YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP iktidar olsaydı, camia savaşa soyunur muydu?
24 TV'de yayınlanan ‘Politik Eksen’ programında Ahmet Taşgetiren, Ahmet Kekeç ile Nihal Bengisu Karaca 'paralel yapı' üzerine konuşuldu.
CHP iktidar olsaydı, camia savaşa soyunur muydu?
01 Şubat 2014 / 09:10 Güncelleme: 01 Şubat 2014 / 09:19

Paralel yapıdaki girişimin cemaat tabanını yansıtmadığını söyleyen Ahmet Taşgetiren, bu savaş dilinin camiayı taşıyamayacağını söyledi. Bu yapının varlığına Cumhurbaşkanı’nın da, hükümetin de müsaade etmeyeceğini dile getirdi.

Paralel yapıyı Cumhurbaşkanı da kabul etmez

Paralel yapının Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmiş olması çok önemli bir şey. Hükümet ya da Tayyip Erdoğan bu işi sırf kendisine karşı açılan bir savaşı karşılamak için ortaya koyuyormuş durumundan daha öteye geçilmiş oluyor.

Bundan sonra hem Cumhurbaşkanı, hem de Başbakan bunu kabul ettiğine göre; ne Cumhurbaşkanı paralel yapının devam etmesine göz yumabilir, ne de hükümet böyle bir yapının devam etmesine göz yumabilir. 

10 yıl önceki cemaatin ne farkı var?

Ahmet Taşgetiren, 10 yıl önceki cemaat ile şuanki cemaati karşılaştırarak şuanki cemaatin farklı bir pozisyona büründüğünü söyledi. Taşgetiren’in yorumu şöyle oldu:

10 yıl evvelki cemaatin Türkiye’deki görüntüsüyle, şuandaki görüntüsünü yan yana koyduğumuzda, hangisi cemaat diye sorduğumuzda, bizzat o cemaatin bünyesindeki insanlar acaba ne derler? Herhalde 10 yıl önceki cemaati daha çok cemaate benzetirler. Şimdiki cemaatin bir farklı pozisyon edindiğini, farklı bir misyonun içinde göründüğünü söyleyebilirler. 

Bu operasyonları CHP yapsa kimse şaşırmayacak

Operasyonlara baktığımızda tamamen siyasi operasyonlar görüyoruz. Bu siyasi operasyonu CHP yapsa kimse şaşırmayacak. O zaman şöyle söyleniyor: 'Siyasi mücadele verecekseniz, o zaman parti olun. Parti olarak devreye girin.' Ya da ‘biz cemaat olarak çıkıyoruz, siyasi mücadele veriyoruz’ deyin. Bu iktidar döneminde bir hayli cemaat mensubu insan devlet kadrolarında istihdam edilmiş, ama bu istihdam edilen kadrolar bir süre sonra başka hiyerarşik bir düzenin uzantısı haline gelmiş. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. 

Nihal Bengisu Karaca, bunun üzerine şu ifadelere yer verdi: Mahsus suç işleyen varsa, devletin yetkisini suistimal eden, istiskal eden bir network varsa, masum insanlar bu kişilerden ayrı kabul edilsin. Onlarla aynı kefeye koyulmasın.

Bu savaş dilini camianın tabanı taşıyamaz   

‘Bu savaş dilini bu camianın tabanı taşıyamaz’ ifadesini kullanan Taşgetiren izlenen yolun cemaatin tabanına ters olduğunu aktardı. Taşgetiren şunları söyledi:

Mesela; ev hanımları mutfak bütçelerinden para ayırıp, öğrenci bursu veriyorlar. Şimdi siz bu hanımefendiye böyle bir siyasi mücadelenin savaş dilini taşıtıyorsunuz. Ben bunun insaflı olmadığını düşünüyorum. 

Cemaatin formatı mı bozuldu?

Bence cemaat bundan bir şey kazanmayacak. Bu siyasi mücadele yükünü bu tarz bir cemaatin taşımasının imkanı yok. Onun için Hocaefendi’den başlamak üzere, yeniden oturup kendini tanımlaması gerekir. ‘Acaba formatımız mı bozuldu’, ‘biz neye oynuyoruz?’ diye kendilerine sormalılar.

Cemaat neyi hedefledi?

Cemaatin neyi hedeflemiş olduğunu soran Taşgetiren, ‘makul bir hedefi şudur’ denecek bir hedefi göremediğini söyledi. Aksine bu sürecin içerisinde cemaatin çok ağır bir bedel ödeyeceğini aktardı.

Camia mensubu insanlar kendi dilleriyle ödeşmeli 

Nihal Bengisu Karaca’nın ‘formatta bir bozukluk mu var?’ sorusuna Ahmet Kekeç şu ifadelere yer verdi:

Hiçbir zaman cemaat faaliyetlerine karşı olmadım. Hatta sempati duydum ve halen de duyarım. Şu gün geldiğimiz noktada da cemaatin bende uyandırdığı şey; kötü, berbat bir imaj değil. 

Bir Today’s Zaman yazarı bir tweet atıyor. Diyor ki; El-Kaide militanlarına yönelik operasyonu Başbakan durdurdu, gibi yalan şeyler yazıyor. Bu sorguladığınızda, ‘siz bunda problem görmüyor musunuz?’ diye sorulduğunda o gazetenin yönetmeni olan Bülent Keneş’in bana verdiği cevap şuydu: 'Bunun sadece dili değil, beyni de kekeç.' Hakketen bu problemli bir dil. O camiaya mensup insanların, kendi tutumlarıyla, kendi dilleriyle ödeşmesi gereken bir tablo var ortada.

Başbakan Erdoğan'a karşı yoğun nefret propagandası yapılıyor 

Cemaatin hedeflerinde Başbakan’a karşı yoğun bir propaganda yapıldığını dile getiren Taşgetiren, bunun sonucunda amaçladıklarının mantıklı olmadığını söyledi. Siyasi parti olmamasına rağmen, böyle bir tavrın doğru olmadığına vurgu yaptı. Taşgetiren şunları aktardı:

Şuan CHP iktidar olsaydı, hizmet hareketi böyle bir savaşa soyunur muydu? Ben olabileceğini düşünmüyorum. Mesela Tayyip Erdoğan’ı devirmek gibi bir hedef koydunuz, ondan sonra nereye varmak istiyorsunuz? Siz bir siyasi parti değilsiniz, AK Parti’'yi mi biçimlendireceksiniz? Genel Başkanı Başbakan iken devrilmiş bir parti, nasıl AK Parti olur?

CHP ile mi iş yürüteceksiniz? MHP ile mi, BDP ile mi iş yürüteceksiniz? Yoksa tamamen bir siyasi kaos ortaya çıkıp ‘ne hali varsa görsün toplum’ böyle bir şey mi diyeceksiniz? Şuan medyaya sınırlı ölçüde yansıyor; tabanda tedavül eden propaganda; yoğun bir Tayyip Erdoğan nefreti mantığı anlaşılamaz bir şeydir. Ben bu sürecin altında en çok zararı camianın çekeceğini düşünüyorum.

 

Yirmidorthaber.com

12:37
 // Vatandaş
Sadece tek soru 17 aralıkta ne oldu,izlediğimiz onca haber yalan mi?sahte mi? cevabı elbet sizlerde biliyorsunuz!...
01 Şubat 2014 12:37
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler