YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Cezaevleri yüzde 110 dolu
Adalet Baknaı Sdullah Ergin yargı sistemiyle ilgili konuştu. Cezaevleri hakkında bilgi verdi...
Cezaevleri yüzde 110 dolu
01 Mart 2012 / 08:38 Güncelleme: 01 Mart 2012 / 08:44

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, geçen 9 yılın en önemli hizmetinin, Türkiye'de şu ana kadar yaşanan 50 yıldaki müdahale alışkanlığının, siyasete, halkın iradesine fütursuzca yapılan müdahalelerin gelenek olmaktan çıkartılması yolunda önemli adımlar atılması olduğunu belirterek, ''Bu süreç henüz tamamlanmış değildir. İnşallah parlamentoda şu anda devam eden inisiyatif olumlu şekilde sonuçlanır ve bu ülkeye yaraşan ve yakışan modern, çağdaş bir anayasayı bu topluma, bizden sonraki kuşaklara armağan etmenin onuru bu parlamentoya ait olur'' dedi.

Ergin, ''Bab-ı Ali Toplantıları''na katılarak, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılında Hukuk Düzeni ve Sistemi Nasıl İşleyecektir '' konusunda konuştu.

Anayasa metinlerinin tarihi geçmişi hakkında bilgi veren Ergin, 27 Mayıs müdahalesinin, Türkiye'deki müdahalecilik geleneğinin hem anası hem de babası olarak takdim edildiğini söyledi. Ergin, ''Çünkü müdahale sonrası oluşturulan 61 Anayasası, daha sonraki dönemlerde yapılan müdahalelere bir nevi altyapı hazırlayan, egemenlik tartışmalarında 'hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' düsturuna birtakım açılımlar getiren bir anayasa'' dedi.

Ergin, 12 Mart 1971'de Türk siyasetinin yeniden bir kesintiye uğradığını ve tekrar asker bürokrasisinin belirlediği bir hükümetin iş başına geldiğini anlatarak, bu çalkantıların, 12 Eylül 1980'e kadar geldiğini ve bu tarihte yeni bir askeri müdahale yaşandığını kaydetti.

Adalet Bakanı Ergin, 28 Şubat 1997'ye gelindiğinde müdahalenin şeklinin değiştiğini belirterek, şöyle konuştu:

''Müdahalenin yöntemi değişmiştir ama yapılan şey, sonuç itibariyle aynıdır. Halkın iradesinin temsil edildiği parlamentoda güvenoyu almış bir hükümeti alaşağı etmek ve yerine başka bir siyasi yapıyı oluşturmak için yapılan toplum mühendisliği faaliyetleri, transfer trafikleri, ki bugünlerde çokça konuşuluyor. 28 Şubat postmodern darbesinden sonra 2002 seçimleriyle Türkiye'de yeni bir tek parti iktidarı dönemi başladı ve son 9-10 yıllık süreç içerisinde gerçekten Türk siyaset tarihinin yaşadığı birçok hadisede reform uygulamaları devreye girmeye başladı. 1950-2002 arasında görülen şey şu; müdahaleler arası bir siyaset tarihi, darbeler, muhtıralar, darbe girişimleri ve her fırsatta siyaset kurumuna yapılan gayrimeşru müdahale girişimleri. Türkiye 21. yüzyılda AB'ye tam üyelik müzakerelerini yürüten bir ülke olarak, her 8-10 yılda müdahale ya da müdahale girişimi ya da muhtırayla muhatap olmaya müstahak bir ülke değil, buna mahkum da değil ve bu şekilde yolunda gitmesi de mümkün değil. Dünyada acımasız bir yarış var. Bu rekabet içinde bu büyük ülkeyi rakipleriyle yarıştıracak, onların önüne geçirecek bir siyasal altyapıyı, bir hukuk altyapısını, bir anayasal altyapıyı oluşturmadan bu ülkenin komşularıyla, coğrafyasındaki diğer ülkelerle ve dünya üzerindeki rakipleriyle yarışma şansı yoktur.''

''Bunların hepsi bir yerde tıkanıyor''

Adalet Bakanı Ergin, geçen 9 yılda sağlık, sosyal güvenlik, ulaşım, eğitim gibi birçok alanda yenilikler yaşandığını ifade ederek, şöyle konuştu:

''Ama bunların hepsi geliyor bir yerde tıkanıyor. Demokrasinizi, siyasal yapınızı sağlam temellere yaslayamazsanız, bu ülkede halkın iradesinin meşru yollardan iktidara gelip gitmesinin kurumsal altyapısını oluşturamazsanız, istediğiniz kadar fiziki altyapıda, sağlıkta, eğitimde, ulaşımda mesafeler kat edin, bu temel altyapıyı oluşturmadıkça Türkiye'nin modern, çağdaş bir yönetim biçimine kavuşma imkanı olmayacaktır, olmadı da... Bu açıdan geçen 9 yılın en önemli hizmeti; Türkiye'de şu ana kadar yaşanan 50 yıldaki müdahale alışkanlığı, siyasete, halkın iradesine fütursuzca yapılan müdahalelerin gelenek olmaktan çıkartılması yolunda önemli adımlar atılmasıdır. AK Parti hükümetlerinin en büyük ve en önemli hizmeti budur. Bu süreç henüz tamamlanmış değildir. Bu noktada önemli çalışmalar yapılmıştır. Önemli anayasal değişiklikler yapılmıştır. Ama bunlar hep parça parçadır. Bir bütün içinde ele alınarak değerlendirilmesi bugüne kadar mümkün olamamıştır. İnşallah parlamentoda şu anda devam eden inisiyatif olumlu bir şekilde sonuçlanır ve bu ülkeye yaraşan ve yakışan modern, çağdaş bir anayasayı bu topluma, bizden sonraki kuşaklara armağan etmenin onuru bu parlamentoya ait olur.''

''2023'ün en önemli hedefi''

Adalet Bakanı Ergin, Türkiye'nin, güvenli bir demokrasiye kavuşması, kesintisiz, yüksek standartlı, evrensel değerlerle barışık ve sürdürülebilir bir demokrasiye ulaşmasının, 2023 hedefleri içerisinde en önemlisi olduğunu söyledi.

Yargı ve adalet hizmetleriyle ilgili hukukun üstünlüğüne dayalı, insan haklarına saygılı, bağımsız ve tarafsız bir yargı sistemiyle adil, etkin, hızlı adaleti temin etmeye ve bütün bunların oluşturacağı zeminle, güven veren adalet sonucuna ulaşmaya çalıştıklarını ifade eden Ergin, ''Bunu sağladığımız gün diğer hizmetlerden daha hayırlı ve kalıcı bir hizmet yapmış oluruz'' dedi.

Cumhuriyet'in ilanından sonra hukuk metinlerinin iktibas yoluyla oluşturulduğunu belirten Ergin, 2002 yılından sonra oluşan tek partili dönemde bu metinlerin tamamına yakınının değiştirildiğini anlattı.

Hukuk sisteminin fiziki ve teknik, mevzuat, insan kaynakları ve ceza infaz kurumları yapısından kaynaklanan problemleri olduğunu belirten Ergin, fiziki altyapı sorunlarını halletmek için adliye sarayları inşa edildiğini, yüksek mahkemelerin ihtiyaç duyduğu binaların yapıldığını, eksikliklerin tamamlandığını söyledi.

Standartları düşük 205 ceza infaz kurumunun kapatıldığını, bunların yerine daha modern infaz yöntemlerinin uygulanacağı, daha büyük sosyal donatı imkanları olan ve uluslararası standartları barındıran yapıların inşa edildiğini kaydeden Ergin, ''205 ceza infaz kurumunu kapatırken yerine 60 kadar yeni ceza infaz kurumu açıldı'' dedi.

Adalet Bakanı Ergin, belli bir takvim ve plan çerçevesinde yargının yapısal sorunlarını giderme noktasında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

CEZAEVLERİNDE YÜZDE 110 DOLULUK!

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Türkiye'deki cezaevlerinde yüzde 110 doluluk olduğunu belirterek, ''Şu anda her 100 kişinin barınacağı yere 110 kişi koymuşuz. Ama baktığımızda ABD, İngiltere, Fransa, Belçika, Yunanistan, İspanya ve İtalya bizden daha zor şartlarda. Biz onlardan daha iyi konumdayız'' dedi.

Ergin, ''Bab-ı Ali Toplantıları''na katılarak, ''Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılında Hukuk Düzeni ve Sistemi Nasıl İşleyecektir '' konusunda konuştu.

Türk yargısının temel probleminin, güncel de olan uzun yargılama ve tutukluluk süreleri olduğunu belirten Ergin, Türkiye'de ilk derece mahkemelerindeki ortalama yargılama süresinin 210 ila 230 gün olduğunu ve burada ciddi bir sorun gözükmediğini söyledi.

Türkiye'de yılda 3 milyonu hukuk ve 3 milyonu ceza olmak üzere 6 milyon dava dosyasının işlem gördüğünü ifade eden Ergin, esas problemin temyiz mahkemelerinde yaşanan süre olduğunu, Yargıtay'da hukuk davalarında bir dosyanın 1 yıl, ceza davalarında en az 2 yıl kalabildiğini kaydetti.

Ergin, ''Dolayısıyla 2,5-3 yıldan az yargılama süresi olmuyor. Bir dava açtığınızda, bu dava sonucunda kesinleşmiş bir ilamla buluşmak için en az 3 yılınız geçiyor'' dedi.

Yargının iş yükünü grafiklerle destekleyerek anlatan Ergin, alınan tedbirlerle Yargıtay'daki sürenin kısalacağını ve kısalmaya başladığını belirtti. Ergin, şöyle devam etti:

''Yargıtay'da üye ve tetkik hakimi sayıları artırıldı. 2011 yılının başına gelinceye kadar sürekli artan bir iş yükü var. Yeni görevlendirilen üyeler geçen yılın ağustos ve eylül ayında göreve başladıktan sonra Yargıtay'a gelen iş yükünden daha fazlası karara bağlanıp çıkmaya başladı. Bu son derece keskin bir düşüş oluşturdu. Yargıtay'da stokta bekleyen dosyalar eksilmeye başladı. Yargıtay Başkanlar Kurulu bir toplantı yaptı ve kendine bir hedef koydu. Hukuk dairelerinde bekleyen dosyaları en geç 1,5 yıl içinde, ceza dairelerinde stoklardaki dosyaları da en geç 2-2,5 yıl içinde sıfırlamayı hedefledi. Bu, ortalama 2 yıl sonra Yargıtay'a gelen dosyalar en fazla 2,5-3 ay sonra karara bağlanarak, ilgili mahkemesine gönderilecek demek. Böylece bir yıl süre içinde temyiz mahkemesi de dahil olmak üzere Türkiye'de davaların sonuçlanabileceği bir perspektifi görmüş durumdayız. Yargıtay da kendisini buna göre formatlamış, iş programını da buna göre yapmış durumda.''

''Hakim ve savcı sayıları yetersiz''

Ergin, uzun yargılamaların öteden beri ülkenin ve milletin en büyük sıkıntısı olduğunu ifade ederek, ''Sayın Karakoç'un, 'Bu dava bana dedemden kaldı hakim bey' diyen şiirini hatırlıyoruz'' dedi.

İlk derece mahkemelerinde hakim ve savcı sayısının son derece sınırlı ve yetersiz olduğunu vurgulayan Ergin, ''Türkiye'de maalesef şu anda her 100 bin kişiye 10,1 hakim düşüyor. Gelişmiş ülkelerdeki ortalama 20 civarında. Türkiye'de de her 100 bin kişiye 20 hakim düşerse, bu, problemleri çözme noktasında, ilk derece mahkemelerinde de daha seri ve kaliteli kararlarla buluşma noktasında son derece önemli. Buna ulaşmak için planlamamızı yaptık ve inşallah orta vadede bu hedefe ulaşmayı hedef olarak belirledik'' diye konuştu.

Savcı sayısı açısından da Türkiye'deki durumun iç açıcı olmadığını ifade eden Ergin, her 100 bin kişiye 5,9 savcı düştüğünü, Avrupa ortalamasına bakıldığında her 100 bin kişiye en az 10 savcı düşmesi gerektiğini söyledi.

Hakim ve savcı sayısında hedefin yarısında olunduğunu belirten Ergin, ''Bunun güvenli, seri bir şekilde ikmal edilmesi, eksikliklerin giderilmesi gerekiyor'' dedi.

''Tünelin ucunda ışık göründü''

Uzun yargılama sorununu 2 yıla kadar belli bir noktaya getirmeyi hedeflediklerini ve bu hedefin de tünelin ucunda ışığını gördüklerini kaydeden Ergin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bir de günümüzde çokça tartışılan uzun tutukluluk sürelerinden söz ediliyor. Cezaevlerindeki tablo, çokça konuşulan ve gerçek bilgileri çok fazla bilinmeyen bir alan. 2002 yılında cezaevlerinde toplam 59 bin 429 kişi bulunuyordu. Bu rakam, 2000-2001 yılında yaşanan aftan sonra cezaevlerinin boşaltılmış olduğu en dip rakamdır. Bundan sonra tekrar toparlıyor. Af dönemlerinde cezaevlerinde bir miktar boşalma oluyor, kısa süre içinde tekrar eski noktaya ulaşan bir trend sergiliyor. Bu yıl tutuklu ve hükümlü oranları arasında önemli ölçüde fark var. Tutuklu oranları azalmış, hükümlü oranları artmış. 2002'de cezaevinde bulunan her 100 kişiden 41,4'ü tutuklu, kalanı hükümlü. 2006'ya gelindiğinde yüzde 49,2'si tutuklu, geriye kalanı hükümlü. Bugün gelinen noktada cezaevinde bulunan her 100 kişiden 28,1'i tutuklu, kalanı hükümlü. Şunun için bu rakamı önemsiyorum. Cezaevlerinde tutuklu oranı azalıyor, hükümlü oranı artıyor. Yargılama hızı arttığında bu oran daha da artacak, tutuklu oranları düşecek. Hedefimiz bu.''

''Tutuklu yargılama oranı yüzde 1,28''

Genel itibarıyla Türkiye'de yılda 3 milyon ceza dosyası bulunduğunu belirten Ergin, şöyle devam etti:

''Türkiye'de her ceza davasında insanlar tutuklu yargılanıyormuş gibi bir algı, atmosfer oluştu. Oysa 3 milyon ceza dosyasında, şu anda cezaevinde tutuklu olarak davası devam eden kişi sayısı 36 bin 417. Bu şunu ifade ediyor; ceza davalarında tutuklu yargılama oranı yüzde 1,28. 100 ceza dosyasından 1,28'inde tutuklu yargılama var. Esas olan tutuksuz yargılamadır. Tutuklu yargılama istisna olması gerekir. Hep söylediğimiz şey de budur. Tutuklama tedbirdir, infaz değildir. Bu rakamlar kamuoyunda oluşan algının aksine Türkiye'deki yargılamalarda tutuklu yargılama oranlarının yüksek olmadığını, ama 2008 ve 2009'dan sonra çokça hepimizin gündemini işgal eden birtakım davalar dolayısıyla konu gündemde kaldığı için ve o dosyalar üzerinden tartışıldığı için öyle bir algı oluştu. Bu tutuklular uzun yıllardır mı cezaevinde  36 bin 417 kişi tutuklu yargılanıyor. Bunların yüzde 75'i son 1 yıl içinde tutuklanmış. 1-2 yıl arasında tutuklu olanların oranı yüzde 14,28, 2-3 yıl arası yüzde 6,52.  Toplamına bakıldığında 0 ile 3 yıl arasında olanların oranı yüzde 96'dır. Bütün tutuklular içinde 3 yılın üzerinde tutuklu olanların oranı yüzde 4'tür. Dolayısıyla Türkiye'de tutuklu yargılamanın yaygın ve esas olduğu yönündeki algı doğru bir algı değil, ama Türkiye'nin gündemini çokça işgal eden 10-15 dava üzerinden oluşturulan, oluşan algı bu şekilde oluştu.''

''Her 100 kişiden 28,1 tutuklu''

Adalet Bakanı Ergin, İngiltere'de Essex Üniversitesi bünyesinde kurulan kurumun, dünyadaki cezaevlerindeki verileri bir araya getirip bilimsel bir çalışma yaptığını belirterek, kurumun verilerinden örnekler verdi.

Türkiye'de cezaevindeki her 100 kişiden 28,1'i tutuklu bulunurken, Norveç'te bu rakamın 27,2 olduğunu belirten Ergin, Macaristan, Yunanistan, Danimarka, Belçika, İsrail, Kanada, Hollanda ve İsviçre'nin cezaevlerinde Türkiye'den daha fazla tutuklu bulunduğunu, İsveç, Fransa, Avusturya, ABD, İspanya, İngiltere ve Almanya'nın da Türkiye'den iyi durumda olduğunu söyledi.

Ergin, ''Türkiye'nin pozisyonu çok kötü değil, çok da iyi değil. Bulunduğumuz noktayı yeterli görmüyoruz. Yüzde 28,1 oranını daha aşağıya çekmek için çalışıyoruz. Plan ve projeksiyonumuz bunun için yapıldı'' dedi.

Ülkelere göre her 100 bin kişiden kaçının cezaevinde olduğunu gösteren verinin, toplumların yapısını göstermesi açısından önemli olduğunu belirten Ergin, ''Türkiye'de her 100 bin kişinin 167'si cezaevinde. Bakıldığında ABD'de her 100 bin kişinin 500'ü cezaevinde. İsrail, Ukrayna, Brezilya, Meksika, Yeni Zelanda bizden daha kötü durumda olan ülkeler. İngiltere hemen hemen bize yakın, 156. İspanya bizimle çok yakın. Ama İtalya, Fransa, Almanya, Hollanda ve İsviçre bizden iyi. Bu tabloya bakıldığında da Türkiye çok olumsuz değil. Ama biz bununla da yetinmiyoruz. Bizim yerimiz Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre'nin arasında olmak'' diye konuştu.

Ülkelere göre cezaevlerinin doluluk oranlarını da karşılaştıran Ergin, Türkiye'de cezaevlerinde yüzde 110 doluluk olduğunu söyledi.

Ergin, ''Her 100 kişinin barınacağı yere 110 kişi koymuşuz şu anda. Ama baktığımızda ABD, İngiltere, Fransa, Belçika, Yunanistan, İspanya ve İtalya bizden daha zor şartlarda. Biz onlardan daha iyi konumdayız. Ama İsviçre, İsveç, Danimarka, Norveç ve Hollanda bizden daha iyi noktada. Yine burada tablo kötü olmamakla birlikte daha iyisini hedefledik. Cezaevlerinde 2014 sonu 2015 başında son derece rahatlayacağımız projeksiyonlarımız, hazırlıklarımız söz konusu. Bütün veriler incelendiğinde Türkiye'nin verilerinin dünya ortalamalarında olduğu görülüyor. Dünya ortalamalarından daha kötü değiliz. Ama bu noktanın daha iyisi var, daha iyisine talibiz, buna ulaşmak için birtakım çalışmalarımız var, inşallah gerçekleştirmek istiyoruz'' diye konuştu.

AİHM'den pilot uygulama için dosya

Adalet Bakanı Ergin, uzun yargılamadan mağdur olan vatandaşların bir kısmının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) şikayette bulunduğunu anımsatarak, şöyle konuştu:

''Yıl sonunda bu konu ile ilgili AİHM'de açılan 2500 dava vardı, şimdi bu 3 bine yaklaşmış olabilir. Ama Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kabul edeceği 23 Eylül'e kadar bu dosya sayısının 3500'leri bulabileceğini tahmin ediyoruz. AİHM ile bir mutabakata vardık. Onlara, 'Bu uzun yargılamalardan mağdur olan vatandaşlarımızla ilgili olarak biz kendimiz iç hukuk yolu oluşturalım ve vatandaşımızla kendimiz barışalım, helalleşelim. Bu yargılamaları siz yapmayın' dedik. Mahkeme bu teklifi kabul etti. Türkiye'ye pilot uygulama için bir dosya teklif etti. Bunu kabul ettik ve kabul ettiğimizi de AİHM'e bildirdik. Mart ayında, önümüzdeki 15-20 gün içinde mahkeme bununla ilgili bir takvim açıklayacak ve 'Bu pilot dosyayı iç hukuk yoluyla neticelendirin, bunun etkin bir iç hukuk yolu olduğunu gördüğümüz anda elimizdeki kalan dosya ile ilgili yargılamaları durduruyoruz, Türkiye kendi içinde bu meseleyi halletsin' diye bir karar verecek. Mart ayı içinde AİHM'den bu kararı bekliyoruz. Bu karar geldiğinde Türkiye'de aynen Terör Mağdurlarının Zararlarını Karşılama Komisyonu gibi ya da Loizidou davasından sonra Kıbrıs'ta oluşturduğumuz Taşınmaz Mal Komisyonu gibi, bu komisyonlardan geçmedikçe AİHM bu konulardaki dosyalara bakmayacak. Kaldı ki, 23 Eylül'den sonra Anayasa Mahkemesine bireysel olarak başvuracakları için 2012 sonundan itibaren Türkiye'nin şu andaki AİHM'deki olumsuz tablosu da önemli ölçüde ortadan kalkacak. Bu sorun önemli bir sorundu.'' (AA)
 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler