YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bülent Arınç'tan İHH açıklaması
Bülent Arınç'tan İHH açıklaması
15 Ocak 2014 16:00
Bülent Arınç: 'İHH’nın El Kaide bağlantılı bir eylemde bulunduğu veya birlikte hareket ettikleri şeklindeki itham ve suçlamanın yanlış olduğunu düşünüyorum' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “İHH legal bir kuruluştur. Bugüne kadar kanun dışı hiçbir faaliyeti olmamıştır ve insani amaçlarla, barışçı amaçlarla bu güne kadar çalışmalarını yürütmüştür. Ancak bunun dışında herhangi itham ve suçlama varsa şüphesiz bununla ilgili bilgi ve belgelerin de ortaya konması gerekir” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ekonomi Bakanlığı Uğur Ercan Toplantı Salonu’nda düzenlenen Türkiye-Vietnam Karma Ekonomik ve Ticaret Komitesi 5. Dönem toplantısına katıldı. Vietnam Sanayi ve Ticaret Bakanı Vu Huy Hoang’ın da katıldığı toplantı sonunda basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Arınç, Alman Kablo Televizyon şirketinin TRT’yi kablodan çıkardığı şeklindeki haberler ile ilgili soruya, “Böyle bir haber var. Yalnız haber kısmen doğru değildir. TRT’nin bazı kanalları hem uydudan izlenebiliyor hem de kablolu yayın yapan bazı şirketlerden yayınlanabiliyor. Bu şirketlerden bir tanesi daha önce ücretsiz olarak yayınlara izin veriyorken, daha sonra iki şirket arasında ücret ödenmesi konusunda bir ihtilaf çıktı. İstenen ücretin çok yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Basında Hamburg’daki olaylar sebebiyle kablolu yayından çıkarıldığı iddiası vardır. Bu eğer şu açıdan söyleniyorsa biz bununla iftihar duyarız. Hamburg’da yaşanan bir ayrımcı olay var. Bu olayın üzerine Alman medyası gitmiyor olabilir. Ama biz habercilik anlayışını doğru ve objektif olarak yapmak istiyoruz. Hamburg’da yaşanan ve kimsenin tasvip etmediği olayların bir şekilde sadece Türkiye’ye değil, bütün dünyaya duyurulması lazım. TRT bu görevini fazlasıyla yerine getiriyor” yanıtını verdi.

Arınç, “HSYK kurumunun yapısının değiştirilmesi ile ilgili girişimler var. Aynı zamanda bu tartışma doğrultusunda bu yeni yapının RTÜK benzeri bir yapı olabileceği konusunda değerlendirmeler yapılıyor. Yargı bağımsızlığı açısından sizce bu model uygun mudur?” sorusu üzerine şunları söyledi:

“Başbakan’ın dünkü konuşmasında da söylediğiniz konu geçti ama işi bağlamından çıkartmamak lazım. HSYK ile ilgili kanunda bir değişiklik yapılmak isteniyor ve benim Bakanlar Kurulu sonrasında yaptığım konuşmada da ifade ettiğim şekliyle çalışma sürüyor. Bildiğim kadarıyla yarısını geçtiler. 30 maddenin üzerine çıktı. Bu devam edeceği anlamındadır.

Ancak bu sırada Cumhurbaşkanımız girişimleri ile muhalefet liderleri ve Başbakanımız ayrı ayrı görüşme yaptılar. Başbakanımız da bu görüşmelerle ilgili olarak dün grup toplantısında, ‘Eğer bir anayasa değişikliği söz konusu olursa bunun önceliği vardır. Eğer bir anlaşma süratle yapılacak olursa bir metin üzerinde bunu durdururuz, Genel Kurul’a indirmeyiz’ demişti. Durdurmakla teklifi geri çekmek arasında çok büyük fark var. Dolayısıyla bazı haber sitelerinde benim geri çekilmeyecektir şeklindeki sözlerimin tekrar Başbakan tarafından tekzip edildiği söyleniyor.

Mesele durmadığı gibi çekilmemiştir de. Ancak şüphesiz partiler üzerinde anlaşmaya varabileceği bir anayasa maddesinin kabulü halinde bu değişiklikle ilgili kanun teklifinin de bir noktada geçersiz olabileceğini söyleyebiliriz. Ama bunun tek şartı şimdilik Milliyetçi Hareket Partisi hiçbir şekilde buna katılmayacağını ifade ettiyse, geri kalan 3 parti arasında süratle bir anayasa değişikliği yapılıp yapılmayacağı noktasındadır. Herhalde hafta sonuna kadar bunun ne olacağını göreceğiz. Hafta sonuna kadar da zaten bu değişiklik teklifi Adalet Komisyonu’ndan da geçmiş olur. Bekler. Öbürü sonuçsuz kalırsa bu devreye girer.

Öbüründen sonuç alınacak olursa bu devreden çıkar. Anayasa değişikliği devreye girer. Bildiğiniz gibi Sayıştay seçimlerini üye seçimlerinde Meclisimiz yapıyor. Başka seçimlerden de Meclisimizin yaptıkları var. Bunların içerisinde Radyo Televizyon Üst Kurulu da, anayasa gereğince siyasi partilerin Meclis’teki oy oranlarına göre kendilerine tanınan kontenjanlar üzerinde bir seçim hakkı var. Bu seçilen kişiler Cumhuriyet Halk Partili RTÜK üyesi, AK Partili RTÜK üyesi, MHP’li RTÜK üyesi olarak anılsa bile bu yanlıştır. Aslında o partilerin kontenjanlarından seçilen üyelerdir bunlar. Ancak kamuoyunda ve medyada yazılırken AK Partili üye, CHP’li üye olarak yazılıyor ki fevkalade yanlıştır.

Eğer bu yanlışlık belleklerden giderilemezse Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin seçeceği üyelerin HSYK’ya AK Partili üye, CHP’li üye olarak tanıtılması yanlış olur. Ancak partilerin kontenjanlarını tarafsız, HSYK ile ilgili alanlardan seçilebilecek üyeler olarak anlamamız ve bunu büyük harflerle yazmamız gerekiyor. Ama farklı seçeneklere de Başbakan açık olduğunu ifade etmiştir. Bu çabaları grup başkanvekillerinin yapacağı belki de anayasa hukukçularının da içinde bulunacağı çalışmanın sonunda görmemiz lazım.”

“Komutanların Yüce Divan’da yargılanması konusunda yapılan çalışmayla alakalı olarak siz daha önce bunun geriye dönük olmayacağını söylemiştiniz. Dün de İsmet Yılmaz bu konuyu hukukçuların inceleyeceğini söyledi. Bu yönde bir çalışma var mı?” sorusu üzerine ise Arınç, “Bu aslında gecikmiş bir kanun teklifidir. Çünkü 12 Eylül 2010 referandumunda alınan kararla sanırım 148. Madde de belli görevlerde bulunan insanların Yüce Divan’da yargılanabileceğinin yolu açılmıştır. Bu sadece kuvvet komutanları için değil, belli üst görevlerde bulunmuş kişiler için de geçerlidir. Bugün bunun gündeme geliyor olmasının zamanlama açısından manidar olduğunu kimse düşünmesin. İlker Başbuğ ile ilgili yargılama söz konusu edilerek bu soru soruluyorsa, kendisinin yargılanması sırasında da bu iddia ortaya atıldı.

Yani anayasada kabul edilen bu değişiklikle İlker Başbuğ’un bugünkü mahkemelerde mi yoksa Yüce Divan’da mı yargılanması gerektiği. Ancak buna sivil mahkemelerde yargılanması gerekir diye karar verildi. Bunun da sebebi şuydu; İlker Başbuğ’a yüklenen suçlar görevleriyle ilgili suçlar cümlesinden değildir. Mesela darbe yapmak, hükümeti etkisiz hale getirmek, seçilmiş hükümetleri görev yapamaz hale getirmek bir görev suçu değil, bir sivil suçtur diye kabul edilmişti. Dolayısıyla o günkü kabul bugün yapacağımız kanun değişikliği karşısında, yani bugün yapacağımız kanun değişikliğinin o günkü yargının kabulü karşısında bir anlam ifade etmeyeceğini ben şahsen söyleyebilirim. Milli Savunma Bakanımız hukukçular arasında tartışmalı demiş. Neresi tartışılıyor, kanun çıktığı zaman bunu görürüz. Yargının veya yargının en üst kurumunun farklı bir karar vermesi halinde şüphesiz gelişmeleri hep beraber görürüz” dedi.

Bir başka gazetecinin, “El Kaide operasyonu birkaç gün önce başladı. Bu bağlamda İnsani Yardım Vakfı’nın Kilis’teki deposunda da arama yapıldı. Bu operasyonun ve bir insani yardım kuruluşunun deposunda El Kaide bağlantılı bir arama yapılmasını nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu üzerine ise Arınç şöyle cevap verdi:

“Çok ilginç buluyorum. Çünkü İHH (İnsani Yardım Örgütü) legal bir kuruluştur. Bugüne kadar kanun dışı hiçbir faaliyeti olmamıştır ve insani amaçlarla, barışçı amaçlarla bu güne kadar çalışmalarını yürütmüştür. Ancak bunun dışında herhangi itham ve suçlama varsa şüphesiz bununla ilgili bilgi ve belgelerinde ortaya konması gerekir. Adı El Kaide olsun veya bir başka kuruluş olsun, Türkiye bunlarla ilgili mücadelesini geçmişten bu yana sürdürür. Bizim bunlara destek olmamız bir tarafa, bunlarla her zaman mücadele etmiş bir hükümetiz.

Çünkü bu örgütlerin yapısını, faaliyet alanlarını ve bu güne kadarki eylemlerini en iyi bilen, bunlardan en çok zararı görmüş olan ülkeyiz. Çevremizde olan bitenler de bunu gösteriyor. İHH’nın El Kaide bağlantılı bir eylemde bulunduğu veya birlikte hareket ettikleri şeklindeki itham ve suçlamanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Ancak buna rağmen eldeki bilgi ve belgelerle bir soruşturma yapılacaksa bunun şüphesiz hukuki usuller çerçevesinde yapılması gerekir. Yoksa kamuoyunda İHH’nın bu örgütle iş birliği yaptığı şeklindeki bir algıya yol açabilecek bir çabayı diyelim ki Van’da başlamışsa Kilis’e kadar uzanmayı ve dün açıklamada yaptılar. Pek çok yanlışlığın arka arkaya sıralanması işin içinde bir yanlışlık olduğunu şahsen bana düşündürüyor.”

 

İHA

haramilik
 // bekir
İHH YA CAN KURBAN AMMA Herkes her şeyi konuşuyor ama kimse rüşvetin belgelerinden konuşmuyor.Ne garip dünya insanlar olanı değil herkes komplocu olmuş vesselam...
15 Ocak 2014 Çarşamba 18:54
17:04
 // Mstf
Türk halkına,ekonomisine,birligine, beraberligine operasyan yapıp bitirmeyi planlayanlar bilsinlerki onlar ancak kendilerini bitirdiler....
15 Ocak 2014 17:04
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler