YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bütün şerlerin kaynağı Esed rejimidir!
Bütün şerlerin kaynağı Esed rejimidir!
10 Ocak 2014 19:38
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Suriye'de söz konusu olan şerlerin kaynağı Esed rejimidir" dedi.

Suriye Halkının Dostları Toplantısı'na katılmak üzere Paris'e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye politikasında bir değişiklik olup olmadığı ve "ehvenişer" ifadesine ilişkin soru üzerine, şunları söyledi:

"Gazeteleri okuyunca hayretler içinde kaldım. Basın mensuplarımızın konteksi görerek değerlendirmelerde bulunmasında fayda görüyorum. Benim dediğim şudur: Bazı çevreler, El-Kaide terör örgütünün yaptığı terör ve şiddeti bahane göstererek, Esed'i ehvenişer gibi göstermeye çalışıyorlar. 'Ben ehvenişer olarak görüyorum' demedim. Öyle bir uluslararası kampanya yürütülüyor ki, El-Kaide terörü, yani ölümü gösterip sıtmaya razı etmek gibi, El-Kaide terörü gündemde tutularak ve bu öne çıkartılarak, Esed rejimi ehvenişer gibi gösterilmeye çalışılıyor. Halbuki dedim, 'Esed rejimiyle El-Kaide şu ana kadar karşılıklı olarak çatışmadı.

Özgür Suriye Ordusu bir taraftan rejim, bir taraftan El-Kaide türü gruplarla çatışıyor. El-Kaide'nin mevcudiyeti rejime meşruiyet alanı oluşturuyor, rejimin baskıları da El-Kaideye'ye alan oluşturuyor. Böylece birbirlerinden istifade ediyorlar, birbirlerini destekliyorlar.' Buradan benim ehvenişer olarak gördüğüm kanaatini çıkarmak nasıl mümkün oluyor, mümkün değil."

Bakan Davutoğlu, "Muhtemeldir ki bu, twit tekniğinde karakter sayıları sınırlı olduğu için belli bir karakterle bir haber geçtiğinde, önü ve arkası olmadan sonuç çıkartılıyor, doğru değil. Bugün Suriye'de söz konusu olan şerlerin kaynağı Esed rejimidir. Suriye halkı için şerlerin en büyüğü de Esed rejimidir, ortaya çıkan şerlerin, kötülüklerin kaynağı da Esed rejimidir" diye konuştu.

"Suriye rejiminin işlediği insanlık suçları devam ediyor"

Cenevre-2 hazırlıklarının sürdüğünü ve bu kapsamda son 10 gündür yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini belirten Davutoğlu, Paris'te Suriye konusunda devrede olan bölge ülkelerinin temsilcileriyle bir toplantı gerçekleştireceklerini kaydetti.

Davutoğlu, varil bombalarıyla yapılan saldırıların neredeyse aralıksız bir aydır sürdüğünü ve bu bombaların bir savaş suçu olarak görülen bombalar olduğunu belirtirken, " Suriye rejiminin işlediği insanlık suçları devam ediyor. Ayrıca Yermük kampından12-15 civarında Suriyeli açlık nedeniyle öldü. Diğer kuşatılmış birçok bölgede de bu açlık tehlikesi devam ediyor.Suriye halkı aç bırakılarak bir şekilde etnik kıyım yapılıyor" dedi.

Toplantıda iki ana başlık olduğunu ve birinci başlığın rejimin söz konusu saldırıları karşısında atılacak adımlar olduğunu kaydeden Davutoğlu, saldırıların durdurulması ve gerekli bölgelere insani yardımın gönderilmesi konusunda birlikte neler yapılabileceğini konuşacaklarını ifade etti. Davutoğlu, toplantıda ele alınacak ikinci konunun ise Cenevre-2'ye giden süreçte ortak olarak neler yapılabileceği olduğunu belirtti.

Cenevre-2'ye iyi niyetli tüm tarafların gelmesini ümit ettiğini kaydeden Davutoğlu, Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Ahmet el Carba'nın 12 Ocak'taki toplantıya katılacağını söyledi. Davutoğlu, "Umarız Cenevre-2'ye giden süreçte Suriye rejimi sürdürmekte olduğu insanlık dışı suçlara son verir, iyi niyetini ortaya koyar ve Suriye halkının üç senedir çekmekte olduğu acıları dindirecek bir irade oluşur. Bu konuda biz Türkiye olarak elimizden gelen her çalışmayı yaptık, yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz" dedi.

Davutoğlu ayrıca, Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle, basın mensuplarını kutlarken, "inşallah hep güzel haberler verirsiniz" temennisinde bulundu.

HSYK düzenlemesi

Davutoğlu, HSYK'daki düzenlemelere ilişkin AB'den gelen tepkiler hakkındaki düşüncesinin sorulması üzerine, doğrudan bir eleştiri ya da açıklama olmadığını söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Son dönemdeki tüm düzenlemelerde yapılmak istenen, son dönemde yargı ile yürütme arasındaki ilişkilerdeki flu alandan istifade ederek kendilerince insan haklarına da aykırı, hukuk yöntemine de aykırı bazı uygulamalar içine giren bazı çevrelere karşı bu sınırların, alanların daha belirgin biçimde ortaya konulması için yapılan düzenlemelerdir. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, evrensel hukuk kurallarına riayet eder, evrensel insan hakları konusunda da tutumu bellidir. Özellikle dinlemeler konusunda ne kadar çok insan hakları ihlali yapıldığı yıllarca gündemimizdeydi ve son gelişmeler de bunu çok açık bir şekilde ortaya çıkarmıştır."

AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler