YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Darbeye zemin hazırlayan protokol
Balyoz darbe planı ile ilgili kendini savunurken EMASYA Protokolü'ne atıfta bulunan Orgeneral Çetin Doğan'ın ilginç özelliği...
Darbeye zemin hazırlayan protokol
22 Ocak 2010 / 07:48 Güncelleme: 22 Ocak 2010 / 07:49

Birinci Ordu Komutanı iken AK Parti'ye karşı Balyoz ismiyle oldukça geniş kapsamlı bir darbe planı hazırlayan Orgeneral Çetin Doğan, planı kısmen kabul etti. Askere geniş yetkiler tanıyan hatta yeri geldiğinde illerde valiyi bile devre dışı bırakarak hareket etme yetkisi tanıyan EMASYA Protokolü’- ne atıf yaparak kendini savunan Doğan, aslında EMASYA Protokolü'ne bizzat imza attığı ortaya çıktı. Yasalara göre kaymakam ve valilere bağlı olması gereken askeri birlikler, bu protokole göre ise vali ve kaymakamı es geçip polisin bulunduğu yerde görev yapmaya kalkışabiliyor, hatta toplumsal olaylarda polisi kendi emri altına alabiliyor. 25-27 Nisan 2002 tarihlerinde yapılan Mülki İdare Şûrası'nda, yasalara aykırı olduğu belirtilen ve iptal edilmesi önerilen bu protokol, siyasi iradenin en zayıf olduğu bir dönemde yani 28 Şubat sürecinde imzalandı.

Savunma kalkanı yaptı

7 Temmuz 1997'de yani 28 Şubat'ın etkisinin en şiddetli olduğu dönemde imzalanan EMASYA Protokolü, gizli ibareli olarak kayıtlara geçti. Askeri birliklere, valilik talep etmese de kendisi gerekli gördüğü durumlarda toplumsal olaylara el koyma yetkisi veren "Gizli" ibareli protokol, Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalandı. Genelkurmay adına dönemin Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan'ın imza koyduğu protokolü İçişleri adına ise Müsteşar Teoman Ünüsan imzaladı. Doğan şimdi, bu protokole atıfta bulunarak darbe planının meşruluğunu savunuyor. Protokol, her dönemde sivil idareciler ve emniyet üzerinde etkisini hissettirdi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast düzenlemek için takip yapan subaylardın bile EMASYA'ya atıfta bulunarak kendilerini savunabilecekleri dillendirildi. Çünkü bu protokol, askerlere bu yetkiyi veriyor.

Eylemler örtüşüyor

Ancak Balyoz'daki en çarpıcı bölümlerden birisi EMASYA ile örtüşüyor. Balyoz Harekatı'nın "icra" safhasında yapılması öngörülen eylemlerden birinin tarifi şöyle yapılmış: "Bölücü Terör Örgütü ve El Kaide'nin büyük şehirlerde özellikle İstanbul'da eş zamanlı büyük eylemleri ve anılan eylemler sonrasında icra edilecek, sivil toplum kuruluşu ve üniversiteler ile koordine ederek yönlendireceğimiz çok geniş katılımlı toplumsal gösteriler ve eylemler neticesinde oluşan kaos ve karmaşa nedeniyle öncelikle olağanüstü hal ve sonrasında sıkıyönetim ilan edilecek."

Başbakan engelledi

Cuntanın bu planının El Kaideciler duymuş gibi, 15 Kasım 2003 Cumartesi ve 20 Kasım 2003 Perşembe günleri İstanbul'da dört ayrı bombalı saldırı düzenledi. İlk hedef 15 Kasım sabahı Neveşalom ve Beth İsrail sinagoglarıydı. 5 gün sonraki hedef ise Beyoğlu'ndaki İngiliz Konsolosluğu ve Levent'teki HSBC Genel Müdürlüğü binasıydı. 4 saldırıda, teröristler de dahil 62 kişi öldü, 718 kişi yaralandı. İşte bu saldırıya dönük çalışmalar sürerken, ilginç bir gelişme yaşandı ve tıpkı darbe planında olduğu gibi asker, olaya el koymak istedi. EMASYA Protokolü’ne dayanan asker, İstanbul'un göbeğine asker sevk etmek istedi, ancak valiye talimat veren Başbakan Erdoğan, askerin gelmesini engelledi.

PROTOKOL ANAYASAYI ASKIYA ALIYOR

Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Küçük, EMASYA Protokolü'nün idari bir işlem olduğunu belirtti. "Dolayısıyla kanuni bir işlem değil" diyen Küçük, şunları söyledi: "Protokolü kim yapmışsa onlar kaldırır. Danıştay’a dava açılarak iptali söz konusu olur. Gizli ibareli bir protokolün hukukiliği tartışılır. Zaten üçüncü taraf varsa gizli olamaz. Çünkü bu protokolün üçüncü tarafı var ve bu 72 milyondur. Yani bu protokol, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesinin askıya alınmasıdır. İki tarafın anlaşarak yaptığı bir işlem zaten idari işlem olamaz. İki taraf bir protokol yapıyor ama işlem olup olmadığı belli değil. Bu, idare hukukuna girecek bir işlem değildir. Çünkü, protokollü idare hukuku yoktur. Sadece bu yönüyle bile kalsa, yasalara aykırıdır.”

Hukuk devletine aykırı

 “Bu protokolün yargısal denetimi nasıl olacak“ diye soran Küçük, “Mahkemeye gitseniz ve şikayetçi olsanız, hemen EMASYA var diyecekler. Ama öbür tarafta da darbe girişimi var. Ne yapacağız peki? Bu durum, demokratik hukuk devleti ilkesinin askıya alınmasıdır. İki kurumun Anayasa’yı askıya almak için anlaşması gibi bir şey var ortada" dedi. Türkiye’nin gariplikler ülkesi olduğunu kaydeden Küçük, "EMASYA belgesi hukuk devletine aykırı bir işlem olmasına rağmen hala yürürlükte ve kaldırılmıyor. Bütün bu darbe amaçlı yapılanmalar, bu protokolün neticesi mi bunu dahi bilmiyoruz" diye konuştu.

EMASYA KALDIRILMALI

Balyoz Planı'nda tutuklanacak gazeteciler listesinde yer alan Ali Bayramoğlu, "Yasaya aykırı fiil oluşturan EMASYA Protokolü kaldırılmalıdır" dedi.

Balyoz Darbe Planı'nda tutuklanacak gazeteciler listesinde yer alan isimler, planın ciddiyetine ve vahametine dikkat çekti. Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Nuh Gönültaş ve Sibel Eraslan medyanın belirli zamanlarda ordu tarafından kullandığını hatırlatarak askeri vesayet sistemine dayanak oluşturan protokol ve uygulamaların iptal edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Darbe planlarına gerekçe”

Belgelerin silahlı kuvvetlerin siyasi alana ve meşru siyasi iktidara bakışını ortaya koyduğunu belirten Bayramoğlu, bu tür listelerin ilk defa hazırlanmadığını söyledi. Şener Eruygur'un da 'Vatan Hainleri' diye bir gazeteciler listesi yayınladığını ifade eden Bayramoğlu, "Bu durum Silahlı Kuvvetler’in basını algılama biçimini ortaya koyuyor. Topluma asker gözüyle baktığınızda bunu yaparsınız. Askeri mantık kışlada kalırsa sorun yok ama bunu topluma teşmil etmemeniz gerekiyor" dedi. Askerin iç güvenlik hizmetlerinde nasıl kullanılacağının koşullarını belirleyen EMASYA Protokolü’nün yasaya aykırı bir fiili durum oluşturduğunu hatırlatan Bayramoğlu, "Bu askere denetimsiz bir alan bıraktığı gibi bu son olaydaki gibi vahim darbe planlarına gerekçe hazırlıyor. EMASYA'nın derhal kaldırılması şart" diye konuştu.

‘Listede olmamız doğal”

Etyen Mahçupyan ise listenin kendisi için sürpriz olmadığını söyledi. 28 Şubat döneminden itibaren buna benzer dosyaların tutulduğunu ifade eden Mahçupyan, "Darbe silsilesi dönemi geçiriyorsak bizim gibi insanlar doğal olarak istenmeyen listesinde yer alacak. Darbe demokratları istemez. Askeri vesayet dönemi sadece darbe döneminde ortaya çıkmıyor. Aksine askeri vesayetin yürüyemediği dönemlerde darbe oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

TSK darbe hastalığından kurtulmalı

Yer aldığı listedeki isimlerle beraber olmaktan onur duyduğunu ifade eden Nuh Gönültaş, faydalanılacak listesindeki isimlerin hepsinin de darbe yanlısı olduğunun söylenemeyeceğini vurguladı. Balyoz harekatının bugüne kadar görülen en korkunç ve şiddetlisi olduğunu belirten Gönültaş, "TSK'nın bu cuntacılardan kurtarılması gerekiyor. Hükümet de askerlerin bu tarz planları yapmasını sağlayan yasal donanımları onların elinden almalıdır" diye konuştu.

“Korku mimarlığı”

Planı 'halk düşmanlığı' olarak nitelendiren Sibel Eraslan, "Kötü bir liste varsa bir de bu düşünceyi aklamak için kurulmuş bir liste var. O arkadaşlar kendilerinin bu karanlık planın içerinde olmadıklarını nasıl ortaya koyacak. Bu planlar hayat hakkına karşı bir korku mimarlığıdır" dedi.

Bugün

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler