YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
BDP Nevruz programını açıkladı
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından organize edilen Nevruz programı belli oldu.
BDP Nevruz programını açıkladı
10 Mart 2013 / 15:57 Güncelleme: 10 Mart 2013 / 16:04

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından organize edilen Nevruz programını açıklamak üzere bir araya gelen BDP Eşgenel başkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak ile DTK Eşgenel başkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk düzenledikleri ortak basın açıklamasıyla program duyurusu yaptı.  

DTK binasında bir araya gelen Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, bu yıl Türkiye genelinde 42 il, 130 merkezde kutlanacak Nevruz programını açıkladı. Bu yılkı Nevruz kutlamalarının sürecin ruhuna göre kutlanacağını anlatan Ahmet Türk, Nevruz’un Kürtlerin gelehoceğini belirleyeceği şekilde bir kutlama olacağını dile getirdi. Türk, Diyarbakır’da 21 Mart günü kutlanacak Nevruz programına dünyanın dört bir yanından 2 bine yakın kişiyi davet ettiklerini kaydetti. Özgürlüklerin mücadelesinin Nevruz’u, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için, Kürtlerin çığlığını duyurduğu bir Nevruz olacağını anlatan Türk, Nevruz gününü Kütlerin kendi statüsünü belirleyeceği bir gün olarak değerlendirdi. Türk, “Bu Nevruz’u bir bütün olarak halkımızla birlikte alanlarda özgürlük, barış sesimizi, Kürt sorununun barış sesini haykıracak bir Nevruz’a dönüştüreceğiz. Demokratik siyaset artık barışa katkı sunacak bir dönem olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu Nevruz’un ve Kürt mücadelesinin artık Kürt halkının bir bütün olarak omuzunda olduğu bir Nevruz olarak değerlendiriyoruz. Bu Nevruz'u, ezilenlerin başkaldırısı olarak yine Ortadoğu halklarının daha demokratik özgür bir geleceği için bir mesaj olarak değerlendiriyoruz. İnanıyoruz ki Kürt halkının yıllardan beri sürdürdüğü özgürlük mücadelesi bugün artık çözümü dayatmıştır. Kürt sorununun çözümü, Kürt halkının özgürlüğü Türkiye’nin özgürlüğü anlamına gelecektir. Ortadoğu’nun geleceğini çok derinden etkileyeceğini biliyoruz. Bu Nevruz’u yeni bir sürecin, dönemin başlangıcı ve müjdecisi olarak değerlendiriyoruz. Nevruza sahip çıkmak özgürlüğe, demokrasiye sahip çıkmaktır. BDP, DTK ve bugün bizlerle dayanışma içerisinde olan bütün STK’ların çabasıyla bir Nevruz programı belirlendi. Bu yıl Nevruz kutlamaları, 42 il 130 merkezde yapılacak. 1950 kişiye, partilere kurumlara, şahsiyetlere davetiyeler gönderdik. Biz bu süreci halkımızın hak ve özgürlüklere sahip çıktığı bir süreç olarak görüyoruz. Yine biz bu süreci yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyoruz. Öcalan’ın da mesajından anlaşıldığı gibi artık klasik yöntem ve anlayışlarla değil, daha geniş perspektifle halkımızın gündemine getireceğiz” dedi.

2013 yılı Nevruz kutlamasının yeni dönemin başlangıcı olduğunu aktaran Türk, Diyarbakır’da Nevruz günü verilecek mesajın çok önemli olduğunu belirterek, verilecek mesajlarda Kürtlerin taleplerinin gerçekleşmesi adına önemli bir gün olarak yorumladı. Türk, 21 Mart günü Diyarbakır’da kutlanacak Nevruz’a katılım çağrısında bulundu.

“Nevruz taleblerin haykıracağı birgün olacak”

2013 Nevruzu tarihsel bir anlam atfettiklerin ve  son derece önemli bir Nevruz olacağını anlatan Aysel Tuğluk, Kürt sorununun da demokratik ve barışçıl çözümü konusunda yeniden tarihsel bir fırsatın yakalandığı bir sürecin yaşandığını söyledi. Nevruz gününü, Kürtlerin geleceğinin belirleneceği bir tarihsel süreç olarak yorumlayan Tuğluk, “Bu yılki Nevruz'u tarihsel kılan en önemli nedenlerden bir tanesi tabi ki Öcalan ile devlet arasında yaşanan diyalogdur. Bizler bu süreci son derce önemli görüyoruz. Kürt demokratik kurum ve bileşenleri olarak başlatılan bu sürecin gerçek bir çözüme evrilmesi için, buradan özgürlükler ve demokrasinin kazanması için sürece dönük katkılarımızı, sorumlu yaklaşmamızı göstermeye devam edeceğiz. Bu Nevruz bu açıdan da çok büyük anlam taşıyor. Kürt toplumunun, dostlarının bir kez daha alanlara çıkıp, bu sorununun diyalog ve müzakerelerle çözülme talebini ifade edecek bir Nevruz olacaktır. Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü talebinin haykıracağı bir gün olacaktır. Gerçekten barış ama nasıl bir barış olacağı konusunda bir iradenin açığa çıkacağı bir Nevruz olacaktır. Biliyoruz ki halkımız bir kez daha alanlarda diyalog ve barışçıl çözüm noktasındaki iradesini en güçlü, en kitlesel bir şekilde ortaya koyacaktır. Evet barış, evet diyalogla çözüm ama bunun onurluca olması. Bunun gerçekten Kürt halkının halk olmaktan kaynaklı taleplerinin kabul edilmesi talebi, bizler tarafından ve halkımız tarafından dile getirilecektir” diye konuştu.

Kürt sorununun demokratik çözümü ve diyalogla çözümü konusunda tarihi bir fırsat yakalandığını aktaran Tuğluk, “Ya bu sorunu cidden konuşarak, diyalogla çözüm yoluna koyacağız, ya da yeniden bir kapışma yaşanacak ve hepimiz kaybedeceğiz. Biz hepimize kazandıracak şeyin demokrasi ve demokratik çözüm olduğuna inanıyoruz. Bunun için çabamızı devam edecek” dedi.

“Öcalan Türkler için bir şanstır”

Tuğluk, bu yılki Nevruzu Öcalan’ın özgürlüğünün talep edileceği bir Nevruz olacak kutlanacağını ifade ederek, Öcalan’ın Türkler için bir şans olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Tuğluk, “Eğer Kürtlerle barışmaktan, Kürt sorununun demokratik çözümünden bahsediliyorsa, tartışmasız bir aktör olduğu açığa çıkmış olan Öcalan’ın rolünü ve misyonunun oynayabileceği koşullarının oluşturulması gerekiyor. Öcalan’ın özürlüğüne gidecek yolun sürecinin önü açılması gerekiyor. Toplumsal barış için bu gereklidir. Öcalan sadece Kürtler için vazgeçilmez bir irade değildir, Türkler için de bir şanstır. Çünkü Öcalan Türkiye’den bakan Türkiye’de çözüm isteyen bir liderdir. İmralı’da başlatılan görüşmelerin de ana özünü bu oluşturmaktadır. Türkler ve Kürtlerin birlikte kazanacağı bir demokratik sistem öneriyor. Bu fırsat umarım doğru değerlendirilir” şeklinde konuştu.

“İmralı'ya çözüm endeksi olarak bakılmalı”

Çözüm sürecine de değinen Tuğluk, İmralı’yı çözüm endeksli olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Tuğluk, “İmralı’ya nasıl yaklaşılıyor? Gerçekten İmralı’ya bir çözüm olarak mı yaklaşılıyor, yoksa işin içerisinde bir hesap mı var? Biz bu soruyu sormak istiyoruz. İmralı’ya çözüm endeksli bir yaklaşım söz konusu olursa, gerçek bir demokratik çözümün olması çok yüksek olacaktır. Biz Öcalan’ın ortaya koyduğu iradeyi çok önemli görüyoruz ve hepimiz açısından bir fırsat olarak görüyoruz. Yok eğer bir takım hesaplar söz konusu ise, bu en baştan İmralı’dan dönecektir. Kürtler artık aldatılan bir halk olmaktan çıkmıştır. Biz artık devleti ve siyasi iktidarı zihniyet olarak yeni bir pozisyon almaya davet ediyoruz. Geçmişin inkar ve imha sürecine dayalı, yeni bir çözüm sürecinden bahsedilemez. Pozisyonların bu çerçevede ele alınması gerekiyor. Sayın Başbakan’ın barış ve eşitlik dememek gerekir sözünü, sürecin ruhuna zıt bir açıklama olarak görüyoruz. Tabi ki barış denecek, eşitlik denecek. Kürt sorununun çözümü demokratik ve eşitlik temelde olmak zorundadır. Biz halkımızı alanlara tam da eşitlik talebini yükseltmek için davet ediyoruz. Onurlu bir barışı dilendirmek için davet ediyoruz. Bunlar olmadan bir barıştan, bir çözümden bahsedilemez. Hükümetin bir takım açıklamalarını sürece uygun olmadığını, zaten var olan kaygıları artırıcı olduğunu düşünüyoruz. Özellikle Öcalan tarafından eğer birlikte yaşam, birlikte çözüm, ortak yarar üzerine bir siyaset izleniyorsa, hiç kimse zan etmesin bu çaresizlikten ya da alternatifsizlikten bu süreç gerçekleşiyor. Kürt hareketini Kandil’de gördük, kendi öz gücüyle bu süreci sona ulaştırma iradesi vardır. İktidar sanki diz çöktürmüşler, sanki çaresizler gibi bir dil kullanıyor. Eğer birlikte yaşamdan ısrar ediliyorsa, Öcalan’ın demokratik cumhuriyet paradigmasının bir sonucu olarak gelişiyor. Bizler de en yararlı çözümün bu olduğuna inandığımız için böyle yaklaşıyoruz. Yoksa Kürtlerin alternatifleri, farklı çözümleri vardır. Demokrasi herkese kazandıracaktır. Öcalan’ın başlattığı bu sürece bir zihniyet değişimine ihtiyaç olunan bir süreçteyiz. Umut ediyoruz ki Türkiye devleti ve iktidarı meseleye bu çerçevede bu eksende bakar ve birlikte kazanmanın yolunu hep birlikte yaratabiliriz” ifadelerini kullandı.

“Öcalan'ın Nevruz günü vereceği mesaj yeni dönemin rotasını belirleyecek”

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise yaptığı konuşmada 21 Mart günü Diyarbakır’da kutlanacak Nevruz’da Abdullah Öcalan’ın okunacağı mesajının yeni dönemin rotasını belirleyeceğini kaydetti. Bu 2013 Nevruzu'nun da önceki Nevruzlar gibi demokrasi ve özgürlük açısından bir sıçrama noktası olacağının ifadelerini kullananan Demirtaş, “Nevruz bu topraklarda kutlana geldiği tarihten bu yana her zaman halkın önünü açan görkemli kutlama olmuştur. Her Nevruz gibi siyasete doğru yolu gösteren halkın taleplerini ortaya koyan, çözüm konusunda adım atılmasını isteyen bir Nevruz olacaktır. Bu Nevruz yeni başlayan bir dönemde de halkın inisiyatif aldığı, temel aktör olduğu bir Nevruz olacak. Her yıl önceki yıllara nazaran daha fazla kitleselleşiyor. Bu Nevruz yapılmış en büyük kutlamalar olacaktır. Bölgenin her yerinden bu yıl Nevruz'da çıkacak mesaj, Öcalan’ın Nevruz vesilesiyle verecek mesaj, yeni dönemin rotasını değiştirecek. Bölge dengelerini etkileyecek bir mesaj olacaktır. İstanbul’dan Hakkari’ye kadar kutlanacak tüm nevrozlarda kadın, çocuk genç, yaşlı herkesi alanlara davet ediyoruz. Bugüne kadar Nevruz ateşi hiçbir zaman karanlıkları aydınlatmadan geçmedi, bu yıl da siyasetin tüm karanlık noktalarını aydınlatacak olan Nevruz ateşi olacaktır. Siyasetçiler olarak halkımızın bize emanet ettiği temsilliyetin gereği açısından sorunların çözümünü siyasi yollarla, müzakere ederek, tartışarak çözmek zorundayız. Bu gelinen aşamayı da bir kazanım olarak, halkımızın ısrarlı, kararlı taleplerinin bir sonucu olarak görüyoruz. Bu tablo halkımızın bir kazanımıdır, bedellerle elde etmiştir ve tabi ki sahiplenecektir” dedi.

“İçinde barış barındırmayan bir süreçte aldatma olur”

Demirtaş, çözüm sürecinde barış ve demokrasi hedeflenmesi gerektiğinin vurgulamasını yaparak,  bu sürecin her türlü gerilim ve provokasyona açık olabileceğine dikkat çekti. Demirtaş, “Yüz yıllık bir sorundan söz ediyoruz. Bir çok defa isyana, kanlı bastırmalara, kana, gözyaşına vesile olmuş bir sorundan söz ediyoruz. Bu umutlar ve kaygılar bir arada yürümek zorundadır. Ne tam anlamıyla büyük bir umutla sürece herkes yaklaşabilir, ne de umudu bir kenara bırakıp korkuyla yaklaşabilir. Umut ve kaygı birlikte yürüdüğü oranda çözüm mümkün olacaktır. Barışa ve özgürlüğe inanan herkesin bu topraklarda artık kan akıtmadan, özgürce yaşayabilmektir. Madem ki bu süreci hep birlikte destekliyorsak, bu kaygıları gidermek de hepimizin boynunun borcudur. Bizler Kürt bileşenleri olarak başından beri bu ciddiyetle yaklaştık ve karşıdan da bu ciddiyeti bekliyoruz. Unutulmasın ki bu sorunun adı Kürt sorunudur ve sorunun kaynağı da Kürt halkının temel haklarının gaspedilmiş olmasıdır. Kürt halkının özgürlüğe kavuşmadığı bir süreçten korkumuz odur ki bir barış çıkmayacaktır. İçinde demokrasi ve barış süreci barındırmayan bir süreç aldatma olur. Atılan her pratik adımın içinin doldurularak gitmesi, sürecin kaygılarını azaltacaktır. 1993’ten bu yana değişik ateşkesler, çözüm arayışları başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da, bu kez iyi değerlendirilirse kalıcı bir barışın fırsatı vardır. Bütün analar akan kanın durmasını haklı olarak istiyorlar. Her şeyden önce bu savaşın en çok acısını çeken kadınların istemleri bizim için talimattır. Bizim barıştan anladığımız şey onurlu bir yaşamdır. İçi doldurulmadan, olmaz. Bu süreç her türlü gerilime ve provokasyonlara açık olabilir, ama biz açık ve şeffaf bir tartışma ile bu sürece yaklaşacağız. Önemli olan kan akmadan, acılar olmadan siyasi zeminde bütün sorunlarımızı tartışabilir hale getirmektir, çözüm yoluna getirebilmektir. Burada kritik nokta şudur; hepimiz demokratik siyaset kanallarının açık olması konusunda hemfikir miyiz? Savaşın ve çatışmaların bitmesini istemek hepimizin talebidir. Ama bununla birlikte demokratik siyaset kanallarının açılması hükümettedir. İktidarın tekelleştirdiği siyaset alanı muhalefete açabilecek mi? Elindeki tekeli, medya, yargı tekelini, yasama tekelini bu açıdan demokratikleştirebilecek mi? Sürecin sağlıklı gelişmesi için bütün bunlar önemlidir” diye konuştu.

“Nevruz yeni dönemin başlangıcıdır”

Gültan Kışanak ise, Nevruz'un kelime anlamının yeni gün olduğunu anlatarak, bu yıl kutlanacak Nevruz’u yeni dönemin başlangıcı olarak yorumladı. Kışanak, “Ben inanıyorum ki bu anlama en denk düşen bir Nevruz olacaktır. Bu Nevruz gerçekten yepyeni bir dönemin, sürecin başlangıcı olacak. Tarihsel olarak da Nevruz böyle bir rol oynamıştır. Nevruz tarihsel çıkışların yapıldığı, yeni dönemlerin başlattığı, büyük direnişlerin açığa çıktığı bir yıldır. Tüm halkımızı dostlarımızı barıştan, çözümden, demokrasiden yana olan herkesi Nevruz'da alanlarda olmaya davet ediyorum. Bu tarihsel çıkışa en azından tanıklık etmeliler ama bence herkes kendi gücünü, kendi enerjisini, birikimini, sözünü de bu yeni tarihsel dönemin başlangıcına katmalıdır. Adalet arayışı olanlar gelip en güçlü şekilde gelip Nevruz'da, alanlarda bu taleplerini haykırmalı. Çözüm talebi olan, demokratikleşme talebi olan, demokratik bir gelecek arzulayan herkes kendisini bu yeni güne böyle katmalıdır. Barış isteyenler en güçlü şekilde Nevruz alanlarına akmalı ve gerçek anlamda onurlu bir barışın tesis edilmesine kendileri de katkı yapmalıdır. Bu Nevruz'a katılmak herhangi bir kutlamaya katılmanın ötesinde bir kutlama olacaktır. Nevruz'un böylesine tarihsel çıkış anlamını taşıması bizler için de bugüne güçlü bir şekilde hazırlanmanın gerekçesidir” şeklinde konuştu.
 

 

İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler