YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP'nin başına o isim geliyor!
Star Gazetesi yazarı Ahmet Kekeç, Çatı hezimeti yaşamaya hazırlanan Kılıçdaroğlu'ndan sonra CHP'nin başına kimin geçebileceğini yazdı. Kendisi Muharrem İnce'de karar kılmıştı ancak, Engin Ardıç kafasını o isimle karıştırdı: Zülfü Livaneli olsun!
CHP'nin başına o isim geliyor!
07 Temmuz 2014 / 09:10 Güncelleme: 07 Temmuz 2014 / 09:10

İşte Ahmet Kekeç'in o yazısı: Vallahi olur!

Önceki gün, “Kemal Bey CHP’nin başında kalamaz , gider” demiştim. Hayır, kâhin filan değilim.

Çok büyük bir laf ettiğimi, öngörülemez olanı öngördüğümü de düşünmüyorum.

Malumu ilam ediyorum sadece.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun (Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle Ekmeloğlu’nun) kaybetmesi durumunda, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı sorgulanacaktır.

Ulusalcılar kazan kaldıracak, imzalar toplanacak, olağanüstü kurultay çağrıları yapılacak ve özlenen “kurultaylar süreci” başlayacaktır. (Kurultaylar sürecinde yeniden partiye kazandırılmış Mustafa Sarıgül’ü adam pataklarken görecek miyiz? Tufan Türenç dostumuz çoraplı ayaklarıyla masanın üzerine fırlayıp “yaşa” diye alkış ve tempo tutacak mı? Gürsel Tekin ne olacak? “Ulan niye bir üniversite bitirmedik sanki?” diye hayıflanacak mı? Deniz Baykal, “Bakalım beni hatırlayacaklar mı?” bakışlarıyla klasik bilge adam görüntüsü verecek mi? Bütün bu soruların cevabı çok yakında...)

Fazla sürmeyecektir...

En erken sonbahar, en geç kış aylarında...

Operasyon üstüne operasyon yiyen CHP’de kurultay tantanası başlayacaktır.

Bunu bilebilmek için siyaset bilimci olmaya gerek yok.

Dağdaki çobana sorun, söyleyecektir.

Dağdaki çobana, ayrıca, 10 Ağustos’ta hangi adayın ne oranda oy alacağını da sorabilirsiniz.

Bugüne kadar şaşmadı, bütün seçim sonuçlarını doğru tahmin etti. Bu seçimde de şaşmayacaktır.

Fakat, iş, Kılıçdaroğlu’nun gönderilmesiyle bitmiyor.

Kim gelecek?

Benim adayım, daha önce de yazmıştım, Muharrem İnce...

Muharrem Bey cerbezelidir. CHP’yi taşır... Daha doğrusu, rakipleriyle kora kor mücadele eder. Hele Erdoğan’sız AK Parti’yi çiğ çiğ yer. Hem, şu sıralar oldukça popüler. Ramazan ayındaki “Bodrum performansıyla” oldukça göz doldurdu.

Daha önemlisi, açık sözlü bir siyasetçi...

İktidara geldiklerinde ne tür icraatlarda bulunacaklarını söyleyen, hiç kıvırmayan, kıvırma payı bile bırakmayan bir siyasetçi.

Bir konuşmasında, iktidara geldiklerinde Yüce Divan’a otobüs seferleri düzenleyeceklerini müjdelemişti. Bizleri (yani yandaş gazetecileri) “Anayasa Mahkemesi”ne götürüp yargılatacaktı... Gazetecileri yargılama yeri Yüce Divan mıdır çözemedim ama “Muharrem Bey diyorsa vardır bir bildiği” diyerek fazla da üzerinde durmadım.

Kendimi Muharrem İnce’li CHP’ye hazırlıyordum ki (çünkü rakiplerine göre üstün tarafları vardı, bir dönem İmam Hatip’te öğretmenlik yapmıştı, bu özelliği Ahmet Hakan Coşkun tarafından öve öve bitirilemiyordu), Engin Ardıç kafamı karıştırdı: “Zülfü Livaneli olsun...”

Hiç aklıma gelmemişti.

Düşündüm... Niye olmasın? Vallahi olur...

Üstelik daha iyi olur.

Madem CHP’de eklektik isimler moda, Livaneli’den daha eklektiği bulunmaz.

Hem Kemalist, hem demokrat, hem solcu, hem milliyetçi, hem piyanist, hem şantör, hem besteci, hem gazeteci, hem hikâyeci, hem romancı, hem senarist, hem yönetmen...

Ekmeleddin İhsanoğlu’nu çatı adayı ilan eden Kılıçdaroğlu, partilileri ikna etmek için, “uluslararası tanınırlığı var” demişti. Demek ki CHP’liler önemsiyor bu “tanınırlık” işini.

Eh, “uluslararası tanınırlık” denilince de Livaneli’den başka isim gelmiyor akla. Gorbaçov’un arkadaşı. Bişkek’te heykeli var. Elia Kazan’la kanka. UNESCO elçisi... Romanları neredeyse bütün dillere çevrildi. Bir sürü ödül aldı. En son “Fransız şövalyeliğiyle” onurlandırıldı; Özdemir İnce’ye verilen ödülün aynısından aldı yani...

Konuştuğu zaman ağzından bal damlıyor, çok güzel “barış, kardeşlik ve dostluk” mesajları veriyor (Kemalistlerin çok sevdiği ifadeyle “acayip farkındalık yaratıyor”) ama sanmayın ki hep böyle “sevgi pıtırı” kıvamında... İcabında sert bir kişi... “Bestelerinizin reklam cıngılı yapılmasına neden izin veriyorsunuz?” diye soran bir üniversite öğrencisini canlı yayında şöyle azarlamıştı mesela: “Sen de üret, sen de sat it oğlu it...”

Daha eklektiği bulunamaz herhalde...

Fakat, küçük bir kusuru var:

Hâlâ “karşı devrim” edebiyatı yapıyor.

Kılıçdaroğlu bile bıraktı ama Livaneli bırakamadı...

Başımıza gelen bütün kötülükleri demokrasiye fatura ediyor ve İsmet Paşa’yı iktidardan indirenlere karşı bir türlü içini soğutamıyor...

Bu problemini de halletsin, benim oyum Livaneli’ye.

22:48
 // KAFADAN BACAKLI PARTİ
Bir ''devletin başına Devlet gelecek'' sözünden daha mantıklıdır. Chp'nin gövdesi yok ki, başı olsun....
07 Temmuz 2014 22:48
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler