YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Davutoğlu: Bunu iddia edenler haindir!
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, önceki gün AFAD'ın hazırladığı çok büyük bir yardım paketinin Irak helikopterleriyle Yezidilerin bulunduğu Sincar dağlarına havadan atıldığını söyledi.
Davutoğlu: Bunu iddia edenler haindir!
07 Ağustos 2014 / 14:29 Güncelleme: 07 Ağustos 2014 / 14:33

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, NTV'nin canlı yayınında Oğuz Haksever'in sorularını yanıtladı.

Soru: Son toplantı ile başlayalım isterseniz, bize neler söylersiniz? 

Rutin bir toplantı sayılabilir. Biz çevre bölgemizde bir gelişme olduğunda bir kriz yönetimi gerektiğinde devreye sokacak bir mekanizmamız var. Birkaç şeyi aynı anda yapıyoruz. Bir insani yardımla ilgili bir güvenlikle ilgili koordinasyon yapıyoruz.

Mesela dün AFAD, TİKA, Kızılay ve Sağlık Bakanlığımızın yetkilileri ile bakanlıkta bir koordinasyon yaptık. Hem Irak’taki insani duruma yapacağımız müdahaleler nedir; Türkmenler başta olmak üzere oradaki ihtiyaçların tespiti hem de Gazze’ye yardımın konusu. Bugünde dün geceki gelişmeler etkili oldu.

Başbakanımızın talimatıyla ilgili kurumlarımızın Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanlığımız, MİT Müsteşarımız ve İçişleri Bakanlığımız birlikte bir değerlendirme toplantısına ihtiyaç duyuldu. Devlet kurumlarımız arasında koordinasyon için bu toplantılar önemli. Çabuk ve etkili tedbirlerin alınması için gelişmiş bir mekanizma. Birçok sürpriz durumda gerek insani yardım konusunda gerek güvenlikle ilgili alınacak tedbirlerde çok çabuk refleks verebiliyor birimlerimiz. Bu övünç duyulacak bir şey. Bunu Türkiye'nin olağanüstü bir gündemle bu toplantılar yapıldı gibi düşünmemek lazım.

Maalesef muhalefet partilerimiz bunun hala idrakinde değiller ama Türkiye'nin çevresinde şu anda 8 ülke bir şekilde idare krizi yaşıyor. Bir kısmı yoğun yaşıyor artık merkezi hükümetler toraklarını kontrol edemez haldeler. Etrafımızda bir yangın çemberi var. Etrafta bu kadar kritik bütün devlet çözülürken Türk devleti kendi içinde bir güç biriktiriyor. Biz bunu riske edemeyiz.

Birçok çevre Türkiye'yi kaosa sokmak isteyebilir ama...

Birçok çevreler Türkiye'yi de kaosa sokmak isteyebilirler ama iç refleksimiz çok kuvvetli. Böyle kritik bir aşamada kamuoyumuzun provokatif haberlerden mesela Türkiye ile IŞİD ilişkisi gibi son derece mantık dışı, hiçbir gerçek veriye dayanmayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni problemin parçası haline getirmeye çalışan yaklaşımlara karşı uyanık ve diri olmamız lazım. Bölgedeki bazı operasyonlardan Türkiye'nin de etkilenmesini isteyen bazı çevreler maalesef Türkiye'den de işbirlikçi bulabiliyor.

Nasıl "rehineler tehlikede" yazabilirsiniz! Bu hangi ahlaka sığar?

Bu bazen muhalefet partileri olabiliyor, bazen bazı çevreler oluyor bunlara karşı kamuoyumuzun çok dikkatli olması lazım. Bugün bir gazetede ‘Irak hava kuvvetleri Musul’u bombaladı, rehineler tehlikede’ diye yazıyor. Bunu dünyanın hiçbir uygar basının görmezsiniz. İnsani olarak görmezsiniz, çünkü o rehinelerin ailelerine bu haberin nasıl etki yapacağını düşünürsünüz. Basın etiği açısından da ortada hiçbir belgesi olmayan bir haberden bahsediyoruz. Bunu yapmak hangi ahlaka sığar. Bu toplantıları biz yine yapacağız.

Etrafımız yangın çemberi, bu ortamda hakkımda 'gensoru' veriyorlar 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerimiz var ama bir yandan da hayat akıyor bir an birle dikkatimizi dağıtamayız. Gazze ateşkesi ile uğraşırken iki üç gündür ben dün Kerkük Vilayet Meclisi, başkanı Sayın Hasan Turan’ı ağırladım, detaylı bir brifing aldım. Geçen hafta Irak Türkmen Cephesi Başkanını ağırladım. Dün gece Neçirvan Barzani ile konuştum. Bir yandan da Gazze görüşmeleri yaptım. Bir ayda 128 görüşme yaptım. Bu kadar geniş bir alanda biz yoğun bir kriz yönetimi ile uğraşıyoruz. Ama böyle bir dönemde Cumhuriyet Halk Partisi benim hakkımda gensoru veriyor.

Gensoru bir haktır hiç tartışmam. Ama böyle bir gündem de biz böyle meselelerle uğraşırken muhalefet partilerinin sadece bizimle uğraşıyor olmaları bile dikkate şayandır. ‘Gazze’de dökülen kandan Erdoğan ve Davutoğlu sorumludur’ diyorsa bir muhalefet lideri, ‘Ortadoğu’da dökülen kandan Erdoğan ve Davutoğlu sorumludur, Suriye’de Irak’ta olanlardan onlar sorumlu’… Dışarıdan biri okusa bunu sanki Türkiye'de kriz üreten bir mekanizma var. Esad sorumlu değil, Netenyahu değil, Maliki sorumlu değil, IŞİD sorumlu değil, biz sorumluyuz, öyle mi?

Rehineler konusunu bir çözelim, hesaptan kaçmayız

Rehineler konusu insani bir konu onu önce bir çözelim sonra zaten hukuk devleti içindeyiz, hiçbir zaman hesaptan kaçmadık. Türkiye'de siyasiler muhalefet ve basın ne kadar spekülatif haberle yangına körükle giderse gitsin, bizim devlet aklını her zaman diri tutmamız gerekiyor.

Bu sabah yapılan toplantıda temelde Irak ve Suriye’de değişen durum çerçevesinde Türkiye'nin sınır boylarındaki güvenlik sorunları da dahil olmak üzere alandaki değişimlerin ritmini tutmak onlarla ilgili gelişmeleri takip etmek ve alınabilecek tedbirleri etnik şekilde almak. Belki yarın başbakanımız uygun görürse bu toplantıda aldığımız temel konularda değerlendirmelerimizi ele alacağız.

Türkmenler için 40 bin kişilik kamp kuruyoruz

Türkmenler başta olmak üzere Irak’ta en yoğun insani yardım yapan ülke Türkiye'dir. En kısa zamanda ilk aşamada 20 bin ikinci aşamada 40 bine kadar gidecek bir kamp kurulmaya çalışıldı. Olayın arka planını bildikleri halde Türkiye'ye dönük olarak bu eleştirileri yöneltenler kendileri hiçbir zaman Türkmen davasıyla ilgili bir şeyin içinde olmadılar.

IŞİD'in Türkiye'den destek aldığını iddia edenler haindir.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler