13 Aralık 2017 Çarşamba
  • Altın153,876
  • BIST109.050
  • Dolar3,8375
  • Euro4,5051
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1231
  • İstanbul13 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-1 °C
  • Adana8 °C
  • Antalya9 °C
  • Diyarbakır-3 °C
  • Bursa5 °C
  • Kayseri5 °C
  • Kocaeli1 °C
  • Şanlıurfa10 °C
  • Gaziantep1 °C
  • İçel12 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP'den şok ihtarname!
Araştırmacı Yazar Said Alpsoy'un açıklamaları nedeni ile CHP, noter aracılığıyla ihtarname gönderdi.
CHP'den şok ihtarname!
30 Eylül 2014 / 08:00 Güncelleme: 30 Eylül 2014 / 09:15

Kanal A'da yayınlanan, Sadık Yalsızuçanlar'ın sunduğu ve Araştırmacı Yazar Said Alpsoy'un daimi konuğu olduğu 'Resmi Tarihten Gerçek Tarihe' programı CHP'yi rahatsız etti.

8 Eylül 2014 tarihli yayında hakaret ve gerçek dışı açıklamalar olduğu belirtilen ihtarname için Said Alpsoy, aynı programda şöyle konuştu:

İhtarname gönderildi. Cevap metni gönderdiler. Programın yayından kaldırılmasını istiyorlar.

8 Eylül 2014 tarihli CHP ve Din başlıklı programımız için gönderilmiş bir ihtarname. CHP bu yolla ulaşamadığı hedefine bundan sonra hukuki yolla başvuracaktır., mahkemeye gidecektir. Çocuklarıma, noterden gelen bu ihtarnameyi kefenime koymalarına dair vasiyette bulunacağım. Bana, "Rabbin kim?" denildiğinde, çıkartıp bu evrakları göstermeyi düşünürüm. CHP'li yöneticilere de minnettarlığımı arz ederim. Bana ahiretim adına etkin bir imkan tanıdığı için. Bu konuda son söylenebilecek sözümü başta söyledim.

Bize burada yöneltilmiş olan iki ciddi iddia var:

1- Camiler konusu

O metinde 'gerçek dışı' iddialar diyor ama biz kestirmeden gidelim, kediye kedi diyelim. Burada yapılmış olan tanımın Türkçe sözlükteki karşılığı 'iftira'. CHP Tüzel Kişiliği bize dedi ki; "CHP ve Din" başlıklı birinci programınızda ( 8 Eylül 2014) anlattığınız tarihsel olaylar üzerinden siz CHP'ye iftira ettiniz. Anladığım kadarıyla, CHP konuşmaların bir bölümüne değil de programın tamamına 'yalan' diyor.

Ana konu başlıkları nelerdi hatırlatayım. CHP'nin camilere yaptığı tecavüzlerden bahsettik. Dedik ki; "Bunun rakamsal çerçevesi 27 sene boyunca yaklaşık olarak 3 bin cami katledildi CHP tarafından." İhtarname diyor ki; bu iftira. O zaman bu şu demek CHP tek parti iktidarı dönemince, bu üç bin tane camiye dokunulmadı. Onlar yine cami olarak kaldı.

"Yüzsüzlüğün ancak bu kadarı olur!"

CHP'nin bu camileri yıkmadığı gibi, bakımlarını yaptığına dair de rakamlarla kendi yalanımızı ortaya koyalım. Şöyle ki; 1923-1950 arasındaki 27 senelik dönem boyunca, CHP tek parti hükümetleri tarafından camilerin inşaat ve onarımlarına ayrılmış olan toplam para 600 bin lira.

1950 senesinde Demokrat Parti iktidara geldi. 1950-1953 arasındaki o üç senede, DP'nin camilerin inşaat ve onarımlarına harcamış olduğu para 4 milyon lira. Bu bilgilerin kaynağı ise, TBMM Tutanak Dergisi. 27 senede 600 bin lira, 3 senede 4 milyonun üzerinde bir para. Bunların yıllık ortalamalarını karşılaştıralım. CHP 27 sene boyunca her sene, camilerin bakım ve onarımı için 22 bin 222 lira harcamış, DP her sene 1 buçuk milyon lira harcamış.

Evet doğru. Biz 8 Eylül'de CHP'ye yalan söyledik. Bu mübarek parti, müftü denilen ki onun Kutb-u Azam olduğuna dair de ciddi tahminlerim var, İhsan Özkes hazretlerinin ifade ettiği gibi, hakikaten memlekette Müslümanlıktan bahsedilmek için önce Allah sonra CHP sayesinde. Yüzsüzlüğün ancak bu kadarı olur! Benim nezaket sınırlarımı zorlayan bir ifade olacak ama kendimi tutamıyorum. Bu tam 'Yuh!' dedirtecek cinsten.

Bu partinin en yetkili kişisi, parti genel başkanı, mitinglerde, on binlerce insanın karşısında hatta televizyon yolu ile milyonların karşısında ana avrat küfrediyor. Durum bu olunca sayın izleyicilerimiz 'Yuh' dememizi anlayışla karşılarlar.

2-Ezan konusu

18 sene bu CHP'nin diğer marifeti bu memleketin minarelerinde Allah-u Ekber dedirtilmedi. Şimdi CHP'nin vekili bize, 'İftira, yalan' diyor. Bir kere daha 'Yuh!'. Bu kadar yüzsüzlük olur mu? Tarihe de mi kastettiniz? Yani 27 sene bu memleketin, ırzına, namusuna, haysiyetine, dinine, imanına, bu memleketin fakir insanının, köylüsünün bir lokma ekmeğine tasallut edebilmek adına atalarınız, ellerinden gelen her şeyi, zihinlerinin üretebildiği bütün marifeti, bütün şirretliği yaptınız, bugünlere geldiniz. Ama yüzsüzlüğün, utanmazlığın, rezilliğin şu derecesine bakın!

Terbiyesiz herifler kalkmışlar bize diyorlar ki; ( ihtarname üzerinden) 'Biz böyle bir şey yapmadık.' Şu tabiri özellikle kullanacağım, hakaret olarak almasınlar - Haşmet Babaoğlu'nun geçen günkü yazısında 'ulan' kelimesinin hakaret sayılmayacağına dair Yargıtay'ın iştirak kararı var-, diyeyim ki, 'Ulan yüzsüzlüğün bu kadarı da olur mu ey CHP!' 1932'den 1950'lere kadar, 18 sene, senin bir marifetin  olarak bu memlekette ezan yasaklanmadı mı? Allah kelimesi yasaklanmadı mı? Bu 18 senede sela kökten yasaklanmadı mı? Yok mu böyle bir şey tarihte? Akıl almaz bir yüzsüzlük!

İslami eğitim yasaklanmamış. Gene aynı şey. 1933 senesinden 1949 senesine kadar bütün Müslümanlara ait okullarda, bu memleketin çocuklarına, her seviyede dini eğitim yasaklanmadı mı? Tarihte yok mu böyle bir vaka? Herifler bize diyor ki; 'Böyle bir şey yok, iftira ettiniz.' Yuh!

Yüzsüzlüğün, terbiyesizliğin bu kadarı! Demek ki bunların yüzünde insan derisi yok, yılan derisi var. Bu kadar utanmaz, bu kadar kızarmaz!

Programda dediklerimiz...

1-Programımızda, Divriği Mustafa Cedid Paşa Camisi'nin, bu partinin tek parti olduğu dönemde, cezaevi. Özellikle partinin mihrabının tuvalet bölümü yapılmasından yola çıkarak, 'deni ve aşağılık' kelimelerini kullandım. Şimdi onları çarpı 100 bin kabul ediyorum ve bir kere daha kullanıyorum.

2- "CHP din ve Allah düşmanıdır. Bu milletin beyninde bir urdur. Vücudunda bir vebadır. Bu milletin son asırlarda başına gelmiş olan en büyük talisizliktir."dedik. İfadeler aynen bunlar. Hakaretse, kendi milletvekillilerinin,  genel başkanlarının dediklerinin yanında, biz hakaret ettik, cezamıza razıyız.

"CHP'ye inat biz de cezamıza razı oluruz"

3- Programda Hamamcı Ülfet'ten bahsettik. Ahmet Rasim'in yazdığı bir hikaye. Hamamcı lezbiyen kadınlar tarafından, çarpık cinsel ilişkiye alıştırılmış, lezbiyenleştirilmiş bir gariban fakir genç kız, evlilik çağına geliyor, evlendiriliyor. Ama o işin sapıklığına alıştığı için, kocasından kaçıyor. Alıştığı yere hamama sığınıyor. Alıp tekrar kocasının yanına getiriliyor. Ama ilk fırsatta gene hamama kaçıyor. Bu git gel sürüyor. Bu kurgulu hikayeden yola çıkarak, CHP'nin en önemli tarihsel şahsiyetlerinden merhum Turan Güneş'in yorumu: "Bizim CHP hamamcı Ülfet gibidir. Normal demokratik yollardan iktidara bir türlü gelemez, ama baştan huyu bozulmuştur. Darbeler yoluyla iktidar olmaya alışmıştır."

Bizim suçumuz ne? Hikayeyi Ahmet Rasim yazmış. Benzetmeyi de CHP'nin tarihsel şahsiyetlerinden en önemli birisi yapmış. Türk kamuoyuna bunun duyurusunu Mehmet Barlas yapmış. Biz de bu programda tekrarladık. Bütün bunlardan sonra eğer hakaret ettiysek, hakaret ettik. Şeriatın kestiği parmak acımaz. CHP'ye inat biz de cezamıza razı oluruz.

Hüseyin Aygün'ün küfürleri

Gezi olaylarında, 2 Haziran 2013'te, CHP'li Hüseyin Aygün'ün attığı onlarca twitten birini aynen okuyorum:

"Ankara direnişinden birkaç not:

1-Kızılay'da toplanan binlere gaz bombardımanı var.

2-Kitlenin cevabı. O... çocuğu Tayyip."

Şu rezilliği görüyor musunuz? Bahsini ettiği insan bu memleketin Başbakanı, Cumhurbaşkanı, bunun karşısında bir tane genel başkan, bir tanesi milletvekili, ağzını açtığında ağzından çıkanın asgarisi, -çok özür dilerim- ananı bilmem ne yapayım.., o.. çocuğu. Bu kadar rezillik olur mu?

Hüseyin Aygün'ün geçtiğimiz cuma akşamı attığı twite gelelim. Başörtü serbestliği ile ilgili karar üzerine, başörtüsü serbestliğine karşı olarak o yılan, engerek kinini döktüğü twitler var.

"Türbana hiçbir zaman saygı duymadım, asla duymam, Arap erkek egemenlerinin kadını aşağılama aracıdır türban, Arap erkekleri 7. yüzyılda, 9 yaşındaki kızları koynuna alıyordu, şimdiki Türk IŞİD'çiler 9 yaşındaki çocukları türbana sarıyorlar, 7. yüzyıldan 21. yüzyıla aynı mantık.

Paralel yağının en etkin ve   temsil yeteneği yüksek olan, isim Ahmet Kurucan'ın 27 Mart 2014'te, Zaman Gazetesi'nde üç gün sonraki yerel ve genel  seçimlerinde, paralel yapının CHP'yi aklamaya çalışmasına dönük olarak. yazdığı yazıdan kısa bir alıntı:

"60-70 yıl öncesinin İslam ve Müslümanlara zulüm eden partisine oy vermenin yanlışlığını" dile getiriyor ama şunu unutuyor.

O parti bu parti mi? Daha üç ay önce o parti için 'sübyancı' diyen alçaklar, seçim döneminde kapı kapı dolaşıp oy toplayacaklar. Yuh sizin Müslümanlığınıza!

1927 Şeyh Halit Ayaklanması

Bu doğu ayaklanmalarından bir tanesi. Bunu resmi tarih, ısrarla başlangıcını ve sonunu saklayarak, bir takım dinci, hilafetçi, bölücü Kürtler'in, doğuda, cumhuriyetin ilk on beş senesi içerisinde çıkarttıkları yaklaşık yirmi küsur ayaklanmadan bir tanesini ifade eder. Bunun arkasındaki gerçek sebebini arz edeyim.

Şeyh Halit'in evinde jandarma baskın yapıyor. Çamurlu postalları ile evine giriyor. Sesini çıkarmıyor. Pencere içerisine bulunan Kuran'ı alıyor, koyuyor. Çamurlu postalı da onun üzerine koyuyor. Şeyh yine itiraz etmiyor. Sessizce yerinden kalkıyor. Çamurlu postalı Kur'anın üzerinden alıyor. Halbuki jandarmanın başı her şeyin farkında. "Neden postalımın yerini değiştirdin?" diyor. "Komutanım altındaki Kur'an'dı" diyor.

Jandarma da zaten hır çıkarmaya sebep arıyor. Ondan sonra "Hala Kur'an mı okuyorsunuz?" Hala bu çöl kitabını mı evinizde bulunduruyorsunuz?" diyerek, Şeyh Halit'e hücum ediyor. Yanındaki jandarmalara da diyor ki, "Şunu parçalayın, odaya yayın". Sonra hep beraber üstünde gulu gulu dansı yapar gibi, Kur'an'ın sayfalarını eziyorlar.

Şeyh Halit de sesini çıkarmadan yandaki odaya geçiyor. Sandıktan kendi silahını alıyor, geliyor ve üçünü de orada infaz ediyor. Elleri dert görmesin.

Bunun üzerine 1927 Şeyh Halit ayaklanması başladı.

İşte Said Alpsoy'un 8 Eylül 2014 tarihindeki açıklamalar:

CHP'nin din düşmanlığı

İnönü'nün din düşmanlığı

Menderes'in katili İnönü mü?

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

13:54
 // MUHAFIZ
2014 yılının anneler gününe az bir zaman kala o zamanın başbakanının önceden vefat eden annesine miting meydanında rüşvetçi kadın diye itham eden,bu söylediğiyle yetinmeyip yine başka bir zamanda miting meydanında yine o zamanın başbakanına "ananı"deyip millete dönüp o anladı deyip vefat etmiş bir anneye küfür eden "chp genel başkanından"bahsediyorum, sorun şu: nüfusunun%80'i müslüman olan bir ülkede vefat etmiş bir "ANNEYE"hakaret eden,küfür eden bu partinin genel başkanından bu "yüce millet" nasıl bir ahlaklı siyaset bekleyebili?,nasıl temiz ve ahlaklı toplum ve ülke beklentisine düşebilir???!!!...
30 Eylül 2014 13:54
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler