YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Cevdet Akbay'dan bomba açıklamalar
Fethullah Gülen'le yakın tarihe kadar ilişkisi olan Prof .Dr. Cevdet Akbay, ilk kez Kanal A'da konuştu. Akbay, Paralel Yapı'nın darbe girişiminin hedeflerini, neocon çetesini ve Erdoğan'ı nasıl hedef aldığını anlattı.
Cevdet Akbay'dan bomba açıklamalar
21 Temmuz 2014 / 06:35 Güncelleme: 21 Temmuz 2014 / 09:29

Paralel Yapı ile şu an mücadele eden Prof. Dr. Cevdet Akbay ilk kez Kanal A'da yayınlanan ve Yazar Sadık Yalsızuçanlar ve Kanal A Yayın Koordinatörü Fahrettin Damga'nın hazırlayıp sunduğu 'Gözden Kaçanlar' programında konuştu.

İsrail lobisinin derin devlet ile olan ilişkisine, Neocon çetesinin kimlerden oluştuğuna, amaçlarına, Erdoğan'ı nasıl hedef aldıklarına, İsrail lobisi ile F.Gülen Hareketi'nin paralel düşüncelerinin kanıtlarına, referandum sürecinde 'evet' diyen F.Gülen Hareketi'nin asıl amacına, 17 aralık'ın asıl planan tarihine ve meşru hükümeti ele geçirme faaliyetlerine kadar birçok çarpıcı konuda bomba açıklamalar yapan Akbay şöyle konuştu:

Amerikan kamuoyu İsrail'in arkasında mı yoksa karşı çıkanlar da var mı?

Devlet yönetimi ile kamu farklı yönde. Amerika'nın resmi görüşünü biliyoruz, yetkililerin açıklamaları İsrail'i destekler maliyette. Senatonun belki de yüzde 80'i İsrail lobisinin desteklediği insanlarla dolu. Ama halkı yönetimden ayırmak lazım. İsrail lobisinin medyasından bağımsız düşünen insanların kalbi Filistin'den yanadır.

Amerika'daki müslüman kamuoyunun tepkisi nasıl?

150 bin yakın imza toplandı. Büyük protestolar düzenleniyor. İsrail'in saldırıları müslümanlar tarafından kınanıyor.

Türkiye'nin Gazze konusundaki yaptıkları Amerika'da nasıl yankılanıyor?

Senatörler üzerinde İsrail lobisinin büyük bir ağırlığı var. Bu yüzden tekrar seçilme endişesi ya da başımıza bir şey gelir mi diye Erdoğan'ı eleştiriyorlar. Ama halk  daha farklı bakıyor olaya.

Derin devlet bağımlılığından dolayı İsrail zulmünü göremiyorlar

Gazze'ye girmek isteyen gazetecilerin ölüm ve yaralanmalarından İsrail sorumlu olmadığına dair belge imzalamadan Gazze'ye sokulmadığı söyleniyor. Medya özgürlüğü nerede, hangi konumda diye Türkiye'de soran olmadı.

Onlar otoriteden izin almadan konuşamıyorlar. Bizdeki medya da öyle. Bir şey söyleseler, uluslararası bağlantıları yani derin devlet dediğimiz İsrail lobisi ile korkuları var. Gönülleri onlarla beraberler. Öyle olunca İsrail'in işlediği zulmü, cinayeti göremiyorlar. Görmek istemiyorlar. Ama herkes görüyor.

İsrail bugün dünyanın şımarık evladı

Gezi, 17-25 Aralık darbe girişimleri, Mısır'da Sisi'nin yaptığı darbe olmasa Suriye rejimi yani Esad rejimi de düşmüş olsaydı, İsrail yine bu kadar rahat bir şekilde sizce Gazze'ye saldırabilir miydi?

Bu kadar pervasız olamazdı diye tahmin ediyorum. Tabi pervasızlığı olacaktı. İsrail bugün dünyanın şımarık evladı. Yani bir şımarık çocuk düşününüz, evlerin camlarını kırıyor, komşuların çocuklarının kafasını kırıyor, annesi babası bunun kulağını çekeceğine gidip saldırıya uğrayan çocuklara şamar atıyorsa bu çocuk da gittikçe zıvanadan çıkacaktır, şımaracaktır. İsrail'in bugün yaptığın ad budur. Mesela Mursi iktidarda olsaydı, Suriye'deki diktatör düşürülebilseydi, büyük ihtimal İsrail kendisine biraz daha çeki düzen vermek zorunda kalacaktı. Bu kadar ileri gitmeyebilirdi. Ama içindeki o garaz, Filistinli bebeklere, çocuklara olan garazı hiçbir zaman düşmeyecekti.

İsrail, Gazze'deki çocuklara vurdukça Erdoğan'ın resmini görüyor

Sizce son Gazze olayı,  Türkiye'nin son dönemde yaşadığı, Ak Parti iktidarı ile gelen eski mirasa da sahip çıkan bir Türkiye imajına çekilmiş bir hareket mi?

İsrail, Gazze'deki çocuklara vurdukça, onların yüzünde Erdoğan'ın resmini görüyor. Erdoğan'ın resmini gördükçe vuruyor. 2009'taki 'one minute' restinden sonra, 'Siz çocukları nasıl öldürürsünüz' sorusu, ilk defa dünya liderleri arasında, Filistin konusunda hassas, İsrail'in işlediği cinayetler sonucunda İsrail'e ilk defa açıktan cumhurbaşkanının yüzüne söylemesi büyük bir şok yaşattı. İsrail'de büyük bir kin var. İsrail kendisini 'ilah', dokunulmaz görüyordu, laf söylenmez, güçlü, ne yaparsa yapsın sorgulanamaz konumunda görüyordu. Erdoğan'ın sert çıkışıyla suçlarını yüzüne vurması onları zıvanadan çıkardı.  

Erdoğan'ın karizmasını çizmeye çalışıyor. Çünkü Türkiye'nin güçlenmesi İsrail'in bu kadar cinayeti pervasızca işleyememesi anlamına geliyor. Türkiye'nin güçlenmesi ortadoğuda İslam dünyasının birleşmesi olacaktır. Bu da İsrail'i rahatsız ediyor.

Erdoğan'ın Gazze politikalarını eleştirenler 'Gazze'ye gidecekti, ne oldu?' diyorlar. Resmen dalga geçiyorlar ve mutlu oluyorlar. Bu mutlu olanlar kimler ve sizce Erdoğan ne zaman Gazze'ye ziyarete gider?

Erdoğan ne zaman Gazze'ye gider bilmiyorum ama eninde sonunda oraya gidecektir. Gazze saldırısı üzerinden Erdoğan'a böyle mesajlar gönderenler içlerinde ya İsrail korkusu ya da İsrail muhabbeti var demektir.

O grubun liderinin yaptığı açıklamaya,taziyeye bakarsanız BM'nin yaptığı açıklamadan bir farkı yok. Taziye derken Erdoğan'a yaptığı bedduayı onun ağzından İsrail için duymadık. Bu süreç bir elek görevi yapar. Kimi elek üzerinde kalıyor, kimi düşüyor.

İsrail ve Neocon çetesinin baskısıyla Türkiye'de belli görevde olanlar, konumlarını Erdoğan aleyhine kullandılar

Size göre Paralel Yapı'nın Erdoğan'a savaş açmasında 'one minute' olayının etkisi var mı?

Ondan önce paralel yapının Başbakan'a tavrı, İstanbul Belediyesi'nden başlıyor. Zaman Gazetesi'nde çalışan, yurtlarında müdürlük yapan arkadaşların ifadesi ile Başbakan Erdoğan o zaman belediye başkanıyken 'onu desteklemeyin' diye mesaj atmışlar. Yani eskilere gidiyor. Bu 2009'dan sonraki süreçte Paralel Yapı üzerine baskı yapıldı. Çünkü Türkiye içerisinde elde ettikleri belli konumlarla, hırsızlık yaptılar, soru çaldılar, Başbakan aleyhine görevlerini kullandılar. İsrail lobisinin baskısıydı bu.  Neocon çetesinin baskısıydı.

Sinsice makamları işgal edip, sonra meşru hükümeti devirmek arzusunda olan bir yapı için bu önceden harekete geçme manasına geliyor. Eğer İsrail lobisinin baskısı olmasaydı, bir sene daha bekleyeceklerdi, daha fazla kritik noktaları ele geçirdikten sonra Başbakan'a karşı harekete geçeceklerdi. O zaman daha ağır olacaktı. Tabi yine yenileceklerdi, yenme şansları yok ama tahribatları daha ağır olacaktı.

'Başbakan güç zehirlenmesi yaşıyor' lafını kim çıkarttı?

Bu ayrımın ortaya çıkmasını ne zaman fark ettiniz?

Başta Emre Uslu, Ömer Aytaç gibi isimlerin yazılarını okuyordum. Benim F.Gülen Hareketi ile iletişimim 2002'de filan başladı. 1-2 sene önce bu grubun içindeki birkaç kişinin sinsice Başbakan Erdoğan'a operasyonel hareket çektiğini gördüm. Örneğin Emre Uslu. Başbakan'a karşı böyle bir şey yapacağına ben ihtimal vermiyordum. Birkaç gazeteci Amerika'ya gelince, 'Başbakan güç zehirlenmesi yaşıyor' lafı çıktı. Bu lafı F.Gülen çıkarttı. 'Firavun' dedi. Ben o zaman inanamadım. Ben F.Gülen, Erdoğan'a karşı olsa bile bunu birkaç gazetecinin önünde söylemez diye düşünüyordum. Fakat daha sonra Today's Zaman'da çalışan ünlü bir gazeteci twitterda özel mesajda 'Biz geçen sene de ziyarete gittik' dedi. İşte o zaman her şeyin F.Gülen'in bilgisi ve direktifi doğrultusunda olduğunu  anladım. Bir sene önce yani.

Dershane olaylarını şöyle gördüm. Erdoğan bunların planlarını sezdi ve onlara karşı yaptığı atakla paralel yapıyı zıvanadan çıkarttı. Böylece 17 Aralık darbe planlarını öne çektiler. Dershaneler paralel yapının maddi ve insan kaynağıdır, onlar için hayati önem taşır. Amaçları Erdoğan'ı haksız çıkartmaktı. Erdoğan'a karşı savaş başlatmışlardı. Dershane olaylarında kendi tabanına  oynadılar (halk çok destek vermedi), onda bile burada tanıdığım kendi tabanındaki insanlar artık dershane olayının değişmesi gerektiğini, kapatılması gerektiğini söylediler. Özel okula dönüşme ihtimalleri varken yapmadılar. Amaçları savaşmak.

17 Aralık'ın planlanan asıl tarihi...

Aslında Ak Parti iktidarı döneminde birçok hareketli olay yaşandı. Fakat Mavi Marmara olayına kadar bunların etkileri bu kadar çok hissedilmemişti. Gezi'de de arka planda etkileri olmalarına rağmen çok fazla öne çıkmadılar. Sizce siyaseti dizayn etme çalışmaları daha eskiye mi dayanıyor?

Kesinlikle eskiye dayanıyor. Tüm yöntemleri şuydu; önemli kademeleri sinsice işgal edip, oradan meşru hükümeti devirme operasyonu yapacaklardı. 17 Aralık olayı budur. Tahminimce 17 Aralık'ı değil de cumhurbaşkanlığı seçimine doğru bir tarihte planlıyorlardı. Öne almak zorunda kaldılar, ellerinde patladı.

MHP kasetlerinde de hedef Devlet Bahçeli'ydi. Çünkü Bahçeli, ülkücüleri sokağa sürmüyor, Ergenekon çetesinin hoşuna gitmeyen bir adam.

Çok entrikacı, sinsi, yalancı, arkadaşlar

Sizce Hükümet F.Gülen Hareketi'ne komplo mu kurdu? Gelinen noktada sıkıştıkları için bu ifadeyi kullanıyorlar. 17 Aralık'a kadar Erdoğan tarafından desteklendi mi? İstese 2004 MGK kararlarına uyarak hareketi daha önce tasfiye edebilir miydi?

Onlar çok entrikacı arkadaşlar. Bunlar sinsi, yalancı arkadaşlar. Buna şahidiz. Her gün görüyoruz. Hedeflerine ulaşmak için yalan söylemekten çekinmiyorlar. 2004 olayı F.Gülen de MGK toplantısını dile getirdi, 'Beklemezdik' dedi. Bu gösteriyor ki, insanların belgelerini farklı heybelere koymuşlar. Daha sonra kullanılmak üzere sakladılar. Zamanı gelince Ak Parti'ye karşı da kullandılar.

Erdoğan isteseydi askerlere yol verir, onları ezdirirdi

Eğer Erdoğan isteseydi, onlara karşı bir garazı olsaydı, askerlere yol verirdi, ezdirirdi. Sonra da onlara dönüp 'Efendim kardeşlerimizsiniz ama biz de görüyorsunuz, baskı altındayız, askerler yaptı' diyebilirdi. Ama demedi. Başbakan onlara göğsünü siper etti. Burunları bile kanamadı. Bir müslüman bir müslümana güveniyor. Başbakan'ın olayı bu.

Olanların tek suçu fazla saf olmak mı?

Biz özümüz itibariye samimi, saf insanlarız. Şirket kurduğunuzu düşünün, çalışanınız her gün malınızdan çalarak kendisine başka şirket kurmaya çalışıyor. Bunların yaptığı da bu. Hükümet Ergenekon Davası'nda bunlara güvendi ama onlar kendilerini hükümete yerleştirmek için atraksiyonlar yaptılar. Bu mücadelenin fiyasko ile sonuçlanmasının nedeni paralel yapıdır.

Sizce Ak Parti içerisinde Paralel Yapı ile mücadelede ayak sürüyenler var mı?

Maalesef bu paralel yapıyı hafife alanlar var. Çoğunlukla gayri meşru yollarla meşru bir hükümete karşı darbe girişimi oldu. Devletin kritik noktalarını işgal edene kadar yapmadıklarını bırakmadılar, insanların başına kadın musallat edene kadar -bakınız bir Müslüman bunu yapmaz- her şeyi denediler. Şantajla, tehditle işlerini halletmeye çalıştılar. Böyle bir yapı hafife alınmamalı. Bu yapı hizaya çekilmeli.

Sizce Ak Parti'yi mi istemiyorlar, Erdoğan'sız bir Ak Parti mi istiyorlar?

İlk kademede Erdoğan'sız bir Ak Parti istiyorlar. Daha sonra da Ak Parti'yi ele geçirme hedefleri var. Neocon çetesi, İsrail lobisi kime yan bakıyorsa, paralel yapı da onlara yan bakıyor. Hakan Fidan olayı ortada.

12 Eylül Referandumu'nda 'evet' cephesinde yer alan F.Gülen Hareketi'nin bu tutumu, Erdoğan'ı, Ak Parti'yi sevmelerinden değil, referandumda yer alan düzenlemelerle belli kurumaları ele geçirme sevdasındandı. Bunu da kabul ediyorlar. 'Kişi için değil, sistem için' dediler.

Neoconlar kim?

Bunlar aşırı muhafazakar kesim. Amerika'da olmalarına rağmen İsrail çıkarlarını gözeten yapılar. Geçmişleri museviliğe dayanır. Pentagon'da, Amerika'nın silahlı kuvvetlerindeki etkileri fazla. Amerika'da hükümet üzerinde etkileri var. Özellikle düşünce kuruluşlarını, medyayı yönlendirme konusunda baya maharetlidirler. Erbakan Hükümeti'ni devirme düğmesine bunlar bastı, keza Gezi olaylarına da öyle. Erdoğan'a karşı olan operasyonlar da bu çetenin etkisi var. Aşırı sağcı, İsrail lobisinin güdümünde bir yapı.

 

HABERİN VİDEOSU İÇİN TIKLAYINIZ

KANALAHABER.COM/ ÖZEL İÇERİK

halidetonga@kanalahaber.com

 

yinemi burutus!
 // kara murat derki!
simdi zaman gazetesi bunada mutlaka bir savunma hazirlamistir. cok basit; iftira, gozunle gordunmu, mubarek hocamiza komplo kurulmaya calisiliyor falan falan,,,, allahim ac su basiretimizi kurban olayim....
21 Temmuz 2014 Pazartesi 08:33
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler