YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Prangalardan kurtulmalıyız"
Başkanlık sisteminin, gündem belirleyen bir Türkiye'nin gücüne güç katacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gelişmiş ülkelerin çoğunda var. Demek ki verim alınıyor. Ayağımıza neden pranga bağlıyoruz?" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Prangalardan kurtulmalıyız"
27 Ocak 2015 / 08:50 Güncelleme: 27 Ocak 2015 / 09:43

Etiyopya-Cibuti ve Somali dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplandıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, başkanlık sistemi tartışmalarına dair önemli mesajlar verdi.

Şu anki yapı neden ayağımızda pranga?

"Ben iki Cumhurbaşkanı ile çalıştım; birincisi Cumhurbaşkanı ile çalışma dönemimiz farklı, Abdullah bey ile çalışma dönemimiz farklı idi. Şimdi Abdullah bey değil de başka biri olsaydı, biz bu kadar rahat çalışamayacaktık. Hükümetle aramızda uyum problemi olup olmadığını sormuştunuz... Biz tabii ki koordineliyiz, hükümetle aramızda kolay kolay Allah göstermesin herhangi bir şey olmaz. Ben kolaylaştırıcı olacağım, hükümet de bu noktada çalışmalarını rahatlıkla sürdürecek. Tabii dışarıdan dedikodu üretenler olacaktır, birçok şeyleri söyleyenler olacaktır. Bunları üretenler mevcut iktidarın başarılı olmasını isteyenler değil, istemeyenlerdir. İşte kalkıp da şu anda Cumhurbaşkanlığı makamını dahi kaçak saray olarak niteleyecek kadar alçalanlar, seviye kaybına uğrayanlar... Şu anda içinde bulunduğumuz uçak, şu uçağı dahi eleştirenlerin dünyaya bakışlarını düşünün. Büyük düşünemezseniz, ufkunuz büyük olmazsa, sizler gelişmiş ülkelerle rekabet yapamazsınız. Nasip olursa kasımda G-20'yi yapacağız. G-20'de Türkiye başkanlık yapıyor. Kasım ayındaki bu başkanlığımız yine bir mesaj olacak. Bütün bunlar bir şeyi getiriyor. Artık Türkiye işte gündemi belirleyen ülkelerden bir tanesi, onun için G-20'ye şu anda başkanlık yapabilecek noktaya geldik. Bizim hükümetle aramızda herhangi bir sıkıntının olması gibi birşeyleri yayanlar sadece kendi arzularına ulaşma gayreti içerisindeler, ona da kolay kolay ulaşamazlar."

Sayın Davutoğlu ile aranızda Başkanlık Sistemi'ne geçiş noktasında görüş ayrılığı var mı?

"Arkadaşlar, bu konu yeni konuşmaya başladığımız bir şey değil. Benim Başbakan olduğum gün değil, taaa, belediye başkanlığımdan beri Başkanlık sistemi konuştuğum, savunduğum bir tezdir. Ahmet Bey gerek Başdanışmanlık yaptığı dönem, gerek dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde yine Başkanlık sistemini meydanlarda hep konuştuk. Yine Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Başkanlık Sistemi'ni yine aynı şekilde konuştuk, dolayısıyla bu göreve böyle geldik. Zannediyorum ki, Ahmet Bey'in de -ki Yeni Anayasa'da bile bizim üzerinde durduğumuz konulardan biriydi- savunulacak en önemli tezlerden bir tanesidir. Bu seçimlerin de bence bu seçimlerin de üzerinde konuşulacak konularından biri olacaktır diye düşünüyorum. Önemli bir argümandır, önemli bir başlıktır, çünkü Türkiye'nin sistemdeki zaafını giderecek olan bir anlayıştır."

Başkanlık sisteminde, denge ve denetleme mekanizmalarının kurulamayacağını, ciddi bir antidemokratikleşme süreci başlatacağını öne sürenler de var...

"Tam aksine, Başkanlık sistemindeki denetim mekanizmaları şu andaki bizim mevcut sistemde yok. Örneğin, ABD'de Temsilciler Meclisi, Senato herhangi bir yetkiyi vermedikten sonra Sayın Obama adım atamaz. Gerek para kullanımında gerek ne olursa olsun. Bir helikopteri bir yere verecek değil mi, geçmediği sürece veremez. Bakın Sağlık ile ilgili reformu halledebildi mi?..Tam başardım derken iş tersine döndü."

Siz denetleme gücü sağlam bir sistem mi istiyorsunuz?

"O olması lazım ama aldığı gücü de kullanması lazım. Şimdi Sayın Obama Temsilciler Meclisi'nde gücünü kaybetti, Senato'da kaybetti. Eğer gücü olsaydı rahat olacaktı, istediği yetkileri oradan alabilecekti. Ama şimdi o yetkileri alamama durumu ile karşı karşıya. Başkanlık sisteminde güçlü bir iktidar olduğu zaman Temsilciler Meclisi veya Senato'nun engellemesi söz konusu olmayacak ki... Ben şunu da savunuyorum; ikili bir sistem değil tek sistem.. Şu anda bizim Parlamento nasıl, tek sistem olmalı ve tek sistemle gidilmeli diye düşünüyorum. Orada da zaman kaybı olmamalı. İkiliyi ileri sürenler de var, o işi geciktirir. Tekli sistemde çok daha seri karar almak mümkün olur. Güçlü bir iktidarsanız, güçlü bir iktidar olarak da Başkan'a yetkisini verecektir, verdikten sonra da denetleyecektir."

Aynen Irak'ta olan olur

Türkiye’nin Suriye politikasında uluslararası kamuoyunu harekete geçirecek bir açılım düşünülüyor mu?

Bizim Suriye’ye yönelik politikamız bellidir. Bunun üzerinde asla oynama yapmayı düşünmüyoruz. Bizim hedefimiz rejimdir. Esed rejimi ile Suriye’de bu iş devam etmez. Oradaki muhalif güçler de bunu defaatle açıkladılar. Ben Biden ile görüşmemde de söyledim, Sayın Obama ile görüşmemde de söyledim: 3 şeyin hallolması gerekiyor.
Bir, ‘uçuşa yasak bölge’. İki, ‘güvenli bölge’. Üç, ‘eğit-donat’. ABD eğit-donata geliyor, diğer ikisine yanaşmıyor. Ayrıca rejim hedefli bir harekete yanaşmıyor. Şimdi hedefinde o yokmuş. Zaten o olmadıktan sonra burada çözüm olmaz ki. Burada ne olur? Aynen Irak’ta meydana gelen olur. Biz yeni bir Irak olsun istemiyoruz. Nedir bu? Kuzey Irak... Şimdi de Kuzey Suriye doğsun! Bunu kabullenmemiz mümkün değil."

"Burada Türkiye olarak üzerimizdeki yükün ağır olduğunun bilincindeyim, biz buradaki duruşumuzu korumak zorundayız. Aksi takdirde Kuzey Irak’tan sonra burada da bir Kuzey Suriye... Bu oluşumlar gelecekte büyük sıkıntılara yol açacaktır.

Afrika ülkelerini üç beş teröriste bırakmayız

Siz Mogadişu’ya gitmeden önce bir bombalı saldırı oldu… Burada üçüncü bir devletten bahsediliyor…

"Bizim bu gidişimize yönelik böyle bir eylemin önceden tasarlanmış olması veya yapılmış olması tahminlerimin dışında bir şey. Ben ülkemde terörün en yoğun olduğu zamanlarda ülkenin her yerine gittik. Bu gidişleri sürdürdük, yine sürdüreceğiz. Bu insanlar da bizim, üç beş teröristten dolayı oraları bırakacak değiliz. İnanıyorum ki bir gün hepsi doğruyu görecekler."

Mogadişu’daki size yönelik. Neden böyle bir örgüt sizi hedef alıyor?

"O şekilde düşünmek istemiyorum. Velev ki öyle bir düşünce varsa, bunun insani, vicdani, İslami bakış açısıyla ilgisi yok. Biz niçin gidiyoruz Somali’ye?  Somali halkına verdiğimiz hizmetlerin açılışlarını yapmak üzere gidiyoruz. Bundan sonra da yapacağımız yatırımların müjdesini vermek için gidiyoruz. Eğer bu insanlar Somali’yi seviyorsa, Somali halkını seviyorsa, bizim gelişimize tam aksine çok daha olumlu yaklaşmaları lazım. Bizim buradaki tavrımız, buradaki duruşumuz inanıyorum ki hem Somali halkına hem de onlara ciddi birer mesaj olmuştur. Sokak aralarını filan gördüyseniz, ister istemez Somali yönetimi de çok ciddi tedbirler aldı. Cumhurbaşkanı da onu söylüyor; ‘Ben böyle bir sorumluluğu taşıyamam. Bundan dolayı alınması gereken tedbirleri en ciddi şekilde aldık. Yoksa şu anda 1 milyon insan sokaklara dökülür, hastaneye kadar sizinle beraber yürürdü. Burada size karşı böylesine büyük muhabbet var’ diyor.

Gereği neyse yapılacak

Etiyopya’da ‘Paralel Yapı’nın buradaki okulları kapatılsın, okulları Milli Eğitim açacak..’ dediniz. Bu konuda dünya çapında nasıl gelişmeler var?

"Konu ile ilgili, biliyorsunuz her gittiğimiz yerde devlet başkanları ile ben görüşüyorum, görüşmeye de devam edeceğim. Kalkıp kendi ülkesinin hükümetini, o ülkelerin hükümetlerine veya parlamenterlerine olumsuz şekilde şikayet eden anlayışa karşı biz gereği neyse yapacağız. Somali’de de aynı görüşmeleri yaptık. Buradan da olumlu neticeler aldım. Etiyopya’dan da olumlu netice aldık. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığımızın çalışmaları zaten devam ediyor. İstiyoruz ki, buradaki eğitim öğretim sistemleri bizim milli eğitim bakanlığımız tarafından yürütülsün, burada aksamalar olmasın ama bunlar da buraları bu tür girişimlerle kirletmesin."

Milletin kararı esas alınır

Selahattin Demirtaş’ın “baraj nedeni ile “Meclis’e giremezsek çözüm süreci için iyi olmaz, gerisini devlet düşünsün” diyor, bu konuda konuda düşünceleriniz neler?

"Bir siyasi partinin eş başkanı durumunda olan bir kişinin bu tür bir açıklama yapmasının hiçbir siyasi edebe sığması mümkün değildir. Böyle bir yaklaşım tarzı olamaz. Cözüm sürecinin akamete uğrayıp uğramamasının kararını sen mi vereceksin! Çözüm sürecinin akamete uğrayıp uğramayacağının kararını millet verecektir. Eğer seni yüzde 10’un altında bırakacaksa millet ne demiştir; “Çözüm sürecinden memnunuz, siz yolunuza aynı kararlılıkla devam edin.” Ben bu sonuçtan bunu anlarım.
HDP seçime parti olarak girer, barajı aşamazsa siyasi muhatap olma imkanını kaybetmiş olur mu?
Parlamento’da olduğu zaman siyasette muhatap olmak başkadır, Parlamento dışında olduğu zaman muhatap olmak başkadır. Hükümet STK’larla görüşmeler yapıyor değil mi? Onların da varsa bir STK’sı, istediği zaman davet edip görüşebilir. Hiçbir zaman da kalkıp “Biz Parlamento dışındayız ama istediğimiz zaman yine masada oluruz” diye bir şart da koşamazlar. Çünkü STK’ların yapısında bu olamaz, STK’ların kanaatlerinden istifade etme hakkı hükümete aittir. Gerektiğinde bu görüşmeleri yapabilir."

Parlamento noktaladı

Meclis’in Yüce Divan konusundaki kararını nasıl yorumluyorsunuz?

"Parlamento’da bir komisyon kurulması teklifi gündeme geldiğinde, bu konuda çok rahat olduğum için arkadaşlarıma hiç çekinmeden soruşturma komisyonunu kurabileceğimizi söyledim. Bizim bir çekincemiz olsa, komisyonu kurmayabilirdik, orada engelleyebilirdik. Engellediğimiz zaman da kimsenin bize niye bunu engelledin deme hakkı yoktu. Süreç devam etti. Komisyon raporunu hazırladı. Ne dedi? “Yüce Divan’a gönderilmesine gerek yoktur.” Parlamento’da da netice iktidarın istediği istikamette çıktı. Efendim, niye iktidar partisinden bu kadar fire var, şu var bu var ifadeleri gündeme geldi. Bir defa bu ifadeleri kullanmak bana göre çok çirkin. Bir taraftan milli iradeye saygılı olun diyeceksin, öbür tarafta milli iradenin kararına karşı kalkacak bunları söyleyeceksin. ‘İktidar niçin bu sayıda kaldı?’ deme hakkı yok ki. Sen niye 276’yı bulamadın… Sen bunu sorgula. Demek ki iktidar burada kenetlendi ve bu işe prim vermedi. Diyorlar ki; Yüce Divan’a güvenmiyor musunuz? Peki siz ilk derece mahkemelerin verdiği karara güvenmiyor musunuz? İlk derece mahkeme kararını verdi, takipsizlik dedi ve hükümet buna rağmen komisyon kurulmasını temin etti. Milli irade de Parlamento da Yüce Divan’a gitmesine gerek görmedi ve orada işi noktaladı. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyorum ve çıkan karara da saygı duyuyorum."

Mücadele hassasiyeti sürecek

Sizde paralel yapıyla olan mücadele azmi her yerde var mı?

"Bu konuda her şey hukuk devletinde hukuk sınırları dahilinde yapılıyor. 1 Eylül 2015’te     dershaneler kapanıyor. Okullarda da kayıtlarda çok ciddi düşüşleri var. Ticari noktada ise Maliye Bakanlığımız'ın, MASAK’ın bu konular üzerinde ciddi manada hassasiyeti var. Devletin yapılanması içinde, atamalarda bu örgüte kesin tavır var. Üçlü kararname ise biliyorsunuz bana geliyor. Bir defa en derin incelemeyi, araştırmayı yaptırıyorum. Üçlü kararnamelerde de üst düzey atamalarda kolay kolay karar mercilerine gelemiyorlar, gelemeyecekler. Tabii bu 40 yıllık bir yatırım, 40 yıllık yatırımı bir yılda çözmek, halletmek kolay değil. Onun için biraz zaman alacak. Kararlıyız. Gerek Sayın Başbakan’ın gerek hükümetin bu konudaki kararlılığını da biliyorum. Sayın Başbakan bu ikazları sürekli olarak yapıyor. Cumhurbaşkanı olarak bu uyarıları ben meydanlarda yapıyorum, nasibini alan zaten alıyordur, ona göre de adımlarını atıyordur diye düşünüyorum."

Bu yapı ile mücadele yapılırken, kaçınılmaz olarak olağanüstü tedbirler almak gerekiyor. Siyasi iradenin enerjisi aşırı şekilde bu konuya yönelirse sorun olmaz mı?

"Devlet şüphesiz ki demokratik hukuk devletidir, atacağı adımları demokratik, hukuk devleti çerçevesi içerisinde atacaktır. Bunu yaparken enerjisini de dengeliyor. Bizim attığımız atacağımız adımlarda da bu hassasiyet var. Eğer biz bu hassasiyeti göstermeyecek olursak bedeli çok çok ağır olur. O zaman bu enerjiyi de bulamazsınız. Ben, uzun süreli mücadele derken, tahayyül edilemeyecek bir uzun süreç görmüyorum. Yeter ki, MGK’nın tavsiye kararından sonra, hükümetin Bakanlar Kurulu kararı ve şimdi de 2015 siyaset belgesine girecek olması işimizi kolaylaştıracak. Hükümetimiz de bizler de bu kararlılığı devam ettirdikten sonra inşallah en kısa zamanda neticeyi alacağız."

Biz bölgeye gidince İngiltere toplantı yaptı

"2005’i “Afrika Yılı” ilan etmiştik. Onu bir Afrika ortaklığı sürecine dönüştürdük. Göreve geldiğimizde Afrika’da 12 büyükelçiliğimiz vardı, bugün itibarı ile 39 büyükelçiliğimiz var. Afrika’dan ülkemizde neredeyse büyükelçilik yoktu, şimdi 31 büyükelçilik de Afrikalıların Türkiye’de var. Önemli olan bir konuda  şu; özellikle vurgulamakta fayda görüyorum. O da göreve geldiğimizde Afrika ülkeleri ile aramızdaki toplam ticaret hacmi 3 milyar dolar iken, bugün ticaret hacmi 36 milyar dolara ulaşmış vaziyette. Bu Afrika ile Türkiye arasındaki münasebetlerin ne kadar olumlu istikamette geliştiğinin ifadesidir. Gündem belirleyen Türkiye’nin daha da güçlenmesi lazım. Artık gündemi belirlenen Türkiye yok. Gündem belirleyen Türkiye’nin daha güçlü hale gelmesiyle dünyadaki konumu çok daha farklı hale gelecektir. Çok daha da fazla yardım edecektir. Biz 2002 sonu itibarı ile fakir ülkelere 45 milyon dolar veriyorduk, şimdi ise 4.5 milyar dolar destek veriyoruz. Veren el alan elden hayırlıdır. Kimileri yardım noktasında yoklar, zaten yatırımların yapılmasını istemiyorlar. Mogadişu limanını üç yıl oyaladılar. Israr, ısrar, ısrar, sonunda Albayrak’a verdiler. Şu anda ayda iki milyon dolar Somali oradan kazanıyor. Halbuki üç yıl boyunca çalışmış olsaydı, çok ciddi bir kan olacaktı ekonomilerine. Neden vermediler? Çünkü üst üste telkinler oluyor. Türkiye’nin yakın davranması birilerini rahatsız ediyor. Biz geldik, yakın davrandık. Hemen arkasından İngiltere bir toplantı yaptı. Sen o toplantıyı yapmaktansa atla gel Somali’ye… Konteynırların içinde büyükelçilik işi yürütüyorlar..."

Yas kararı verilen önemi gösterir

S.Arabistan’la son zamanlarda Mısır gibi bazı konularda görüş ayrılıklarımız da oldu. Ama biz her daim ilişkileri iyileştirmekten yana olduk. Nitekim 10 gün önce Salman Bin Abdülaziz'e kralın sağlığını sormuştum. Kendileri de ‘İyileşme alametleri var’ demişti. Hatta ziyaret etmeyi arzuladığımızı o da kralın sağlığında olumlu gelişmeler yaşandığında bizi haberdar edebileceklerini söylemişti. Ama vefat haberi geldi. Türkiye-S.Arabistan ilişkileri, Suriye’de farklı, Filistin’de farklı, Mısır’da farklı seyrediyor. Görüş farklılıkları tabii ki olabilir. Ama görüş farklılıklarının ikili ilişkilere karıştırılmamasından yanayız. Nitekim bir günlük yas ilan edilmesini de S.Arabistan’la ilişkilerimize önem atfettiğimize ilişkin bir mesaj olarak algılamak lazım. Vefat haberinin akabinde hükümetimizle görüşerek yas kararı aldık..

 

YENİ ŞAFAK-SABAH

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler