YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Baykal ile Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı pazarlığı
CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, BDP Milletvekili Altan Tan'ın, Başbakan Erdoğan'ın siyasi yasaklı olduğu dönemde "Sen beni milletvekili yap kurtar, ben seni Cumhurbaşkanı yapayım” sözünü verdiği iddialarına ilişkin açıklama yaptı.
Baykal ile Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı pazarlığı
27 Ağustos 2013 / 16:21 Güncelleme: 27 Ağustos 2013 / 16:27

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, BDP Milletvekili Altan Tan'ın, Başbakan Erdoğan'ın siyasi yasaklı olduğu dönemde "Sen beni milletvekili yap kurtar, ben seni Cumhurbaşkanı yapayım” sözünü verdiği iddialarına ilişkin, "Bu konuyla ilgili pek çok açıklama yaptım. O açıklamalar ikna edici olmamış. Hala bu anlayışın zaman zaman gündeme çıktığını görüyorum. Artık bugün burada son noktayı koyalım" dedi.

Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nde  (AGC) basın mensupları ile bir araya gelen CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'a CHP Antalya Milletvekilleri Osman Kaptan, Arif Bulut ve Yıldıray Sapan da eşlik etti. Baykal ve milletvekilleri, AGC Başkanı Mevlüt Yeni ve Yönetim Kurulu üyeleriyle de görüştü. BDP Milletvekili ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Altan Tan'ın, Başbakan Erdoğan'ın siyasi yasaklı olduğu dönemde "Sen beni milletvekili yap kurtar, ben seni Cumhurbaşkanı yapayım” sözü verdiğini iddiaları ile ilgili konuşan Baykal, bu konunu uzun bir süreden bu yana zaman zaman gündeme taşındığını belirtti. Baykal, "Bazen açıkça dünkü konuşmada ifade edildiği gibi bir pazarlığın yapıldığı ifade edilerek gündeme getiriliyor. Bazen de ima yoluyla taşınıyor. Bu konuyla ilgili pek çok açıklama yaptım. O açıklamalar ikna edici olmamış. Hala bu anlayışın zaman zaman gündeme çıktığını görüyorum. Artık bugün burada son noktayı koyalım" dedi.

"Siyasi hayatta doğru olmayan söylentiler işletiliyor" diyen Baykal, "Çok açık ve net bir şekilde konuşuyorum. 2002 seçimlerinden sonra AKP o zamanki Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan milletvekili olmasının önündeki engeli kaldırılmasına yönelik CHP olarak yaptığımız girişimler hiçbir şekilde, hiç bir pazarlıkla ilişkilendirilemez. Biz bu konuda AKP yetkilileriyle Sayın Erdoğan’la onlar adına başkalarıyla temas kurarak, müzakere yaparak, bu konudaki anlayışı onlarla paylaşarak, bu doğrultuda harekete geçmiş değiliz. Anlayışımız gereği ortadaki çarpık, demokrasi hukuk açısından çarpık tabloyu tamamen kendi inisiyatifimizle, hiç bir müzakere yapmadan, hiç bir ilişkiye girmeden harekete geçmişizdir. Bunun bir defa bir kez daha ifade ediyorum" diye konuştu.

“AKP ile temasa geçmedik”

2002 seçimlerinde Erdoğan'ın AK Parti Genel Başkanı olarak seçime katılma hakkına sahip olduğunu belirten Baykal, şunları söyledi:

"Seçimlerde oy pusulalarında adı yazıldı. Her ilin seçmen listesinin üzerinde genel başkan olarak adı yazıldı. Meşru bir genel başkan olarak seçime katıldı. Milletvekillerini hazırlanmasını büyük ölçüde şekillendirdi. Parlamento grubunun oluşumunu yönlendirdi. Kampanyayı genel başkan olarak götürdü. İl il gezdi. Vatandaşın karşısına çıkıp oy istedi. Partisi için şahsen oy istedi. Seçim sonucunda yüz 34 ile birinci parti çıktı. Ama Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) aldığı bir karar sonucu onun milletvekili adayı olamayacağı seçim öncesinde karara bağlandı. YSK bu kararı alırken mevzuatı dikkate alarak aldı. YSK genel başkan olmasını, kampanya yürütmesine izin verdi. Şahsen sen kendi adına milletvekili olamazsın dedi. Bu kabul edilebilir, sürdürülebilir bir manzara değildir. Gerçek bir demokrasi anlayışında, milli irade anlayışına saygı içinde bu durumun doğal karşılanması mümkün değildir. Hukuk devletinde de konu sadece mevzuatın uygulanmasından ibaret değil.

İnsan hakları demokratik haklara bakıldığında kabul edilebilir olmadığı açıktır. Küçük bir mahkumiyet vardır ortada ve bu mahkumiyet sonucu olarak bir insanın ebediyen seçme haklarından mahrum görülmesi kabul edilebilir değildir. Hiç bir şekilde uygun görmediğimizi ifade ederek herkesin hak ve özgürlüklerine sahip çıkarak bu doğrultuda harekete geçtik. Bunu yaparken de AKP ile hiç bir zaman temasa geçmedik. Hukuk devleti anlayışımızın, kimseye bir lütuf olarak görülmemiştir, düşünülmemiş himaye etmek, onun kimliğine kişiliğine değer vermek anlayışı sonucu gibi ortaya çıkmış değildir. Siyasi çatışma içinde olduğumuz bu konuda bir zafiyeti tespit ettiğimiz için düzeltmek için harekete geçtik. Ne bir pazarlık, ne bir ilişki, temas söz konusu değildir. Bunun aksini kimsenin ifade etmesi mümkün değildir. Demokrasi, hukuk anlayışımız gereği olarak bu kararı aldık."

“Ne Erdoğan ne ben bu konuyu konuştuk”

Seçimlerden sonra Başbakan Erdoğan’la birkaç kez bir araya geldiklerini hatırlatan Baykal, "Bu hastalığından sonra geçmiş olsun ziyaretidir. Daha sonraki görüşmelerimizin hiç birisinde ne ben bu olaya değinerek bir değerlendirme yaptım, ne de Sayın Erdoğan bu konuda bizim çabamızla ilgili bir değerlendirme yaptı. Bak size bu iyiliği yaptık diye bir anlayışla çıkmadık. Ne de Erdoğan bize hakkımızı verme gereği verdiğiniz deme gereğini bile duymadı. Biz onu o anda unuttuk. Be ben hatırlatma gereğini duydum. Ne de Sayın Erdoğan teşekkür etme gereğini duydu. Bırakın anlaşmayı, mutabakatı bırakın pazarlığı bu iş olup bittikten sonra bile bir teşekkür hallettik bir konuşması yapılmamıştır, hiç bir temas yapılmamıştır" şeklinde konuştu.

Baykal, şöyle devam etti:

"Bırakın hakların verilmesini, benim pazarlık konusu yapmam bile mümkün değildir. Bu hiç kimsenin lütfu değildir. O konuyla ilgili de hiç bir zaman özel bir teşekkür bekleyişi içine girmedik. Nedense sık sık bir pazarlık varmış gibi gündeme getiriliyor. Bu doğru olmamıştır. Öyleymiş gibi kabul Sayın Altan Tan’ı Sayın Başbakan’ın kendilerine yönelik izlediği politikaya güvenip güvenmemekte serbest olduklarını ifade ederim. Başbakan’ın verdiği sözlerini tutup tutmayacağı konusunda Sayın Altan istediği gibi düşünebilir. Kendisine bir gerekçe çıkarma anlayışında kullanabileceği bir gerekçe yoktur. Böyle bir talep yoktur. Kendi ilişkilerinde bir bekleyiş, talep var ise kendi yerine getirilip getirilmemesi kuşkuyu, güvensizliği taşımakta haklıdır. Bizim ilişkilerimizden dayanak bulması her şeyden önce bizi rahatsız eder. Sayın Altan Tan dikkatli olsun."

  “Millete karşı kampanya mı yapacaktık?”

Kendilerine yönelik “Başbakan Erdoğan’a siz bu hakkı verdiniz. Türkiye bu hale geldi. Hukuka, millete bu kadar zarar veren bir insanın önünü açtınız. Bunun sorumlusu sizsiniz” şeklindeki yorumların yapılması ile ilgili olarak Baykal şunları kaydetti:

"Bu eleştiriler demokrasi anlayışı ile bağdaşmaz. Bu bir demokrasi sınavıdır. Ne yapacaktık. Millete karşı kampanya mı yapacaktık? Bu şekilde yapmak o insana kötülük yapmak değil, belki de hak etmediği o büyük itibarı verme anlamına gelirdi."

Gazetecilerin "Başbakan Erdoğan’ın mahkumiyeti küçük bir mahkumiyet olarak değerlendirdiniz. Abdullah Öcalan da bugün bir grubu temsil ediyor. Onunla ilgili de aynı şeyi düşür müsünüz?" şeklindeki sorusuna Baykal, "Bu bir CHP meselesi değildir. Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı kin ve nefret duygularına karşılık verecek bir suçtur. Mahkeme kararı budur.

Cumhuriyetle ilgili bir durum değildir. Mahkeme diyor ki sen bu şiiri okuyarak bir kısmını diğer kısmını kin ve nefret duygularıyla harekete geçmeye itiyorsun diyor. Bu suçtur diyor. Bu sürdürülebilir bir olay değil. Bu konunu hesaplaşması halkın oylarıyla yapılması gereken bir olaydır. Önemli olan halkın önem verdiğimiz değerler etrafında ikna etmek ve onun desteğini orada kazanmaktır. Kazanmadan bir bahaneler kullanmak, gerçek hukuk devleti demokrasi anlayışına engellemek çıkmaz yoldur. Bizim anlayışımıza bu uymadı" şeklinde yanıtladı.

Baykal, bugün aynı durumun olması durumunda yine aynı şeyi yapacağını kaydetti. Baykal, bunun tersini savunanların demokrasi sözünü ağzına almamaları gerektiğini vurguladı.

 

İHA

GÜNDEM Kategorisindeki Diğer Haberler