YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP'nin 900 yıllık İslamiyeti silme planları
Araştırmacı Yazar Said Alpsoy, 18 Temmuz 1923'te Ankara İstasyonu'nda neler konuşulduğunu, tarihin gömülen sayfalarından açığa çıkardı.
CHP'nin 900 yıllık İslamiyeti silme planları
17 Eylül 2014 / 08:23 Güncelleme: 17 Eylül 2014 / 12:27

Kanal A'da yayınlanan ve Sadık Yalsızuçanlar'ın sunduğu, 'Resmi Tarihten Gerçek Tarihe' adlı programın daimi konuğu Said Alpsoy, bu hafta da her hafta olduğu gibi tüm bilinenleri alt üst etti.

18 Temmuz 1923 yılında Ankara İstasyonu'nda yapılan gizli toplantının aslında, CHP'nin Türkiye topraklarındaki 900 yıllık İslamiyeti silme çabaları olduğunu belirtti.

CHP'nin bugünkü din açılımı ile konuşmasına başlayan Alpsoy şöyle konuştu:

"CHP'nin dini açılım için üç hamlesi var"

1923-1950 dönemi tarihi ve bu dönem içerisinde CHP tek parti iktidarı vardı. Tam 27 sene. Vali il başkanı, kaymakamlar ilçe başkanı olmuştur. CHP ve din dediğimiz konu güncel bir konu.

CHP'nin üçüncü İslami hamlesinin dönemini yaşıyoruz. CHP bu anlamda tarihi boyunca üç hamle yaptı. Üçüncüsünü şu anda yaşıyoruz.

Bunlardan birincisi 1945-1950 dönemi arasında yani çok partili hayata uluslararası konjektürün baskısı ile geçme mecburiyeti olduğu dönem. O dönemki bir milletvekilinin son derece orjinal ifadesi ile; CHP siyasi olarak 'kendilerini halka arz etmeye ihtiyaç duydukları' andan itibaren başlıyor. Ondan önce Atatürk ve İnönü'ye arz etme ihtiyaçları vardı.

Bu dönem içerisinde İnönü de anlıyor ki, ileride başka partilerin de bulunduğu serbest seçimde halkın desteğine muhtaçlar. O zaman da halkın suyuna gitmek mecburiyetteler. CHP Müslüman halka, İslam'a tavizler vermeye kalkıyor. Okullara din derslerinin konulması, 1947 senesinde Hac yasağının kaldırılması, altı aylık İmam Hatip kurslarının açılması, Ankara'da İlahiyat Fakültesi'nin açılması vd bir dizi taviz verildi. O gün bugündür sol ve radikal Kemalizm 'CHP'nin Kemalizm'e ilk ihaneti' olarak değerlendirdiler. İnönü'yü suçladılar. Bu birinci dönem. Bu dönem, CHP'nin 1945 senesinde İslami yumuşama görüntüsü verilen açılımı tamamen bir 'münafıklık' açılımıdır. Aslında CHP'nin aklında dindarlığa dair hiçbir şey yoktur. Sadece diğer rakip partilere karşılık dindarlaşma -ki onu bile demek zor-, din düşmanlığından bir geri adım atma durumu var.

Bunlara rağmen 1950 seçimlerinde kimsenin tahmin etmediği şekilde CHP ağır mağlubiyet aldı. O dönem beyaz ihtilaldir.

"İsmet Paşa'nın millete nefreti vardı"

1920'lerden beri İsmet Paşa'nın zihninde millete karşı bir nefret var. İsmet Paşa siyasi karakterini anlamak için önemlidir, çünkü kendisini halk ile düşman ve rakip görüyor. Bu CHP'nin birinci döneminin özeti. Milletten oy alabilmek için yapılmış münafıkça bir çıkış. Bugünküne benzer çok tarafı var. Hemen bugüne atlayalım. Mesela Muhammed Özdağ, İhsan Özkes, Mehmet Bekaroğlu şu an CHP'nin bu ikinci münafıklığına kamuflaj malzemesi olarak kullandığı isimler. Vermeye çalıştıkları mesaj; "Ey millet biz eski hatalarımızdan dönüyoruz. Partimize dindar kimliği olan isimleri de alıyoruz" filan. Keşke samimi olsalardı. Bu üç hamleden münafıkça yapılmış olan ikinci hamle.

Diğeri de, 1970'li senelerde Karaoğlan rüzgarından aldığı destekle, Ecevit'in kendi ifadesi ile 'dine saygılı laiklik' ile etiketlendirdiği bir hamle denemesi var. Bu da üçüncü hamlesi.

Kemal Kılıçdaroğlu bugün bir genel seçimden yüzde 37 oy ile çıksın, 37 sefer takla atar, rüyasında göremez. Bu kafayla gittikleri sürece bundan sonra da göremeyecekler. Genel seçimden bahsediyorum. Şu an CHP'nin klasik gezmekte olduğu oy aralığı yüzde 25-30. CHP'nin bugünkü yöneticilerinin ciddi olarak külahı önlerine koyup şunu değerlendirmeleri gerekir; 'Ya biz ölümüz dediğimiz zaman yüzde 37 oy alırken bugün yüzde 25-30'lara nasıl geldik?' Bu ümitsiz bir vaka. Bu partiyi kapatsınlar, adam gibi yeni bir parti kursunlar.

18 Temmuz 1923'te Ankara İstasyonu'nda kimler, neler konuşuldu?

Kurumsal, resmi olarak CHP siyasi parti olarak ortada yok. Aynı senenin Aralık ayında teşekkül edecek. Dolayısı ile burada ne konuşulmuş olursa olsun, halk vicdanının kötülük olarak yorumlayacağı bir konuşma ise, o zaman 'Neden CHP'yi suçluyorsunuz?' diye düşünmesin. CHP bundan sorumlu.

CHP fırsat bulduğu her vesile ile kendisine başlangıç olarak kendisine 1919 senesi Sivas Kongresi'ni resmi beyanı olarak alır. Kurumsal olarak burada kararlaştırılmış olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti CHP'yi oluşturur, sonrasında isim değişikliği olmuş der. Bu dönemde yani 18 Temmuz 1923 döneminde CHP kendi ifadelerine göre var  ama sadece Cumhuriyet Halk Partisi olarak meydanda yok.

18 Temmuz 1923 yakın tarihte nereye oturuyor?

1923 seçimleri yeni bitmiş, bir ay filan olmuş. Mustafa Kemal'in ifadesi ile 'kız gibi meclis' henüz yeni oluşmuş, kendi istediği isimlerden tamamen oluşmuş. CHP kontrolü ele geçirme rahatlığı içerisinde. Bu konjektürde,18 Temmuz 1923'te Ankara'da hali hazırda yer alan, Ankara Garı'nın yanında yer alan ve şu an müze olarak kullanılan istasyon binasında, Atatürk'ün yakın çevresi oradalar.

"Bugün tarihi bir gün"

İslam dininin Türkiye topraklarından silinmesine dair fikir konuşmaları bu binada yapılıyor. Bu büyük iddiam için ortaya koyacağım deliller:

1-Dinin konusu geçtiği o toplantı yapıldı mı? Evet. Mahmut Esat Bozkurt'a ait , Atatürk İhtilali hatıratı. Mahmut Esat Bozkurt bu toplantıda bulunmuş, 1944'te vefat edinceye kadar CHP'nin en kilit adamlarından biri. 1920-1930'lu yıllarında efsanevi Adalet Bakanı.

Bu binada yapılan toplantıda din ile ilgili hassas konulara değindiğini kendi hatıratında söz ediyor.

2- Asıl kaynağımı, Kazım Karabekir'in 'Paşaların kavgası' isimli kitabı. Bu da hatırattır. Alıntı yapıyorum: " Ankara İstasyonu'ndaki özel kalem binasına gitmiştim. Anayasa'nın değiştirilmelerinin görüşüldüğü ikinci günü imiş. Benim haberim yoktu. Ben geldiğim zaman görüşmeler bitmiş, kısmen de dağılmışlardı. Mevcut azadan Tevfik Rüştü Bey, 'Ben kanaatimi meclis kürsüsünden haykırırım, kimseden de korkmam' dedi. Ben  ne konuştuklarını bilmediğim için sordum: 'Nedir o kanaat?' Tevfik Rüştü Bey'in solunda ve benim hemen karşımda oturan Mahmut Esat Bey sert bir cevap verdi: 'İslamlığın ilerlemeye engel olduğu kanaati, İslam kaldıkça yüzümüze kimsenin bakmayacağı kanaati."

Kazım Karabekir bu argümana karşı çıktığını ve tartışma çıktığını belirtiyor. Bu sırada Mustafa Kemal tartışmayı sessiz olarak takip ediyor.

Bu sefer de Fethi Okyar, söze karışarak dedi ki; "Ever Karabekir, Türkler İslamlığı kabul ettiklerinden böyle geri kaldılar ve İslam kaldıkça da bu halde kalmaya mahkumdurlar."

İslamlığı kaldırıp yerine Hıristiyanlığı koyma gibi imalar var. Açıkça geçmiyor ama imalar var.

3- Kazım Karabekir'in kendi günlüğü. 18 Temmuz 1923 Çarşamba'ya ait olan bölümden alıntılar yapıyorum: "İstasyondaki seçim komitesine uğradım. Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) görülüyormuş. İkinci müzakere bana haber verilmedi. Halbuki hayati bir mesele. Ben tesadüfen bulundum."

Günlüğün son cümlesi ilginç: "Bugün tarihi bir gün."

900 senedir Müslüman olan bir milletin toptan dinini değiştirmeyi, en baştaki birinci kişi de dahil olmak üzere, o günkü Türkiye'nin siyasi kaderini elinde bulunduran siyasi elit müzakere ediyor.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

icimizde ne kadar-
 // gündüzbey
gecmiste ve gelecekte ne kadar hain ve munafik olursa olsun dinimizi ve imanimizi yikamazlar cünkü kiyamet´e kadar bu yüce dinin sahibi ve koruyucusu yücelerin yücesi ALLAH´DIR (cc) ...
17 Eylül 2014 Çarşamba 17:03
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler