YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bu kez türban kararını örnek gösterdi
Osman Can olay yaratacak açıklamalarına devam ediyor...
Bu kez türban kararını örnek gösterdi
15 Haziran 2010 / 08:33 Güncelleme: 15 Haziran 2010 / 08:39

Anayasa Mahkemesi (AYM) ayasa değişikliğine ilişkin davada vereceği olası bir iptal kararının yok sayılması gerektiği görüşüyle AYM’de kriz yaratan raportör Osman Can, tartışma yaratacak açıklamalarına devam ediyor.

Can, olası bir iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanmaması gerektiğini savunarak, “Kimsenin o kararın altına imza atmaması gerekiyor. AYM Başkanı ya da Başbakan, kim imza atarsa sorumluluğu ortaya çıkar” dedi. Türban kararının da Resmi Gazete’de yayımlanmaması gerektiği halde yayımlandığını söyleyen Can, AYM’nin kararının yok sayılması konusunda parlamentonun da iradesini göstermesi gerektiğini söyledi. Edinilen bilgiye göre, aynı zamanda Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı olan Can’ın açıklamalarına tepki gösteren AYM Başkanvekili Osman Paksüt olmak üzere bazı üyeler bu tepkilerini Başkan Haşim Kılıç’a ilettiler. Can’ın benzer görüşlerini 2 yıldır dile getirmesi nedeniyle sık sık AYM heyetinde tepki çektiği belirtilirken, Can’ı görevden alma yetkisi bulunan Kılıç’ın dün itibariyle Can’la görüşmediği öğrenildi. Can’ın yine tartışma yaratacak sözleri şöyle:

BAŞBAKAN’IN DA GÖREVİ: Anayasa’ya göre anayasa maddeleri bütün organlarını bağlar. Bütün maddeler bize hukuku gösteriyor. Hukuka saygı duymak Başbakanın ve parlamentonun görevidir. Mahkeme kararı herkesi bağlar ama mahkeme kararının karar olarak ortaya çıkması lazım. Anayasa, mahkemelerin Anayasa ve yasalara, hukuka uygun karar vermesinden söz eder. Anayasa’yı ihlal eden bir karara karar diyemezsiniz. Biz AYM’nin kararlarına karşı topyekün yok sayma, her durumda başvurulacak bir yok sayma olsun demiyoruz. Bunu hiçbir hukukçu söylemez. Yönetmeliklere aykırı karar veren yargı organı eleştirilebilir ama kararı yok hükmünde olmaz. Aynı şekilde yasaya aykırı kararda da bu söz konusu olmaz. Ama Anayasa son sözdür. ’Anayasa’yı değiştiremezsiniz’denildiğinde, üstelik Anayasa bunu demeyi açıkça kendisine yasakladıysa, burası sözün bittiği yerdir. Böyle bir karar ’Bu toplum 1982 darbe Anayasasına mahkumdur. Kimse bunu değiştiremez’demektir. Ama darbe Anayasası bile AYM’ye, bu işe karışamazsın, sonucu halk oyu belirler diyor. Sorunun kristalize olduğu yer burasıdır.

MECLİS’E ÇAĞRI: Bir organ kaynağını almadan bir yetkiyi kullanarak kaos yaratıyorsa, parlamentonun yanıt vermesi gerekiyor. Siyasi irade olarak ortaya çıkması lazım. Bir karar mı alır bilemem ama ’bizim çağrımız Anayasa’ya uyun çağrısıdır’demesi lazım. Muhatap kimse, bu muhatap Anayasa’ya uymak zorundadır. Anayasayı ihlal yoluyla yapılan bir suça geçerlilik kazandıramazsınız. Anayasadan kaynaklanan güce kullananan bütün erkler bu hukuksuzluğa engel olmak zorundadır.

TÜRBAN KARARI: Türban kararı aynı şekilde maluldür. Ama bu karara tepki verilmedi. Birkaç darbeci Meclis’in etrafını sarıp ’hükümet istifa etsin’dese ve hükümet istafe etse, darbecilere geçerlilik kazandırılmış olur. Türbanda da karşı bir tepki oluşmadığı için geçerlilik kazandı, çünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Ama bu karar emsal olmaz çünkü Anayasa’ya aykırı bir içtihat olamaz. Talat Aydemir örneği burada öne çıkıyor. Bu örneği vermeme ilişkin ’tehdit’gibi yorumlar yapılıyor. Oysa anlatmak istediğim şu; Aydemir’in iki darbe girişimi var. İlkinde oturup konuşuluyor, bir tür anlaşma oluyor. Ama ikincisinde karşı konuluyor.
(Vatan)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler