YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Bir daha Obama'yı aramam'
'Bir daha Obama'yı aramam'
19 Mart 2010 07:39
Gül, ABD Temsilciler Meclisi'nde Nisan'da oylanacak Ermeni soykırımı tasarısıyla ilgili Türkiye'nin net olarak tavrını ortaya koyduğunu belirterek Obama'yla konuyu bir kez daha görüşmeyeceğini söyledi. Gül "Söyleyeceklerimizi söyledik. Yapacağımızı yaptık

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kamerun ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni kapsayan Afrika seyahati dönüşü uçakta gazetecilere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gül, ABD Dışilişkiler Komitesi'nden geçen ve Nisan ayında Temsilciler Meclisi'nde oylanacak Ermeni soykırımı tasarısıyla ilgili Başkan Barack Obama ile bir kez daha görüşmeyeceğini söyledi. Gül, "Obama ile çok detaylı konuştuk, anlattık. Söyleyeceklerimizi söyledik. Bir daha konuşmam" dedi. İsrail'in Kudüs'te Müslümanların kutsal saydığı yapıları kültür mirasına dahil etmesi ve ABD'nin uyarılarına rağmen yeni bir yerleşim projesi için start vermesiyle başlayan gerginliği de değerlendiren Gül, "Aslında ABD ile İsrail'in arasını bulmak lazım" şeklinde konuştu. Gül'ün gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar şöyle:

Ermeni meselesi için Obama'yla tekrar konuşacak mısınız?

"Bir kez konuştuk. Bundan sonra daha konuşmam. Çok detaylı konuştuk, anlattık, biliyorlar. Bu konuda söyleyeceğimizi söyledik. Yapacağımızı yaptık. Bundan sonrası onlara kalmış bir şey."

Ortadoğu bugünlerde çok hareketli. İsrail'in politikaları tartışma çıkarıyor ...

"Bugünlerde TV'de izliyorsunuz. Amerika ile İsrail'in arasını bulmak gerekli aslında. Kudüs'te takip ettikleri politika herkesi çok rahatsız ediyor. ABD gibi yeri geldiğinde İsrail için her şeyi veto eden, her şeyi yapan bir ülkeyi bile rahatsız edecek duruma geldiyse üzerinde düşünmek lazım."

BAŞBAKAN'IN SÖZLERİ YANLIŞ ANLAŞILDI

Başbakan Erdoğan'ın "Biz de ülkemizde kaçak bulunan 100 bin Ermeni'yi sınırdışı ederiz" açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Gidiş yolunda 'şimdi sessiz diplomasi dönemi' demiştiniz...

"Sayın Başbakan aslında Türkiye'nin yaptığı pozitif bir şeyin ortaya çıkması açısından söylemiştir. Ayrıca sayının 100 bin olmadığı kanaatindeyim. Bu kişiler Türkiye de çalışıyor, kazançlarını elde ediyor, ailelerine yardım ediyorlar. Türkiye'nin kin gütmediğimizi, düşmanlık yapmadığımızı gösterme açısından söylediği kanaatindeyim. İnsani meselelerle siyasi konuları ayırt etmek lazım. Kaldı ki kendisinin insani konulara hassasiyetini, ilgisini biliyorum. Türkiye'de bu bile oluyor diye bunu öne çıkartan, önyargısı olmadığını ortaya koyan açıklamalar. Bazen insan söylerken ufak ufak söz dağarcığından çıkıyor. Bazen ifadeler farklı anlaşılabilir. Türk halkında yabancı düşmanlığı ve ırkçılık yoktur. Biz hep söylüyoruz. ABD ayrı, diaspora ayrı, Kafkasya'nın sorunları ayrıdır. Kafkasya İşbirliği Platformu'nu takip etmek gerekli. Statüko kimsenin çıkarına değildir. O yüzden sessiz çalışmak lazım dedim. Minsk Grubu'nun çalışmaları görünür hale geldi. Onlarca senedir ilk kez başkanlar üst seviyeye taşıdılar. Kafkasya da sorunların çözümünde Medvedev, teşvik edici, ısrar edici bir rol oynuyor. Bu çok önemli."

HABUR KONUSU İYİ OLMADI

Demokratik Açılım da çok umutluydunuz. Tarihi fırsat demiştiniz. Ama sanki askıya alındı, gelişmeler durdu gibi?

"Türkiye bütün bu meselelerini halledecek, çözecek olgunluğa ulaştı. Çözüm usulü bazen zaman alıyor. Bunlar zor meseleler. Bunlar ayak bağı meseleler. Türkiye daha güçlü olacak. Türkiye artık kendini Avrupa ile mukayese ediyor. Türkiye orta gelirli ülkeler barajına takılıp kalmayıp başka bir aşamaya geçmesi lazım. Bunun yolu demokratikleşmeden geçer. Demokratik standartları yükseltmekle olur. Habur konusu iyi olmadı... Sonuçta kolay olmuyor."

İLK KEZ NEVRUZ MESAJI YOLLADIK

İlk günlerdeki heyecan kayboluyor mu?

"Yo yo. O günlerden bugüne bir bakın. Bugün Türkiye'nin bütün bu konularda, özgürlükler ve demokratikleşme standartlarını yükselteceğine inanıyorum. Bakın ilk kez Nevruzla ilgili ilk kez tebrik mesajları yolladık. Bugüne kadar nevruzu kutlayan ülkeler bize yollardı. Biz ilk kez nevruzu idrak eden ülkelere tebrik mesajları yolladık."

 

İç çatışmalar Afrika'nın belası

 

Afrika seyahati boyunca çok heyecanlı, coşkuluydunuz. Her iki ülkede de büyük ilgi gördünüz. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu gelişmeyi?

"Buralar çok ilginç yerler. Doğal zenginlikleri dikkat çekici. Geçen yıl da Doğu Afrika'ya gittiğimizde de benzerlerini görmüştük. Fakat buralar çok sorunlu yerler. Cumhurbaşkanı söyledi, herkes bize akıl veriyor dedi. Afrika daki en büyük sorun iç çatışmalardır. Bu durum Afrika'nın tüm kaynaklarını bitiriyor. Sudan'da 2011 de referandum var. Güney ve Kuzey diye bölünme ihtimalleri var. Büyük ihtimalle de bölünme yönünde karar çıkacak. Bölünme sonrasında iç çatışma endişesi var. Bu ayrılma da sanki batılılar tarafından destekleniyor göründüğü kadarıyla. Bölünme dışarıda sempatik gözüküyor. Darfur meselesi de öyle."

TÜRK VAKFI SU ÇIKARIYOR

"Afrika'nın büyük ülkeleri de komşu ülkeleri de endişeli kendilerine sıçramasından. Sonuçta çatışma yayılabilir, kendi ülkelerine göç olabilir. İç savaşlar ve bölünme Afrika'nın başının belası. Hastalık çok. İçme suyu sorunu had safhada. 8 ay yağmur yağıyor ama insanlar sağlıklı içme suyu bulamıyorlar. Köylerde içme suyu en büyük sorun. Türkiye'den gelmiş, su çıkartan insanlar gördük. Şu ana kadar 27 köyde su çıkarmışlar şu ana kadar. Hüdai Vakfı diye bir vakıfmış."

TÜRKİYE'YE SEMPATİ ARTTI

"Yeryüzü Doktorları diye bir doktor grubu var. Merkezi Türkiye'de. 1,5 milyon sterlin yardım yapmışlar, sağlık taramaları yapmışlar, ana çocuk sağlığı merkezleri kurmuşlar. On binlerce kişiyi tedavi etmişler. Bunlar hoş şeyler. Eskiden de Türkiye'ye bir sempati vardı, şimdi bu işler sayesinde daha da arttı. Türkiye'nin bu faaliyetlerle güzel taraflarını görüyorlar."

BARAJ VE KONUT PROJESİ ALDIK

"Fakat asıl önemli olan iş yapma. Kamerun'da baraj projeleri konuştuk. Bir iş adamımız bin 200 sosyal konut için anlaşma sağladı. Birisi çimento fabrikası kuruyor. Bir diğeri gübre fabrikası işi yapacak. BM'nin en büyük yağ tedarikçisi orkide burada görüşmeler yaptı. Buralarda büyük iş adamları da var. Onlar da bu işe meraklılar. Gelirken 8 ton ilaç getirdik Kamerun Firt Lady'sinin bir vakfı var. Onun aracılığıyla dağıtacaklar. Çok memnun kaldılar."

 

AB heyecanı kaybolmadı rutine bindi

 

AB'ye çok önem veriyordunuz. Ama sanki heyecan kayboldu. Gündemden düştü AB?

"AB ile ilgili belli dönemler vardır. Bu noktalarda tabi ki daha hareketli oluyordu. Biri 2004 yılıydı. Tam üyelik müzakereleri için tarih tespiti yapılacaktı. Ondan önce Kopenhag zirvesi çok önemliydi. Türkiye için randevu verilmesiydi. O tarih çıkmadı. Orada mümkün olan en kısa sürede diye karar çıktı. 2004'te o karar alındı. 2005'te müzakerelere başlanılması kararı çıktı. Çok önemliydi. Ondan sonra rutine girdi. Tarama ve fasıllar artık işin rutiniydi. Şimdi yeni fasılların açılması sürecindeyiz."

TÜRKİYE'NİN CAZİBESİ AB'Yİ DEĞİŞTİRECEK

"Siyaseten Türkiye'ye engel çıkartan ülkeler olduğu gibi çok hızlı gitmemizden rahatsız olup endişe edenler de oldu. AB'yi tedirgin etmemek için ağırdan aldığımız da doğru. Meclis'te de söyledim. Biz kendi üstümüze düşeni yapacağız. Onlar fasılları açar açmaz ayrı konu. Kendi standartlarımızı yükselteceğiz. O standartları yakalayınca fasılları açıp kapamak 5 dakikalık iş. Beş dakika da tarama beş dakika da fasılları açar kaparız. Önemli olan o noktaya gelmek. Norveç bugün katılmak istese bir günde bitirir süreci. Türkiye'nin cazibesi AB'nin siyasetini değiştirecektir. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Bu süreçte Türkiye'nin kısa vadeli çıkarlarını zedeleyecek konuları da en sona bırakırız."

 

Torun sevgisi devlet işini aksatmaz

 

Cumhurbaşkanı Gül, gazetecilerin "Yeni doğan torununuzu görmek için uçağı İstanbul'a indirirsiniz zannetmiştik" şeklindeki sözlerine "Devlet işi aksamıyor. Yarın (bugün) devlet günümüz var. Dışarıdan konuklarımız var" karşılığını verdi.

Yeni Şafak

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler