YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Cem Garipoğlu ile İlker Başbuğ'un yolları nasıl kesişti?
Hapishanede intihar ederek yaşamına son veren Münevver Karabulut'un katili Cem Garipoğlu'nun, Silivri Cezaevinde Balyoz davası tutuklusu generaller ile aynı blokta kaldığı ortaya çıktı.
Cem Garipoğlu ile İlker Başbuğ'un yolları nasıl kesişti?
16 Ekim 2014 / 14:15 Güncelleme: 16 Ekim 2014 / 14:15

Üstelik Garipoğlu, haftada bir yapılan ortak faaliyet saatine de aralarında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un da bulunduğu generaller ile çıkıyormuş.

Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, "Balyoz zindanında bir Top Gun" başlıklı yazısında Balyoz Davasından 3 yıl hapis yatan emekli Tümgeneral Yalçın Ergül'ün hikayesini yazdı. Ergül ile biraraya gelen Özkök, suçlamalar, Balyoz Davası ve güncel politik meseleler üzerine görüştü.

Emekli Tümgeneral Yalçın Ergül'ün, Özkök'e Silivri Cezaevi'nde yaşadıklarını anlattığı sırada ilginç bir tesadüf ortaya çıktı. O da geçtiğimiz günlerde intihar eden Münevver Karabulut'un katili Cem Garipoğlu'nun, Silivri Cezaevi'nde bazı Balyoz davası sanıkları ile aynı blokta kaldığıydı. Üstelik, Ergül'ün anlattığına göre, Garipoğlu, tutuklu generaller ile haftada bir yapılan ortak faaliyete de bir arada çıkıyormuş ve bu isimler arasında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da varmış.

İşte, Ertuğrul Özkök'ün Başbuğ ile de konuşarak, Garipoğlu ile ilgili sorular yönelttiği yazısındaki o bölüm:

"Bakın Silivri'de Garipoğlu'nun komşusu kimmiş Yalçın Ergül, Silivri'nin 5 numaralı binasındaki hayatını anlatıyor. Sekiz kişilik koğuşlarda kalıyorlarmış. Koğuşun ortak bir salonu varmış. Biri zeminde, öteki merdivenle çıkılan bir ara katta olmak üzere dörder kişilik koğuşları bulunuyormuş.

O çocuk da bizim bölümde kalıyordu

Haftada bir gün ortak alanda bir arada olma izinleri varmış. Orada el sanatları falan gibi dersler veriliyormuş. Bunları anlatırken bir ara susuyor. 'Geçen gün intihar eden çocuk da bizim bölümde kalıyordu.' Tabii gazeteci olarak kulaklarım dikiliyor. Üzerine gidiyorum. 'Cem Garipoğlu mu' diyorum ve cevabını beklemeden devam ediyorum. 'Nasıl yani, sizin koğuşta mı yatıyordu?'

İlker Paşa da aynı yerdeydi

'Hayır koğuşta değil, aynı binadaydı' diyor ve ilginç başka ayrıntılar veriyor: 'Haftada bir gün binanın ortak bir alanında bir araya gelme hakkımız vardı. Orada sohbet ederdik. İlker Paşa da gelirdi. O çocuk da gelirdi. Arada sohbet ettiğimiz de oldu.' Doğrusu son zamanlara kadar orayı Yassıada gibi sadece siyasi mahkûmların konulduğu bir yer sanıyordum. 'Nasıl bir çocuktu' diye soruyorum. 'Çok konuşmayan, sessiz bir çocuktu. Kalem falan ihtiyacımız olunca, çok nazik bir sesle 'Ben getireyim komutanım' derdi.'

Garipoğlu o ipi nereden temin etti

Çocuk kendini asmak için o ipi nasıl buldu? 'Gazetelerden okuduğum kadarı ile başına plastik torba geçirip, iple sıkmış.' İyi ama bize hep, ayakkabı bağcıklarına bile izin verilmez deniyordu. O ipi nasıl buldu? 'Biz çamaşırları eve gönderiyorduk. Ancak bazı mahkûmlar kendileri yıkıyordu. Tabii yıkadıkları çamaşırları koğuşta kurutuyorlardı. Bunun için de kantinde ince ipler satılıyordu.' Yine de tatmin olmuş değilim. İnsan o incecik iple kendini asabilir, boğazını sıkabilir mi? 'O ince iplerin üç-beş tanesini bir araya getirip sararsan urgan haline gelir.'

İlker Paşa da onunla karşılaşıp konuştu mu?

Acaba eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da onu görmüş, konuşmuş mudur? 'Tam hatırlamıyorum. Kendisine sormak lazım' diyor. Hiç kaçırır mıyım, dün İlker Başbuğ'u arayıp soruyorum. 'Bizim kaldığımız yer 5 numaralı binaydı. Orada kalanlar vardı. O da orada kalıyormuş' diyor. Peki Cem Garipoğlu'nu hatırlıyor mu? 'Tabii ayrı koğuşlarda kalanların her zaman birbirini görme imkânları yoktu. Haftada bir resim dersi vardı. Galiba o resim dersine katılıyormuş.' Son soruyu soruyorum. Siz hiç karşılaştınız, konuştunuz mu? 'Hatırlamıyorum. Ama oralarda, koğuşlara gidip gelirken karşılaşmış, görmüş olabilirim.' Hayat ne tuhaf tesadüflerle dolu..."

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler