YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bir demokrasi ayıbı!
Bir demokrasi ayıbı!
23 Nisan 2012 17:19
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 23 Nisan gündeminde tutuklu vekiller vardı. Kılıçdaroğlu TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, tutuklu vekillerin yasama görevini yapamamalrının bir demokrasi ayıbı olduğunu söyledi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, halkın iradesiyle seçilen milletvekillerinin hala tutuklu olmalarının, yasama görevini yapamamalarının, ''bir demokrasi ayıbı'' olarak karşılarında durduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, TBMM'nin 92. kuruluş yıldönümünü kutladı.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclis'in bütün üyelerini minnet ve rahmetle andığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bir üyesi olmaktan gurur duydukları bu Meclis'in, ''Hakimiyet milletindir'' haykırışıyla yola çıkanların kurduğu bir Meclis olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, bu Meclis'in, düzenleyici bir dış iradeyle değil, doğrudan milletin iradesiyle, kendisini kurduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bir başka ifadeyle TBMM, halkın iradesinin somutlaşmış hali olarak ortaya çıkmıştır. Bu Meclis, vatan sınırlarını belirleyen Meclis'tir. Vatanın işgalini sonlandıran ve bağımsızlık savaşını veren, kazanan Meclis'tir. Bu Meclis, sahip olduğu temsil kabiliyeti ile farklılıkları milli bir senteze dönüştüren Meclis'tir. Hiç şüphesiz ki bu Meclis, devrimci bir Meclis'tir. Yani devletin şekli ve yönüne karar veren, o yönelişin gerektirdiği devrimleri birbiri ardına yapan ve hayata geçiren bir Meclis'tir. Cumhuriyet devrimi son tahlilde bu Meclis'in eseridir.

Herkesin dikkatini çekmek isterim ki 20. yüzyılın başlarında yapılan diğer bütün devrimler tarihe karıştığı halde; Türkiye Cumhuriyeti devrimi tarih yazmaya devam etmektedir. Bunun temel nedeni, bu Meclis'in hakimiyet-i milliye prensibine sadık kalmasıdır. Devrimlerin doğası gereği, uygulamada zaman zaman yaşanan bazı acılar bu gerçeği değiştirmez. Değişimin ve dönüşümün her zaman bir maliyeti vardır. Kabul etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti devrimi, bu maliyeti en düşük düzeyde tutmayı başarmıştır. Yakın tarihimize ilişkin bu detay, dikkatle not edilmeli ve değerlendirilmelidir.

Tarihi, siyasi husumet devşirilecek bir alan olarak görenler bilmelidirler ki Cumhuriyet devrimiyle bu millet arasında, bir siyasi kan davası hiçbir zaman olmamıştır ve bundan sonra da olmayacaktır.''

''Toplum sözleşmemiz budur''

Kılıçdaroğlu, ''Bizim bir toplum sözleşmemiz var mı '' sorusunun yanıtının, kendileri için çok açık olduğunu belirterek, bir toplum sözleşmelerinin olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, ''O sözleşme karşınızdaki duvarda yazılıdır: Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir. İşte bizim toplum sözleşmemiz budur'' diye konuştu.

Egemenlik milletindir tezini, ister felsefi bir kavram, ister siyasi bir manifesto olarak alındığında, bu tezin, insanlığa en büyük zihni sıçramalarından birini yaşattığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, ''Bu öylesine üretken bir kavramdır ki çağdaş uygarlığın bütün kazanımları bu kavramdan doğmuştur ya da üretilmiştir denilebilir'' dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, çağdaş özgürlükler, insan hakları, hukukun üstünlüğü, akılcılık ve demokrasi gibi çağdaş uygarlığın olmazsa olmazlarını oluşturan bütün kavram ve kurumların, varlığını bu iki kelimeden oluşan manifestoya borçlu olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Bu, aynı zamanda öylesine objektif ve gerçekçi bir meşruiyet kaynağıdır ki millet egemenliğine dayanmayan bütün devletler ve rejimler, kahredici bir meşruiyet krizine savrulmuşlardır'' diye sürdürdü.

''Millet hakimiyetine duyulan inanç''

Kendileri açısından, ''Egemenlik milletindir'' kavramının, ontolojik bir anlam ifade ettiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Öyle ki, çağdaş Türkiye'yi, onun bütün kazanımlarını, bugün ulaştığı düzeyi ve gelecek tasarımını, millet egemenliğinden bağımsız tanımak ve tanımlamak mümkün değildir. Daha yolun başında dile getirilen egemenlik milletindir haykırışı, hem işgale karşı milli bir itiraz, hem de işgalcilere karşı topyekün direnme iradesi olarak ortaya çıkmıştır. Egemenlik milletindir haykırışı, hem zafere ve kurtuluşa inancın parolası, hem de zaferden sonraki büyük devrimin, modern Türkiye'nin hangi temelde şekilleneceğinin habercisidir. Kurucu iradeyi formatlayan temel ilke budur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucuları,·kuruluşun hemen ardından demokrasi denemelerine girişmişlerse; bir takım hak ve özgürlükleri tanımada Kıta Avrupası'nın bile önüne geçmişlerse; genç Cumhuriyeti henüz 26 yaşındayken ve hiçbir zorlama olmadan çok partili demokrasiyle buluşturmuşlarsa, bunun sebebi millet hakimiyetine duyulan samimi inançtır.

Cumhuriyet devrimini çağdaşı diğer devrimlerden ayıran en temel özellik, altını çizerek ifade edeyim ki her şeye rağmen halkın iradesinin gözetilmiş olmasıdır. Çok özel şartlarda ortaya çıkan birtakım uygulamaları, bugünün rahatlığında yargılayanlar, dönüp bir de dünyadaki diğer devrimlere bakmalıdırlar. Egemenliğin halka devrinin Avrupa'ya maliyeti iki dünya savaşı, sosyalist devrimin Sovyet halklarına maliyeti 20 milyonun üstünde insan kaybı oldu. Örnekleri çoğaltabiliriz. Tarihin analitik bir eleştiriye tabi tutulması başka bir şeydir –ki bunu tarihçiler zaten yapıyor– önyargılı bir yorumla tarihten husumet devşirmek ise başka bir şeydir.''

''Sağlıklı yargılama, yönü geleceğe dönük olanıdır''

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, ''Egemenlik milletindir'' kavramının, statik bir durumu ifade etmediğini, bunun, ucu açık bir kavram olduğunu vurguladı.

Egemenliği millete vermenin, her dönemde karşı karşıya oldukları bir sorunsal olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ''Egemenlik hangi ölçüde milletin elindedir  Bu soru, her dönem muhatap olacağımız bir sorudur ve bu ülkeyi yöneten herkes, bu sorunun muhatabı olacaktır. Biz, nasıl bizden öncekileri yargılıyorsak, bizden sonrakiler de bizi yargılayacaktır. Hem de aynı soru ve sorundan dolayı. Biz bunu garipsemiyoruz ve bizi çağdaş uygarlığa taşıyacak dinamiğin bu olduğunu düşünüyoruz. Unutmamalıyız ki geçmişi de yargılasanız, sağlıklı bir yargılama, yönü geleceğe dönük olanıdır'' diye konuştu.

''Hukukun üstünlüğünün simgeleştiği bir tarihtir''

Kılıçdaroğlu, Meclis çatısı altında, altını özenle çizmeleri gereken bir sorunları daha bulunduğunu ifade ederek, halkın iradesiyle seçilen milletvekillerinin, halen tutuklu olmaları, yasama görevini yapamamalarının bir demokrasi ayıbı olarak karşılarında durduğunu söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, 23 Nisan'ın, milletin parlamenter sisteme olan inancının sembolü olan bir tarih olduğuna işaret ederek, ''23 Nisan, bu milletin, bir meclis ile yönetilmek için gösterdiği cesaretin ve inadın simgesidir'' dedi.

 Kurtuluş Savaşı'nı yürüten, Cumhuriyeti kuranın hep bu Meclis olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

''Osmanlı'da ilk kurulan Meclis-i Mebusan'dan bu yana, bu Meclis'in sesinden rahatsız olanlar olmuştur. Bu Meclis'in, yani yasamanın sesini kısmak isteyenlerin, onun yerine yürütmenin iradesini koymak isteyenlerin, bilmesi gereken bir noktanın altını hep beraber çizmeliyiz: Bu Meclis, bu halk, ne istibdada, ne işgalcilere, ne ara dönemlere boyun eğmiş, hep sonunda yetkilerini yeniden kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşme tarihi, bu Meclis'in yetkilerini savunma ve genişletme tarihidir. Bugün dahi bu Yüce Meclis'in yetkilerine göz dikenler, bu hususu hiçbir zaman akıllarından çıkarmamalıdırlar.

23 Nisan aynı zamanda hukukun üstünlüğünün simgeleştiği bir tarihtir. Kurtuluş Savaşı'nı verenler, bu Cumhuriyeti kuranlar, o zor şartlar altında dahi savaşımlarını hukuk içinde yönetme iradesini göstermişlerdir. Kurtuluş Savaşı, bu Meclis'in çıkardığı yasalar çerçevesinde yürütülmüştür. Cumhuriyeti kuranlar, ellerinde neredeyse sınırsız güç varken dahi bu Meclis'in, iktidarlara getirdiği sınırlamadan kaçınmamışlardır. Bu anlayış güçler ayrılığının yani çağdaş demokrasinin olmazsa olmazıdır. İktidar kudretinin, Meclis ile hukuk ile bağımsız ve tarafsız yargı ile sınırlandırılması, hem Cumhuriyet'in doğal evriminin hem de günümüz demokrasi anlayışının kaçınılmaz sonucudur. 23 Nisan, bu değerlere, bu demokratik ideallere sahip çıkma günüdür.

Biz ne dersek diyelim, halkımız engin bir sağduyuyla elindeki değerleri biliyor. Gururla ifade etmeliyim ki hangi dönemde, kim, ne tür sapmalara neden olursa olsun, Cumhuriyet devrimi daima doğru istikamette yürümüştür ve yürümeye de devam edecektir. Elbette ki Türkiye'nin temel yönelişi doğrudur ve elbette ki Türkiye'nin bugünü dününden, yarını da bugününden farklı olacaktır. Ve elbette ki 'Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.' Bu özgüvenle bayramınızı bir kez daha kutluyorum.'' (AA)

Saçmalıyorlar
 // kema
Milleti unuttu mu zannediyor bu ve bunun gibi olanlar. Bahsettikleri şahıslar uygunsuz olduğu halde çok kıymetli YSK tarafından aday gösterilebilecek diye onaylanmış aslında ise olamıyacak kişilerdi. O zaman BDP de Abdullah Öcalan'ı aday göstersin, herkes rahat etsin. Sorun hiç kalmaz o zaman. Bu adamlar aday olmadan önce zaten ağır şüphe ile hatta ispatlı olarak içerideydiler, mahkemenin sonuçlanmış olmasına bile bu gibi durumda milletçe gerek yoktur! Meclis başkan...
23 Nisan 2012 18:54
GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler