YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çelik'ten önemli açıklamalar
"74 model Murat 124’ün direksiyonuna Schumacher’i geçirseniz de fark etmez"
Çelik'ten önemli açıklamalar
31 Mayıs 2010 / 08:15 Güncelleme: 31 Mayıs 2010 / 08:16

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP’de yaşanan değişimi Bugün gazetesinden Sedsa Şimşek'e değerlendirdi...

74 model Murat 124’ün direksiyonuna Schumacher’i geçirseniz de fark etmez

“Üfürmeyle yelkenler dolmaz” diyen Çelik’e göre CHP’nin bir rotası yok. Deniz Baykal’ın gitmesinin ‘değişim’ değil ‘değişiklik’ olduğunu savunan Çelik, “1974 model Murat 124 gibi bir araba düşünün. Her tarafından ses geliyor, dağılmış. Direksiyona usta bir şoförü de Michael Schumacher'i de geçirseniz bu arabadan randıman alamazsınız” dedi...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Candaş, yoldaş medya" tanımı ile başlayan tartışmalarda AK Parti'nin konumlanmasına tanıtım ve medyadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik açıklık getirdi. Özellikle "candaş" kelimesi ile Alevi yazarların hedef alınmasının söz konusu olmadığını anlatan Çelik, medyada yaşanan bu ayrımcılığa "yandaş medya" yaftasını ortaya çıkaranların sebep olduğunu söyledi.

Çelik, CHP Genel Başkanlığı'na Kemal Kılıçdaroğlu'nun gelmesiyle siyasette yaşanan hareketliliğe ilişkin de ilginç tespitlerde bulundu, bir AK Partili gözüyle yeni rakipleri Kılıçdaroğlu'nu değerlendirdi...

CHP Kongresi'ne AK Parti'nin davet edilmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onlar "art niyet yok" dediler, beyanlarına inanmak durumundayız. Sayın Kılıçdaroğlu açısından da iyi bir başlangıç olmadı. Biz CHP'ye çok jestler yaptık ama karşılığını bulamadık. Sayın Başbakan CHP Grubu'na gitti, genel merkez binaları bittiğinde çiçeğini aldı gitti, fakat Sayın Baykal, CHP yöneticileri bunu yapmadılar. Bir atasözü var, "Olma keser gibi, hep bana, hep bana, ol testere gibi bir sana, bir bana" diye, CHP hep keser gibi.

Bu durum siyasi üsluba nasıl yansır?

Bazı başlangıçlar iyidir, sonu iyi gelmez, bazen kötü başlar, sonu iyi gelir. Sayın Baykal ile Sayın Başbakan başlarken iyi başladı, sonra iyi gitmedi. Şimdi kötü başladı, temennimiz iyi gitmesi. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu tavrını sürdürmemesi gerekiyor. Sürdürürse Sayın Başbakan kendisi ile bu anlamda bir polemiğe girmez, "herkes kendisine yakışan bir üslup kullanır" denilir, geçilir.

ÜFÜRÜLEN BİR RÜZGÂR VAR

Bir Kılıçdaroğlu rüzgârı esiyor.


Rüzgâr kendiliğinden eserse, doğal rüzgâr iyi bir şeydir. Bir de film setlerinde üfürülen, körüklerle üretilen rüzgârlar var. Sadece rüzgârla uçan uçurtmalardır ve rüzgâr hafiflediğinde düşer. Üfürülen bir rüzgâr var. Birilerinin yelkenlerini üfürerek doldurmaya çalışıyorlar. Üfürmeyle yelkenler dolmaz. Varsayalım ki rüzgâr var, düşünür Seneca, "Rotasını belirlememiş, yelkenlerini çekmemiş, mürettebatına iş başı yaptırmamış hiçbir gemiye, hiçbir rüzgâr yardım edemez" demiş.

CHP'NİN ROTASI BELLİ DEĞİL

CHP'nin rotası belli değil mi?


CHP'nin rotası belli değil. Sayın Kılıçdaroğlu'nun kurultay konuşmasında bir dış politika vizyonu var mı? Küreselleşen dünyada şu anda AK Parti Hükümeti döneminde Türkiye aktif ve etkin bir dış politika yapıyor. BM Güvenlik Konseyi'ne 193 ülkeden 151'inin oyunu alarak seçilen, Medeniyetler İttifakı'nın eşbaşkanı olan, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi'nin Başkanı, İslam Konferansı'nın Genel Sekreteri olan bir Türkiye var. Bunların hiçbirisinin CHP'nin ufkunda yeri yok. "Esas kaptan geminin burnunun ucunu değil, ufkunu görebilendir" diye bir söz daha var, CHP'de böyle bir ufuk yok.

27 NİSAN'A KARŞI ÇIKMADI

CHP'nin özellikle laiklik bazlı siyasetten vazgeçtiği mesajı veriliyor.


Sayın Kılıçdaroğlu'nun kurultay konuşmasında, sivilleşmeyi öne alan, askeri vesayeti reddeden, darbelere karşı duruş sergileyen bir vizyon var mı? Ama, Ergenekon'un avukatlığı, statükonun bekçiliği, devlet adına millet üzerinde siyaset yapma alışkanlığı aynen devam ediyor. "Biz Müdafa-i Hukuk Cemiyetiyiz", "Biz Kuva-i Milliyeyiz", "Biz Conkbayırıyız" diyorlar, bunlar olduğu zaman CHP yoktu. Bunlar bütün Türk Milleti idi.

Halkçı olamayacaklarını mı düşünüyorsunuz?

27 Nisan'da bildiri yayınlandığı zaman CHP'nin duruşunu hatırlamak lazım. Lider ağzına fermuar çekti, genel başkan yardımcıları "oh olsun" anlamına gelecek açıklamalarda bulundular. Sayın Kılıçdaroğlu o zaman parti yöneticisi değil miydi? "Bu bize yakışmıyor. Biz muhtıralara karşı bir parti olmalıyız" demedi. CHP, bu zihniyeti değiştirmediği sürece, CHP'de bir değişimden söz edemeyiz.

Baykal'ın gitmesi bir değişim değil mi?


Bir değişimden değil, değişiklikten söz edebiliriz. Değişiklik şahısların değişikliğidir, o da kurtarmaz. 1974 model Murat 124 model bir araba düşünün, her tarafından ses geliyor, dağılmış, bu arabada direksiyona usta bir şoförü de, Michael Schumacher'i de geçirseniz randıman alamazsınız. Motorda problem varsa, kaportasını da değiştirseniz yine randıman alamazsınız. CHP zihniyet modeli olarak eski bir model. CHP bu görüntüsü ile o güveni vermiyor, alternatif duygusunu vermiyor.

TEK DEĞiŞiKLiK ‘RECEP BEY’

CHP'deki lider değişimi AK Parti'yi nasıl etkiler?


CHP'nin temel politikalarında değişiklik olmadığı sürece CHP'nin bir alternatif olması, iktidar olması söz konusu olamaz. Sadece "iş, aş" diyene kimse oy vermez. Haydar Baş da bunu söylüyor, "İş, aş, Haydar Baş" sloganı vardı, yüzde 1 oy alamadı. n Siyasette esen bu rüzgâr nedeniyle bir paniğe kapılmadınız mı? Benim paniklemiş gibi bir halim var mı? Sayın Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında değişik yaptığı tek şey, Sayın Başbakan'a "Sayın Erdoğan" demek yerine "Recep Bey" demiştir. Tribünler alkışlayınca da maalesef gaza gelmiştir, bu sözle Sayın Başbakan'ı kendince sıradanlaştırmaya çalışıyor.

CHP’LiLER LiDERLERiNE VEFASIZLIK ETTİ

Sayın Kılıçdaroğlu yüzde 40 oy hedeflediğini ifade etti, Sayın Ecevit'in yakaladığı başarıyı yakalayabilir mi?


Türkiye'de sol oy yüzde 30'dur, daha öteye gitmez. Sayın Ecevit'in 70'li yıllardaki çıkışını Sayın Kılıçdaroğlu yapamaz. Çünkü, Sayın Ecevit, 12 Mart muhtırası Demirel Hükümeti'ne verilmiş olmasına rağmen, k endi üzerine alındı ve muhtıra karşıtı, darbe karşıtı bir görüntü sergiledi.

Sayın Ecevit'in halka cazip gelen tarafı buydu, nitekim 1973 seçimlerinde mükâfatını gördü. Sonra, Kıbrıs savaşı gündeme geldi, 77'de de bunun mükâfatını gördü.

Sayın Kılıçdaroğlu Ecevit'in kasketini taktı.


Sayın Kılıçdaroğlu Ecevit'in şapkasını takarak halkçı olamaz. 70'li yıllarda rahmetli Ecevit başına kasketi taktığı zaman, o kask etin bir toplumsal karşılığı vardı. Ülkede en az 3 kişiden 1'i kasketliydi. Şimdi Anadolu'da da kasket yok artık. Köye gittiğinizde 20 kişiden 1 kişiyi zor bulursunuz kasket takan. Şimdi onlar "halka gidelim" diyorlar ya, halka giderlerse orada AK Parti'yi bulurlar.



BAYKAL EVDE TEK BAŞINA

Sayın Baykal'ı özler misiniz?


Bana göre CHP'liler Sayın Baykal'a karşı büyük bir vefasızlık örneği göstermişlerdir. Liderlerine komplo düzenlendiğini, iftira edildiğini iddia ettiler. Madem ki liderinize komplo düzenlendi, eğer siz buna inanıyorsanız onun arkasında durmanız lazımdı. "Geri dön" dediler, açlık orucu başlattılar, Sayın Kılıçdaroğlu defalarca aday olmayacağını söyledi, fakat bir baktık ki insanlar 180 derece diğer tarafa yattılar, adeta Sayın Baykal'ı evde tek başına bıraktılar. Kendisine komplo düzenlendiğine, iftira edildiğine inandıkları liderlerine vefa göstermeyen bir siyasi kadronun, milletin desteğini aldıktan sonra, millete vefa göstereceğine kim inanır? Azerice bir Kerkük Türküsü var, "Dostunu yadaveren, akibet özü yanar" der. Sayın Önder Sav, iki büyük gafa imza attı, her iki olayda da Sayın Baykal arkasında durdu, ama, o Sayın Baykal'ın arkasında durmadı.

Türkiye'de siyasetin bir gerçeği olarak bunu defalarca gördük.

Bu siyasetin gerçeği olamaz. Siyasetçi olmak, "komşunun evi yansa da ben de yumurtamı pişirsem" temennisinde bulunmayı gerektirmez.

AK Parti'ye özellikle ekonomi ile ilgili eleştiriler yöneltiyor.

"Sanayiciler kamu görevlisi olacak" diyor, ben bunun ne anlama geldiğini hâlâ anlayabilmiş değilim. 3-5 k er e daha bunu söylerse, Türkiye'de kimse yatırım yapmaz. Sayın Kılıçdar oğlu eğer 1940 model CHP'nin geleneksel politikalarını uygulamaktan söz ediyorsa vay bu memleketin haline.

POPÜLİZMİN SINIRI YOK

Sayın Kılıçdar oğlu, aile sigortası sözü verdi.


Sözünü ettiği ILO Sözleşmesi'nin 103 numaralı maddesidir, bu 9 maddeden oluşuyor, Türkiye 8'ini zaten uyguluyor.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği "Family Benefit" başlığıdır, bu Türkiye'de farklı isimler altında zaten yapılıyor. Yeni bir şey icat etmiş değil. Popülizmin sınırı yoktur. Sayın Demir el, "Ben 500 günde ekonomiyi düzelteceğim" dedi, neredeyse "sağ avucunuza güneşi, sol avucunuza ayı koyacağım" dedi, yüzde 70'lik sağ kitleden ödünç oy istemesine rağmen, yüzde 27 oy alabildi, 178 milletvekili oldu. Geçen dönem CHP de 178 milletvekili almıştı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ETNiK KiMLiĞiNi ELiMiN TERSiYLE iTiYORUM


Sayın Kılıçdaroğlu'nun Kürtlüğü ve Aleviliği bizim için problem değildir ve olmamalıdır. Mühim olan Sayın Kılıçdaroğlu'nun politikaları, eylemleri ve söylemleridir...

CHP'nin muhalefetinde "yolsuzluklar" vurgusunun öne çıkacağı ifade ediliyor. Eğer bu ülkede 8 yıldır yolsuzluklar var da, bunları savcılıklara şikayet etmemişlerse, bunun üstüne gitmemişlerse, gerekli ihbarları yapmamışlarsa o zaman yolsuzluklara göz yummuşlar demektir.

Yoksulluk...

2002 yılında 1 doların altında geçinen insan sayısı binde 2'dir, 2008 sonunda sıfırdır. Günde 4 dolar 30 sent ile geçinen insanların oranı 2002'de yüzde 30.3'tü, bu oran şimdi yüzde 6.8'e düşmüş. Yüzde 30'luk enflasyon tekli rakamlara düşmüş, milli gelir 230 milyar dolardan 748 milyar dolara kadar çıktı. Bu ülke her 100 liralık gelirinin 25 lirasını faize veriyordu, şimdi 7 lirasını faize veriyor. Asgari ücret 2002 sonunda 184 lira, 150 dolar, şimdi 577 lira, 380 dolar. Bütün devlet memurlarının gelirinde enflasyondan arındırılmış reel artış yüzde 26.4'tür. Manzara bu. Bunlar iyileşme mi kötüleşme mi? Arabalar yollara sığmıyor artık.

OBAMA'NIN SİYAHLIĞI GİBİ

CHP'nin başında şimdi hem Kürt hem de Alevi kimliği olan bir genel başkan var. Bu bölgedeki oylarınızı nasıl etkiler?


İnsanlar bu ülkede zannedildiği kadar tercihlerini etnik kökene göre kullanmıyor. Doğu'da, Güneydoğu'da birinci parti AK Parti. Tayyip Bey Kürt olmadığı halde birinci partidir.

Hem Kürt hem de Alevi olması dezavantaj mı?

Aleyhinde bir unsur olarak kullanılması ırkçılıktır, mezhepçilik yapmaktır. Bunu da elimin tersi ile kenara iterim. Sayın Kılıçdaroğlu'nun politikalarına bakarım, etnik kökenine bakmam. Obama'nın siyahlığı ABD için ne kadar problem değilse Sayın Kılıçdaroğlu'nun Kürtlüğü ve Aleviliği de bizim için problem değildir ve olmamalıdır. Mühim olan Sayın Kılıçdaroğlu'nun politikaları, eylemleri ve söylemleridir. Halkımız da buna göre tercihini yapacaktır.

YAFTAYA CEVAP

Candaş, yoldaş, yandaş medya tartışması yaşanıyor.


Başbakan'ın sözü, yandaş yaftasına verilmiş bir cevaptır. CHP kurultayına gidip, orada sandalyelerin üzerine çıkıp alkışlayacaksınız... Eğer solculuk adına bu yapılıyorsa, eskiden solcular birbirlerine yoldaş derlerdi, o zaman yoldaş medya oluyor.

Medyanın bir bölümünü "Candaş" olarak nitelendirmek bir ayrımcılık olarak algılandı?

Asla. Başbakan'a bu ithamda bulunmak hem ayıp hem de iftiradır. (Bugün)

SN. ÇELİK ELLERİNDE HİÇ BİR ŞEY BIRAKMADI !
 // VATANDAŞ
İşte siyasetçi buna denir konuşmaları makul doğru ve elle tutulur gözle görülenlerdendir, bunların kurmay takımı hep böyle konuşmaları anlaşılır ve ispatlı şahitli vatandaşın aklına ve istikbaline, realitesine hitap ediyor. Öbürleri geliyor saman alevi gibi üfürüp iftira ile bağırmakla iple kasketle gömlekle Askerleri şehit ettirmekle uğraşıp duruyorlar. Bunlar ve bunların zihniyetiyle bu ülke kurtulmaz AK Parti ile durmak yok yola devam....
31 Mayıs 2010 09:27
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler