YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bediüzzaman'ın talebesinden cemaate sert sözler!
Bediüzzaman Said Nursî'nin talebelerinden Abdulkadir Badıllı, Gülen'in neden Amerika'da yaşadığına yönelik soruya şu cevabı verdi: Tahmin ediyorum; CIA onu bırakmıyor, kullanıyor.
Bediüzzaman'ın talebesinden cemaate sert sözler!
21 Şubat 2014 / 21:15 Güncelleme: 21 Şubat 2014 / 21:15

Bediüzzaman Said Nursî’nin talebelerinden Abdulkadir Badıllı Hocaefendi, Müslümanlarla lânetleşme olmayacağını belirterek, Fethullah Gülen’in bedduasının kendilerine döndüğünü söyledi.

Abdulkadir Badıllı’nın verdiği cevaplar şöyle:

Üstadın talebesi olmak demek bir nevi onun izinden gitmek demektir. Üstad, memleket dertleri ile uğraşmış bir insan... Fakat Fethullah Gülen yıllardır Amerika’da. Sizce neden dönmüyor?

Bu anlamda birçok görüş var. Kimi diyor ki; Amerika’nın, CIA’sı ile birleşerek beraber hareket ettiğinden dönmüyor. Türkiye’de birkaç sıkıntısı vardı. Mesela birkaç mahkemesi vardı. Beraat etti. Askerler kendisini arıyordu. O askerler şimdi tutuklandı, hapiste. Şimdi niçin gelmiyor; ben de bilmiyorum. Tahmin ediyorum; CIA onu bırakmıyor, kullanıyor. Mesela Mavi Marmara Gemisi için “Yanlış bir hareketti” yorumu yaptı. Madem büyük bir alimsin, dahi bir siyasi isen, neden daha gemi yola çıkmadan böyle bir uyarı yapmadın? İsmini hatırlamıyorum ama bir istihbaratçıya şöyle demişti: ‘CIA bizi kullanıyor, biz de onları kullanıyoruz...’

Fethullah Gülen’in Vatikan’a, ABD’ye, Papa’ya karşı hoşgörülü davranırken; Müslümanlara karşı mesafali davranışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birkaç yıl önce Amerika’da İslâm aleminin fiilen varlığı söz konusu olmadığına dair bir beyanat verdi. Ona göre Hıristiyanlar vardır. Hıristiyanlar niçin vardır? Çünkü zengindir, silahı vardır. Bu nedenle de zayıf olan İslâm alemi ile işbirliği yapmak yerine, Amerika ve İsrail ile işbirliği yapıyor. Ben de buna şaşırıyorum.

Bediüzzaman’a göre siyasete nasıl bakılmalıdır?

Üstadın siyasete karıştım dediği ve bu anlamda makaleler yazması, nutuklar okumasından ileri gelen bir siyaset anlamıdır. Fakat kendisinin bir reis, bir parti başkanı olma durumu yoktur, istememiştir. Sadece İslâmiyeti, Kur’an’ı siyasilere karşı müdafa etmek ve anlatmak üzere birtakım çalışmaları olmuştur. Biz Risale-i Nur talebeleri siyasete uzaktan bakarız. Seçim zamanı geldiğinde hangi parti memlekete faydalı olacaksa oyumuzu ona veririz. Onların iç işlerine karışmayız. Üstad Hazretleri; “Eğer bir partinin bize az bir faydası varsa, onların aleyhinde bulunmayalım” diyor. En son dersinde söylemişti bunu. Üstad “Siyaseti tamamen bırakın” demiyor. Hatta bazıları kendi şahsı adına siyasete de girebilir. Ama bütün Nur Cemaati adına bir siyaset olmaz, diyor.

‘Mevcut hükümeti yalvartmak istiyor’

Fethullah Gülen’in bu kadar siyasete müdahale etmesini ve devletin birçok kademesine adam yerleştirme gayretini nasıl yorumlamak gerekiyor?

Kafasında bir niyeti var. Türkiye’de olduğu dönemde öğrencilerine İslâmî yaşamdan taviz verilme noktasında söylemleri olmuştur. Bunun sebebi, devlet dairelerine yerleşebilmek içindir. Bunun gayesi de ileride bir inkılap yapmak ve bugün olduğu gibi, hükümeti ele geçirmeye çalışmak. Başka bir şey değil bana göre. Kendisi başka bir şekilde izah etse de, bunlar makbul değildir. Fethullah Gülen, mevcut hükümeti yalvarttırmak istiyor.

Bediüzzaman Hazretleri’nin CHP’ye bakışı nasıldı?

Mesuliyeti % 5’ine vermiştir. Yani hepsi dinden çıkmıştır, demiyordu. Tabanındaki saf niyetli halk kitlesinin mesul olmadığını söylerdi.

‘Menfi dolapları çeviren fesat komitesidir'

Gülen’in arkasından giden birçok samimi insan var. Onlara özeleştiri yapmak manasında ne söylenebilir?

Bu grup içinde esnaftan, halktan birçok samimi insan var. Bu insanlar Risalelere karşı da samimidirler. Bizi ziyarete gelen, dinlemeye gelen birçok insan var. Fakat bu işin içine bir fesat komitesi girmiş. Bu menfi dolapları çeviren, o komitedir. Yoksa geri kalan samimi insanlar mesul değiller. Bilmiyorlar çünkü. Eğer Fethullah Gülen, Üstadın yolundan gitmiş olsaydı; şimdiki cemaati de sağlam bir cemaat olurdu. Bir kalabalık var, para var, okulları da var. Kendileri buna çok güveniyor.

Fethullah Gülen’in CHP ile Koç’la Amerika İsrail bağlamında çok sıcak ilişkileri olduğunu biliyoruz. Bunu nasıl yorumlamak gerekir? Yurtdışında açılan okullar için bir Müslüman şahsiyetin bu anlamda bir işbirliği yapması doğru mudur?

İşin içinde bir gizem var. Suudi Arabistan, Suriye gibi birkaç yer dışında her yerde okul açmıştır. Abdullah abi (Abdullah Yeğin) diyor ki; Yahudiler ne derse, o da onu yapıyor. Amerika ile İsrail ile özdeşleşmiş olması çok gariptir. Bu durumu çok şüphe veriyor. Gülen’in bir din alimi iken çirkef siyasetler içine girmesi çok gariptir. Niyeti iyi olabilir. Ama fiiliyatı iyi görünmüyor.

Bugüne kadar Gülen Grubu her anlamda Başbakan Erdoğan’ı destekliyordu. Bir anda ne oldu da tam tersi bir tutum içine girdiler? Yayın organlarını takip ediyor musunuz, bu yayınlarındaki değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bazen haberlerini izliyordum. Dershane meselesinden sonra aleyhte konuşmaya başladılar. Televizyonlarıyla, yayınlarıyla, gazeteleriyle, dergileriyle hükümetin üzerine hücum ettiler. Çünkü dershaneler kapatılınca kendilerinin suyu kesilecek. Mesela gazetelerinin bu kadar tirajının fazla olması talebeleri abone etmeleri ve buna mecbur bırakmalarıdır. Kendilerinin öyle fazla oyları yok ve çok tesirleri olmayacak. Çevremde gözlemlediğim kadarıyla insanlar da cemaatten çekiliyor.

‘Siyasi bir cemiyet gibi oldular’

Gülen hareketi bir kimlik hareketi midir? Türkiye’de ılımlı bir Müslüman oluşturmaya mı çalışıyorlar? Bir cemaat midir, hizmet hareketi midir, cemiyet midir?

Bunlar başlangıçta iyi idiler. Siyasi bir cemiyet gibi oldular. Bilahere. Böyle bir cemiyet şekline dönüşmeleri daha çok Risale-i Nur’dan uzaklaşmaları demektir. Zaten Risale-i Nurla fazla bir alakaları kalmamıştır. Sadece Nurdan birkaç kelimeyi kullanıyorlar.

Fethullah Gülen’e bir mesajınız var mı?

Fethullah Gülen, son vaziyetleri ile birilerinden emir alan bir insan konumundadır. Kendi iradesi ile hareket etmiyor. Bu davranışlarından mesuldur. Eğer alimse, mertse, yiğitse gelsin memleketinde yaşasın ve bu topraklarda vefat etsin. Onu orada bağlayan bir kuvvet var ve o kuvvete boyun eğmiş. Kendi iradesini CIA’ya kaptırmıştır sanki!.. Benim son olarak Fethullah Gülen’den isteğim Risale-i Nurları artık tahrif etmesinler. Onun lisanı Kur’anî bir lisandır. Değiştirmeyi, yani tahrifi devam ettirirlerse çok tokat yiyecekler. Risale-i Nuru seviyorsanız kendisini okuyun, sevmiyorsanız uğraşmayın.

 

AKİT

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler