YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Çok sevimsiz bir olay"
"Çok sevimsiz bir olay"
10 Mayıs 2011 08:58
Bület Arınç AK Parti Genel Merkezi'nde bazı yerel televizyon kanalı temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Hem yeni anayasadan hem de MHP'deki kaset skandalarından bahsetti...

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Yeni Anayasa için, 367 değil, 467 ile bile kabul edilsin Mecliste, biz yine de referanduma gideceğiz. Bunu özel olarak kanuna koyacağız. Kaç oyla kabul edilirse edilsin iş bu anayasa çünkü buna ihtiyacımız var'' dedi.

Arınç, AK Parti Genel Merkezi'nde bazı yerel televizyonların temsilcilerinin sorularını yanıtladı.

''Bir partinin, iki partinin çoğunluğuyla kabul edilmiş anayasa değil, Meclisten çıktıktan sonra da halkın çoğunluğuyla kabul edilmiş anayasa bizi daha güçlü yapar'' diyen Arınç, ''Dolayısıyla milletvekili sayımızın hesabı içinde değiliz ama 330'dan aşağısı da bunu halka götürmez'' diye konuştu.

Bakan Arınç, şöyle devam etti:

''Yeni anayasa için, 367 değil, 467 ile bile kabul edilsin Mecliste, biz yine de referanduma gideceğiz. Bunu özel olarak kanuna koyacağız. Kaç oyla kabul edilirse edilsin iş bu anayasa çünkü buna ihtiyacımız var. Bu seçim sonucu açısından şunu söyleyebilirim. Biz en yüksek oyu 2007'de aldık. Yani 2007 yılında yüzde 47, hiçbir partinin ulaşamayacağı bir rakamdır; hem Türkiye şartlarında hem Avrupa şartlarında. Çünkü Türkiye son seçimlerinde, 2002'den önceki seçimlerde 21.5 ile Refah Partisi'nin birinci olduğu, yüzde 22.5 ile DSP'nin birinci olduğu seçimler gördük. Biz yüzde 20'yi bulduğumuzda havalara uçuyorduk ama 2002'de biz yüzde 33 aldık, 2007'de yüzde 47'yi bulduk. Yüzde 47 demek, iki kişiden birisi AK Parti'ye oy veriyor demektir. Dolayısıyla benim şahsi düşüncem; öncelikle bu çıtayı koruyabilmek. İkincisi de bu çıtayı yükseltmek.'' 

MHP'DEKİ KASET İDDİALARI

Arınç, MHP'deki kaset iddialarına ilişkin, ''Çok sevimsiz bir olay bu. Bizim Türk Ceza Kanunu'nda bu özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, telefon dinlemek, telefonla ortam dinlemesi yapmak veya kamerayla bu şekilde ortam dinlemesi yapmak açıkçası suçtur'' değerlendirmesinde bulundu.

''Birisinin özel hayatı onu ilgilendirir'' diyen Arınç, ''Hem ahlaki açıdan bakıyorum hem de cezai açıdan bakıyorum. Bir defa, bu ceza kanunu bunu yasaklıyor. Fakat son yıllarda teknoloji o hale geldi ki, şurda bir kesme şeker olsa kesme şekerin içindeki dinleme cihazlarıyla her şeyi dinleyebiliyorlar. Türkiye'de bir yasal dinleme var; yargıyla, savcıyla olabiliyor. Bir de herkesin, şu kalemin ucu büyüklüğünde, şu çiçeklerin içine sokulmuş bir şeyle. Benim kalem olarak gördüğüm bir şeyle konuşmalar, görüntüler tespit edilebiliyor. Çok ahlak dışı bir olay. Bir insanın rızası olmadan böyle bir şeyin yapılmasını, hiçbir insan kabul etmez. Ben de şahsen kabul etmiyorum'' dedi.

Bunları bir şekilde yurtiçinden veya yurtdışından yayımlamanın kanunlar açısından da suç olduğuna işaret eden Arınç, onun için durdurma kararları alınabildiğini belirtti. Bakan Arınç, şöyle konuştu:

''O zamana kadar da bunların gittikçe yayılmış, hatta bilgisayar ortamında, internet dünyasından o kadar geniş alanın içerisine giriyor. Türkiye'de yasaklanan bir şey başka linklerle Türkiye içerisine girebiliyor. Demek ki Türkiye'de bu işi meslek edinmiş insanlar var. Amaçları siyasi olabilir, amaçları çıkar sağlamak olabilir, amaçları kendi rakiplerini elimine etmek de olabilir. Şimdi MHP'de yönetici, hakkında çıkarılan kasetin kim tarafından planlandığını düşünürse... Ben 68 kuşağındayım, sağcılardan biri dövüldüğü zaman kesinlikle bu iş solcuların işi derdik, bir yerde bir solcu öldürülse mutlaka bu sağcıların işi derdik. Biz o kavganın içinde idik, biz de tehdit aldık.

MHP aleyhinde bir kaset sürülmüşse bunu başkası da yapabilir ama bunun tam aksi de mümkün olabilir. Kendi partisi içerisinde ya rakibine karşı ya da onu ezmek, yok etmek amacıyla veya onun çevresini boşaltmak amacıyla genel başkana karşı, yine parti içerisinden yapılmış olması da mümkün. Bu AK Parti için de böyle, MHP için de böyle. Siyaset çetinleşince işin nerede duracağı belli olmuyor.

Bu kanunen yasak olan bir şeydir, ahlaken de çirkin olan bir şeydir. Ahlakı bırakalım, ahlakı olmayan bir insana ahlaklı ol denmez ama savcılar, bu konuyla ilgili mutlaka bir soruşturma açmalı. Savcılar işin müştekisine başvuracak, 'kardeşim bu senin hakkında çekilen kamera kaydı, sen şikayetçi misin' diye soracak. Sorması lazım. İkincisi, 'bu konu hakkında ne biliyorsun ve kimlerden şüpheleniyorsun' diye soracak. Üçüncüsü, 'bana bazı bilgiler ver ki ben bu soruşturmayı sağlıklı yapayım' diyecek.''

''MHP'nin iki genel başkan yardımcısı ortalıkta yok. Bu konuyla ilgili, bize şunlar komplo yapmıştır diye bir ifade de vermediler'' diyen Arınç, şunları söyledi:

''Bugün bir tanesinin açıklaması var; Bahçeli'nin söyledikleri beni ilgilendirmez. Evet, ben bir şey yaptım ama aileme karşı sorumluyum' diyor.

Bahçeli İstanbul'da diyor ki; 'aramızda barınmayın, defolun gidin, istemiyoruz.' O da cevap veriyor; 'bu seni ilgilendirmez, ben ancak eşime hesap veririm' diyor. Şimdi savcılık harekete geçsin ve bu olayı araştırsın, dava açsın. 'Yoksa gök kubbeyi başlarına yıkıyoruz' derse Bahçeli, onun anlamı olmaz. Bu bir komplodur diyen insanların veya ben bundan şikayetçiyim diyen insanların, adliyeyi, yargıyı bilgilendirmesi lazım. Bunu yaparlarsa netice alabilirler, yapmazlarsa bunlar arkasından gelir.

İkinci olarak, kanunsuz da olsa, ahlaken de suç da olsa yayınlanan kasetler var. Bu kayıtlar çok rezil, çok insanın içini acıtan, duyduğu zaman, okuduğu zaman hicap duyduğu şeyler. Bu kişiler var ve yanlarında olanlar var. Onların eşleri var, onların çocukları var. İlişkide oldukları kadınların, evli ve çocukları olanlar var. Bu bir facia, eskiden Dallas dizilerinde Ceyar'ların bile yapabileceği şeyler değil ama bunları yapan siyasetçinin bir kimliği varsa o siyasi kimliği temsil eden genel başkanlarının da bu siyasi kimlikten kendisini arındırması lazım. 'Biz böyle bilmiyorduk. Evet, bu insanlar ve bu insanların benzerleri Türkiye'nin ahlaki değerlerine, aile değerlerine, ortak değerlerine hiçbir zaman karşı çıkmayacak, çıkamaz. Bu bizi de üzmüştür. Bu tür insanlar artık partide bulunmayacaktır' demesi ve yerine göre Türk milletinden özür dilemesi lazımdır.''

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Yeni anayasa daha az maddeli olacak. Yeni anayasa yapma konusunda 'hemen bir iki ay içerisinde bu iş bitsin' diye bir endişemiz de yok'' dedi.

AK Parti Genel Merkezi'nde bazı yerel televizyon kanalı temsilcilerinin sorularını yanıtlayan Arınç, bir soru üzerine yeni anayasanın daha az maddeli olacağını ifade ederek, devlet odaklı değil insan odaklı bir anayasa hazırlayacaklarını söyledi.

Bu sayede temel hakların daha çok ortaya konulacağını, bireylerin devlet karşısındaki gücünün veya korunmasının sağlayacağını dile getiren Arınç, ''Yeni anayasa yapma konusunda 'hemen bir iki ay içerisinde bu iş bitsin' diye bir endişemiz de yok'' diye konuştu.

Bu konudaki karşılıklı görüşmeler ve tekliflerin değerlendirme aşamasının bir iki sene de sürebileceğini ifade eden Arınç, yeni anayasa konusunda Türkiye'nin geciktiğini ancak şartların yeni oluştuğunu belirtti.

ANAYASANIN ''DEĞİŞTİRİLEMEZ'' MADDELERİ

Süreç içinde sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve ''bana göre anayasa şöyle olmalı'' diyen insanın da görüşlerini de dikkate alacaklarının altını çizen Arınç, anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez maddeleriyle ilgili olarak, ''Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal ve hukuk devletidir dedikten sonra demokrasinin unsurları içerisinde bu tür statükonun veya dogmatizme gidişin olmaması gerektiğini'' söyledi.

''Benim İstiklal Marşı'ndan, bayraktan bir şikayetim yok'' diyen Arınç, kişisel olarak, bunların içerisinde anayasada korunması gereken hususun sadece cumhuriyet ile ilgili olması gerektiğini düşündüğünü belirtti.

Arınç, ''Cumhuriyet değiştirilemez veya cumhuriyetin şekli değiştirilemez, rejim cumhuriyet olmaktan çıkartılamaz, bunu yazabiliriz ama bunların dışındaki bütün konularda (değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez) sözleri yerine, değiştirilmelerini nitelikli çoğunluğa bağlamak mümkün'' diye konuştu.

TÜSİAD'IN YENİ ANAYASA ÖNERİSİ

Anayasa teklifini ortaya koymadan bu konuda bir şey söylemesinin mümkün olmadığını vurgulayan Bülent Arınç, ''İlk üç madde konusunda TÜSİAD da aynı düşünceleri paylaşınca, başlarına pek çok şey geldi. Onlar da zaten her zaman tornistan etmeye hazır. Ertesi gün 'Bu bizim düşüncemiz değil, profesörler böyle yazmış' dediler'' dedi.

Arınç, seçmen tercihleri ile ilgili bir soruyu yanıtlarken vatandaşların genel seçimde farklı, yerel seçimlerde de başka tercihlerde bulunabildiğini ifade etti.

Türkiye'nin ''sağcı-solcu'' diye ayrıldığı dönemlerde de siyaset yaptığını anlatan Arınç, seçmenlerin ''sağ ya da sol'' diye oy verdiği partilerin, ''çok da sağ ya da sol olmadığını gördüğünü'' savundu.

''CHP BUGÜN ÇARŞAFLILARA BİLE ROZET TAKIYOR''

Konuşmasında CHP'ye yönelik eleştirilerde de bulunan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''AK Parti'nin yaptıklarına bakarak Avrupa'daki sosyal demokrat partiler diyor ki 'Siz muhafazakar demokrat parti değilsiniz, siz aslında sosyal demokrat partisiniz.' CHP'nin söylediklerine bakıyorlar, 'CHP sosyal demokrat parti değil bizim gözümüzde. O, olsa olsa faşizme doğru giden bir aşırı sol parti gibi' diyorlar'' iddiasında bulundu.

Türkiye'de geleneksel, klişeleşmiş korkular olduğunu söyleyen Arınç, CHP'nin eskiden 'laiklik çiğnendi, Cumhuriyet tehlikede diye' askeri dönemi çağırdığını, bugün ise çarşaflılara bile rozet taktığını kaydetti. Arınç, ''Bir siyasi parti, muhasebesi insan olan bir sahada iş yapıyorsa, toplumun bütün kesimleri ile ilişkide olması lazım'' görüşünü dile getirdi.

Arınç, ''Ergenekon Soruşturması'' ile ilgili olarak da soruşturma ve yargılamanın uzamasının kendilerinin değil savcıların ve hakimlerin işi olduğunu vurgulayarak, yargı sürecinin uzamasından kendisinin de şikayetçi olduğunu ifade etti. Arınç, en azından eldeki davalardan bir kısmının bitirilmesi gerektiğini kaydetti. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler