YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çeteden 5 yıl önce MİT’in haberi varmış
Çeteden 5 yıl önce MİT’in haberi varmış
Çeteden 5 yıl önce MİT’in haberi varmış
11 Temmuz 2008 / 12:25 Güncelleme: 12 Temmuz 2008 / 00:00

“Beş yıl kadar önceydi. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başbakanlık’a “çok gizli” bir yazı gönderdi. Konusu Ergenekon… MİT’in yazısı, devletin içine uzanmış Ergenekon çetesinin şemasını içeriyor ve bu örgütün araştırılmasını tavsiye ediyor. ”


Gazeteci yazar Yasemin Çongar’ın Taraf gazetesinde yer alan “Ergenekon hakkında öğrenecek çok şey var” başlıklı bu haftaki yazısında çarpıcı noktalara ışık tutuyor.


Yazının devamı şöyle:


Mit Araştırılmasını İstedi


…


2003 tarihli örgüt şemasında, Ergenekon mensubu siyasetçilerin, işadamlarının, gazetecilerin adları var.


Siyasetçiler arasında bir partinin genel başkanının ismi hemen dikkat çekiyor.


Çeteci gazetecilerin listesinde bir büyük gazetenin genel yayın yönetmeni, Ankara temsilcisi ve çok popüler bir yazarı göze çarpıyor.


Ergenekoncu işadamları arasında sanayiciler de var, medya patronları da. Bu şahısların adlarının bu belgede yer alması, bilerek ya da bilmeyerek Ergenekon için çalıştıklarının kanıtı sayılamaz.


Ama şunu gösterir:


Bugün siyaset sahnesinde, iş aleminde ve medyada hala çok etkin konumlarda olan bir dizi isim, ergenekonla bağlantılı olabilecekleri iddiasıyla MİT tarafından Başbakanlık’a rapor edilmiş. Kimilerinin “efsane” saydığı Ergenekon hakkında istihbarat toplayan MİT, bu istihbaratı ve şüphelerini beş yıl önce Başbakanlık’a aktarıp araştırılması gereğini vurgulamış.


Kimseyi töhmet altında bırakmamak için bu belgedeki isimleri yazmayacağım.


Bu belgenin 2 Temmuz 2008 tarihinde, Başbakanlık tarafından Ergenekon operasyonunun sorumlularına intikal ettirildiğini söylemekle yetineceğim.


Nükleer, Kimyasal, Biyolojik


Ergenekon soruşturmasını aylardır yakından takip etmeye çalışıyorum ve izlenimim şu:


İddianameyi enine boyuna incelediğimizde, karşımıza silaha ve teröre uzak durmayan bir çete bulacağız.


Sadece Ümraniye’den, cumhuriyet gazetesi saldırısından, Danıştay cinayetinden tanıdığımız türden el bombaları, fünyeler, tabanca ve tüfeklerden söz etmiyorum.


Örneğin, nükleer, kimyasal, biyolojik silah geliştirme planları yapmış bir çete çıkarsa karşımıza, çok şaşırmayacağım.


“nükleer silah üretmek zor ama kimyasal ve biyolojik silah üreterek birçok terör örgütünü kontrol altına alabiliriz” diye plan yapmış Ergenekoncularla karşılaşırsak ürkeceğim…


Ama şaşırmayacağım…


PKK, İBDA-C, DHKP-C, HİZBULLAH


Aynı şekilde, PKK’nın, İBDA-C’nin, DHKP-C’nin, HİZBULLAH’ın Ergenekon’la dirsek temasında olduğu, Ergenekon tarafından yönlendirildiği, kullanıldığı, hatta kontrol edildiği yönündeki iddialar da sürpriz olmayacak benim için.


Ergenekon’a ”terör örgütü” denmesinin arka planındaki işbirliklerini bir bir ortaya dökebilecek mi bu ilk iddianame, bilmiyorum.


Ama dosyada, bu işbirliklerine ilişkin bilgi ve belgelerle karşılaşırsak düşüneceğim, ürkeceğim ve çok şaşırmayacağım.


Danıştay ve Hablemitoğlu cinayetleri, Akın Birdal’a suikast girişimi Ergenekon’a bağlanırsa tüylerim ürperecek; şaşırmayacağım.


Büyükanıt Ne Diyor


Zaten biz, şaşırma eşiğini çoktan aşmadı mı bu ülkede?


Ergenekon’un Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesine uzandığı iddiasından, iki emekli orgeneralin terör örgütü liderliği suçlamasıyla tutuklanması ve yargılanacak olmasından daha fazla ne şaşırtabilir ki bizi?


Ergenekon’un 1 ve 2 numaralarının muvazzaf subaylar olduğunu öğrenirsek bir gün şok geçirir miyiz dersiniz?


Ergenekon’u yöneten muvazzaf ya da emekli askerlerin üzerine gidilmesinde, Genelkurmayı’ın zımni onayının olduğunu bilmek şaşırtır mı sizi?


Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, eğer bana Ergenekon soruşturmasını yürütenlerce anlatıldığı üzere, bu operasyon konusunda “Her kime dokunuyorsa üzerine gidilsin, benim ismim geçiyorsa da gereken işlem yapılsın” demişse eğer, buna hayret eder misiniz?


Peki, eğer orduda, Ergenekon çetesine bulaşmış üst rütbeli muvazzaf subaylar varsa, onların bu operasyon sayesinde er geç tasfiye edileceğini düşünmenin giderek “makul beklenti” sınırları içine çekiliyor olmasına ne demeli?


Bu beklentinin içerdiği değişim müjdesi, şaşkınlıktan güvene doğru taşımıyor mu hepimizi?


 

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler