YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Bazı sivri kafalılar...'
'Bazı sivri kafalılar...'
11 Nisan 2010 20:15
Eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç: Bazı sivri kafalılar, menfeatleri için Ermeni yalanını destekliyorlar.

Eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, Osmanlı Devleti'nin içinde barındırdığı toplumlara çok büyük tolerans göstererek, fethettiği hiçbir yerde kimseyi dini, dili ve kültürünü değiştirmeye zorlamadığını belirterek, ''Sözde Ermeni soykırımı iddialarının bir bir kabulü, yüzyıllardır süregelen Türk düşmanlığından kaynaklanıyor'' dedi.

Talat Paşa Komitesi Antalya Temsilciliğince Antalya Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''Sözde Ermeni Soykırımı'' konulu panelde konuşan Kılınç, son günlerde bazı Avrupa ülkelerinin parlamentolarında alınan, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına ilişkin kararların, Avrupalıların, Viyana Kuşatması'ndan sonra Türklere olan kinlerinden kaynaklandığını söyledi.

Kılınç, ''Başta Avrupalılar olmak üzere herkes çok iyi biliyor ki, hiçbir zaman soykırım söz konusu değildi. Viyana Kuşatması'ndan gelen Türk düşmanlığı hala devam ediyor. Osmanlı İmparatorluğu güçlü bir imparatorluktu. O nedenle Türklere karşı kin besleyenler bileğimizi bükemiyorlardı. Ta ki dağılma dönemine kadar. Daha sonra Avrupa'nın gözü Anadolu'ya dikildi. Ermenileri kışkırtarak Türklerle savaşmaya zorlayan yine Avrupalılardır'' dedi.


-''NATO'NUN, TÜRKİYE'Yİ KABULLENMEYE ZORLADIĞI TEHDİT''-


Batı dünyasının NATO'nun gücünü bölgede aktif olarak tutabilmek için ilk olarak ''radikal İslam'' tehdidi yarattığını, bunun tutmadığını kaydeden Kılınç, ''Müslüman bir ülkede bu tutmadı. Yüzde 98'i Müslüman bir ülke. Vatandaşları İslamiyete inanan bir ülke. Ancak Türkiye'yi bu tehdidi kabullenmeye zorladılar. Çünkü NATO'nun yaşaması için bir tehdit unsuru gerekiyordu. Afganistan'da, Irak'ta emperyalizmin beklentilerini gerçekleştirmek için Türkiye bir basamaktı. NATO'nun mutlaka bir tehdit bahanesiyle varlığını bölgede sürdürmesi gerekiyordu'' diye konuştu.


-''BİZLER KENDİMİZİ SAVUNMAYA MAHKUM OLDUK''-


Balkan Savaşı'nda kaybedilen topraklardaki toplumların, daha sonra Anadolu topraklarında azınlık olarak tanımlanan değişik milletlere mensup vatandaşların tahrik edilmeye başlandığını ifade eden Kılınç, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nı fırsat bilen Ermenilerin, kurdukları çeteler aracılığıyla Anadolu'nun çeşitli yerlerinde ve Doğu Anadolu'da halka zulüm ve eziyet yapmaya başladığını belirtti. ''Bütün bunları kışkırtanların Avrupalılar olduğunu'' ifade eden Kılınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Osmanlı'nın o dönemde bir bölgeden bir bölgeye vatandaşlarını taşıması kadar doğal bir durum olamazdı. Sürekli Türk insanı suçlanmaya çalışılıyor. Ancak, o dönemlerde Osmanlı'da yaşlı ve çocukların dışında herkes askerde. Köyler ve halk savunmasız kalmış durumda. Bu, Anadolu'yu parçalamak isteyen Ermeniler için bir büyük bir fırsat. Bizler kendimizi savunmaya mahkum olduk. O mezalimi başlatan Ermenilerdi. Çeteler halinde gelerek, savunmasız çoluk çocuk kadın herkese zulüm etmişlerdir. Benim annem Kars Sarıkamış'tan. Annem o günlerde 5-6 yaşlarında bir çocuk imiş. Neler çektiklerini ve yaşadıklarını aklında kalanlarıyla anlatırdı. Hangi köyden hangi köye nasıl kaçtıklarını, Ermeni çetecilerden canlarını nasıl kurtardıklarını anlatırdı.''


-''ÖDÜL ALABİLME İÇİN ERMENİLERİN TEZLERİNİ SAVUNMAYA BAŞLADILAR''-


Son günlerde Avrupalıların, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını gündeme getirdiklerini anımsatan Kılınç, ''Bazı sivri kafalılar şahsi menfaatleri için 'Bu resmi devlet tarihi söylemidir. Aslında biz Ermenilere zulüm ettik' diyerek ödül alabilme gayretiyle Ermenilerin tezlerini savunmaya başladılar'' dedi.

 O dönemlerde, her iki tarafı da koruyabilecek güvenli bölgelerin bulunmadığını vurgulayan Tuncer Kılınç, şöyle devam etti:

'' Tabii ki bıçak kemiğe dayandığı zaman öyle veya böyle karşı koymak zorunda kalınmıştır. Ayrıca o zamanlarda her iki tarafı da koruyabilecek bir güvenlik gücü bölgede yok. Tehcir, böyle bir ortamda alındı. Bu kararın alınması doğru muydu yanlış mıydı, tartışmamızın gereği yok. '1,5 milyon Ermeni öldürüldü' diye nutuk atanlara karşı tarihçilerin kaynak göstererek verdiği bilgiler, iddialarını geçersiz kılıyor. Buna rağmen ortaya atılan iddialar kurt ile kuzu hikayesinde olduğu gibi...''


-''ERMENİLER TOPLUMDAN VE YÖNETİCİLERDEN AYRI BİR İLGİ GÖRMÜŞTÜR''-


''Sözde Ermeni soykırımı iddialarının bir bir kabulü, yüzyıllardır süregelen Türk düşmanlığından kaynaklanıyor'' diyen Kılınç, şunları kaydetti:

''Bunlar olmayacak şeyi bize olmuş gibi zorla kabul ettirme çabasından başka bir şey değildir. Böyle bir olay hiçbir zaman Türk milletinin ne karakterine uyar ne de yapılmıştır. Çanakkale'de Anzakların kayıplarına karşı Atatürk, 'Analar, burada kaybettiğiniz çocuklarınız için üzülmeyin. Onlar artık bizim emanetimizdir. Mehmetçik ile yan yana yatıyorlar' demiştir. Böyle diyen bir toplumun devamıyız biz. Ne o gün ne de bu gün bu millet içe içe asırlardır bir birleriyle kardeşçe toplumlara kem gözle bakmıştır.

Osmanlı bize o mirası bırakmıştır. Osmanlı, içinde barındırdığı toplumlara çok büyük tolerans göstermiştir. Fethettiği hiçbir yerde kimseyi dini, dili ve kültürünü değiştirmeye zorlamamıştır. Hiçbir tarihçi bunun tersini söyleyemez. Hal böyle olduğu için de Ermeniler toplumdan ve yöneticilerden ayrı bir ilgi görmüştür. Ermeniler, müzik, sanat, başta olmak üzere toplumda saygınlık kazanan meslekleri yapmışlardır. Benim çocukluk dönemimde İstanbul'da Ermeni doktorlardan bahsedelerdi. Bunlar hep el üstünde idi. Osmanlı döneminde bile bir çok kişi bakanlık, başbakanlık yapmıştır. Hal böyle iken bizim kendi vatandaşlarımıza şu veya bu şekilde soykırım veya eziyet etmemiz yapmamaz asla söz konusu olamaz.''

Paneli yöneten Prof. Dr. Çetin Yetkin ise Osmanlı döneminde Ermenilerin egemen sınıf olduklarını belirterek, ''Ermeniler, Osmanlı devlet yönetiminde önemli görevler aldı. Osmanlı sanayisinde toplam sermayenin yüzde 50'sini Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşları yapıyordu'' dedi. AA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler