YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Benim kız kardeşim de türbanlı"
Erzincan'daki ''silahlı terör örgütü''ne ilişkin davada, tutuklu sanık Erzincan İl Jandarma İstihbarat Müdür Yardımcısı Üsteğmen Ersin Ergut savunmasını tamamladı
"Benim kız kardeşim de türbanlı"
07 Mayıs 2010 / 14:04 Güncelleme: 07 Mayıs 2010 / 14:07

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 4. oturumunda ilk olarak, tutuklu sanık Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner söz aldı.

Cihaner, usule ve davanın daha hızlı seyretmesine yönelik bazı itirazlarının olacağını belirterek, savcı tarafından diğer bazı sanıklara yönelik soruların gereksiz olduğunu ve zaman kaybına yol açtığını söyledi.

Erzincan'daki cemaate yönelik soruşturmanın durup dururken başlamadığına dikkati çeken Cihaner, şunları kaydetti:

''Söz konusu cemaate yönelik soruşturma durup dururken değil, gerekli delillerin toplanmasının ardından başlamıştır. Bu yönde, sanıklara sorulan sorular zaman kaybıdır. Emniyet Müdürlüğü'nün de bu yönde adı geçen cemaate ilişkin bize gelen yazısı mevcuttur. Burada öyle bir hava yaratılıyor ki İsmailağa ve Fethullah Gülen cemaatleri yok. Bunları buradaki insanlar uydurmuş gibi bir hava yaratılıyor. Oysa aynı nitelikteki soruşturma nezdinizdeki savcılıkta da açılmıştır. Hatırlatmak istiyorum.''

Ayrıca, dava süreciyle birlikte bazı basın kuruluşlarında yer alan haberleri de eleştiren Cihaner, şöyle devam etti:

''Bazı haberlerde adliye binası üzerinden uçuşlar yapıldığı ileri sürülüyor. Benim de bu yönde bir esprim olacak. Dosyanın bulunduğu yerin hava sahasının tüm uçuşlara kapatılmasını talep ediyorum. Tabii bu bir espri. Ama hakkımızdaki taraflı tutuma bir örnek olduğu için bu konuya dikkat çektim.''

ÜSTEĞMEN ERGUT'UN SAVUNMASI

Erzincan İl Jandarma İstihbarat Müdür Yardımcısı Üsteğmen Ersin Ergut savunmasında, hakkındaki suçlamaları reddederek, iddia edilen örgüte üye olduğu şeklindeki iddiaları kabul etmediğini söyledi.

Fişleme yaptığı yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını belirten Ergut, bir komplo sonucu yaklaşık 6 aydır ceza evinde bulunduğunu ifade etti.

Söz konusu örgütü iddianamede öğrendiğini bildiren Ergut, şunları kaydetti:

''Benim Albay Recep Gençoğlu ile anlaşamadığımı tüm İl Jandarma Komutanlığı bilir. Ancak şu anda kendisiyle aynı sanık sandalyesinde, aynı örgüte üye olmakla suçlanıyorum. Erzincan'da fason bir Ergenekon örgütü oluşturulmak istenmektedir. Ben daha önce Ergenekon diye bir örgüt var sayardım. Ama bana yapılanları gördükten sonra dedim ki demek o insanlarda benim gibi suçsuz. Böyle bir örgüt yok. Gizli tanık X'i tanımaktayım. Kendisiyle telefon görüşmeleri yapıyordum. Bu görüşmeler önleyici dinlemelere takılınca, gizli tanık X'e baskı yapılmış ve aleyhime ifade vermeye zorlanmıştır diye düşünüyorum.''

Kendisinin Karadenizli olduğunu belirten Ergut, zaman zaman heyecanlanabildiğini ve ağzından kötü bir söz çıkması durumunda şimdiden mahkeme heyetinden özür dilediğini ifade etti.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, ''Sen yine de ağzından kötü bir söz çıkmamasına dikkat et'' diye konuştu.

Daha sonra savunmasına kaldığı yerden devam eden Ergut, iddianamede bazı toplantılara katıldığının yazıldığını belirterek, ''Ben sorgumda Başsavcı İlhan Cihaner'in de bulunduğu bir toplantıya katıldığımı söyledim. Ancak iddianamede toplantılara katıldığım yazılmış. Bu tamamen yalandır'' dedi.

''Benim 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ile bir kare fotoğrafım belgelensin tüm suçlamaları kabul edeceğim'' diyen Ergut, şöyle devam etti:

''Bana atılı suçlamalar maddi delillerden uzaktır. Gizli tanık ifadelerine dayalı suçlamalar var. Gizli tanıkların ifade tutanaklarında tarihler bulunmuyor. Bu şahısların ifadelerinin alındığı tarihlerin belirlenmesini istiyorum. Yetkisi elinden alınan savcı Osman Şanal kendisini padişah gibi görüyordu. Sadece evimde arama kararı bulunmasına rağmen. İş yerimde de arama yapmıştır. Kanunu çiğnemiştir. Bu yaptığı yasal mıdır? Bana iftira atanları Allah'a havale ediyorum. Bana iftira atanlardan ahirette hesap soracağım. Bu cümlemin de tutanaklara geçirilmesini istiyorum.''

''BANA YÖNELİK KOMPLONUN SÜRMESİNDEN ÇEKİNİYORUM''

Ergut, kendisine ve diğer sanıklara komplo kurulduğuna inandığını belirterek, ''Bana yönelik komplonun sürmesinden çekiniyorum'' dedi.

Kurallara ve yasalara bağlı bir insan olduğunu ve hiçbir zaman yasal olmayan bir şeye kalkışmadığını bildiren Ergut, şunları kaydetti:

''Paralel bir soruşturma yürütüldüğünü öğrendik. Bu nedenle daha fazla konuşmaktan çekiniyorum. Savcı Taner Aksakal'a bu konuda güveniyorum. İleride istediği tüm sorulara cevap vereceğim. Ama şu aşamada çekiniyorum. Ben 2 yıl Şırnak'ta görev yaptım. Boş bir mermi kovanını 25 metreden vurabilirim. Ancak ne hikmetse iddianamede, İliç Savcısı Bayram Bozkurt'u öldürmeyi planladığımı ve bunu bir türlü başaramadığımız yazıyor. Bu büyük bir yalan değil de nedir? Bayram Bozkurt'la bir kez Bayırbağ'da ava gittiğimde karşılaştım. Suratında meymenet olmadığı için hoşlanmadım kendisinden ve bir daha da görüşmedim. Ama benim sürekli kendisiyle bir araya geldiğim yazılmış. Bu iftirayı atanların hiç Allah korkuları yok mu?''

10 yıllık meslek hayatı boyunca hiç savunma vermediğine dikkat çeken Ergut, ''Hiç hakim karşısına da çıkmamıştım. Ama sağolsun iddia makamı sayesinde hakim karşısına çıktım'' dedi.

Gizli tanık Efe hakkında yalan beyanlarından ötürü davacı olacağını bildiren Ergut, ''Evimde ve iş yerimde arama yapıldı, bir şey bulunamadı. O arama acaba emniyet istihbarat şubesinde yapılsa neler bulunurdu kimbilir'' diye konuştu.

Ergut ayrıca, iddianamede ajandasında yer alan bazı kelimelerin yanlış yazıldığını belirterek, kendi ajandasında ''Önemli şahısların ifadesini Tuğrul alacak'' ibaresinin bulunduğunu ancak iddianamede davayla ilişkilendirmek için bu ibarenin ''Önemli şahısların ifadesini Şenol alacak'' diye değiştirildiğini öne sürdü.

Ajandasına mahkeme heyetinin bakması durumunda terör örgütü PKK ile mücadele konusunda yüzlerce not bulunacağını ifade eden Ergut, ''Ben ajandama Gülen ormanları yazmışım. Savcı Gülen cemaati algılıyor. Bu taraflı yaklaşıldığının en bariz göstergesidir'' dedi.

Ergut, mahkeme heyetinden Erzincan'da bulunan mühimmatın kim veya kimler tarafından konulduğunun bulunması için 10-27 Ekim 2009 tarihlerinde, söz konusu bölgeden yapılan cep telefonu görüşmelerinin incelenmesini istedi.

Bunun üzerine üye hakim Ali Kaya, sanıklara bölgedeki baz istasyonlarının hangileri olduğunu sordu.

''BENİM KIZ KARDEŞİM DE TÜRBANLI''

Yine ajandasında Akyazı Sağlık Ocağı'nda bir hemşirenin türbanlı olduğuna dair notun bulunduğunun öne sürüldüğünü belirten Ergut,  ''Benim kız kardeşim de türbanlı. Annem de türbanlı. Ailemin yüzde 90'ı türbanlı. Bu iddia tamamen yalan. Böyle bir şeyi asla yapmam. Gerekirse istifa ederim ama asla böyle bir şeyi yapmam'' diye konuştu.

Davanın emniyet tarafından kendilerine kurulan bir komplo olduğuna inandığını bildiren Ergut, Kur'an-ı Kerim'deki Ali İmran suresinin 18. ayetini örnek göstererek, Allah'ın mahkeme heyetini şahit tuttuğunu ve heyetin tarafsız davranmasının önemli olduğunu söyledi.

Ardından Mahkeme Başkanı Karatay, Ergut'un çapraz sorgusuna geçmek istedi, ancak Ergut devam eden bir paralel soruşturma bulunması sebebiyle bu Karatay'ın bu talebini kabul etmedi.

Son olarak söz alan Cihaner'in avukatlarından Baki Lütfi Uzun, tanık ifade çözüm tutanaklarını içeren 3 CD'nin hala kendilerine verilmediğini belirtti.

Bunun üzerine Savcı Taner Aksakal söz konusu CD'nin savcılık kasasında bulunduğunu ve kendilerine en kısa sürede vereceğini söyledi.

Daha sonra Mahkeme Başkanı Mustafa Karatay, duruşmaya saat 14.00'a kadar ara verdiğini açıkladı.A.A.

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler