YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çok çocuklu Bulgaristan göçmeni bir ailenin tek oğ
Çok çocuklu Bulgaristan göçmeni bir ailenin tek oğ
Çok çocuklu Bulgaristan göçmeni bir ailenin tek oğ
02 Temmuz 2008 / 12:49 Güncelleme: 02 Temmuz 2008 / 00:00

İşte Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün portresi...  Çok çocuklu Bulgaristan göçmeni bir ailenin tek oğlu. Halı saha futbolunu seviyor ve maçlarda hırsıyla dikkat çekiyor. Koyu Galatasaray taraftarı ve çok iyi bir masa tenisi oyuncusu. İki kez evlendi. Üç kızı var. Eşi, başı açık bir hanım. Prensiplerine düşkün, duygusal. Arkadaşlarına göre şair ruhlu. Siyasete meyline dair bir veri yok. Bu konuda hiç renk vermiyor.


AKP’nin kapatılmasına yönelik iddianameyi hazırlayan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın hayatını mercek altına alan Tempo Dergisi, bu hafta da Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün portresini çıkarttı.


Zekeriya Öz’ün yaşam öyküsü, çok çocuklu Bulgaristan göçmeni bir ailenin oğlu olarak 1968’de başlıyor. Altı kız kardeşi olduğu rivayet ediliyor. Öz’ün çocukluğu ve gençliği, Bursa-Yalova-İstanbul hattında geçiyor.


ÇALIŞIP OKUMUŞ


Babası ile birlikte yürüttüğü ticaret hayatını, üniversite sıralarında da sürdürüyor. Tanıyanların ifadesine göre, Öz ve ailesi hırdavat, küçük ev ve el eşyaları, yerine göre mevsimlik giyecekler satarak geçimini sağlıyor. Öz, üniversite sıralarında da İstanbul’dan aldığı malları Yalova ve Bursa’da pazarlayarak para kazanıyor. Genç yaştan itibaren hukuk okumaya yöneldiği, arkadaşlarınca dile getiriliyor.


HUKUK


Lise bitince, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne 15669 numarayla kaydoluyor. 1991 yılında mezun oluyor. Zekkeriya Öz, okula arada sırada uğrayan öğrencilerden. Tempo Muhabiri Enis Tayman’ın görüştüğü bir arkadaşı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1991 mezunu Zekeriya Öz için, "Ders notlarını, ona biz verirdik; ama bizden yüksek not alırdı" diyor.


ÇOK KOŞUYOR


Halı sahada futbol oynadığı arkadaşları tarafından ’çok koşan, hareketli, çabalayan, didinen, takımının kazanmasını isteyen, yenik giden karşılaşmalarda gol bölgesine ilerlemeye çalışan bir yapıya sahip olduğu’ söyleniyor. Öz’ün takımı yenildiğinde, neredeyse bütün oyunculara tek tek suç bulduğu, herkesi eleştirdiği de aldığımız notlar arasında. Spora dair son iki not, Öz’ün Galatasaray taraftarı olduğu ve çok iyi masa tenisi oynadığı.


İLK YER MUTKİ


Öz’ün savcılık kariyeri, 1997 dolaylarında başlıyor. Bursa’da avukatlık yapan Öz, 1997’de Bursa Barosu’ndan kaydını sildirip hákim ve savcılık sınavlarını kazanıyor. İlk görev yeri Mutki. Bitlis’in en eski avukatları bile onu hatırlamıyor. Ardından Balıkesir Bigagadiç. Öz’ün savcılık macerası Bigadiç’ten sonra 2004’ten itibaren Ümraniye’de sürüyor. Öz’ün mesleki kariyeri İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak devam ediyor. Hayatındaki en önemli değişiklik ise, Ergenekon soruşturması sonrasında emrine tahsis edilen iki yakın koruma ve zırhlı araç.


OLUMLU ÖZELLİK


Öz’ün çok sosyal bir insan olmadığı söyleniyor. Ancak ’çok sosyal olmama’nın hákim ve savcılıkta olumlu bir özellik olarak kabul gördüğünü belirtelim. Nitekim Öz, hákim ve savcı çevrelerinde misafirperver, hoşsohbet biri olarak anılıyor. Bigadiç’e gelen savcı ve hákimleri evinde yemeğe alıyor. Bunda eşinin ev kadını olması da önemli. Öğrendiğimiz kadarıyla Öz, ilk evliliğini üniversite biter bitmez yapıyor. Ancak boşanıyor ve ikinci kez evleniyor. İkinci eşi ve üç kızıyla birlikte yaşıyor. Eşi iddiaların aksine kapalı değil, başı açık bir hanım olarak tanınıyor.


İriyarı ama hantal biri değil


Arkadaşlık ilişkilerinde bile taviz vermeyecek kadar prensiplerine bağlı olduğu vurgulanan Öz’ün duygusal kişiliğinin de altı çiziliyor. O dönemdeki arkadaşları okuma fırsatı bulamamış olsa da Öz’ün şair bir yanının olduğu söyleniyor. Arkadaşlarından biri, "Zor bir hayat geçiren insanın özel zevklerine ayıracak parası da olmaz, özel zevkler edinecek zamanı da" diyerek durumu özetliyor. Ancak yemek yemeyi sevdiği konusunda herkes hemfikir. Bu, yemeğe düşkünlük nedeniyle Öz, çevresinde ’biraz iri yarı’ olarak anılıyor. Ama bu iri yarılık hantallık olarak tezahür etmiyor.


Kod adı; Yavuz


Üniversite yıllığında, Öz’ün öğrencilik kariyeri hakkında özetle şunlar yazıyor: "...Oldukça iyi bir ikna kabiliyetine sahiptir. Yaptığı dayanılmaz ısrarlara dayanabilen ve hayır diyebilecek bedbaht pek çıkmamıştır. Yenilgiyi asla kabul etmediği için de biz arkadaşlar arasında daima Yavuz deriz. O da fıtratına uygun bu ismi severek kullanmaktadır. İleriki hayatında giriştiği her türlü işte gerçekten başarılı olacağına inanıyorum. Hele bir de avukat olmaya görsün. Vay o zaman hákimlerin haline..."


Bigadiç’in Bekçi Murtaza’sı


Balıkesir Bigadiç, Zekeriya Öz’ün ikinci görev yeri. Burada tam bir vazife adamı haline geliyor. Hatta ilk günlerde Orhan Kemal’in ’Murtaza’ romanındaki karakterin tıpkısının Bigadiç’te kol gezmeye başladığını söyleyenler bile çıkıyor. Dönemin Vergi Dairesi Müdürü’nü çağırıp, bohçacı kadınların vergi mükellefi olup olmadıklarını soruyor. Konu hakkında bir soruşturma bile açtırıyor. Adliyede kaybolan dosya nedeniyle personel hakkında ve bir trafik kazası tespiti için nöbetçi doktoru bulamayınca da soruşturma başlatıyor. Soruşturma açtırdığı kişiler arasında bir avukat da bulunuyor. Öz’ün dayanağı hep aynı: ’Görevi ihmal.’


KAÇAK ELEKTRİĞE SAVAŞ


Savcının Bigadiç’te hukuk adına pik yaptığı nokta, elektrik davaları oluyor. Öz, kaçak elektrik kullanımı hakkında kimseye göz açtırmıyor ve beş yıl önceki dosyaları bile raftan indirtiyor. Kendisine bu listeleri vermek istemeyen elektrik idaresi personelini de ’görevi ihmal’ suçlamasıyla uyarıyor
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler