YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bu bizim namus borcumuzdur
"Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı" tanıtım toplantısında konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Bu olayın yüzde yüz aydınlatılması bizim namus borcumuzdur. Bir kardeşimize olan vazifemizdir" dedi..
Bu bizim namus borcumuzdur
25 Mayıs 2012 / 23:27 Güncelleme: 25 Mayıs 2012 / 23:37

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eski BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşamını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin, siyasi irade konusunda bir eksikliğin olmadığını belirterek, ''Bu olayın yüzde yüz aydınlatılması bizim namus borcumuzdur. Bir kardeşimize olan vazifemizdir'' dedi.

Arınç, Ankara Ticaret Odası'nda düzenlenen, ''Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı'' tanıtım toplantısında, Yazıcıoğlu'nun hayatını, idealini, düşüncelerini, fikirlerini ve siyasi hayatını, bundan sonraki nesillere ve günümüze aktaracağı için bu külliyatın çok faydalı olacağını ifade ederek, kitabın yazarı Hakkı Öznur ile yayıncısı Akçağ Kitapevi'ne teşekkür etti.

Ankara Hukuk Fakültesi'nde öğrenci olduğu yıllarda birkaç idealist arkadaşıyla ayda 12,5'er lira vererek Akçağ Kitapevi'ni kurduklarını anımsatan Arınç, söz konusu kitapevinin bundan 40 yıl önce önemli bir vazife yapmak üzere oluşturulduğunu vurguladı.

O dönemde, burs almadan önce ayda 100-120 liraya geçinmeye çalıştığını dile getiren Arınç, ''Demek ki bunun 12,5 lirasının bir kitapevine sermaye olarak verilmesi, Allah'ın lütfuyla, bereketiyle bugün böylesine güzel bir külliyatın basılmasına yol açmış'' diye konuştu.

Yazıcıoğlu ile geçmişte siyaset arkadaşlığı yapmadığını, 1980 öncesinde Milli Selamet Partisi'nin Manisa'da il başkanlığını görevinde bulunduğunu belirten Arınç, ''Siyasi düşüncelerimiz de farklıydı. Azami müştereklerimiz pek çoktu. Ama 'ülkücüler' denilen hareketin içinde olmamıştım ve o kavganın içerisinde, o idealin içerisinde yer almamıştım'' ifadesini kullandı.

Arınç, 1980 darbesi olduktan sonra Ankara'da Milli Selamet Davası'nda Necmettin Erbakan ve arkadaşlarının, İzmir'de ise Sıkıyönetim Mahkemesi'nde Ege Bölgesi'nden ülkücü 11 kişinin avukatlığını yaptığını anımsatarak, ''Onların idealine, mücadelesine inanmıştım. Onların gerçek bir vatansever olduklarını Manisa'daki mücadelelerinden görmüştüm. Avukatların saklandığı o dönemde 'Ben varım, davanızı savunmak istiyorum' demiştim. O arkadaşlar bana Muhsin Bey'i tanıttı'' dedi.

Arkadaşlarıyla Büyük Birlik Partisi'ni kurmasının ardından Yazıcıoğlu'na takdirinin bir kat daha arttığını ve büyük bir idealist olduğuna inandığını ifade eden Arınç, ''Bu cesareti, bu kararlılığı gösteren bir insanda mutlaka bir cevher vardı. Çünkü ben siyaseti çok iyi bildiğime inanıyorum. Bir kırık iskemle için gözyaşı döken, onu kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapan insanları biz örnek olarak önümüzde gördük'' diye konuştu.


-''Müslüman camiadan gelecek taleplerin kenarından teğet geçmedi''-


Yazıcıoğlu'nun, 28 Şubat sürecinde, hükümetin cesaretli ve dirayetli olmasını istediğini ancak bunun gerçekleşmediğini dile getiren Arınç, şöyle devam etti:

''İki şey çok önemlidir. Bir, 'Türkiye İran oluyor, olacak' diyenlere karşı onu reddeden veya 'Evet, İran olmasından korkuyorsanız, asıl Suriye olmasından korkalım' diye ortaya koyduğu bir cümleydi. Belki çok dikkati çekmedi. Bunu niçin söylediğini belki bazıları fark etmedi ama duyması, bilmesi gerekenler bunu duydu ve mesajı aldı. Bu, çok önemli bir sözdü. Bugün Suriye'de yaşanan olayların temelinde ne olduğunu, nasıl bir yönetimin halka ne büyük zulümler yaptığını, azınlığın çoğunluğa hangi silahlarla tahakküm ettiğini o zaman, o küçük cümlesi gösterivermişti. Bu, çok önemliydi.

İkincisi; şuna çok dikkat ederdi Muhsin Bey. Dindar bir insandı, inanmış bir insandı. Müslüman camiadan gelecek taleplerin ve sözlerin hiçbir zaman kenarından teğet geçmedi. Dindarlar ne istemişse, ne söylemişlerse, belki siyasi düşüncesinde farklı şeyler istiyordu ama o hemen teslim oldu.''

Merhum Başbakan Erbakan'ın, ''Uçakta yakıt nakli yapacağız. Başbakanlık değişecek'' diyerek istifasını verdiği günlerde, Muhsin Yazıcıoğlu ile defalarca görüşüldüğünü ifade eden Arınç, Yazıcıoğlu'nun, dindar camiadan gelen talepler karşısında hükümeti destekleyeceğini alenen ilan ettiğini söyledi.

Arınç, ''Orada sarf ettiği bir cümle vardır. 'Dindarların istediği ve arzu ettiği bir hükümetin karşısında olmayı kabul edemem.' Bu, çok önemli bir sözdür'' dedi.


-''Olayın aydınlatılması namus borcumuzdur''-


Hayatında dik duran, çizgisi belli olan, hiç yalpa yapmayan, herkesin güvenini ve sevgisini kazanmış Yazıcıoğlu'nun, helikopter kazasından sonra bir kez daha milyonlarca insan tarafından ne kadar sevildiğini gördüğünü belirten Arınç, ''Allah onun yolunda yürümeyi, onun ideallerini paylaşmayı, onun memleket, vatan sevgisiyle hepimizin dolu olmasını gönülden arzu ediyor'' ifadesini kullandı.

''Bu olayın aydınlatılmasını, gerçeğin ortaya çıkarılmasını candan ve gönülden istediklerini'' vurgulayan Arınç, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nda bir akşam sadece bu konunun tartışıldığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, helikopter kazasına ilişkin kurulacak komisyonun başkanlığını yapması yönündeki teklifini kabul ettiğini ancak komisyonun kuruluş aşamasına gelindiğinde Hükümete girmesinden dolayı burada görev alamadığını bildirdi.

Arınç, şöyle devam etti:

''Ama şuna mutmain olunuz. İnanırsınız veya içinizde bir ukde kalmışsa inanmayabilirsiniz. Ama bütün samimiyetimle söylüyorum. Siyasi irade konusunda bir eksikliğimiz yoktur. Ne Cumhurbaşkanımızda, ne Başbakanımızda, ne Hükümetimizde... Bu olayın yüzde yüz aydınlatılması bizim namus borcumuzdur. Bir kardeşimize olan vazifemizdir.

Ben siyasi irade noktasını söylüyorum. Ama yargıyı bilmem. Yargı ne yapar, kimi tutuklar, kimi serbest bırakır, kim beraat eder, dava açılır açılmaz, inanın bu konuda elimizden bir şey geldiğini söyleyemem. Elbette 25 yıl avukatlık yapmış bir arkadaşınız olarak da konusu bir ceza meselesi olan, yani ceza hukukunu ilgilendiren bir konuda çok kuvvetli deliller ve hükme esas olabilecek kuvvette mutlaka delil ve emareler bulunması lazım. Bunlar bugün bulunabilir mi emin değilim. Ama Allah bize yaşadığımız müddetçe bu olayın gerçeğini görmeyi nasip etsin.''


-Albay Çilloğlu örneği-


Hiçbir hakikatin gizli kalmaması gerektiğinin altını çizen Arınç, ''Yargının ne yapacağını bilmem. Ama bir şey biliyorum ki intihar ettiği söylenen Albay Kazım Çillioğlu'nun cesedi yıllar sonra açıldı, otopsi raporları yapıldı ve kasten öldürüldüğü ortaya çıktı. Bir 20 sene beklemeyelim inşallah'' dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, zaman zaman duygulandığı konuşmasında, şunları kaydetti:

''Allah'ın takdirine karışmak, müdahale etmek hakkımız, imkanımız, gücümüz yok. Ama biz istiyoruz ki olayın nasıl olduğu ortaya çıksın. Bunun için birilerinin suçlanmasına da gerek duyulmayabilir. Hiç ummadığımız bir hadiseyle de karşılaşabiliriz. Ama yeter ki bütün delilleriyle bizleri ikna edecek düzeyde, en azından vicdanlarımızı, olayın hakikate kavuşturulmasıdır. Bu konuda yargı ne ihtiyaç duyuyorsa onu yerine getirmek bizim boynumuzun borcudur. Herkesin boynunun borcudur. Herhangi bir yerde konuşulan sözler, herhangi bir yerde birinin elde ettiği deliller, yıllar sonra bile birilerinin itiraflarıyla ortaya çıkabilecek gerçekler elbette mümkündür. Dolayısıyla ümitsiz olmayınız, mükedder olmayınız. Mutlaka bu olay, Rabbimizden diliyoruz ki bütün çıplaklığıyla açıklığa kavuşsun ve biz Muhsin Bey'e olan sevgimizi inşallah her gün daha çok artıralım.

Siz biliyor musunuz  Ben zaman zaman gidiyorum. Tacettin Dergahı'ndaki kabrinde Anadolu'dan gelen insanlar hiç eksik olmuyor. Ne zaman giderseniz gidin oraya, yanındaki çocuğuyla, eşiyle, nişanlısıyla gelmiş onu ziyaret edip birer Fatiha okumaya çalışan ve burada da başında nöbet tutan fedakar kardeşlerimizi göreceksiniz. Allah onu seviyor, yanına aldı. Rabbim onun şefaatine hepimizi nail eylesin. Güzel bir insandı, güzelliklerini yaşadı ve hamdolsun arkasında güzellikler bırakarak gitti. Rabbim rahmetini ebedi kılsın.'' (AA)

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler