YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bir Kemal Sunal filmi!
Bir Kemal Sunal filmi!
14 Eylül 2009 15:59
"Davacı" filmi gerçek olursa... Davacısı ölen dava 26 yıldır devam ediyor

Tapu Kadastro memurlarının yer tespitine itiraz eden Hanife Güler'in 1983 yılında açtığı dava hâlâ sonuçlanmadı. Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Taştepe köyünde arazilerinin elinden alındığını öne süren Güler, çoktan vefat etti. İlk olarak 37 tarafla başlayan dava, köy sınırları içinde bulunan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün de çıkarılmasıyla şu anda 35 kişiyle devam ediyor.
 

Taştepe'ye 1983 yılında Tapu Kadastro memurları geldi. Köy ihtiyar heyeti öncülüğünde yer tespiti yapıldı ve tutanaklar hazırlandı. Köylülerden Hanife Güler, en verimli yerlerdeki arazilerin babasından kendisine kaldığını, yer tespitiyle elinden alındığını iddia ederek dava açtı. Davalılar ise köyün sınırları içinde bulunan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü de dahil 36 kişiydi. Hepsinin arazileri üzerinde ayrı ayrı hak talebinde bulunan Güler, 11 yıl sonra vefat etti. Davayı ondan devralan eşi ve kızının da bir süre sonra vefat etmesiyle davacı tarafta kimse kalmadı. Davalılar, mecburen Güler ailesinin bir yakınını aradı. Sonunda bir torunu olduğunu ve yurt dışında yaşadığını öğrendiler. Mahkeme ilan bedeli olan 300 lirayı kendileri ödeyerek basın yoluyla çağırttılar.
 

Bu girişimden sonuç alamadıklarını söyleyen, davalılardan Ünal Şenol, söz konusu kişinin bulunduğu ülkenin konsolosluğuna mahkeme tarafından resmî yazı yazıldığını fakat henüz cevap alınamadığını anlattı. Ünal, bütün çabalarının boşa çıktığını ancak davanın devam ettiğini, aradan geçen 26 yılda bir arpa boyu yol alamadıklarını vurguladı.
 Davacısı olmayan bir davanın bunca yıldır devam etmesine anlam veremediklerini, yaşananların trajikomik bir hal aldığını belirten İsa Çil ise Kemal Sunal'ın "Davacı" filmini bile geride bıraktığını ifade etti. 64 yaşındaki Çil, "Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gitmeye karar verdik. Kemal Sunal'ın filmini şimdi biz yaşıyoruz ve kendimizi seyrediyoruz. 26 yıldır süren bir davanın sonunda, Türk adaletinin ne kadar saygıdeğer olduğunu herkes görecek." dedi.
 Mahkemenin başladığı dönemde köyde aza olduğunu söyleyen 59 yaşındaki Ali Donat da davanın babasına açıldığını, ondan kendisine kaldığını, kendisinden de oğluna miras kalmasından korktuğunu belirtti. Hukuk sisteminin işleyişinden dert yanan Donat, bir ay sonra yine duruşma için Ezine Adliyesi'ne gideceğini, köylüler adına mahkemeyi kendisinin takip ettiğini, hakimlerden dolayı yaşadıkları sıkıntıların işlerini aksattığını anlattı. Devamlı keşif için gün verildiğini ancak her seferinde ertelendiğini vurgulayan Donat, "Bir ay sonra kış gelecek. Ondan sonra da yağmur yağdı, çamur oldu derler. Yaz gelir, sıcak derler, adli tatil oldu derler. Ne keşif yapılır ne de duruşma." şeklinde konuştu.
 

Sürecin uzamasındaki en büyük sebebin mevzuat eksiklikleri olduğunu kaydeden Av. Mustafa Erol, hukuk davalarının davacısı ya da vekili tarafından takip edilmezse, Hukuk Usul Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 409. maddesi uyarınca düştüğünü söyledi. Kadastro mahkemelerinde ise bu hükmün uygulamadığının altını çizen Av. Erol, şunları kaydetti: "Davacının hayatını kaybettiği durumlarda bile dava, hakim tarafından resen devam ettirilir. Kadastro davalarında esaslı husus, yerel bilirkişilerdir. 26 yıldır süren bir davada arazilerin kimlere ait olduğunu bilecek yerel bilirkişinin bulunması da ciddi bir sıkıntıdır. Burada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) uyarınca hem adil yargılanma hakkı engellenmiş hem de makul süre aşılmıştır. Bu da ülkemizi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) ciddi sıkıntıya sokabilecek bir durumdur."

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler