YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çanakkele'nin bir başka yüzü
Tarihe altın harflerle yazılan Çanakkale mücadelesinin bir başka yüzü...
Çanakkele'nin bir başka yüzü
14 Mart 2012 / 14:23 Güncelleme: 14 Mart 2012 / 14:33

Tarihin gördüğü en kanlı savaşlardan biri olan ve binlerce Mehmetçiğin, vatanı uğruna canını feda ettiği Çanakkale Savaşları sırasında, düşman telaş içerisinde Boğaz'dan geçmeye çalışırken, İngiliz zırhlısı Majestik'in batırılışından bir gün sonra Türk askerleri, 3. Tümen'in mızıkası eşliğinde moral bulmuş.

Çanakkale Savaşları sırasında 16. Kolordu Kurmay Başkanı olan ve Atatürk'ün Conkbayırı'nda siperdeki ünlü fotoğrafı dahil olmak üzere, savaşın birçok bölgesinde fotoğraf çeken Kurmay Binbaşı Haydar Mehmet Alganer, muharebenin en zor zamanlarının yaşandığı 4 Mayıs ile 16 Ekim 1915 tarihleri arasındaki 5,5 aylık dönemde yazdığı günlüğünde, pek çok ayrıntıyı paylaşıyor.

Kara, deniz ve hava harekatlarını en ince detaylarıyla tasvir eden Alganer, yenilen yemeklerden posta hizmetlerine kadar harp şartlarını detaylı olarak anlattığı günlüğünde, Mehmetçiğin fedakarlıklarını gözler önüne önüne seriyor.

Varisleri tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağışlanan ve günümüz Türkçesine çevrilerek ''Çanakkale Kara Savaşları Günlüğü'' adıyla kitap olarak yayımlanan günlüğünde Alganer, 9 Mayısta yaşananları, şöyle aktarıyor:

''Komutan, teftişe gitmişti. Karargahta yapayalnız kaldım. Biraz Topuz'la dolaştım. Seddülbahir bölgesinde durumun iyi gittiği haberleri geliyordu. Cenab-ı Hakk hayırlı eyleye. Odaya bir kurmay subay arkadaşım daha geldi. Demek artık odada yalnız değilim. Bakalım... İntepe'nin, bu sabah daha şiddetli top ateşine maruz kaldığı anlaşılıyordu. Dün düşen uçak bombası, çitlik civarında 3'ncü Tümen cephane kolundan 9 şehit, 4 yaralı bıraktırmış. Karargahta uçağı görebilecek şekilde bir manga düzenledik. Akşamları muharebe birliği yönünden şimşek çakar gibi bazen şarapnel ateşleri görülüyor.''


-''Savaşın kanlı günleri arasında müzik dinlemek''-


Bir gün sonrasında günlüğüne, ''Uyku biraz sıkıntılı geçti ve birçok rüya gördüm. Dün gece Karaazmak'ta bir düşman askeri karaya çıkıp devriye askerini yaralamış, sonra sandalla kaçmış. Düşman sanki İntepe'yi ve sahilleri bombardıman etmeyi alışkanlık haline getirdi. Öğleye doğru durum sakinleşiyordu. Bu oldukça tuhaf'' şeklinde not alan Alganer, anlatımına şöyle devam ediyor:

''Bizim topçular dün akşam İntepe'de bir motordan çıkıp karaya doğru gelen bir deniz subayına yanlışlıkla ateş etmişler. Meğer bu subay bizdenmiş ve göreve giderken düşman torpidoları tarafından takip edilmiş, o da İntepe'ye kaçmak zorunda kalmış. Düşman İntepe ve Kumkale Boğaz kesimindeki sahile işaretler koyuyormuş. Büyük ihtimalle, düşmanın bir planı var. 3'üncü Tümen'den gelen mızıka, akşam üzeri kulaklarımızı biraz rahatlattı. Savaşın kanlı günleri arasında müzik dinlemek, insanda ne garip hisler uyandırıyor. Acaba gönlümüze dolan bu ezgileri, gönül rahatlığıyla ve özgürce dinlemek kısmet olacak mı  Bu akşam sofraya yabancı biriyle oturuldu.''


-''Bir gürültü işittim. 'İnşallah bir düşman savaş gemisinin batışıdır' dedim''-


27 Mayıs 1915 günü Majestik'in batırılışını Alganer, ''Sabaha karşı oldukça müthiş bir gürültü işittim. 'İnşallah bu da bir düşman savaş gemisinin batışıdır' dedim ve dediğim gibi de oldu. Hem de Majestik. Cenab-ı Hakk'a çok şükür. Cenab-ı Allah yüzümüzü güldürecek'' şeklinde anlatıyor.

Günlüklerinde savaş sırasında yaşananları günlüğüne yansıtan Alganer, Majestik'in batırılışından bir gün sonra, 3. Tümen mızıkasının karargaha gelişini ise şöyle aktarıyor:

''Karargahın Gelibolu civarına nakli tekrar gündeme geldi. 1. Kolordu karargahında bekliyoruz. Bununla beraber hazırlık var. 'Agamemnon da yaralandı' diyorlar, ama inşallah doğrudur. Hele şükür, Nalbantbaşı Musa Kazım Efendi gelebildi. Atlarımı ona nallattım. Çok iyi nalladı, bahşişini de verdim. Buna memnun oldum doğrusu, çünkü nal önemli bir şey. Karargahımıza 3. Tümen'in mızıkası geldi ve çok hoş şarkılar çaldı. Birçok fotoğraf çektirdik.

Karargahın harekete hazırlanması emredildi ve hazırlandık. Fakat hareket ne şekilde, nereye, ne zaman  Bunların hiçbiri belli değil. Birinci Kolordu Komutanlığı kurmayları geldi. Ben de hareketimizle ilgili bilgiler aldım. Bizler Çanakkale'ye gidip yarın akşam vapuruyla Gelibolu'ya geçeceğiz. Komutan da sonradan şereflendirecekler.''

İngiltere Savunma Bakanlığı 18 Mart 1915'te Boğaz'ı geçme kararı almıştı. Daha önce dökülen mayınlara ilave olarak, Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar ve kara topçusunun saldırıları karşısında birçok gemisi batan ve ağır yara alan düşman, bu tarihte Boğaz'ı denizden geçemeyeceğini anlamıştı. 25 Nisan'da karaya çıkarma yapan ve bu yolla İstanbul'a ulaşmayı deneyen düşman, Türk askerinin dünyada emsali görülmemiş kahramanlığı karşısında çok büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. Türk askeri, kutsal vatan topraklarını adeta kanıyla sulamış ve tarihe altın harflerle ''Çanakkale Geçilmez'' diye yazdırmıştı.


-Savaş sırasında denize girip, fotoğraf çektirdi-


Öte yandan; Alganer, günlüğünde 11 Temmuz 1915 günü Ece Limanı'na hareket ettiklerini ve burada Yüzbaşı Kadri ile denize girdiklerini de aktarıyor. Alganer, Ece Limanı'nda güzel hazırlıkların yapıldığını ve denize girmek için güzel bir yer hazırlandığını belirterek, ''Önce denize girdik, ardından da fotoğraf çektirdik'' ifadelerini kullanıyor.

Denizin güzel ve havanın da serin olduğunu kaydeden Alganer'in satırları şöyle devam ediyor:

''Biraz temizlendim. Sonra yemek yedim. Bu da çok güzel. Denize girdiğimiz yerde biraz uzandık, ama uyuyamadık. Saat 17.00'den sonra hareket ettik. Koca Osmanlı kahramanı, buranın fatihi Ece Bey'i ziyaret ettik. Deniz kenarında küçük bir türbe. Sözde, buraya Goliath ateş etmiş. Bir iki yer delmiş, sonra da sulara batmış. Özetle, dün bizim için en güzel gezinti yerlerinden biri olan şu sahnenin bir gün de kanlı sahnelere dahil olabileceği hatıra gelir miydi hiç! Akşama doğru dönerken yine düşman zırhlısı balonla Hayaltepe'ye ateş ediyordu. Bugünlerde düşman 19'uncu Tümen cephesinde siperlerimizi yakıyordu ve lağım açıyordu. Ama önemli bir zayiat yok, hamdolsun.''


-Haydar Mehmet Alganer kimdir -


İstanbul'da 2 Nisan 1880'de doğan Haydar Mehmet Alganer'in annesi, Sultan Abdülaziz'in Fransızca tercümanı ve edebiyatçı Tahir Ömerzade Halis Efendi'nin kızı Saadet Hanım, babası ise Bursa Işıklar Askeri Lisesi'nin kurucusu Cihangirli Mehmet Reşit Paşa'dır. Bursa Işıklar Askeri Lisesi'nde askerlik yaşamına ilk adımını atan ve 1316-5 sicil numarasıyla 1898 yılında teğmen olarak göreve başlayan Alganer, aynı zamanda Atatürk'ün de okul arkadaşıydı.

Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle 4 Ocak 1903'te Harp Akademisinden mezun olan Alganer, 20 Ocak 1903'te 3'ncü Ordu'ya tayin edildi. 1906'da ''Gümüş Liyakat Madalyası'' ve ''Beşinci Rütbeden Mecidi Nişanı'' ile ödüllendirildi. Çeşitli görevlerde bulunan ve harekatlara katılan Alganer, 28 Nisan 1915'te Arıburnu'ndaki 16'ncı Kolordu Kurmay Başkanlığı 1'nci Şube Müdürlüğü'ne tayin olduktan sonra, 15 Ağustos'ta 1'nci Kolordu Kurmay Başkanı sıfatıyla, Kumkale civarındaki Asya Grubunda görev aldı.

Süvari Kurmay Albay rütbesindeyken bir terfi anlaşmazlığı nedeniyle ordudan istifa etti, emekliliği ise 30 Nisan 1924 tarihli kararnameyle onaylandı. İlk Türkiye konsolosu olarak Atatürk'ün emriyle 1924-1925'te Almanya'nın Münih kentinde bulundu, bir yıl sonra yurda döndü. 1926'da Alpullu Şeker Fabrikası'nı kurdu, 1936-1939 yıllarında Türkiye Şeker Şirketi'nin temsilcisi olarak Almanya Hamburg'da bulundu, ancak 2. Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle yurda tekrar döndü.

Son yıllarında, Cumhuriyet dönemi ilk Ticaret Bakanlarından olan eniştesi Şakir Kesebir ile İstanbul Tuzla Porselen Fabrikası'nı kuran Alganer, vefatına kadar bu kuruluşun yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı.

3 çocuk babası olan Alganer, 10 Mayıs 1966'da, İstanbul'da kanser hastalığı nedeniyle vefat etti. AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler