YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çözüm sürecinde yeni aşama
Başbakan Ahmet Davutoğlu, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmeler yaparken, çözüm sürecinde de yeni bir aşamaya gelindiğini ifade etti.
Çözüm sürecinde yeni aşama
05 Eylül 2014 / 01:24 Güncelleme: 05 Eylül 2014 / 01:42

Başbakan Ahmet Davutoğlu, TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör'ün moderatörlüğünde gerçekleşen özel yayına katıldı.

Başbakan Davutoğlu, "Bize uyku haram dediniz çözüm süreci nihayete erinceye kadar. Ben iki şey sormak istiyorum. Bundan muradınız ne? Gerçekte nihayete ermeden muradınız ne ve siz niye çözüm süreciyle anılıyorsunuz? Dışişleri Bakanlığı sürecini de alırsak, sürecin neresindeydiniz, bundan sonra neler olacak?" sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

"Aslında bir önceki soruda AK Parti ile ilgili söylediklerim, partimizin genel kongresi, büyük kongre hazırlıkları ve kongresi bu parti programıydı. Hükümet programına baktığımızda tabii şu ana kadar süregiden çalışmalar dışında zaten kongre konuşmasında da hükümet programında da öne çıkardığımız ana başlıklar, bir tanesi çözüm süreci... Çözüm süreci ilk başladığı andan itibaren belli aşamaları vardı, biz bu aşamaları katettikçe önümüze yeni ufuklar açıldı. Ama esas itibariyle baktığınızda şuna dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye demokratikleşmesini yaparken AK Parti döneminde sadece Kürt sorununu çözmek kastıyla yapmadı.

Bu halk, bu demokrasiyi en geniş anlamıyla hak ettiği için yaptı. Fakat bu arada zemin o kadar hazırlandı ki sağlanan imkanlarla. Kürtçe yayından Kürtçe siyaset ve propaganda yapabilme hakkına, birçok bölgede gerçek bir özgürlük havası esmesine kadar zemin hazırlanmıştı."

"Gençlerin hayatını kaybetmemesini sağladık"

Bölgesel konjonktürün yani Türkiye'nin etrafındaki siyasal istikrarsızlığın 2011 ile 2013 başı arasında yine bir gerilim döneminin yaşanmasına yol açtığını anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"2012 sonu 2013 başında çözüm süreci ilan edildiğinde hepimiz tek bir şeye odaklandık, öncelikle çatışma ortamının durması, şehit cenazelerinin ve şu veya bu şekilde bu çatışmalarda hayatını kaybeden gençlerin hayatlarını kaybetmemesi için bir durgunluğa, sükunete ihtiyaç vardı bunu sağladık. Bu sükunet ortamı bugüne kadar da sürdü. Onun kritik bir aşaması da Diyarbakır'da geçen sene 18 Mart 2013'te yaptığım konuşmadan sonra bu çözüm sürecinin muhtevası üzerine bir mülakatta şunu zikretmiştim.

Bu öyle bir şey ki hızlı akan bir derede, nehirde karşıdan karşıya geçmek gibi... Yarıya kadar geldiğiniz inancına kapıldığınız anda karşıya geçmeye çalışırsınız. Ama oraya gelmemişseniz, akıntı varsa hep aklınız geride olur, geriye dönmede... Şunu bugün geldiğimiz nokta itibariyle söylüyorum, biz yarıyı geçtik artık."

"Hedefimiz ırmağın karşı kıyısına geçmek"

Başbakan Davutoğlu, bundan sonra çözüm sürecinin bütün aktörleri açısından karşı kıyıya bir an önce ulaşmanın var olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle devam ettirdi:

"Bir an önce diyorum çünkü çok çok ciddi bir bölgesel istikrarsızlık ortamında yaşıyoruz. Her türlü provokasyon olabilir. Türkiye'nin siyasetteki, uluslararası alandaki yükselişini çekemeyen, bu yükselişi bir anlamda geçen sene olduğu gibi Gezi olayları ve 17 Aralık operasyonuyla durdurmak isteyenler, başka güçler çıkabilir. Beklenmedik olaylar yaşanabilir, onun için şimdi bizim birinci hedefimiz ırmağın karşı kıyısına geçmek.

Irmağın karşı kıyısına geçmek ne demek? O da şu demek, Türkiye'nin her kesiminde Türk-Kürt ayrımı olmaksızın bütün vatandaşların aidiyet hissi bağlamında kendini bu toprağa, ülkeye, devlete ait hissetmeleri, bir vatandaşlık bağıyla bu devlete bağlanmaları ve herhangi bir ayrımcılığın ortadan kalktığı özgürlük ortamının sağlanması, bu bizim vazifemiz. Buna bağlı olarak sadece çatışmanın bitmesi değil, silahların tümüyle devreden çıkması..."

Davutoğlu, dün ilk çözüm süreciyle ilgili oluşturdukları yeni mekanizmanın toplantısını yaptıklarını ve daha önce bir kriz yönetimi gibi yürüdüğü için, noktasal kriz yönetimlerini de beraberinde getirdiği için belli mekanizmalar olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:

"Terörle Mücadele Yüksek Kurulu gibi... Başbakan Yardımcımız Sayın Atalay'ın koordinasyonunda yürüyen çalışmalar gibi. Ben bütün bu tabloyu da görerek bütün koordinasyonu doğrudan benim başkanlığımda yürüyecek bir mekanizmaya bağlamaya karar verdim. Yani eskiden farklı problem alanlarında farklı toplantılar yürürken, şimdi 15 günde bir en geç, ihtiyaç oldukça daha sık olmak üzere bu çözüm süreciyle ilgili oluşan mekanizmanın bütün aktörleri toplanacağız."

"Dün ilk toplantıyı yaptık"

"Başbakan Yardımcılarımız, İçişleri Bakanımız, Dışişleri Bakanımız Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte olduğu için gelemedi. MİT ve Başbakanlık Müsteşarımız,  bu konuyla birinci derecede ilgili arkadaşların katıldığı toplantıda bundan sonraki atılabilecek adımları gözden geçirdik. Bu da aslında siyasi bakımdan 2014 seçimleri bağlamında önemli bir risk unsuru. Yani biz çözüm sürecini öyle veya böyle seçim takviminden bağımsız olarak nihayete erdirmeyi düşünüyoruz."

Başbakan Davutoğlu, nihayetin, ülkede sadece anlık çatışmaların durması değil, kalıcı bir şekilde silahların devre dışı kalması ve toplumsal hayatın her yönüyle normalleşmesi olduğunu dile getirdi.

"Aşılı bir şekilde başlıyoruz"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kürt sorununu, çözüm süreciyle çözen bir Türkiye'nin, kendi içselleştirdiği siyasetini dışarıya da taşıyacağını vurgulayarak, Irak ve Suriye'deki Kürtlerin dönüp baktıkları yerin Türkiye olacağına işaret etti.

Gezi olayları ile PKK'nın çekilmesinin yavaşlaması arasında bir tür ilişki olduğunu kaydeden Davutoğlu, "Mayıs 2013'ü söylüyorum, IMF ile borç defteri kapanıyor, büyük yatırımlar yapılıyor. Bir anda haziranla birlikte sanki büyük travmalar yaşayan, büyük ekonomik krizler yaşayan bir ülke tablosu çıkarılmaya çalışılıyor. Onları aşabilmek için 30 Eylül'de yeni bir demokrasi paketi açıklıyoruz ve paket içinde bekleyen birçok soruna cevap teşkil edecek adımlar atıyoruz, Mor Gabriel'den tutun diğer meselelere kadar. Barzani, Diyarbakır'a geliyor, kasım ayı. Tekrar çözüm süreciyle ilgili bir ivme kazanılıyor. Arkasından 17 Aralık şeyleri. Yani bunların bir tesadüf olduğunu kimse iddia edemez" diye konuştu.

Davutoğlu, şimdi "aşılı bir şekilde" başladıklarını ifade ederek, "Herhalde Türkiye'deki çözüm sürecinden hissedar olacak, hisseyab olacak bütün aktörler, şu anda bunun kıymetini çok daha iyi anladılar. Türkiye'de buna destek verecek olan halk kitleleri, benzer sorunların çözülemediği Suriye ve Irak'ta neler olduğunu görüyor" dedi.

Son Çözüm Yasası'nın parlamentonun neredeyse yüzde 85'inin desteğiyle geçtiğini ve kimsenin artık çözüm sürecine aleni bir şekilde karşı çıkamadığını belirten Davutoğlu, görevlerinin, bunu en kısa sürede istenen noktaya getirmek olduğunu ve bir sürprizle karşılaşmak istemediklerini söyledi.

 

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler