YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Cumhurbaşkanı Gül Elazığ'da
Cumhurbaşkanı Gül Elazığ'da
06 Kasım 2009 09:30
Gül: Türkiye'ye düşman olmak kendisinin aleyhinedir

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Terör örgütü kendi başına mı büyüdü? Kimler yardım etti? En müttefik bildiklerimiz, komşularımız bile yardım etti. Eğer birisinde bir zafiyet olursa onu başkaları hemen aleyhinde kullanırlar. Nerelere sığındılar? Bunlar nasıl oldu? Ama bugün iyi bir noktadayız; bütün dünya anladı ki Türkiye'ye dost olmak kıymetlidir, Türkiye'ye düşman olmak kendisinin aleyhinedir. Onun için bugün artık bu bölgede buna kesinlikle müsaade edilmeyecektir'' dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Elazığ Valisi Muammer Erol'un Akgün Otel'de onuruna verdiği yemeğe katıldı.
 Yemekte, Devlet Bakanı Faruk Çelik, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, AK Parti Elazğ Milletvekili Necati Çetinkaya, Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, Elazığ Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Ali Şekerdağ, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feyzi Bingöl, Elazığlı iş adamları ve kentteki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bulundu.
Cumhurbaşkanı Gül, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'nin giderek büyüdüğünü ve güçlendiğini, ülkenin toplam milli gelirinin 1 trilyon dolara yaklaştığını belirtti.

Avrupa'nın 6. büyük ekonomisi haline gelen Türkiye'nin, 200 milyarlık dolarlık ithalatının büyük kısmını makinelerin oluşturduğuna dikkati çeken Gül, bunun da fabrikaların kurulduğunu gösterdiğini kaydetti. Gül, bu çerçevede Türkiye'nin gelecek yıllardaki ihracat kapasitesinin de büyüyeceğini vurguladı.
Türkiye'nin ekonomisinin yanı sıra demokratik standartlarının da büyüdüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, ülkedeki ''hak, hukuk'' kavramlarının da yerli yerine oturmaya başladığını dile getirdi.
Gül, Türkiye'deki özgürlük, serbestlik, kurumlar arasındaki ilişkiler ele alındığında on yıla önceye göre hukukun daha yerli yerine oturduğunun görüleceğini kaydetti.

''Kişisel, bireysel hakların, özgürlüklerin giderek daha sağlamlaştığı, sıkıntılarımızın daha azaldığı ve demokrasinin derinleştiği bir ülke haline geliyoruz'' diyen Gül, bir ülkeyi demokratik ve hukuki standartlarının güçlü kıldığını ifade etti.
 Yalnızca insan hakları alanında değil bir ülkede ticaret, güvenlik gibi alanlardaki hukuk standartlarının güçlü, net, şeffaf, herkese aynı şekilde uygulanır olmasının da önemine dikkati çeken Gül, Türkiye'de bu konularda, hala noksanlıklar olmasına rağmen, çok iyi gelişmeler yaşandığını belirtti.
 

Ülkenin güçlü silahlı kuvvetleri ve emniyet teşkilatının da önemine de vurgu yapan Cumhurbaşkanı Gül, şöyle konuştu:
 ''Bütün bunlarla bir ülke güçlü hale geliyor. Bütün bunlar olurken, memleketimiz büyük bir ülke. Bugün Tunceli'de yaptığım konuşmada da söyledim; Türkiye bir şehir devleti değil. Şehir devleti derken, mesela Lüksemburg, Avrupa'nın önemli ülkelerinden birisi, ama nüfusu 400-450 bin. Bir şehir, orası devlet. Başka devletler var, Baltık ülkeleri var. İsmi büyük olan ama nüfusuna baktığınızda hayret edeceğiniz ülkeler var. Bu ülkelerde çok farklılık olmayabilir, ama Türkiye gibi bir imparatorluk devamı olan bir ülke, 72 milyon nüfusu olan bir ülke... Doğudan batıya kadar sosyolojik, kültürel farklılıkları olan bir ülke... Elazığ'a geliyoruz, buranın ayrı bir kültürü var. Karadeniz'e gidiyorsunuz, orada ayrı bir hava var. Şivesinden tutun da yemek çeşidine kadar farklı. Trakya, Orta Anadolu, Kayseri, Konya farklı. Doğu'ya gidiyorsunuz, Diyarbakır'a, Hakkari'ye, Van'a gidiyorsunuz, farklı, ama hepimiz bu ülkenin sahipleriyiz. Hiçbirinin birbirinden farkı yok, hepsi de bu ülkenin aziz vatan toprakları. Hepsi de her yerde yaşayan da bu ülkenin asli vatandaşları. Aramızda birinci, ikinci sınıf vatandaş gibi bir ayrım yok. Herkes cumhurbaşkanı olabilir, yasalara göre. Herkes başbakan, milletvekili, belediye başkanı olabilir. Hukukumuzda böyle bir ayrım yok, ama siyasi tarihimize, son 30-40-50-60 yıl baktığımızda, tabii ki inişler çıkışlar oldu. Bu da bizim kendi ülkemizde kendi siyasi tarihimiz. Bunları saklayacak, görmezlikten gelecek halimiz de yok, ama biz ülkemizi daha güçlü yapabilmek için, demek söylediğim çerçeve içerisinde, hukukun üstünlüğü, herkese eşit uygulanması, en gelişmiş demokrasilerde, kalkınmış ülkelerde kurumlar arasındaki ilişkiler neyse, temel hak ve hürriyetler ne kadar çok garanti altına alınıyorsa, bunları da demokrasinin standartları dediğimiz şekilde yükselterek, bütün bu sorunlarımızı da kendi kendimize çözeceğiz. Kendimiz halledeceğiz bunları. Çünkü mecburuz.'' 
 
''BÖYLE BİR ÜLKEDE AYRIM YAPMAMAK GEREKİR'' 
 
 Eskiden Elazığlıların Elazığ'da, Karadenizlilerin Karadeniz'de, Diyarbakırlıların Diyarbakır'da yaşadığını, o zaman farklılıkların çok fazla görülmediğini anlatan Cumhurbaşkanı Gül, şimdi herkesin bir gün içerisinde istediği yere gittiğini, isteyenin istediği yere yerleşerek orada yaşamını sürdürdüğünü söyledi.
 Cumhurbaşkanı Gül, ''Türkiye'nin dört bir yanı da hepimizin. Böyle olunca da bu farklılıklarla da karşı karşıya kalıyoruz. O zaman böyle büyük bir ülkenin bu farklılıklarını hep zenginlik unsuru olarak görmemiz lazım. Kendimizi başkasının yerine koymamız lazım. Onun da kendisini bizim yerimize koyması lazım. Saygı ve sevgi içerisinde olmamız lazım. Bu memlekette tek bir milletiz. Bunun tersini hiç kimse düşünemez. Bu büyük, tek millet içerisinde farklılıklar olabilir, ama hepimiz tek bir milletin parçalarıyız'' diye konuştu.
 

Dışişleri Bakanlığı döneminde, bir günde 2-3 ülkeye gittiği zamanlar olduğunu hatırlatan Gül, gittiği yerlerde şehitlikler varsa mutlaka ziyaret ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti:
''Bunun şakası var mı artık? Şehitlik... Canını vermiş. Türkiye'nin dört bir yanından, hiçbir ayrım yapmadan. Hatta sadece Türkiye'nin değil, o zaman daha geniş vatan toprakları vardı. Saraybosna'dan da Kudüs'ten de Bağdat'tan da Musul'dan da isimleri yazılı her yerde. Diyarbakır'dan da Kayseri'den de Sivas'tan da Bakü Şehitliği'ne gidin, hepsini görürsünüz. Balkanlarda hangi ülkeye giderseniz gidin hepsini görürsünüz. Bugünkü sınırlarımız içinde Çanakkale'ye gidince de artık ne kadar aleni, ne kadar her şey yazılı. Böyle bir ülkede ayrım yapmamak gerekir. Böyle bir ülkede bu farklılıkları görünce insanların şaşmaması da gerekir. Böyle büyük ülke olunca böyle oluyor. Türkiye sadece Kayseri'den, Elazığ'dan ibaret olsaydı olmazdı.
 

Biz Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, tabii sınırlarımız dışında da soydaşlarımız var, hepimiz birbirimize eşit vatandaşlarız. Sıkıntılar varsa, bu sıkıntılar sadece ona, buna değil. Sıkıntıları hep beraber çektik. Siyasi tarihimize hatırlattım size. En yakın siyasi tarihimize bakın. Biraz daha geriye gidin, 2-5-10 sene önce. Bunları hep beraber yaşadık, ama bunların tekrarlanmaması için demokrasinin standartlarını hep beraber yükselteceğiz. Türkiye'nin problemlerini de görmezlikten gelmeyeceğiz. Görmezlikten gelince bu kolay oluyor. Bugün karşılaştığımız bazı büyük meseleler ateş küçükken daha kolay söndürülebilirdi, ama eğer kapının arkasına saklarsınız, halının altına süpürürseniz, 'Benim zamanımda şöyle olsun' diye sadece hamaset yaparsak, o zaman bunların bedeli kendi milletimize, kendi ülkemize oluyor. O zaman bunları nasıl çözeceğiz? Bunları kendi içimizde konuşarak çözeceğiz. Kim yanlış yapıyorsa ikaz edeceğiz. Bu ülkeyi, memleketi daha güçlü yapmak için mecburuz bunu yapmaya.'' 
 
''TERÖR ÖRGÜTÜ KENDİ BAŞINA MI BÜYÜDÜ?'' 

 
 Türkiye'nin dışarıda ışıl ışıl parladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, tartışılan bu konuların bile ışıltıyı söndürmediğini ifade etti. Herkesin gözünün Türkiye'de olduğunu kaydeden Gül, sözlerine şöyle devam etti:
 ''Ama bunları hamasetle değil, mantıkla, akılla, tarih ve siyaset bilgisiyle, dünyada neler olmuş, bunları hep görerek yapacağız. Bunları halletmemiz, bitirmemiz gerekir. Yoksa terör örgütü kendi başına mı büyüdü? Size soruyorum, kendi başına mı? Kimler yardım etti? En müttefik bildiklerimiz, komşularımız bile yardım etti. Böyle değil mi? Eğer birisinde bir zafiyet olursa onu başkaları hemen aleyhinde kullanırlar. Nerelere sığındılar? Bunlar nasıl oldu? Ama bugün iyi bir noktadayız; bütün dünya anladı ki Türkiye'ye dost olmak kıymetlidir, Türkiye'ye düşman olmak kendisinin aleyhinedir. Onun için bugün artık bu bölgede buna kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Bunu Irak da, Kuzey Irak da Suriye de ABD de Avrupa da gördü, anladı.''
 Bulunduğu görevler nedeniyle uzun süredir devlet meselelerinin içerisinde olduğunu anlatan Gül, 2-3 yıl önce durumun böyle olmadığını belirtti.
 ''Şimdi bu fırsatı derken, bu terörü bitirmek için bu fırsat. Çünkü çevre şartları buna elveriyor artık. Eskiden vermiyordu. Çünkü koruyanlar, destekleyenler, kullananlar vardı'' diyen Cumhurbaşkanı Gül, artık herkesin kendilerine bunun yük olacağını gördüğünü vurguladı.
 Gül, ülkenin enerjisini, gayretini halkın mutluluğuna ve memleketin zenginleşmesine harcaması gerektiğini ifade etti.
 Tunceli'den Elazığ'a gelirken yağmur altında bekleyen askerleri gördüğünü, herkesin askerliğini, çocuklarını hatırladığını dile getiren Gül, ''Onlar neden var? Mecbur da onun için var. Eğer devletin gücünün dışında silahlı insan dağda olursa o zaman tabii ki olacak. O zaman herkese çağrımız; fırsat bu fırsat. Kanunlar müsaade ediyor. Yanlış yola, kandırılmış olan olur, başka bir şekilde gitmiş olan olur. Şimdi bunlar bu işin çıkmaz sokak olduğunu görecek. Başka yolu yok açık söyleyeyim'' dedi.
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler