YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çiçek'ten yeni anayasa açıklaması
Çiçek'ten yeni anayasa açıklaması
01 Nisan 2013 14:51
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, yeni anayasa çalışmalarında gelinen noktanın son derece hayati, önemli ve kritik olduğunu belirterek, ''Yeni anayasa yapma konusunda en verimli, en uygun zaman geride kaldı. Özellikle seçim sebebiyle. Biz Lozan Anlaşmasını 6 ayda yaptık'' dedi.

Gelinen noktayı Komisyon üyelerinin bir kez daha değerlendireceğini ifade eden Çelik, ''Ben de kendileriyle ayrıca bir toplantı yapacağım. Eğer ek süre bakımından, sayın genel başkanları ziyaret açısından önüme çok geçerli, çok inandırıcı bir gerekçe ortaya koymamaları halinde 'aceleye gelmesin' sözü, tek başına ilave süre bakımından tatminkar olmayabilir'' diye konuştu.

Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin sorularını cevaplandıran Çiçek, yeni anayasa çalışmalarında gelinen durumu ve bundan sonra nasıl bir yol izleneceğini anlattı.

''Programın çok gerisinde kaldık''

Çiçek'in sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Soru: Yeni Anayasa çalışmalarında gelinen durum, uzlaşmayla bir teklifin ortaya çıkarılması umudunu veriyor mu?

Çiçek: Önemli, kritik bir noktaya geldik. Aslında aradan geçen süre içinde iyi niyetle ülkemize yeni bir Anayasa kazandırma, ilk defa sivil siyasetin kendi ürünü olan, kendi düşünce ve önceliklerini yansıtan, devletin kurumları arasında bugünkü tecrübelerden de yola çıkarak sağlam dengenin oluşacağı, çağdaş, demokratik, özgürlükler açasından bugüne kadar anayasadan kaynaklanan yaşadığımız sıkıntıları bertaraf edecek yeni anayasa yapmayı arzu ettik. Bunun için yoğun çaba sarf edildi. Ancak geldiğimiz nokta itibarıyla öngördüğümüz, hedeflediğimiz süreler içinde bunu gerçekleştiremedik.  Programın çok gerisinde kaldık. Bunun kendi içinde bir kısım sebepleri olabilir. Ama bu komisyonunun kendisinin kabul edeceği sebeplerdir. Kamuoyu açısından baktığımız zaman, kamuoyu yeni bir Anayasa yapıldı mı, yapılmadı mı ya da yapılma noktasında hangi noktada bulunuyoruz, buna bakar. Bu açıdan baktığımız zaman yeni bir anayasayı topluma kazandıramadık, Meclisin önüne bir taslak getiremedik. Sebebi ne olursa olsun... Herkes buna bir sebep bulabilir ama vatandaş sonuçtan gider. Geldiğimiz nokta itibarıyla 31 Aralık 2012'yi hedeflemiştik. Bu hedefin çok gerisinde kaldık. Sonra 3 aylık bir süre daha çalışma yapıldı. Burada da henüz istenilen sonuca varmış değiliz. Rakamlar açısından baktığımız zaman bu böyle. Çünkü 30 addeydi, 28'e düştü. 30 madde dışında bir mutabakat yok. Bu mutabakatın nasıl sağlanacağı konusunda eğer bugün itibarıyla ümit veren bir yöntem bulunabilirse...O takdirde durumu belki bir kez daha değerlendirme imkanı olacaktır. Daha yazılmayan maddeler var, başlangıç ve genel ilkeler var. Ayrıca yasama, yürütme ve yargı organı dışında kalan bir kısım maddeler var. Onlarla ilgili düşüncelerini daha evvel alınan karar gereği 5 Nisan'a kadar vermiş olacaklar. Dolayısıyla demek ki daha vermedikleri bir kısım maddeler var, bir de büyük ölçüde müzakeresi bir defa daha yapılması gereken maddeler var, bir de sistem tartışması nedeniyle hiç ele alınmamış maddeler var.  Demek ki daha yoğun bir mesai gerektiren bir durum ortada.

''Seçim ortamında anayasa yapmak zor''

Rakamlar açısından baktığımız zaman da 30 Nisan'a kadar görüler geldikten sonra 1 Mayıs'tan itibaren taslak metni yazmamız gerekti. 1 Mayıs-31 Aralık arasında anayasanın tümünü bitirmeyi hedefledik. Yazımdan sonra tekrar kamuoyunun bilgisine sunacağız, oradan gelen görüşleri bir defa daha dikkate alıp değerlendirdikten sonra Meclis'e gelecek, Meclis'te görüşülecek ve halkoyu aşamasına kadar gelmiş olacağız. Demek ki biz 31 Aralık'a kadar sadece yazım için bu süreyi kullandık. Ondan sonraki aşamalar için ayrıca bir süre...

1 Mayıs-31 aralık arası 245 gün yapar. 245 gün içinde yapılan çalışma günü sayısı 87'dir. Bu süre yetmedi, ben onun üzerine genel başkanları bir defa daha ziyaret ederek 'önemli çalışma yapıldı, belirli aşamaları geçtik, belli kazanımlar elde edildi, bunlar heba edilmesin, komisyona imkan verin' diye başkanlardan ricada bulunduk. Onlar da böyle bir konuda engel çıkarmadılar. Aradan geçen 1 Ocak-31 Mart arası 90 gün eder. 90 gün içinde de çalışma gün sayısı 45 gün. Demek ki bu süre de tam şey yapılamamış. 72 maddenin müzakeresi yapılmış; burada uzlaşılan madde sayısı 4. Komisyon 3 ayda 45 gün çalışmış ve 4 maddede ancak uzlaşma sağlamış. Anayasa konusu sıradan bir yasa konusu değil, en temel yasa. Sıradan bir yasada bile bütün ihtimaller hesaba katarak düzenleme yapılmadığı zaman sık sık değişiklik ihtiyacı çıkıyor. Anayasa ise en temel yasa ve değiştirilme usulü de meşakkatli olduğu için aceleye getirilmemesi gerekiyor. Aceleye getirilmemesi tamam ama öbür taraftan da ucu açık, ne zaman biteceği belli olmayan bir sürece de bu işi götürülmesi doğru olmaz. Olmazdı da zaten. Çünkü bu ikisi de Komisyonda değerlendirildi. Bunun sebebi var; birinci sebebi seçim ortamında Anayasa yapılamaz, zor olur. 2012'de 4 siyasi partinin kongresi yapıldı. Parti kongresi bile çalışmaları büyük ölçüde aksattı. Şimdi tüm partileri ilgilendiren ve hayati önemli bir seçim ortamına yavaş yavaş girdik. Yavaş yavaş seçim kapıya yaklaştı. Böyle olunca bir parti kongresi çalışmaları bir hafta- 20 gün erteletebiliyorsa seçimler haydi haydi bu ertelemeye sebebiyet verebilir.

''Anayasanın gecikmemesi gerekiyor''

İkincisi; bu Anayasanın gecikmemesi gerekiyor. Hayat devam ediyor, sorunlar da devam ediyor. Eğer bu sorunları yasal ve kurumsal düzenlemelerle yapılması gerekecekse, bir çok kanun çıkarılması gerekiyor. Biz bu kanunları bugünkü anayasaya göre çıkarıyoruz. 4 siyasi partimiz de kabul etti ki bu anayasa tepeden tırnağa değişmesi gerekiyor. Bir çok yeri eksik, yanlış, ihtiyaçlara cevap vermiyor.  Böylesine niteleme yaptığımız bir anayasaya uygun kanun çıkarıyoruz. Bu anayasa yanlışsa doğrusunu yapmak isterken yanlışa göre yasa çıkarıyoruz. Bu da başka bir tezadı ifade ediyor.

Meclis gece yarılarına kadar çalışıyor, kanun çıkarıyor. Bu kanunları yarın yeni baştan elden geçirmek gerekecek. Yeni anayasaya uygunluk açısından sayısız uyum paketleri, uyum yasaları çıkarmak icap edecek. Bunun da yasama ekonomisi açısından getirdiği sıkıntı ortadadır. Yanlışın uzun süre varlığını sürdürürseniz yenisini ve doğrusunu yapmayarak bu parlamentolar ve siyaset açısından başka sıkıntıdır. Anayasa mahkemesi açısından...Çıkan her kanun aşağı yukarı oraya gidiyor. Anayasa Mahkemesi de önüne gelen davayı bugünkü anayasaya göre onuyor ya da iptal ediyor. Bir an evvel bu anayasa meselesinin çözüme kavuşması gerekiyor. Buradaki her türlü gecikme sayısız sıkıntıları beraberinde getiriyor ve getirmeye devam ediyor. Ayrıca vatandaşın büyük beklentisi var. İçeride merak konusu olduğu kadar dış dünyada da Türkiye'nin yeni bir anayasa meselesi ilgi çekiyor, soru ve merak konusu oluyor. Türkiye'nin imajı açısından önemli.

Neresinden bakarsak bakalım işin geldiği nokta son derece hayati, önemli ve kritik bir noktadır. 4 siyasi partinin de topluma taahhüdüdür. Seçimden önce ve seçimden sonra; 'Yeni bir Anayasa yapacağız.' Vatandaş da ister istemez soracak, 'ne zaman yapacaksınız ' En verimli, en uygun zaman geride kaldı. Özellikle seçim sebebiyle. 'Yapacaksınız da ne zaman yapacaksınız ' Şunun şurasında 24. Dönem Parlamentosu'nun iki yılı dolmuş olacak.  Biz Lozan Anlaşmasını 6 ayda yaptık. Buna özellikle vurgu yapıyorum. Onun için geldiğimiz noktayı Komisyon üyeleri bir kez daha değerlendiriyor. Ben de kendileriyle ayrıca bir toplantı yapacağım. Eğer ek süre bakımından, sayın genel başkanları ziyaret açısından önüme çok geçerli, çok inandırıcı bir gerekçe ortaya koymamaları halinde 'aceleye gelmesin, aceleye gelmesin' sözü, tek başına ilave süre bakımından tatminkar olmayabilir. Vatandaş, 'artık ne zaman bitireceksiniz ' diyor. 3 ayda 45 gün toplanmışsınız, uzlaştığınız madde sayısı 4...Bu demektir ki siz 140-150 maddelik anayasa yapacaksanız,her 3 ayda 4 maddede anlaşacaksanız bu iş kendiliğinden bir şey ifade eder. Ayrıca birinin bir şey söylemesine de gerek yok. Onun için maalesef böyle bir sıkıntılı noktadayız, bugün itibarıyla. Yarın...Her sabah taze, yeni  bir başlangıçtır, yarın sabahı bilemem.

Soru: Gelinen noktada  sadece süre bakımından mı sıkıntı görünüyor? 

Çiçek: Süre sorunun en önemli parçası, dilimi değil. 28 madde dışında, sistemden kaynaklanan bir çok madde var, yazılmamış. Yürütme organıyla ilgili sadece iki maddenin müzakeresi yapılmış. Anayasanın temel hak ve özgürlükler, yasama, yürütme ve yargı organlarının görev, yetki ve sorumlulukları ve dengelerini oluşturan maddeler var,  başlangıç, genel ilkeler ve müteferrik dediğimiz belli bir konuyla ilgili maddeler var. 140-150 maddelik anayasa olsa, 30 maddede mutabık kaldıysanız, geri kalan beşte dördündeki mutabakat nasıl sağlanacak  6 ay daha sürse çözülecek mi, çözülecekse hangi yöntemle çözülecek, çözülmesi gerekiyor  Bun bunları daha önce Komisyonda müteaddit defalar ifade ettim. Dedim ki 'bir taraftan bu müzakereleri yapalım ama öbür taraftan da bu bu kırmızıları kim yeşile döndürecek   Onun bir yol ve yöntem bulunması gerekiyor. Konuşalım, ama bu konuşmayı verimli hale getirecek, bu 30 maddeyi 60, 80,100, 120, 130'a nasıl çıkaracağız  Hadi 5, 8, 10 başlık var ki çok önemli. Onları en sona bırakacağız. Geri kalan beşte dördü bakımından mutabık kalınamayan kısmı nasıl aynı tona getireceğiz  Bunun yöntemleriyle ilgili de müteaddit defalar görüştük. Bugün ne karar verecekse komisyon, onu görmemiz lazım.

Soru: Sistem tartışmalarının bu işi tıkadığını düşünüyor musunuz  

Çiçek: Diyelim ki sistem tartışmaları 20 maddeyi ilgilendiriyor. Ama 30 maddede...20 maddeyi de çık, 50...150 madde olacaksa, daha 100 madde sistem tartışmasının dışındadır. Temel hak ve özgürlüklerin sistemle bir alakası yok. yasama organıyla ilgili olarak bugünkü anayasada 25 madde var; bunun 13-15'i zaten ortak hüküm. Denetim bakımından fark eder; Başkanlık sistemi ile parlamenter sistemdeki denetimi birbirinden farklıdır. Bir de yürütme organı açısından bu önemlidir. Yargı bağımsızlığı, yargı tarafsızlığı ve yargı ile ilgili teminatların sistemle çok alakası olmaz. Başkanlık sisteminde de yargı bağımsızdır, tarafsızdır parlamenter sistemde de. Olsa olsa yargının yönetimiyle ilgili, HSYK tipi yapılar bakımından başkanlık sistemi olursa kim seçecek, parlamenter sistem olursa nasıl seçecek. Yoksa mahkemelerin işleyişi, verecekleri kararlar, 138. madde tipi tüm şeyler bakımından fark etmez.  onun için o tartışmalardan dolayı yazılmayan bazı maddeler var ama onun iki-üç katı mutabık kalınmamış maddeler var. O nasıl olacak  Tabloyu tam ortaya koymak lazım, objektif değerlendirmek açısından. Elbette sistem farklılığından dolayı yazılamayan maddeler var. Sistem farklılığından dolayı bir kısım tartışmalar da var. Doğrudur ama bir kısım düzenlemelerin sistem ne olursa olsun fark etmez. Bunlarda mutabakatı sağlanmış olması gerekir ki. Biz de kamuoyunun karşısında diyelim ki 'Ey vatandaşlar biz bunları yazdık, mutabık kaldık, sistemden kaynaklanan şu konular kaldı' diye ortaya net bir fotoğraf koyalım. 150 madde diye kabul edelim; 30'unda mutabakat var, geri kalan 120...Beşte dördünde mutabakat yok. Beşte birini de sistemden kaynaklı sebeplerle yazamadığımızı düşünelim, geri kalan beşte üçün sistemle ilgili yok ki...

 

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler