık sizi yorar ve tahrip eder. Cumhurbaşkanımız Latin Amerika'dan sonra Afrika'ya da gidecek. Buna mukabil ben Londra'nın ardından Hollanda'ya ve ardından Brüksel'e gideceğim. 15 Şubat'ta da Ukrayna var.

Diyarbakırlı bir genç “Diyarbakır'dan selam" diye seslendi… Bir de tavafta iken bir Kürt, “Bayır Bucak Türkmenlerine yardım edin" dedi. O an ne hissettiniz?

Mescid-i Nebevi'den otele gelirken bir çocuk “ben Diyarbakırlıyım" diye geldi sarıldı... Bize dua edin dedi. Şimdi o çocuğun önünde iki yol var. Ya buradaki vahdet duygusuyla hiç bir etnik ve mezhebi fark gözetmeden birlikteliği yaşayacak, ya da belli bir bağnazlıkla genç yaşlarda enerjisini yanlış yere sarf ettirecek bir ortamda devam edecek. 23 Temmuz'da operasyonların başlaması doğru bir karardı. Şimdi yakalanan malzemelere baktığımızda Sur'da 11 ton mühimmat,

Cizre ve Silopi'de yakalananların niçin buraya sokuldukları amaçlarının ne olduğu aşikar. Türkiye'yi de bir ateş çemberinin içine sürüklemek... Eğer operasyonlar başlamamış ve bazı cesur kararlar alınmamış olsaydı bu yığınağın nerede kullanılacağı ve nasıl bir sonuç doğuracağı kaygı verici bir durum olurdu. Tabi belli ilçelerde yığınak yapılan yerlerin üzerine gidildi. İnşallah bu süreç tamamlandığında ki Silopi bitti, Sur ve Cizre'de de neredeyse bitti. Sona doğru yaklaştıkça terör olaylarını organize eden çekirdek kadroya yaklaşıyorsunuz. Burada bir çok yabancı keskin nişancı da tespit edildi. Bunların hedefi de Türkiye'yi karıştırmak.

Cenevre görüşmelerinden ne bekliyoruz?

PYD konusunda Türkiye'nin tutumu ilkeseldi. Biz onlara 2013'te çözüm süreci ile birlikte bir şans verdik. Tercih yapacaklardı, ya Türkiye ile birlikte yürüyeceklerdi ya da öbür tarafla birlikte yürüyüp Türkiye'ye tavır alacaklardı.

Gezi arkasından da 17-25 Aralık'tan sonra AK Partinin iktidarı geçici diye düşündüler, karşı tarafta paralel yapı da dahil kim varsa, dışarda da Suriye, Rusya ve İran vardı, onlarla ittifak yapmaya karar verdiler. Salih Müslim'le 2013'te müsteşarımız görüştü.

Masaya 3 şart koyduk:

1 - Türkiye'yi rahatsız bir iş yapmayacaksınız.

2 - Suriye rejimi ile işbirliği yapmayacaksınız.

3 - Suriye muhalefeti içinde yer alacaksınız.

Eğer bunları yapmış olsalardı bunların masada olmaları için en büyük ağırlığı biz koyardık. Cenevre'de masaya gelebilirler mi.. evet gelebilirler.. Rejimin içinde. Buradaki tehlikeli oyun şuydu. Rusya öyle bir hesap yaptı ki, bir tarafta rejim saf olarak oturacak. YD'li biri bakanlar kuruluna oturduğuna kimi dinleyecek rejimi, İran'ı ve Rusya'yı dinleyecek. Biz buna izin verir miyiz.

Mahallekollar mı kurulacak?

Yeni güvenlik planlamasına gidiyoruz. Mardin'de açıklayacağım. Ama bu güvenlik önlemlerinin arttırılacağı anlamına gelmiyor. Sadece şartlara uygun tedbirler geliştiriyoruz. Burada klasik güvenlik yöntemleri ile başarılı olmanız çok zor. Ayrıca kapsamlı bir sosyal destek başlayacak. Son zamanlarda tartışılan ambulans meselesini genelkurmay başkanı ve sağlık bakanımızla konuştuk. Her türlü kolaylık gösterildi.

Ambulanslar bizim güvenlik alanımızdan çıkıp teröristlerin yoğunlaştığı yere gittiğinde ki bu yaralıların kimlikleri de meçhul, bir iddia var ortada ama kaç kişidir kimlikleri nedir.. Bunları tespit etmek için oraya gitmek gerekiyor. Öyle bir algı oluşturuldu ki sanki gidilebildiği halde gidilmiyor.. Önce sağlık bakanlığı arkasında belediye ambulansları gönderildi..

DOKTORLARIMIZ KAHRAMAN

Ama bir yeri geçtikten sonra keskin nişancıların saldırısı başlıyor. Cizre'deki doktorların hepsi kahramandır. Cizre Devlet Hastanesi'ne 20 roket atılmış. O şartlarda hizmet ediyorlar.

Yeni operasyonlardan bahsediliyor…

Gerekirse operasyon yapacağız. Dikkati başka bir yere çekmek için bir başka eylem yapabiliyorlar. Şunu unutmayın Türkiye'nin Irak ve Suriye'de güvenlik anlamında sınırı yok şu anda. Her an yeni bir risk oluşabilir. Eskiden şöyle olurdu, terörle mücadele edilir diğer boyutlar unutulurdu.. Ya da diğer boyutlar olur terörle mücadele aksardı. Şimdi ikisini birlikte yapacak bir strateji gerçekleştiriyoruz. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi kapsamında muhatabın halk olduğu sadece bir kesimin olmadığı, büyük bir hareketlenmesi gerçekleştirmeyi planlıyoruz.. Bunun için de Cuma günü gideceğim orada kalacağım.. Cumartesi gerekirse bir gün daha kalacağım kritik yerlerde.. Silahlar bütünüyle bu ülkeden gidene kadar terörle mücadeleye ara vermek yok.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler