YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bugün 1 Kasım... Sokaklarda ne olacak?
Sivil Düşünce'de, sokak eylemlerinin muhtemel sonucu, Kobani'de değişecek olan dengeler, MGK kararlarının ne anlam ifade ettiği ve dahası gündeme dair önemli birçok konu tartışıldı.
Bugün 1 Kasım... Sokaklarda ne olacak?
01 Kasım 2014 / 02:39 Güncelleme: 01 Kasım 2014 / 10:58

Kanal A'da yayınlanan ve Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan'ın sunduğu, daimi konuklar Gazeteci Yazar Orhan Miroğlu, Gazeteci Yazar Celal Kazdağlı ve Gazeteci Yazar Tamer Korkmaz'ın katılımıyla gerçekleşen 'Sivil Düşünce' programında bu hafta gündeme dair önemli noktalar konuşuldu.

Kobani'de değişecek dengelere dikkat çeken ve  IŞİD-PYD arasındaki mücadele ÖSO ve Peşmerge girmesinden sonra nasıl etkileneceği sorusunu soran Alper Tan şöyle konuştu:

Birkaç haftadır Peşmerge ve Özgür Suriye Ordusu'nun, Kobani'de IŞİD-PYD çarpışmasına girmesi gerektiğine dair tartışmalar vardı. Son olarak iki gün önce Peşmergeler geldi, dün de sınırdan geçtiler. Zaten ÖSO'nun 500 küsur savaşçısının Kobani'ye geldiği haber gelmişti. Peşmerge ve ÖSO'nun savaşa girmesiyle Kobani'deki savaş nasıl bir hal alacak? Dengeler nasıl değişecek?

Salih Müslim'in Erdoğan'a 'Karışma' dediği mantık, ABD ve diğer uluslararası güçler karışsın ama Türkiye karışmasın mantığı. Bu nasıl bir ilişki?

Türkiye'nin karışmamasını istedikleri konu, 1 buçuk mülteci Türkiye'nin içerisinde, 200 bin de Kobani'den gelen Türkiye'ye sığındı.

Türkiye'ye karışma diyorlar

2 milyon insanın kahrını çeksinler ama sınırımızda olup bitene karışmasın. Amerika dünyanın öbür ucundan gelip karışabilir.

Salih Müslim, 'Türkiye'den emir alacak değiliz' diyor. Taraf bunu manşet yapıyor. Ama Amerika'yı alabilirler hiç sorun yok.

Şam, PYD'ye silah verdiğini açıkladı.

Tüm bu ipuçlarından şuraya geliyoruz. Bölgede uluslararası güçler Kürt Devleti kursun, kendi kafalarına göre yönetsinler. Türkiye karışmasın dedikleri nokta bu.

Türkiye bölgede Kürt Devleti kurulmasında kırmızı çizgileri olan devletin adıdır. Türkiye buna müsaade etmeyecektir.

Amerika IŞİD'e saldırının Esad'a yaradığını söyledi

Burada ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel'ın son açıklamasını hatırlatalım. Kendisine; "Suriye'de ABD ve koalisyon güçlerinin saldırıları nedeniyle Esad şimdi daha iyi bir konumda değil mi?" diye soruluyor. O da şu şekilde cevap veriyor; "Evet, Esad bundan tabi ki yararlanıyor. Ancak burada dünyanın bu kesiminde istikrar ve güvenliği sağlamak için de gerekeni yapmada etkili olduğunu düşündüğümüz uzun vadeli bir stratejiden bahsediyoruz."

Yani bu IŞİD'e saldırının Şam'a yaradığını da Amerikan Savunma Bakanı ilk ağızdan söyledi.

"Çözüm süreci bağlamında Türkiye'yi zayıflatan farklı bir strateji uygulanıyor"

Askeri olarak PYD'nin güçleneceğine dikkat çeken Orhan Miroğlu ise şunları söyledi:

Askeri olarak PYD biraz daha güçlenecek. Sayıdan ziyade oraya sokulmak istenen silahtı. Peşmerge sayısının fazla olmasını istemiyordu. Şimdi Kürt toplumunda dezenformasyon gibi bir algı var. "Bakmayın siz Peşmergeler geçiyor ama bu aslında Türkiye'nin istediği bir şey değil. Amerika'nın zoru ile olan bir şey" diye bir algı var.

Öyle ki o Peşmergeler geçerken Türkiye'nin siyasi liderleri için değil de 'Yaşasın Obama' sloganları atıyorlar.

Ben Ak Parti'ye oy veren Kürtlerin de çıkıp uğurlamalara katıldıklarını düşünüyorum. Burada şaşırtıcı olan, tam da Kürt ulusal birliğinin çok konuşulduğu ve fiili olarak da bu ulusal birliğin geçiş alanı olduğu, Skyes Picot Anlaşması açıldı filan diyorlar.

Çözüm süreci bağlamında Türkiye'yi zayıflatan farklı bir strateji uygulanıyor.

Yine insanlar ölürse HDP ne hesap verecek?

Alper Tan, HDP'nin 1 Kasım çağrısı ile ilgili olarak şöyle konuştu:

Habur'dan giren Peşmergeler alkışlarla karşılandı. Peşmerge'nin girişi ile onları karşılayan halkın zihniyetine baktığımızda PKK'lılar, HDP'liler değildi. Aksine onlara mesafeli duran Kürtlerdi. PKK zaten istenmiyor. HDP'li de istenmiyordu. Bunu keşfetmemiz lazım.

Gelen Peşmerge'yi karşılarken 'Biji Obama' diye söyleyen kişilerinse iki üç kişilik bir grup olduğu söylendi. Bunun cemaat tarafından organize edilen provokatif bir çıkış olduğu söyleniyor.

Gelelim 1 Kasım meselesine... Yarın 1 Kasım. 6-7-8 Ekim'de büyük bir provokasyon oldu. 50'ye yakın insan bu provokasyonlarda, bu terör olaylarında hayatını kaybetti. Bunun en önemli nedeni HDP'nin yönetimi. Aynı HDP, olayların üzerinden daha bir ay geçmeden insanları yeniden Kobani bahanesi ile sokaklara davet ediyorlar. Ne yapmaya çalışıyorlar?

Bu ikinci çağrı anlam verilemeyen bir çağrı. Dünya ile Kobani birlikte olsun, destek olsun adı altında bir algı ortaya koyup, dünyanın Kobani'yi desteklediğini icat etmeye çalışıyorlar galiba. Ama 6-7 Ekim'deki gibi şiddetli bir vandalizm olacağını sanmıyorum.

'Sokağa çıkın ama şiddet olaylarına müracaat etmeyin' gibi bir uyarıda da bulunmuyorlar.

Kobani'de liderlik savaşı olacak

Ben bölgede yaşayan insanların destek vereceklerini, büyük bir kalabalık toplayacaklarını da sanmıyorum. O yüzden kitlesel miting yapmadılar. 30-35 yerde protesto edilmesi onlar için daha çok anlam ifade ediyor olabilir.

Bundan sonra Kobani'de büyük bir tartışma yaşanacaktır. Kobani'de lider kim olacaktır? PYD var,ÖSO, peşmerge var. Buradaki mücadelenin lideri kim olacak?

Bir şehir savaşında çok kişiye gerek yok. Birbirlerini vururlar. Türkiye'nin yapmaya çalıştığı şey buradaki liderliği PYD'nin elinden alıp, geniş bir koalisyon oluşturmaya çalışmak. Yapılacak eylemlerle bunun önünü kesmeye çalışıyorlar. Asıl iş PYD'yi engellemek.

HDP bunun altından nasıl kalkacak?

Diyelim Allah korusun direk PKK'lılar yine 6-7 Ekim'deki gibi insanlara zarar verirlerse ya da grupların arasına sızan provokatörler aynı şeyi yaparlarsa HDP bunun altından nasıl kalkacak, ne hesap verecek?

Muhtemelen halkın tepkisini çok fazla üzerine çeker ve bu kendi aleyhine döner. Aralarına girecek olan başka provokatif unsurlar olur, gerek başka ülkelerin istihbarat unsurları olsun ya da onların harekete geçirebildiği destekçileri olsun ya da paralel yapı mensupları olsun, onların bu tarz bir provokasyonu olabilir. Ama bu tür provokasyonlar devlet içerisinde örgütlenmiş yapı içerisinde karşılık bulmaz, destek vermez ise sınırlı kalır. Yaygın halde olamazlar.

MGK toplantısı ne anlam ifade ediyor?

10-15 sene önceki MGK toplantılarını hatırlayalım. Neyden bahsedilirdi? İç dış düşmandan bahsedilirdi, irtica vs. Bakın şimdi Afganistan'dan Yemen'den, Tunus'tan Ukrayna'ya kadar, Suriye'den Libya'ya kadar üç kıtayı kapsayan gelişmelerden bahsediliyor. Bununla ilgili on saati aşkın bir toplantı yapılıyor.

Bunun da Yeni Türkiye'nin nereden nereye geldiği noktasında önemli bir mesaj olduğunu düşünüyorum. İlgisinin nereden nereye genişlettiğini anlıyoruz. Başka buradan ne anlıyoruz?

Bölgedeki bütün olayların sahibi gibi duran bir Milli Güvenlik Kurulu var. Türkiye işin başında ve her alanla da ilgili. Her konuda da bilgi sahibi. Sadece konuşmuş olmak için konuşulmuyor. Her gelişme etraflıca değerlendiriliyor.

28 Şubat ile kıyaslayan Tamer Korkmaz ise; "28 Şubat'taki toplantının da süresini de geçtiğine göre, rekor var. En kısasını da biliyoruz. 19 Şubat 2001'de hemen ardından ekonomik kriz çıktı. 28 Şubat'taki bu MGK'yı öven bir paralel yapı var." dedi.

Zannediyorum dünkü MGK kararları için de aynı şeyleri düşünüyordur. Ben şimdi Yalçın Doğan'ın Pensilvanya'ya gidip dünkü yapılan MGK kararları ile ilgili hocamızın ne düşündüğünü sormasını bekliyorum.

Paralel yapı hukuka tecavüz etti

Böyle bir şey olsaydı zehir zemberek bir cevap gelirdi. Paralel medyada, 'Hukuk devletinde kırmızı kitap yok' diye bir başlık gördüm. Siz kırmızı kitabın yenilenmesinden rahatsız olabilirsiniz. Sizin eski kitapla sorununuz yoktu. Hukuka tecavüz eden sayısız uygulamaları var. Bunlar hukuktan bahsettiği an paniklemek lazım.

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

Hasbünallah
 // sadık
Hasbünallah ve nimel Vekil.....
01 Kasım 2014 Cumartesi 04:16
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler