YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP din öğrenmeyi engelledi!
Başabakan Erdoğan'ın grup toplantısındaki gündeminde 4+4+4 sistemi ve Suriye de vardı. Muhalefeti statükocu olmakla eleştiren Erdoğan, Suriye halkını kaderine terk etmeyeceklerini de sözlerine ekledi.
CHP din öğrenmeyi engelledi!
03 Nisan 2012 / 18:06 Güncelleme: 03 Nisan 2012 / 18:00

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milletvekillerine, ''1950'de merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarının, ezan-ı şerifi aslına döndürmeleri ne kadar muhteşem bir olaysa, Cuma günü sizin yaptığınız düzenleme de en az o kadar muhteşemdir'' diye seslendi.

Erdoğan, ''Ezanın aslına rücu etmesi, özüne kavuşması bu milletin hafızasında nasıl yer ettiyse, milli eğitim sistemindeki bu düzenleme de aynı şekilde aziz milletimizin hafızasında hiç silinmeyecek bir yer edindi'' dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen haftaların dış politika açısından hareketli geçtiğini söyledi.

İki hafta önceki grup toplantısından sonra, Ankara ve İstanbul'da, ABD Dışişleri Bakanı Clinton'un da aralarında bulunduğu yabancı ülke yöneticileri ile görüşmeler yaptığını ifade eden Erdoğan, 23 Mart'ta geniş bir heyetle Güney Kore'nin başkenti Seul'de 2. Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katıldığını kaydetti. Erdoğan, zirvede, Türkiye olarak nükleer enerji ve silahlar konusunda tavırlarını net olarak ortaya koyduklarını söyledi.

 Nükleer enerjinin maksimum güvenlik önlemleri altında, barışçıl amaçlarla kullanımını desteklediklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, buna engel çıkarılmasına yönelik itirazlarını net olarak ortaya koyduklarını belirtti.

Nükleer silah yapımı amacıyla yürütülen çalışmalara da karşı çıktıklarını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Ülkeler arasında ayırıma ve çifte standarda gidilmesine de tepki gösteriyoruz. Zirveye katılanlara adil olunması, eşit davranılması için de gereken uyarılarımızı yaptık. Bütün milletimle bir şeyi paylaşacağım: İsrail'in nükleer silah sahibi olmasına göz yumanların bunu görmezden gelenlerin, hiç gündeme getirmeyenlerin barışçıl amaçlarla yapılan nükleer araştırmalara karşı çıkmasının doğru olmayacağını ifade ediyorum. Bu ayrımcılıktır.

Bir tarafta geliyorsun 'yapma diyorsun' yapmıyor ama öbür tarafta, İsrail'in şu anda sayısı itibariyle çok ciddi rakamlara ulaşmış nükleer başlıkları var. Kore sonrasında uğradığımız İran'da da muhataplarımızla bunları paylaştık. Başta dini lider Ayetullah Hamaney olmak üzere görüştüğümüz İran'lı dostlarımız, nükleer silaha fıkhen de karşı olduklarını, kitle imha silahı üretmeyeceklerini, sadece barışçıl amaçlarla nükleer çalışma yaptıklarını ifade ettiler.''

Resmi temaslar

Başbakan Erdoğan, Kore'de resmi temasları ve ikili görüşmeleri olduğunu belirti.

Güney Kore Devlet Başkanı ve ABD Devlet Başkanı Obama'nın da aralarında bulunduğu bazı devlet yöneticileri ile ikili görüşmeler yaptığını anlatan Erdoğan, Türkiye-Güney Kore Serbest Ticaret Anlaşması Ortak Deklarasyonu'nu imzaladıklarını, Güney Kore'nin önde gelen şirketlerinin yöneticileriyle de biraraya geldiklerini söyledi.

Erdoğan, Kore'den sonra geçtiği İran'daki temasları hakkında da bilgi verdi.

Arnavutluk Başbakanı ve Bruni Sultanı'nın bu hafta içinde Türkiye'ye geleceğini dile getiren Erdoğan, daha sonra partisinin Konya Kongresi'ne katılacağını ve ardından da resmi bir ziyaret için Cumartesi günü işadamları heyetiyle Çin'e gideceğini kaydetti.

Erdoğan, bu yoğun diploması trafiği içinde, İstanbul'da ''Suriye'nin Dostları Grubu'' zirvesine ev sahipliği yaptıklarını bildirdi. Şubat ayında Tunus'da yapılan ilk toplantının ardından ikinci toplantıyı İstanbul'da gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, Tunus'taki ilk toplantıya 62 ülke ve uluslararası kuruluş katılmışken, İstanbul'daki zirveye 83 ülke ve uluslararası kuruluşun katıldığına işaret etti.

''Suriye halkına kaderine terk etmeyeceğiz''

Erdoğan, şunları kaydetti:

''Zirvenin ardından yayınlanan sonuç bildirisinde, Suriye'deki rejimin her açıdan halkın güvenini kaybettiği ifade edilmiştir. Suriye yönetimine sadece kendi halkının değil, uluslararası toplumun da güvenmediği, verilen sözlerin tutulması noktasında ciddi tereddütlerin bulunduğu hatırlatılmıştır. Her ne kadar BM eski temsilcisi Kofi Annan'ın girişimleri ve aldığı taahhüde umutla bakılsa da Beşşar Esed'in dünyayı oyaladığı, zaman kazanma çabası içinde olduğu şüpheleri de dile getirildi. Zirvede Suriye Ulusal Konseyi, Suriyelilerin meşru temsilcisi olarak teyit edildi. Uluslararası camia tarafından önde gelen bir muhatap olarak kabul edildi. Misak-ı Milli belgesi ile yeni Suriye'nin temelleri ortaya konuldu.

İstanbul zirvesi için Suriye halkı için bir dönüm noktası olmuştur. İstanbul Zirvesi'nde Beşşar Esed'in halkına uğradığı vahşet teyit edilmiş, Esed'in güvenilmez bir lider olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Esed'in verdiği sözlere inanmak, Esed'e katliamları için zaman ve fırsat tanıyacağı gibi, yeni hayal kırıklıklarına da sebep olacaktır. Zalim ve kurbanın aynı kefede değerlendirilmesi sadece ve sadece zalime hizmet edecektir.

Ne yazık ki BM Güvenlik Konseyi, Suriye konusunda karar alamayarak, zalime dolaylı bir destek vermiştir, zulmü teşvik etmiştir. Suriye'de milyonlarca insan en temel ihtiyaç maddelerinden yoksun ve insani yardım beklerken, Suriye halkı göç ederken, her gün ölürken, eli kolu beklemek zulme ortak olmak demektir. Bizim ülkemize göç eden Suriye'lilerin sayısı 20 bine ulaştı. Ürdün'e göç edenlerin sayısı 90 bini aştı. Bu insanlar durup dururken niye göç etsin, topraklarını niye terk etsinler  Evlatları ölmüş, torunları öldürülmüş... Bunu için yalnız başına gelmiş bir yaşlı nine gelmiş bizim kampta. Bunlar yaşanıyor.

Boğazları kesilerek öldürülen Suriye'liler var şu anda Suriye'de. Suriyelerin mevcut rejimin ağzında tek bir şey var; 'bunlar terörist.' Doğru, bunlar senin kendi teröristin, onlarla bunu yapıyorsun. Biz Türkiye olarak Suriye'ye bir an önce insani yardım ulaştırılması, uluslararası kamuoyunun dikkatinin her an Suriye üzerinde olması için çabalarımızı sürdüreceğiz. Biz Suriye halkına söz verdik. 'Yalnız değilsiniz' dedik, bu sözümüzü sonuna kadar tutacak, Suriye halkına sırtımızı dönmeyecek, kendi kaderine terk etmeyeceğiz.''

Suriye'deki tutuklu gazeteciler

Başbakan Erdoğan, Suriye'de tutuklu bulunan gazeteciler için yaptıkları girişimleri yoğun bir şekilde sürdürdüklerini söyleyerek, bu gazetecilerin derhal bırakılması ve Türkiye'ye gönderilmesi için de her zeminde çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.

Geçen hafta bazı önemli toplantılara katıldığını dile getiren Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in davetiyle, Harp Akademileri Komutanlığı'nı ziyaret ettiğini bildirdi. Erdoğan, orada, Genelkurmay Başkanı'nın, komutanların, kurmay subayların, askeri personelin, misafir subay öğrencilerin bulunduğu ve 700-800 katılımın olduğu salonda, Türkiye'nin dış politika vizyonu, terörle mücadele, demokratikleşme adımları, savunma sanayindeki gelişmeler, ekonomi, altyapı ve üstyapıya ilişkin bilgilendirme konuşması yaptığını ifade etti.

Erdoğan, ''Dünkü gazetelerde bunun ciddi manada, cımbızlanarak farklı şekilde iletilmesi uygun, şık düşmedi. Onun için de bir düzeltmeye ister istemez mecburiyet hasıl oldu. Konuşmanın asıl özeti bu ifadeler'' dedi.

Cumartesi günü 3-4 bin kişinin katıldığı TUSKON'un Genel Kurulu'na katıldığını anımsatan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Yerel Yönetimler Başkanlığı'nın düzenlediği Yerel Yönetimler ve Aile Sempozyumu'nun açılışını yaptıklarını bildirdi.

4 bin iş ve meslek danışmanı

Başbakan Erdoğan, işsizlikte mücadele adına son derece önemli bir atama törenini gerçekleştirdiklerini söyledi. Hükümet programında işsizlikle mücadele etmek amacıyla 4 bin iş ve meslek danışmanının görevlendirileceğini belirttiklerini kaydeden Erdoğan, ''Dün 2 bin 817 danışmanın atamasını gerçekleştirdik. Gelecek aylarda da geriye kalan bin 200 danışmanın atamasını yapacağız. Bu danışmanlar iş arayan vatandaşlarımızın her safhada yanında olacak, onlara yol gösterecek, onları doğru alanlara yönlendirecek'' diye konuştu.

12 Haziran seçimlerinin üzerinden neredeyse bir yıl geçtiğini belirten Erdoğan, ''Zaman çok hızlı akıyor. Bu hıza biz de ayak uydurmak zorundayız. 9 yıl nasıl geçti  9 yıldır yaptığımız hizmetlere yenilerini ekleyerek yola devam etmek zorundayız. Millete hizmet yolunda asla yorulmak, yılgınlık, rehavet yok. Milletimiz bizden her daim hizmet bekliyor. Hiç bir engele takılmadan, hiç bir engellemeye boyun eğmeden, hiç bir tahrike prim vermeden bu yolda kararlılıkla yürüyeceğiz'' dedi.

Erdoğan, geçen Cuma akşamı yaptığı toplantıda milli eğitim sisteminde yapılan düzenleme nedeniyle, milletvekillerine teşekkür ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Bugün de AK Parti çatısı altında bu önemli düzenlemeyi gerçekleştirdiğiniz, tarih yazdığınız, tarihe not düştüğünüz için bir kez şahsım ve milletim adına şükranlarımı iletiyorum. 1950'de merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarının, ezan-ı şerifi aslına döndürmeleri ne kadar muhteşem bir olaysa, inanın Cuma günü sizin yaptığınız düzenleme de en az o kadar muhteşemdir. Ezanın aslına rücu etmesi, özüne kavuşması bu milletin hafızasında nasıl yer ettiyse, emin olun milli eğitim sistemindeki bu düzenleme de aynı şekilde aziz milletimizin hafızasında hiç silinmeyecek bir yer edindi. Bu tarihi olayı gerçekleştirdiğiniz, statükoya, CHP'ye ve CHP zihniyetine gereken cevabı bir kez daha verdiğiniz için hepinizi kutluyor, yürekten tebrik ediyorum.''   

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, ''Kur'an-ı Kerim bir süs eşyası değil, o bir ilham kaynağıdır. En güzel kılıflarda süsleyerek, püsleyerek vitrine konulacak bir obje değil, o bir ilham kaynağıdır'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, CHP'ye eleştirilerde bulundu. ''CHP Genel Başkanı kalkmış bize, oyalı kılıfı içinde Kur'an-ı Kerim'den bahsediyor. Ya bize bunu söyleme'' diyen Erdoğan,  bunun en güzel cevabını Merhum Mehmet Akif Ersoy'un verdiğini belirtti.

 Erdoğan, ''Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına/Ya üfler geçeriz bir ölünün toprağına/İnmemiştir hele Kur'an bunu hakkıyla bilin/Ne mezarda okunmak, ne de fal bakmak için'' dizelerini okuyarak, ''Yani, Sayın Kılıçdaroğlu, Kur'an-ı Kerim bir süs eşyası değil, o bir ilham kaynağıdır. En güzel kılıflarda süsleyerek, püsleyerek vitrine konulacak bir obje değil, o bir ilham kaynağıdır. Sen şecaat arzederken, sirkatin söylüyorsun. Sana bu akıl daneliği kimler yapıyorsa, bunları iyi seç. Yanlış yoldasın'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun Sıffin savaşından söz ettiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Çıkmış Sıffin savaşından bahsediyor. Bir kere, bu sular sizin boyunuzu aşar. Siz hiç bu sulara girmeyin boğulursunuz, boğulursunuz.  Belli ki birileri sizin kulağınıza politika malzemesi yapmak için Sıffin Savaşı'nı fısıldamış, ama Sıffin Savaşı'nda iki tarafta da sahabe-i kiram var. Bu mesele sizin boyunuzu çok aşar. Siz daha Dersim katliamıyla yüzleşemediniz. Sıffin Savaşı meselesine isterseniz hiç girmeyin.''

'' Kur'an'ı yasakladınız''

Pazar günü bir gazetede CHP dönemine ait ''çok  ibretlik hatıralar'' yayınlandığını ifade eden  Erdoğan, şöyle konuştu:

''Güya Müslümanlığımızı borçlu olduğumuz CHP, bu hatıraları bir dinlesin. Bak çok önemli. Selahattin Yağızcı anlatıyor. 'Dedem Hacı Müslim Efendi, bizzat ismet İnönü tarafından Kur'an öğrettiği için Bafra Müftülüğü'nden atıldı. Dedeme Bafra halkı sahip çıkarak, aralarında para toplayıp onun maaşını vererek Bafra'daki hizmetlerin sürdürmesini istedi. Kurs verecek yer bulamadığı için çocuklara değirmende ve mağaralarda Kur'an dersi verdi. Son nefesini Kur'an öğretiği o değirmenin üzerinde verdi.'

Ah ah,  ben  ben babamdan buna benzer şeyleri çok dinledim. Bize ne anlatıyorsun sen  1950 yılı başında bir İngiliz Gazetesi Türkiye'deki durumu şöyle veriyor: 'Türkiye'de cenazelerine namaz kıldıracak bir kişi bile bulamayan zavallı köylüler, ölüyü, namaz kılınmadığı için defnetmemiştir' diyor. Ben bunu, Tahsin Banguoğlu'ndan dinledim. İsmet İnönü, kendisine, 'Zor durumdayız hiç olmazsa cenazeleri yıkayacak, yani  gassal yetiştirme kursları açalım' diyor. 'Bana böyle bir talimat verdi' diyor. Biz de bu kursları açtık. Yani ne demek, ölü yıkayıcısı... İmam hatipler böyle kuruldu. Bize, imam hatipte öğretmenlerimizin çoğu ölü mü yıkayacaksın diyorlardı. Bu telkinlerde bulunuyorlardı. İşte oradan yola çıktık buraya geldik.''

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun, hala duvara Kur'an asmaktan bahsetmesinin ''çok çok manidar'' olduğunu vurgulayarak, ''Siz bu ülkede bırakın Kur'an okunmasını, Kur'an-ı Kerim'in duvarlara asılmasını bile yasakladınız. Jandarma gelip evlerden Kur'an-ı Kerim'leri, Elifba cüzlerini, hatta duvara asılı levhaları toplattınız. Bu da babamdan dinlediklerimdir ve '13 yaşında bunun için köyden kaçtım' diyor. Ve biz de çok enteresan, Karadeniz'de elimizin iki büyüklüğünde tahtalara 'Elifbe' yazardı, onunla köyde cami hocasına giderlerdi. Hani yakılma olmaz, alsalar bile yenisini yaparız diye. Ne şartlarda.. Bu millet sizin devrinizde Kur'an-ı Kerimleri küplere sakladı, kümeslere, mağaralara saklanıp Kur'an öğrendi ve öğretti'' diye konuştu.

''CHP, milletin dinini öğrenmesini engelledi''

CHP'nin dün milletin milli, manevi, dini değerlerine saygı göstermediğini, bugün de aynı şekilde göstermediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''CHP, 1940'larda bu milletin dinini, diyanetini öğrenmesini engelledi. Bugün de aynı zihniyetle engellemeye çalışıyor. Eğer Menderes gümbür gümbür geldiyse bundan dolayı geldi. Onların verdiği sıkıntıları Menderes'in aşması sebebiyle geldi. Menderes de CHP'nin içinden ayrıldı, tahammül edemedi zulme, ayrıldı kurdu partisini ve ondan sonra da gümbür gümbür geldi.

Şimdi bürokratik oligarşiden, darbelerden, provokasyonlardan artık umudunu kesen CHP, sokak hareketlerine destek vererek en iyi bildiği şeyi,  kaosu körüklemeye çalışıyor. Neymiş  Öğretmenler kademeli eğitimi protesto ediyorlarmış. BDP ve CHP milletvekilleri kol kola, arkalarında da cam, çerçeve kıran, polise taş atan güya öğretmen kitlesi.  3 gün boyunca Ankara'yı savaş alanına çevirmek istediler ve 3 gün boyunca BDP, CHP milletvekilleri bu eylemlere kol kanat gerdiler, çanak tuttular. Onlar sokakta cam çerçeve kırarken, milletin vekilleri Meclis'te milletin iradesini tecelli ettirdiler. Elbette tasarının 9. maddesine verdikleri destekten dolayı MHP ve bazı BDP'li vekillere şahsım ve milletim  adına teşekkür ediyorum. Ancak MHP'nin de BDP'nin de bir kez daha CHP'nin peşine takılarak statükodan yana tavır aldıklarını, kademeli eğitime karşı çıktıklarını bu millet görmüştür. Kesintisiz eğitimi bu millete dayatanın kimler olduğunu bu millet görmüştür.

Bu işi daha uzatmadan, Parlamento'nun aldığı karar, vermiş olduğu bu karar, gerçekten milletimizin gönlünü ferah kılmıştır. Şimdi milletimiz adeta sanki bir yeniden doğum olmuş gibi heyecanlı, neşeli. İnşallah yeni kuşaklar, yeni nesiller bu heyecanın en güzel örnekleri olacak.

''Arazide anlatacağız''

Erdoğan, MHP Genel Başkanı ve arkadaşlarının ellerine bir özür, telafi fırsatı geçtiği halde bunu değerlendiremediğini, tıpkı CHP gibi değişimin karşısında durduklarını belirterek, bunu milletle paylaşacaklarını söyledi. Erdoğan, ''Arazide CHP, MHP, BDP seçmenine, bu partilerin nasıl statüko kardeşliği içinde olduklarını çok samimi dille izah edeceğiz. 12 Eylül halk oylamasında ittifak kuran bu 3 partinin, orada milleten aldıkları dersi ezberleyemediklerini anlatacağız'' dedi.

Başbakan Erdoğan, milletvekillerine seslenirken, ''Cuma günün çıkardığınız kanunla, 28 Şubat'ın en önemli, en ciddi, en son izini de sildiniz. Cuma günü milli irade en güçlü şekilde tecelli etmiştir. Kademeli eğitimle birlikte statüko kaybetmiş, milli irade, demokrasi  kazanmıştır. Bu yeni yasayla, eğitim sistemi, öğrenciler, veliler Türkiye ekonomisi kazanmıştır. İnşallah 9 yıl boyunca yaptığımız gibi, bundan sonra da eğitimin altyapısını güçlendirmeye devam edeceğiz. Öğrencilerimize en modern imkanları sunmaya devam edeceğiz. Öğrencilerimizin önüne fırsatları, tercihleri koyacağız. Onlar da bu fırsatları değerlendirerek hür iradeleriyle tercih yaparak dünya ile rekabet eden gençler olacaklar'' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, milletvekillerini sabırları ve verdikleri mücadeleden dolayı kutlayarak, ''Milletim sizden razıdır,  inanıyorum ve dua ediyorum ki Allah da sizlerden razı olsun'' diyerek konuşmasını tamamladı. (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler