27 Mayıs 2017 Cumartesi
  • Altın145,745
  • BIST97.533
  • Dolar3,5801
  • Euro4,0019
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5827
  • İstanbul16 °C
  • Ankara10 °C
  • İzmir15 °C
  • Konya11 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya17 °C
  • Diyarbakır15 °C
  • Bursa15 °C
  • Kayseri8 °C
  • Kocaeli12 °C
  • Şanlıurfa14 °C
  • Gaziantep14 °C
  • İçel18 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Bedeli Bahçeli ve Kılıçdaroğlu ödemeyecek'
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, çözüm sürecine ilişkin, ''Netice alınmadığında arzu edilmedik sonuçlar çıktığında bedeli ödeyecek kim Bahçeli değil. Bedeli ödeyecek kim Kılıçdaroğlu değil. Bedeli ödeyecek AK Parti. Biz bu kadar açık söylüyoruz'' dedi.
'Bedeli Bahçeli ve Kılıçdaroğlu ödemeyecek'
28 Şubat 2013 / 23:13 Güncelleme: 28 Şubat 2013 / 23:16

Bozdağ, CNN TÜRK televizyonunda yayınlanan ''Ankara Günlüğü'' programında soruları yanıtladı.

''Kamuda türban ne zaman serbest olacak '' yönündeki soru üzerine Bozdağ, Türkiye'de ayrımcılığın çok yapıldığını, yaşandığını, üniversitede okumak isteyen insanların önüne ''başörtülü'' diye engeller konulduğunu, mahkeme kararlarıyla da bu yasakların tescillendiğini söyledi.

Mahkemelerin, ''Okumak isteyenin önüne kanunla da idari düzenlemeyle de fiili uygulamayla da engel konamaz, hiçbir hukuk devleti bunu yapmaz, bunu himaye etmeyiz'' demesi gerektiğini dile getiren Bozdağ, Danıştay ile Anayasa Mahkemesi'nin, verdikleri kararlarla ''bu zulmü'' onaylayarak adeta ''zulme adalet ismini veren uygulamalara'' imza attığını bildirdi.

''Danıştay'ın da Anayasa Mahkemesi'nin de başörtüsü konusunda verdikleri kararlar, zulmü abideleştiren kararlardır. Onu tarih de yazacak, insanlar da değerlendirecek'' diyen Bozdağ, bugün gelinen noktada başörtüsü yasağını kimsenin savunmadığını vurguladı.

Bozdağ, üniversiteye girişte katsayı uygulamasına da değinerek, Danıştay'ın bununla ilgili 2010 yılında haksız uygulamaya ''adil'' dediğini, katsayı uygulamasının eşitlik ilkesinin gereği gibi görüldüğünü belirtti. Bozdağ, ''Ben her zaman söyledim, bu tür kararlar anayasa ve hukuka uygunluk kararları değil, resmi ideolojiye uygunluk kararlarıdır. Dolasıyla ideolojiyle uygunluk denetimi yapıldığı için Anayasa Mahkemesi de Danıştay da bu haksızlıklara, bu zulümlere maalesef destek olan, onları hak haline getirmek için kararlar verdi. Bu zulmü yapanlar da bunları uyguladı'' diye konuştu.

Türkiye'de başörtüsü konusunda sorunların bitmediğini dile getiren Bozdağ, özel sektörde, kamuda, başka pek çok alanda insanların maruz kaldığı sıkıntıların olduğunu ifade etti.

Bozdağ, şöyle konuştu:

''Yaşanan bu sıkıntıların, problemlerin anayasal bir dayanağı yoktur. Çünkü bizim anayasamız bu sıkıntıların yaşanmasına izin vermiyor. İki, yasal bir dayanağı da yoktur. Çünkü bizim yasalarımızda da böyle bir şey yoktur. Tabi idari birtakım düzenlemelerden kaynaklı dayanak vardır. Yani pek çok haksızlık var, pek çok yanlışlık var Türkiye'de. Tabi hepsini birden kaldırma imkanı olmuyor. Türkiye zaman içerisinde pek çok yanlışı düzeltmiş, doğru olanı yapma noktasında adımlarını atmıştır. Türkiye'nin şu anda gündeminde de olan, tartışılan maalesef bir haksız uygulama. Ben inanıyorum ki zaman içerisinde bu haksız uygulama da kalkar.''


-''Çözüm süreci''-


Abdullah Öcalan'ın BDP heyetiyle yaptığı görüşmenin tutanağının bir gazetede yayımlandığı hatırlatılarak, bunun nasıl sızdığının sorulması üzerine Bozdağ, Türkiye'nin 30 yılı aşkın süredir terörle mücadele ettiğine dikkati çekti.

Bugüne kadar bütün iktidarların terörü sonlandırmak için milletin önüne çıkıp söz verdiklerini dile getiren Bozdağ, her partinin seçmeninin bu niyetle oy kullandığını, AK Parti'nin de iktidar olduğu günden bu güne Türkiye'nin bütün sorunlarına kalıcı çözümler bulmak, terör meselesini de çözmek, milletin verdiği talimatı yerine getirmek için ciddi adımlar attığını söyledi.

Bozdağ, 2009 yılında da ''Milli Birlik ve Kardeşlik'' projesini uygulamak için adımlar attıklarını ifade ederek, ''O zaman da 'hain' dediler, 'işbirlikçi' dediler, işte 'memlekete ihanet ediyor' dediler, 'böldürüyor' dediler, 'bölüyor' dediler, nice iftiralar yaptılar. 'Terör bitsin' demek, 'kan dursun' demek, 'analar ağlamasın' demek, 'gözyaşı dinsin' demek ne zamandan beri ihanet oluyor, ne zamandan beri bölücülük oluyor'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, ''Cumhuriyet savcılarının sessiz kalması anlaşılır gibi değil. Başbakan Erdoğan'ın uyguladığı politikalar vatana ihanet suçunu oluşturmaktadır'' yönünde açıklamaları olduğunun hatırlatılmasına karşılık Bozdağ, şunları söyledi:

''Aynı tekerleme, 2009'da da Sayın Bahçeli aynı şeyleri söyledi. Ben buradan Sayın Bahçeli'ye soruyorum. O zaman sizin öneriniz nedir  Söyler misiniz terörü bitirmek konusunda, kanı durdurma konusunda MHP'nin çözüm önerisi nedir  Bugüne kadar hükümetimize önerdiği bir çözüm var da biz uygulamadık, bir tane gösterebilir mi  Sürekli konuşmalarında 'ihanettir', 'bölücülüktür', 'vatan hainliğidir' diyor. Biz bu ülkenin en köklü meselelerinden bir tanesini çözmek için risk alan adımlar atıyoruz, diyoruz ki 'bu mesele bitsin'. Sayın Başbakanımız da aynı şeyi söylüyor. 'Eğer bu mesele bitecekse ben baldıran zehri içmeye hazırım' diyor. Bu, çok önemli bir şey. Şu anda terör meselesi bitmiş olsa kim kazanacak  Türkiye kazanacak. Çözüm iradesini ortaya koyan, çözüm sürecini gerçek anlamda hayata geçirmek isteyen bir yaklaşım ortaya koyduk.''


-''Herkes kazanır''-


''Bizim dediğimiz şey bu ülkenin kardeşliğini güçlendirmek'' ifadesini kullanan Bozdağ, şöyle devam etti:

''Bugün terör meselesini bitirme noktasında hükümet bir adım atmak istiyor, birtakım çalışmalar yapılıyor, 'biz bu işi bitireceğiz' diyor. Bu iş biterse Bahçeli kazanır mı Kılıçdaroğlu kazanır mı Türkiye kazanır mı  Herkes kazanır. Eğer bu iş bitmezse, netice alınmazsa, arzu edilen sonuçlar elde edilmezse o zaman bedelini ödeyecek belli mi  AK Parti Hükümeti. Diyor ki 'ben bu konuda çözüm için irade ortaya koyuyorum. Samimi olarak bu meseleyi halletmek istiyorum, adımlar atıyorum, risk alıyorum' diyor. O zaman, netice alınmadığında, arzu edilmedik sonuçlar çıktığında bedeli ödeyecek kim  Bahçeli değil. Bedeli ödeyecek kim  Kılıçdaroğlu değil. Bedeli ödeyecek AK Parti. Biz bu kadar açık söylüyoruz. Onun için diyoruz ki 'gelin bir olalım, beraber olalım, el ele verelim.' Bahçeli'nin söyleyeceği varsa söylesin, Kılıçdaroğlu'nun söyleyeceği varsa söylesin, başkalarının söyleyeceği varsa söylesin. Beraber bu meselenin çözümü ve halli noktasında adım atalım. Birlikte gidelim. Ama şimdi bunu demiyorlar, ne diyorlar, 'hain' diyorlar, 'vatana ihanet ediyorsun' diyorlar, 'suç işliyorsun' diyorlar. O zaman onun çözümüne ilişkin senin görüşlerin neyse çık kamuoyuna açıkla. De ki 'bakın şöyle şöyle'. Sayın Bahçeli'nin de Sayın Kılıçdaroğlu'nun da söylediklerine ilişkin Türkiye'nin geçmişine dönük baktığınızda hepsi denendi. Bugün insanlarımızın bizden istediği tek şey var. 'Terörü bitirin, bu meseleyi çözün ama nasıl yaparsanız yapın.' Yöntemini iktidara bırakıyor. Bu memleketin yönetimine talip olanlara bırakıyor. Biz onu söylüyoruz.''


-''Bahçeli'nin sözleri iftira''-


Bozdağ, Devlet Bahçeli'nin ''Al başkanlığı ver özerkliği'' şeklinde bir pazarlık döndüğünü iddia ettiği belirtilerek, ''Bir pazarlık var mı '' yönündeki soru üzerine, ''Bahçeli'nin dediği 'ver başkanlığı al şunu, ver şunu al bunu' lafları iftiradan başka bir şey değildir. İftira ediyorlar resmen'' dedi.

Sürecin arkasında çok büyük bir halk desteği bulunduğunu vurgulayan Bozdağ, MHP ve CHP'ye oy veren pek çok insanın çözüm sürecinin başarılı olması için hükümete destek verdiğini söyledi.

Bozdağ, milleti rahatsız edecek konuları gündeme getirerek milletin desteğini dağıtmak, pozitif iklimi negatif hale dönüştürmek ve sürecin başarıyla neticelenmesini istemeyenler bulunduğunu dile getirerek, milletin huzuru, refahı için çaba gösteren partilerin yapması gerekenin birbirini itham etmek, suçlamak değil, bir araya gelip birlikte adım atmak olduğunu belirtti.

CHP, MHP ve BDP'nin samimi davranması gerektiğine işaret eden Bozdağ, CHP'nin bir süre önce bir konu gündeme getirdiğini ve çözüm önerisiyle randevu istenildiğini söyledi. Bozdağ, yapılan görüşme sonunda Kılıçdaroğlu'nun verdiği metnin bir çözüm önerisinden ziyade bir dizi tespiti içerdiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan'ın, burada çok açık ''Beraber yapabiliriz bunu'' dediğine değinen Bozdağ, şöyle konuştu:

''(MHP eğer bu işe 'evet' demezse CHP ile biz beraber bu işi yapabiliriz. 'Benim bak burada üç arkadaşım var, sizin de üç arkadaşınız var. Talimat verin çalışalım.) Bugün de biz MHP'yle, CHP'yle, BDP'yle beraber adım atarsak mutlu oluruz. Ama gelmediler. O zaman MHP gelmediyse CHP, AK Parti, BDP adım atabiliriz. BDP gelmedi o zaman CHP, AK Parti beraber adım atabiliriz. Bu meselenin çözümü konusunda Cumhuriyet Halk Partisi'yle AK Parti'nin beraber olması, baktığınız zaman temsil noktasında toplumun neredeyse yüzde 76'sına tekabül ediyor. Az bir sayı değil. Ama Cumhuriyet Halk Partisi o günden bu güne hariçte gazel okuyor adeta. 'Gel ben milletvekillerimi veriyorum, bu konuda yetkili, etkili insanlarımı veriyorum. Beraber çalışalım' demesi lazımken, bu konuda adım yok. Beraber olursak bu meseleyi aşma konusunda Türkiye olarak daha güçlü oluruz.''


-Kandil'e yapılan operasyon-


Bozdağ, çözüm atmosferi ifade edilirken Kandil'e bir operasyon düzenlendiği ve BDP'lilerin bu konuda tepkisi olduğunun belirtilmesi üzerine, ''Sayın Başbakanımız her defasında ifade etti. 'Terörle mücadele, siyasi uzantılarıyla' müzakere diye ifade edebileceğimiz bir konsept var'' dedi.

Terörle mücadelenin devam edeceğini vurgulayan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, şunları kaydetti:

''Terör unsurları silah bırakmadığı zaman ve silahlı olarak eylem hazırlıkları, başka işler... Yani terör örgütü tehdit ve tehlike olma, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü aleyhinde eylem koyma konusunda imkan ve kabiliyetlerini koruduğu sürece bu noktada Türkiye elbette terörle mücadelesini sürdürecektir. Bizim söylediğimiz şey, terör örgütü silahlarını bırakırsa bu noktada Türkiye'nin bir şey yapmayacağı. Ama terör örgütü silahlarını bırakmayacak, ondan sonra Türkiye operasyonları durduracak. Böyle bir şey yok. Biz bunu her zaman söylüyoruz, terörle mücadele ayrı, siyasi uzantılarıyla görüşme, müzakere o ayrı şeydir. Birbirinden ayırmak lazım. Biri olursa öbürü olmaz, o olursa o olmaz değil. Netice alırsa çözüm süreci, terör örgütü mensupları, teröristler silahlarını bırakırsa o zaman farklı bir noktaya iş gitmiş olur. Ama silahlar bırakılmadığı sürece o zaman elbette ki operasyonlar sürer. Durduk yerde güvenlik güçleri operasyon yapmıyor. Şurada dururken 'gel gidelim bir operasyon yapalım' demiyor. Nedir  Bir tehdit oluyor, bir saldırı hazırlığı oluyor, birtakım çalışmalar oluyor, terör örgütü mensupları, unsurları birtakım şeyler yaptığı zaman terör örgütüne karşı güvenlik güçlerimiz yasaların verdiği yetkileri kullanıyor. Bunu kullanmasından daha doğal ne olabilir. Terör örgütü silahları bıraktığı zaman zaten bunlara gerek kalmayacaktır.


AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler